Bundan bir yüzyıl önce en güçlü, en etkili Ermeni din
adamı kimdi diye sorsalardı, sorunun doğru cevabı (Ermeni kilisesinin babası
“Aydınlatıcı” Aziz Gregory’nin – Surp Krikor Lusavoriç – kurduğu makamda
oturuyor olmasına rağmen) Eçmiyadzin’deki Tüm Ermeniler Katolikosu olmazdı.
Doğru cevap, tarihi Ermenistan anayurdunun büyük bölümünü de içine alan geniş
bir coğrafyaya yayılmış bir imparatorluğun başkentinde yaşayan, İstanbul Ermeni
Patriği’dir.
Osmanlı İmparatorluğu’nda, toplumların dini aidiyetlerine
göre birbirinden ayrıldığı, varlığı ve hakları resmen tanınmış “millet”lere
dayalı bir hukuk sistemi yürürlükteydi. “Millet”ler, elbette Osmanlı sultanının
tebaalarıydı; ancak dini yaşamlarında, evlilik, eğitim gibi toplumsal
kurumlarına ilişkin konularda belirli bir özerkliğe sahiptiler. Örneğin Rumlar
ve Yahudiler de birer Millet’ti; hatta sonradan Katolik Ermeniler ve Protestan
Ermeniler de Millet olarak tanındılar.
Ermeni Millet’i, Konstantinopolis’i 1453 yılında fetheden
Fatih Sultan Mehmet’in 1461 yılında kurduğu Patrikhane tarafından yönetiliyordu.
Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentine dönüşecek olan kentte daha o zaman Bizans
döneminden itibaren Ermeniler yaşıyordu; ancak var olan nüfusa daha çok sayıda
Ermeninin katılımı Osmanlının yönetiminde geçen yüzyıllarda gerçekleşti.
İstanbul, soykırımdan önce de Ermeni varlığının merkezlerinden biriydi ve
Ermeni Patrikhanesi, toplumun dini ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra, hem
Ermeni toplumunun iç siyasi yaşamının, hem de Ermenilerle Osmanlı yöneticileri
arasındaki ilişkilerin düzenlendiği önemli bir platform işlevi görüyordu.
İstanbul Ermeni Patrikhanesi’nin geliştirdiği idari sistem – sivil (din dışı)
toplum temsilcilerinin dini etkinliklere, ya da episkoposların seçimine
katılması – Ermeni Diyasporası’nın birçok kesiminde bugün de yürürlükte.
Ermeni Patrikhanesi’nin konumu ve yetkileri, elbette
Ermeni Soykırımı’yla birlikte büyük ölçüde darbe aldı. Ermeni Katolik
Kilisesi’nin başı ve Sis Ermeni Katolikosu Osmanlı topraklarını terk ettiler ve
sonunda Lübnan’a yerleştiler. Bu dönemde birkaç yıl boyunca İstanbul’da bir
Ermeni Patriği görev yapmadı. Patriklik makamı Türkiye Cumhuriyeti tarafından
yeniden faaliyete geçti; ancak genel anlamda azınlıklara ilişkin politikalar
nedeniyle işlevleri kısıtlanmıştı.
Ermeni din adamları Eçmiyadzin’deki Katolikos’u en üst
makam olarak kabul etse de, Türkiye’deki Ermeni kiliseleri – genellikle bugün
anıldığı şekilde – İstanbul Ermeni Patriği’nin yönetimi altında faaliyet
göstermekteler. Kiliselerin çoğu İstanbul ve çevresindedir. Ülkenin iç
kısımlarında (örneğin Gesaria/Kayseri’de, Dikranagerd/Diyarbakır’da, Mardin’in
Derik ilçesinde birer, Antioch/Hatay’da üç olmak üzere) birkaç kilise
kalmıştır. Türiye’nin çeşitli bölgelerinde kilisesi bulunmayan bazı Ermeni
cemaatleri, Yunanistan’ın Girit adasında da bir papazlık bulunmakta.
Zaman zaman zorluk ve gerilimlere rağmen Ermeni Patriği
Türkiye’deki Ermenilerin en kayda değer sesi olarak gündeme gelmekte, böylece
aynı zamanda ülke azınlıklarının görünürlüğünü yansıtmakta.
Referanslar ve Diğer Kaynaklar
1. Türkiye Ermeniler Patrikliği / Պատրիարքութիւն Հայոց
(Türkçe ve Ermenice)
2. The Eastern Diocese of the Armenian Church of America.
“The Armenian Patriarchate of Constantinople”
3. The Armenian Church, Mother See of Holy Etchmiadzin.
“The Patriarchate of Constantinople”
4. “Armenian Community of Istanbul Has One Leader”,
CivilNet, 18 Mayıs 2014
5. Wikipedia: “Armenian Patriarchate of Constantinople”

1 yorum:
Bu seriyi kimlerin hazırladığını bilmiyorum ama patriklik konusunda pek çok eksik bilgi var. 1816 Nizamnamesinden söz edilmiyor.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.