
Taner Akçam
İki resim paylaşmak istiyorum. Birisinde ABD Birleşmiş
Milletler Büyükelçisi Samantha Power, New York’ta Aziz Vartan Ana Kilisesi’nde
Soykırım için yapılan dinî ayinde… Diğeri ise ayin sonrası verilen
resepsiyonda, ayaküstü sohbet sırasında… Bu resimlerin soykırımın yüzüncü
yılında ABD Hükümeti’nin pozisyonun anlaşılması açısından çok önemli olduğunu
düşünüyorum. Samantha Power’ın resmî bir sıfatı var; Birleşmiş Milletler’de
ABD’yi temsil ediyor. Dinî tören sırasında tüm kameralar onun üzerindeydi.
Başta gazeteciler, birçok insan resim çekiyordu. Törene belki kişisel tercihi
ile katıldı ama bunun resmî bir anlamı olduğunu da bilmemesi mümkün değil.
Beyaz Saray’dan izinli bir katılım olduğu açık; istenmeseydi, katılmazdı. Samantha
Power’in tutumunun son derece temsili bir niteliği var. Amerikan yönetiminin ve
siyasi erkinin soykırım konusunda ne düşündüğünü gösteriyor. Soykırım olduğuna
inanmanın ötesinde, üst düzey yetkililerinin bazı anma törenlerine
katılmalarına da sıcak bakılıyor. Power’in tutumu ortada oynananın bir komedi
olduğunu da gösteriyor. En çok ise Türk hükümetlerinin tavrına üzülüyor ve
acıyorum.
***
Samantha Power’ı akademisyen yıllarından tanıyorum.
Harvard Üniversitesi’nde, Kennedy School of Government bünyesinde faaliyet
gösteren, İnsan Hakları Politikası Carr Merkezi yöneticisi olarak çalışmıştı.
2008 yılından beri ise Obama ile birlikte. Önce Ulusal
Güvenlik Konseyi üyesi idi. 2013 Ağustos ayından beri Amerikan Hükümeti’nin
Birleşmiş Milletler Büyükelçisi. Yani Obama yönetiminin en üst düzey
görevlilerinden birisi.
Samantha Power “Cehennemden bir Problem: Amerika ve
Soykırım Çağı” (A Problem from Hell: America and the Age of Genocide) adlı ödül
kazanan kitabıyla tanındı. Kitabında Amerikan hükümetlerini, soykırımları
engelleme konusunda yeterli çabayı göstermedikleri ve meydan gelmesine göz
yumdukları için eleştiriyordu.
Ele aldığı konulardan birisi de Ermeni Soykırımı’dır.
Kitapta, 1921’de Berlin’de Talat Paşa’yı öldüren Tehlerian’ın da bir resmi
vardır.
.
Tüm kitap, dış
müdahalenin, özellikle de Amerikan müdahalesinin soykırımları engellemedeki
önemi üzerine kurgulanmıştır
Amerikan’ın Libya’ya müdahale etme kararında onun önemli
bir etkisi olduğu söylenir.
Zannederim bu kadar bilgi yeter.
26 Nisan Pazar günü, Samantha Power New York Aziz Vartan
Ana Kilisesi’nde idi.
Ermeni Soykırımı’nın 100. yılı nedeniyle düzenlenen anma
törenine katıldı. İki saati aşkın süren tüm ayin boyunca oradaydı.
Power, daha sonra verilen küçük kokteyle de katıldı.
Kendisi ile ilki 2004 yılında Minneapolis’te olmak üzere, bazı vesilelerle
karşılaşmışlığım var. Bu sefer de yeniden ayaküstü sohbet etme şansım oldu.
Bu resimlerin soykırımın yüzüncü yılında ABD Hükümeti’nin
pozisyonun anlaşılması açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Samantha Power’ın resmî bir sıfatı var; Birleşmiş
Milletler’de ABD’yi temsil ediyor. Dinî tören sırasında tüm kameralar onun
üzerindeydi. Başta gazeteciler, birçok insan resim çekiyordu. Törene belki
kişisel tercihi ile katıldı ama bunun resmî bir anlamı olduğunu da bilmemesi
mümkün değil. Beyaz Saray’dan izinli bir katılım olduğu açık; istenmeseydi,
katılmazdı.
Samantha Power’in tutumunun son derece temsili bir
niteliği var. Amerikan yönetiminin ve siyasi erkinin soykırım konusunda ne
düşündüğünü gösteriyor. Soykırım olduğuna inanmanın ötesinde, üst düzey
yetkililerinin bazı anma törenlerine katılmalarına da sıcak bakılıyor.
Power’in tutumu ortada oynananın bir komedi olduğunu da
gösteriyor.
En çok ise Türk hükümetlerinin tavrına üzülüyor ve
acıyorum.
İliklerine kadar soykırıma inandıkları belli olan
insanlara, “bu yıl da soykırım dedirtmemeyi başarttık” diye böbürlenmek
gerçekten çok tuhaf. Tam bir gerçeklikten kaçış hâli.
Samantha Power’i kilisedeki törende görünce Türk Hükümeti
adına utandım!
Bu kadar aşağılanmaya gerek var mı?
tanerakcam@gmail.com

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.