1915 Muş’unda Ermenilerin Vartavar bayramı, ‘mardavar’
(insan yakma) gününe dönüştü. Ermeni Kilisesi’nin beş önemli yortusundan biri
olan, su serpme geleneği ile Nuh Tufanı’nın anıldığı Vartavar 1915 öncesinde
tüm yurtta kutlanıyordu. Tıpkı diğer Hristiyan bayramları gibi. Ancak 100 yıl
önce Muş’taki Vartavar’ı diğerlerinden ayıran, soykırımın başladığı gün
olmasıydı.
Serdar Korucu’nun AGOS’ta yayımlanan haberine göre,
Ermeni Soykırımı’ndan kurtulanların anlatıları içinde Vartavar Bayramı’nın
önemli bir yeri bulunuyor. Prof. Verjine Svazlian'ın derlediği anlatılarda
bayramın eskiden bu topraklarda nasıl kutlandığından çok, soykırımın başladığı
süreç ele alınıyor. Özellikle de Muş’ta…
1901 yılında Muş’un Vardenis köyünde doğan Şoğer Abrahami
Tonoyan o günü şöyle anlatıyor: “Bizim köyü yağmaya geldiler; koyunları,
mandaları ve malları alıp götürdüler. Güzel olanları götürdüler. Halamın bir
oğlu vardı; o gece gündüz benim yanımdaydı; onu da götürdüler. Erkek kalmadı.
Küçük büyük herkesi toplayıp Avzut Köyü’nün ahırlarına doldurdular; onları
ateşe verip diri diri yaktılar.”
“KEŞKE O GÜN YANSAYDIM’’
Bölgedeki nüfusun büyük bölümünün ahırlarda öldürüldüğünü
anlatan Tonoyan, yaşananları büyük bir felaket olarak tanımlıyordu: “Gerçek bir
Sodom-Gomora durumuydu. Yanan insanlar koşuşturup, duvarlara çarpıyorlardı;
yere düşen kendi çocuklarını kendi ayakları altında çiğniyorlardı… Keşke ben ve
küçük kardeşim de yanan 60 kişi gibi yansaydık da o imansız insanların acımasız
ve Allahsız kanunu görmeseydik!”
“KOCAM ÖLDÜRÜLDÜ, O GÜNÜ UNUTAMAM’’
1883’te Muş’un Mıkragom köyünde doğan Noyemzar Melkoni
Muradyan içinse 1915 yılının Vartavar’ı eşi Danyel’in öldürüldüğü gündü:
“Muş Ovası’ndaki katliam tam da o gün başladı. Vardavar
Pazarı’ydı… Ben çocuklarımı alıp samanlığımıza girdim; biraz orada kaldım ama
dama çıktım ki, ne göreyim! Köyümüzün en uç kısmındaki evlerden ateş ve
dumanlar yükseliyor, gökyüzünü kaplıyordu. Küçük kızım henüz kucak çocuğuydu.
Avisar, Grigor, Sose, Kyaram ve Satik isimli beş çocuğum vardı. Ne yapacağımızı
şaşırdım. Sonra dışarı çıkıp kaçmak üzere dikkatle yola çıktık.”
Fazla uzaklaşamadan yakalanan Muradyan bir samanlığa
götürülüyordu. Komşu kadınların da aynı samanlığa götürüldüğünü gören Noyemzar
Melkoni Muradyan küçük bir delikten çocuklarıyla kaçmayı başarsa da herkes onun
kadar “şanslı” değildi. Samanlık ateşe verilmişti: “Hepsi feryat ediyordu,
ateşten çatırtı sesleri çıkıyordu. O neydi öyle… O günü unutamam…”
1886’da Sasun’da doğan Yeğyazar Karapetyan’ın anlatısıysa
bölgedeki Ermenilerin gözünde Vartavar Bayramı’nda yaşanan acının etkisini
ortaya koyuyordu: “28 Nisan günü Vardavar dini yortusunun Pazar günüydü; Ermeni
ulusunun mutlu bayramı; fakat ne yazık ki o gün Muş Ovası’ndaki Ermeniler için
“mardavar” (insan yakma) gününe dönüştü. Pazar gecesi ve onu takip eden gece
Muş Ovası’nın köylerindeki masum ve silahsız kadın ve çocuklar yok edildiler.”
Martavar*: Ermenicede ‘insan’ ve ‘yakmak’ kelimelerinden
türetilen bir kelime


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.