Ali Korkmaz/Cenevre
Yeni Yaklaşım, Yeni Çareler.Cenevre Üniversitesi’nde 15
Mayıs 2015 Cuma günü saat 10:00 ile 18:00 arası gerçekleştirilen uluslararası
incelemeler ve ders gününde 3 panel, konferans ve etkinlikler düzenlendi. Soykırımları
konu alan etkinlikler de özellikle Ermenilere yapılan Soykırımı’nda ki
zulümlere ve farklılığına değinildi. Ayriyeten Yahudilere uygulanan soykırım ve
Afrika’daki soykırımlar da konu oldu. Soykırımların nedenleri tartışılarak,
soykırımların tanınması ve yerli kadim halkların el konulan malvarlığının,
toprakların iadesinin barışı sağlayacağının önemine vurgular yapıldı.
1. panelin panelistleri; Graz Üniversitesi’nden Kerem
Öktem; Osmanlı felaketi ve Ermenilere yapılan Soykırımı, tarihten yeni
araştırmaları konu aldı. Zürih ve Cenevre Üniversitesi’nden Hans-Lukas Kiser;
Almanya ve Osmanlı işbirliğiyle Ermenilere yapılan Soykırımı’na cevaplar verdi.
Basel Üniversitesi’nden Maurus Reinkowski; Almanya ve Osmanlı işbirliğine
değindi. İstanbul Sabancı Üniversitesi’nden Hülya Adak; bir asır inkar boyunca
inkarcılık konularını Fransızca ve İngilizce konferanslarını sundular.
2. Panelin panelistleri; Cenevre İHEİD İnstitut Hautes
Etudes İnternationales et Dévloppement (Uluslararası Yüksek Eğitim Öğretimi)
dönem başkanı Jordi Tejel; bugünkü Türk ve Kürt nezaket kurallarına, anılarına,
barç listesine ve unutulması istenmeyen şeylere değindi. Bahçeşehir
Üniversitesi ve Hrant Dink Vakfı’ndan Cengiz Aktar; Türkiye’deki politika ve
toplum nezaketi, aykırı düşüncelerin kamu hakkında yasaklamalarına değindi.
Graz Üniversitesinden Kerem Öktem Osmanlının çöküşü ve felaketlere değindi.
3. Panelin panelistleri; Cenevre Üniversitesi’nden Sévane
Garibian; Ermenilerin 1915’e cevaplarını anlattı. Cenevre Üniversitesi’nden
Valentina Calzolari; 1915 tarihçesinden anılara tarihi olaylara değindi. Paris
Monde gazetesinden gazeteci Gaïdz Minassian; İttihat ve Terakki döneminde insanlığa
ve medeniyete karşı işlenilen suç, suçluları cezalandırma eylemlerine
kadar ki sürede kırılma, kopma benzerliklerine değindi.
Cenevre Webster Üniversitesi’nden Vicken Cheterian;
“Dikenli güçlükler dolu hafıza” eserindeki çalışma anılarını 1915’den günümüze
kadarını anlattı.
Genel olarak tüm panelistlerin işledikleri konular ve
sohpetler de söyledikleri; Ermenilere yapılan Soykırımı halen bugüne kadar bir
uluslararası mahkeme de yargılanıp sonuçlanamamıştır. İlk olarak 1919-1921
yılların da soykırım üst düzey sorumluları; Talat Paşa, Enver Paşa ve Cemal
Paşa osmanlı ulusal mahkemesinde ölümle yargılandılar. Bu bile aslında
soykırımı o dönemlerde bile tanımanın bir örneğidir. Örneğin, Ruanda’ da ki
soykırım uluslararası mahkemelere taşınabilinmiştir ama Ermenilere yapılan
Soykırımı uluslararası mahkemelere taşınamamıştır, üst düzey sorumluları ulusal
düzeyde ölüm cezaları kararı verebiliyorlarsa uluslararası mahkemeler bundan
dahada kolay bir şekilde soykırımı tanımaları gerekmekdedir. Ermeniler
kendilerini katleden Türkleri ve diger yerel suç ittifakında yeralan halkları,
jandarmaları, polisleri tanıyor, biliyorlardı. Ermeni mahalleleri veya Türk,
Kürt mahalleleri vardı, herkes birbirlerini tanıyordu, katliama katılan
kişileri bilip görüyorlardı. Vahim bir durum daha, 1959-1994 yıllarında
Afrika’da Tutsileri katletmek normalmiş gibiydi, katliamlar hazırlanıyordu.
1894-1923 arası Ermenileri de öldürmek normaldi, var olan sistem böyle hazırlık
yapıyordu. Bu süre de 1 milyon 900 bin Ermeni katledildi. Önemli bir sorun daha
Almanya’da, Fransa’da Avrupa’nın hiç bir yerinde Hitler bulvarı, caddesi,
sokağı veya anıtı bulamazsınız. Ama bugün halen Türkiye’de Talat Paşa, Enver Paşa,
Cemal Paşa bulvarları, caddeleri, sokakları veya anıtı vardır. Aynı zaman’da
soykırım budur, bu isimler ve sayılardır da.
Soykırım da yaşamlarını yitirenlerin çocuklarını ve
torunlarını dinleyin, onlar bu vahşeti anlatıyorlar ve bu sorunun çözülmesi gerektiğini
daha iyi anlarsınız. Halen bugünkü Türkiye´de Ermeniler kendi Kimliklerini her türlü
nedenden dolayı saklamak mecburiyetinde. Görünen sebebi devletin oluşturmuş
olduğu ırkçı ve Ermeni düşmanlığını üreten ittihatçı zihniyettir, bugün hala
devam etmesidir. Dünyanın hiç bir yerinde böyle bir durum artık mevcut
değildir. Soykırım bir şekilde devam etmektedir ve Müslümanlaştırılmış
Ermeniler ya da gizli Ermeniler, kısa bir süre öncesine kadar Türkiye’de bir
tabu idi. Üzerinde görünmeyen bir yasak varmışçasına, insanlar bu konuyu
konuşmaktan çekiniyordu. Ancak öldürülen Ermeni Gazeteci Hrant Dink adına kurulan Hrant Dink Vakfı ve diğer
sivil toplum örgütlerinin bu konularda sempozyumlar düzenlemesi,
entelektüellerin bu konuyu sık sık gündeme getirmesi tabuların yıkılmasında
önemli bir etken oldu. Bugün Dersim Ermenileri derneği bulunuyor. Ayrıca
Malatya, Muş, Batman (Sason), Sivas, Hatay Ermenileri de dernek kurarak
örgütlendi. Adıyaman ve Diyarbakır Ermenileri de dernekleşme aşamasında.
Şimdiye kadar Alevi, Kürt, Arap, Müslüman olarak bilinen Batı Ermenistan
Ermenileri, artık örgütlenip kimliklerine dönüyorlar. Bu arada derneklerin tek
amacının toplu vaftizlerle din değiştirme olmadığını da vurgulayalım. Dernekler
hem Ermenistan’la hem de diğer illerdeki Ermeni örgütleriyle yaptıkları
etkinlikler sayesinde, Ermeni gençlerin kaynaşması ve kültürlerini
öğrenmelerini de hedefliyor.
Bu kapsamda son dört yıldır Erivan gençleri Dersim’e,
Dersim gençleri Erivan’a gidip geliyorlar. Bugün ne yapabiliriz? Toplum çok titiz,
kolay beğenemez olmuş, toplumlarda belekleri, anıları silip atamayacağımıza
göre, bir kaç gündür bu etkinlikler niye yapılıyor? Toplumlara, hükümetlere,
devletlere her istediklerini yapamayacaklarını anlatabilmek içindir. Toplumlar
arasında diyalog ve anlaşılması güç sorunları anlayıp çözüm bulmaktır, bugün
yapılması gereken bu olmalıdır, bugün insani projeler, sosyal kültürel
yaklaşımlar bulabilmek için yöntemler, belgeler düzenleyip, birlikte çözüm
bulmalıyız. Bunlara dikkat ettiğimiz zaman ilerleyebiliriz.
Soykırım sadece insanları ortadan kaldırıp yok etmek
değil, aynı zamanda etnik, sosyal, dini
inançları ve kültürünü yok etmektir.
Soykırımların görünmeyen ve pek konuşulmayan bir yönü de
sorulan bir soruyla tartışılması sağlandı. Almanya’daki gelişen sınıf
hareketini ve sosyalizmi engellemek için yahudiler günah keçisi seçildi, yahudi
soykırım aynı zamanda bunun için de uygulandı ve birinci dünya savaşı öncesi de
osmanlı feodal rejimini ve sermayesini korumak ve homojen bir devlet yaratmak
için, Ermenilerin ana yurtları alan Kilikya, Batı Ermenistan´da ve diyer
bölgelerde Ermenileri günah keçisi seçtiler. 2.Wilhelm Almanya´sı da bu
durumdan yararlanarak Ermenilere yapılan Soykırım’da şu veya bu şekilde ortak
olmadılar mı?
Soru ve cevaplarla günün soykırımları öncesi ve sonrası
tartışılarak arayışlarda bulunuldu.
Ali Korkmaz/Cenevre

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.