Fuat Uğur / fugur1864@gmail.com
İnanmayacaksınız ama Garo Paylan “AK Parti’nin ilk
döneminde Ermeniler rahatlamıştı ama son iki yıllık dönemde otoriter dilden
nasiplerini aldılar” diyor bir de. Hakikaten bu kadarını beklemiyordum. İnsan AK Parti’nin
iktidara geldiği yıllarda ulusalcıların nasıl azıttıklarını, o röportaj verdiği
gazetenin, yani Hürriyet’in tıpkı “şerefsiz” diye hakaret ettiği Ahmet Kaya
gibi Hrant Dink’i de ulusalcılara hedef gösterdiğini hatırlamak bile o dönem
hakkında yeterli ipucu verebilir. Bugün 1915’i “soykırım olarak anmak” üzere
binlerce kişinin Taksim Meydanında gösteri yapabildiğini sen rüyanda görürdün
AK Parti’nin ilk yıllarında. Ermeni konferanslarının bile yasaklandığı
yıllardan bu yana AK Parti demokrasiyi ilmek ilmek ördü senin başına çorap
örülmek istenirken.
***
Aklınızdan bile geçirmeyin.
“Markar Esayan, birlikte program yaptığı arkadaşına cevap
yazdırıyor” diye düşünmeye tevessül edenler bilsin ki Markar bu yazıdan
sizlerle birlikte haberdar olacak. Haber verseydim eminim yazmamamı isteyecekti
benden. Garo Paylan, “arkadaşı” Markar’ı eğer gerçekten tanıyorsa, bilir bu
özelliğini.
Ama bu mesele Garo Paylan’ın Markar Esayan hakkında
söylediklerindeki kişisellikten öte bir duruma işaret ediyor.
Paylan, Hürriyet gazetesinde Ahmet Hakan Coşkun’a verdiği
röportajda, Markar Esayan’ın özellikle son iki yıldır işlenen pek çok suçu
meşru kılmaya dönük bir performans sergilediğini söylüyor. Örneğin Gezi’de,
Kobani’de farklı tutum aldığını, “Afedersin Ermeni” denilirken “Aslında öyle
demek istemedi” diye durumu tevil etmeye çalıştığını ifade ediyor.
Markar, bu “suçları” nedeniyle nedamet getirmeliymiş Garo
Paylan’a göre.
Markar Esayan’ın Gezi hakkında bir kitabı var, “Dünyayı
durduran 60 gün” adında. Okumasını öneririm. Ucuz, sığ ve hiçbir temele
dayanmayan suçlamalarını meşruiyet çizgisini de işin içine sokarak yaptığında,
suçladığın kişinin fikirlerini bilmen gerekir. Sadece o değil. Markar ile
birlikte pek çok kişinin “Kalkışma” ve “Darbe girişimi” olarak nitelediği Gezi
için “meşru” liderin Selahattin Demirtaş’ın ne dediğini de biliyor olmalısın.
Demirtaş’ın aşağıdaki konuşması CNNTürk’teki bir
programdan:
“Gezi’nin başlangıcını biz de destekledik. Ama buradan
şöyle bir hareketin içine de girildi. Buradan hükümeti devirecek, darbeye
götürecek bir halk hareketi çıkarabilir miyiz, bu halk hareketini buraya
kanalize edebilir miyiz diye bir arayış oldu. Yani biz bunu sokaktaki
gözlemlerimizle rahatlıkla ifade edebiliriz. Bu bir spekülasyon değil. Buna
şiddetle karşı çıktık. O nedenle Gezi ile aramıza mesafe koyduk. Yani buradan
darbe çıkarmaya çalışanlarla birlikte olmayız dedik.”
Garo Paylan, hani olur a, “İmralı heyeti”nde yer alabilir
belki ileride. Bilgisi olsun diye Abdullah Öcalan’ın “Gezi 7 Şubat’ın
devamıdır. 17 Aralık darbesine de karşı duracağız. Tüm darbelere karşı
duracağız” dediğini de hatırlatalım insanlık namına.
Gezi’ye Sırrı Sakık’ın bakışı da lazım olabilir Paylan’a:
“Bazı kesimler sandıkta yenişemedikleri iktidar partisini
acaba farklı alanlarda nasıl devirebiliriz, ne yapabiliriz anlayışı içinde
oldular. Biz AKP ile çatışırız kavga ederiz ama bunun yolu yöntemi sandıkta
hesap görülür. Bayraklarla, bayrakların sopalarıyla linç operasyonu
gerçekleştirenlerin art niyetli olduğunu düşünüyoruz.”
Paylan’ın fikir sefaletinin en büyük sebebi, olaylar
hakkında sosyal medyada cımbızlanmış laflarla konuşuyor olması. Eğer gerçekten
okuyup araştırsaydı böylesine şuursuzca konuşmak yerine bugünkü “muhalif”
duruşuna hiç olmazsa biraz anlam ve derinlik kazandırabilirdi. En azından.
Gelelim Kobani hakkındaki “suç”a… Kobani’de de bir suç
işlendi, evet. Garo Paylan’ın bugün milletvekili olduğu partinin eş Genel
Başkanı Selahattin Demirtaş’ın çağrısıyla sokağa dökülen teröristler 53 insanın
canına kıydılar. Ama gördüğüm kadarıyla Paylan’daki kapasite, orada katledilen
53 insanın dökülen kanı üzerine kafa yormaya müsait değil. Demirtaş ile
tokalaştığında eline bulaşan kırmızılık aslında o 53 insanın kanıdır Garo
Paylan.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın NTV’deki söyleşide
kendisine “Ermeni” sözcüğünün yanına çok çirkin sıfatlar takılarak
saldırıldığını anlatması sırasında oluşan dil sürçmesini, daha doğrusu eksik
kalan ifadeyi anlayabilmek için asgari bir izan ve ahlaki duruş yeterli.
Erdoğan gibi 1915’ten bu yana geçen zamanda Ermeni halkı için en büyük adımları
atmış bir lideri böylesine suçlamak için demek ki HDP’den milletvekilliği almak
yeterli olabiliyormuş.
İnanmayacaksınız ama Garo Paylan “AK Parti’nin ilk
döneminde Ermeniler rahatlamıştı ama son iki yıllık dönemde otoriter dilden
nasiplerini aldılar” diyor bir de.
Hakikaten bu kadarını beklemiyordum. İnsan AK Parti’nin
iktidara geldiği yıllarda ulusalcıların nasıl azıttıklarını, o röportaj verdiği
gazetenin, yani Hürriyet’in tıpkı “şerefsiz” diye hakaret ettiği Ahmet Kaya
gibi Hrant Dink’i de ulusalcılara hedef gösterdiğini hatırlamak bile o dönem
hakkında yeterli ipucu verebilir.
Bugün 1915’i “soykırım olarak anmak” üzere binlerce
kişinin Taksim Meydanında gösteri yapabildiğini sen rüyanda görürdün AK
Parti’nin ilk yıllarında. Ermeni konferanslarının bile yasaklandığı yıllardan
bu yana AK Parti demokrasiyi ilmek ilmek ördü senin başına çorap örülmek
istenirken.
Anlıyorum ki tutarsız ve her yeri dökülen konuşmalar
yapmaya aday bir siyasetçimiz daha var artık Meclis’te.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.