Ender İmrek
1915’te Beyazıt’ta idam edilen Ermeni devrimcilerinin, Mustafa Suphilerle birlikte “bizim tarihimiz” olarak literatüre geçmemiş olmalarının altındaki ‘tarihsel’ nedenleri hakkıyla irdelemekte yarar var. Her iki devrimci girişim de Osmanlı Devleti içinde ortaya çıkmış olmasına karşın, Müslüman ve Türk olanın “bizim tarihimiz”, Hıristiyan ve Ermeni olanın ise ‘öteki’ haline getirilmiş olması üzerinde kapsamlı biçimde durmayı hak ediyor... Kadir Akın’ın yeni çıkan kitabı “Ermeni Devrimci,
Paramaz” bu sorunlara güçlü bir
projektör tutuyor. “Abdülhamid’den
İttihat Terakki’ye Ermeni Sosyalistleri ve Soykırım” alt başlığıyla ‘dipnot
yayınları’ndan çıkan kitap, Soykırımı’nın 100. yıl dönümüne olan 24 Nisan’a
yetiştirildi. Kitabın tanıtımı 18 Nisan’da İstanbul’da Cezayir Restorant’ta
yapıldı. Kitabın tanıtım toplantısına, kitabın hazırlanmasında önemli katkılar
sunan Beyrut Sosyal Demokrat Hınçak Partisinin Temsilcisi Alex Keushkerian da
katıldı.
***
1915’te, Beyazıt Meydanı’nda, 19 arkadaşıyla birlikte idam
edilen Ermeni Devrimci Paramaz’ın adını çok az sayıda insan bilmektedir. Yüz
yıl sonra Rojava’da Kobanê direnişine katılarak Miştenur Tepesi’nde çarpışarak
aramızdan ayrılan Suphi Nejat Ağırnaslı, ‘bir Türk olarak’ Ermeni Devrimci
Paramaz’ın adını ve Kızılbaş soy ismini alarak, ulusalcılıkla kirletilmiş
‘devrimcilik’ hakkında sarsıcı bir uyarıda bulunsa da, daha kapsamlı olarak
konuşulması, içselleştirilmesi gereken bir konuyla karşı karşıyayız.
Zira, TKP’nin kurucuları Mustafa Suphi ve arkadaşlarının
Karadeniz’de boğdurulmasından birkaç yıl önce aynı zihniyetçe katledilen
SDHP’nin kurucuları Ermeni Devrimci Paramaz ve arkadaşlarının, Türkiye ‘sol’
hareketinin ve devrimci örgütlerinin tarihinde yer edinmemiş ya da edinememiş
olmasının bir nedeni olsa gerek!
1915’te Beyazıt’ta idam edilen Ermeni devrimcilerinin,
Mustafa Suphilerle birlikte “bizim tarihimiz” olarak literatüre geçmemiş
olmalarının altındaki ‘tarihsel’ nedenleri hakkıyla irdelemekte yarar var. Her
iki devrimci girişim de Osmanlı Devleti içinde ortaya çıkmış olmasına karşın,
Müslüman ve Türk olanın “bizim tarihimiz”, Hıristiyan ve Ermeni olanın ise
‘öteki’ haline getirilmiş olması üzerinde kapsamlı biçimde durmayı hak ediyor.
‘MÜCADELEMİZ ONURLU YAŞAMAK İÇİNDİ’
Kadir Akın’ın yeni çıkan kitabı “Ermeni Devrimci,
Paramaz” bu sorunlara güçlü bir
projektör tutuyor. “Abdülhamid’den
İttihat Terakki’ye Ermeni Sosyalistleri ve Soykırım” alt başlığıyla ‘dipnot
yayınları’ndan çıkan kitap, Soykırımı’nın 100. yıl dönümüne olan 24 Nisan’a
yetiştirildi. Kitabın tanıtımı 18 Nisan’da İstanbul’da Cezayir Restorant’ta
yapıldı.
Kitabın tanıtım toplantısına, kitabın hazırlanmasında önemli
katkılar sunan Beyrut Sosyal Demokrat Hınçak Partisinin Temsilcisi Alex
Keushkerian da katıldı.
Keushkorian, kitap için duygu yüklü sözler söyledi.
Türkiyeli devrimcilerle böylesi bir ortaklaşmadan dolayı mutluluğunun
tarifsizliğini anlattı. Soykırım için; “20. Yüzyılın başlangıcında Osmanlı
İmparatorluğunun son yıllarında halkımızın yürüttüğü ulusal özgürlük
mücadelesinin başlıca hedefleri; Sultan Abdülhamid ve İTC nin baskılarından,
zulmünden, kıyımlarından kurtulmak ve, atalarımızın toprakları üstünde özgür ve
onurlu yaşamaktı” dedi.
Ve, “Bundan doğal ve basit talep ne olabilirdi?” diye sordu.
TARİHİN KARA PERDESİ BELGELERLE ARALANIYOR
Kitabın hazırlık serüvenini biraz biliyorum. Kadir Akın,
aslında daha eskiye dayanan ve uzun uğraşılardan sonra onca bilgi ve belgeyi
değerlendirerek, iki yıl boyunca titiz bir çalışma sürdürerek bu kitabı biz okuyuculara
sundu. İki defa Beyrut’a giderek, Ermenice onca belge ve kaynak taradı.
Güçlükleri aşarak tercüme ettirdi. Hınçak Partisi arşivini taramaktan, konuya
ilişkin bir çok çalışmayı incelemeye, şahsi bir çok arşive ulaşmaktan, bir çok
yazı ve makale incelemeye, Türkiye’de devlet arşivinden yararlanmaya kadar
titiz bir çalışma sürdürdü. Belki de, Türkiye sosyalistlerinin, bir nebze olsun
mahcubiyetlerini aşmasını amaç edinerek çalışmayı zamanında, 100. yıl
dönümünden önce tamamladı.
Roman tadında başlayan kitap, ilerleyen sayfalarda yaşamın
zengin bilgi ve belgelerle sizi adeta bir hazineyle karşı karşıya bırakıyor. Üç
bölümden oluşan kitap, her bir bölümüyle resmi tarihi deşifre etmekle kalmıyor,
üzeri kara bir perdeyle kapatılmış gerçeklerin hiç değilse bir bölümünün gün
ışığına çıkarılmasında güçlü bir projektör işlevi görüyor. Tarihin nasıl
yazıldığını, bilinçlerin nasıl dumura uğratıldığını kitabın ön sözünden son
satırına kadar her bölümde görüyorsunuz.
“Osmanlı’nın Son Yılları: Abdülhamid’den İttihat Terakki’ye
Ermeni Katliamları” kapsayıcı biçimde ele alınmış. “Ermeni Sosyalistlerinin
İttihat Terakki’yle İlişkileri” oldukça çarpıcı. “1915 Soykırımı”na kadar uzanan tarihsel
süreç tüm bağlantılarıyla, yaşananlarla, bilgi ve belgelerle ve elbette doğru
bir pencereden yapılan bağlantı ve yorumla ortaya konuluyor.
1910’da İstanbul’da kuruluş başvurusu yapan; sınıfın ve
emekçilerin taleplerini öne alan, ulusal tam hak eşitliğini savunan ve ‘Osmanlı
Devleti’nden ayrılma eğilimlerini reddeden’ ibareli programla çıkan ulusal ve
sosyal kurtuluş perspektifli SDHP’nin enternasyonalizmini kitaptaki belgeler
ortaya koyuyor. Kitap, “Ermeni milliyetçileri” suçlamasının kara propagandadan
ibaret olduğunu gösteren bir çok belgeyle bir çok konuyu aydınlatıyor. Konuları
ve gelişmeleri tarihsel materyalist yaklaşımla ve diyalektik bütünlük içinde
sunan yazar, Türkiyeli okura önemli bir çalışma sunarak büyük bir katkıda
bulunmakla kalmamış, bu çalışmayla kendisini de içine katarak Ermeni
meselesinde ve Ermeni sosyalistleri karşısındaki tutumdan hareketle,
sosyalistler için yüzleşme ve özeleştiriye kapı açmış. Meselenin “Ermeni
Soykırımı” demenin de ötesindeki derin etkilerine neşter vurmuş!Kitap, 1915
nisan ayında başlayan ve eylülde tamamlanan soykırımın ve devrimci bir partinin
ve onun kadrolarının mücadele öyküsü.
Kitap için, yüz yıllık çarpıtılmış, Kemalizm ve sosyal
şovenizmle yoğrularak şekillendirilmiş tarihin, devrimci bir pencereden doğru
yer ve zamanda yapılmış bir sunumu da diyebiliriz. Dumura uğramış, uğratılmış
dimağları sarsıcı bir çalışma olmuş. Irkçı Türk şovenizmini ve onun sol
içindeki derin etkilerini de irdeleme olanağı sunan kitap, aslında yüz yıl
gecikmeyle yazılmış bir kaynak.
* Kafkasların Lenin’i Stepan Şahumyan (Bir Ermeni
Devrimcinin Hayatı) Umut Yayıncılık)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.