Uzmanlar, Hristiyanların uzun süredir devam eden 'müdahil
olmama' politikasını bir kenara bıraktığına dikkat çekiyor. IŞİD'e karşı
silahlı mücadelede artık Hristiyanlar da yer alıyor. Ancak uzmanlar, Hristiyan
milis güçlerinin bu mücadelede başarılı olabilmesi için güçlü müttefiklere
ihtiyacı olduğuna dikkat çekiyor. Bağdat'taki El Mustansiriya Üniversitesi'nden
Siyaset Bilimci Saad Sallum, Hristiyan milis güçlerinin kurulmasının bölgedeki
genel eğilimle örtüştüğünü belirtiyor.
'MÜDAHİL OLMAMA' POLİTİKASI BİR KENARA BIRAKILDI
'Al Monitor' haber portalı için kaleme aldığı yazıda
Sallum, iç savaşın hüküm sürdüğü ülkede herkesin artık silahlandığını
belirtiyor. Uzman, Hristiyanların böylelikle uzun süreden bu yana devam eden
‘müdahil olmama' politikasını bir kenara bıraktığına dikkat çekiyor.
MEŞRU MÜDAFAA BİRLİKLERİ YENİ DEĞİL
Tehdit Altındaki Halklar Derneği'nin Irak uzmanı Kemal
Sido ise Hristiyanların meşru müdafaa birliklerinin yeni olmadığını söylüyor.
Sido, "2003 yılındaki Amerikan işgalinden sonra Hristiyan köylerine ve
kiliselerine yönelik saldırılar arttı, o dönemde bunun sorumluları IŞİD değil,
radikal İslamcı gruplardı. Kiliseleri korumak amacıyla bir milis gücü
oluşturulmuştu. Ben de şu anda ne yazık ki IŞİD'in kontrolü altında olan
Bartallah köyüne gitmiştim. Orada güvenlik güçlerinin üçe ayrıldığını gördüm:
Irak ordusu, Kürt peşmerge birlikleri ve kiliseler ile evleri bizzat kendileri
koruyan Hristiyan milis güçleri…” şeklinde konuşuyor.
KAÇMAK ZORUNDA KALDILAR
Fırat ile Dicle arasındaki bölgede bir dönem 1,5 milyon
Hristiyan yaşıyordu. Süregiden iç savaş nedeniyle yüz binlercesi ya yurt dışına
veya başka bölgelere kaçmak zorunda kaldı. Başkent Bağdat veya Basra
Körfezi'nden kaçanlar Musul'a, Ninova'ya sığındı. Ancak IŞİD'in saldırıları
sonrasında bu bölgeleri de terk eden Hristiyanlar bu kez Dohuk'a ve Kuzey
Irak'a göç etti. Irak Uzmanı Kemal Sido, “Bu bölgeler de saldırıya uğrarsa,
başka nereye gidebilirler ki?” diyor.
'KENDİ BAŞLARININ ÇARESİNE' BAKIYORLAR
Bağdat yönetimine ve Kürt peşmerge birliklerine
güvenmeyen Hristiyanlar, “Babil Tugayı”, “Ninova Ovasını Koruma Birliği”,
“Dwekh Nawsha” gibi isimler altında birkaç yüz kişiden oluşan milis güçleri
kurarak kendi başlarının çaresine bakmaya çalışıyor.
Siyaset Bilimci Saad Sallum'a göre, bu milis güçlerinin
önünde üç seçenek bulunuyor: Kürtlerin kontrolü veya Irak yönetiminin kontrolü
altında savaşmak ya da uluslararası toplumun desteğiyle kendi başlarına hareket
etmek. Ancak uzman, milis güçleri çok zayıf olduğu için bağımsız mücadele
vermenin zor olduğuna dikkat çekiyor. Kemal Sido ise endişelerini şöyle dile
getiriyor:
“Bizim IŞİD'le olan mücadelemizde karşı karşıya olduğumuz
trajedi şu: Hristiyanlar arasında da farklı görüşler ve gruplar var. Korkarım
ki, bu gruplar arasında temsili bir savaş olacak. Kürt yanlıları ve Bağdat
yanlıları mevcut. Bu böyle kalamaz çünkü ne Kürt yönetiminin ne de Bağdat yönetiminin
Kürtlerin ve Ezidilerin üzerinden kavgalarını sürdürme hakkı var.”
'BİRLİK OLMAKTAN BAŞKA ÇAREMİZ YOK'
Siyaset bilimci Sallum ise etnik ve dini temelde kurulan
milis güçlerinin ülkeyi parçalayabileceği endişesini dile getiriyor. Her grubun
kendi menfaatleri doğrultusunda hareket etmesi durumunda Araplar ile Kürtler,
Sünniler ile Şiiler, Hristiyanlar ve Ezidiler arasındaki uçurumun daha da
derinleşeceğine dikkat çeken Sallum, bunun IŞİD'in elini daha da
güçlendireceğini belirtiyor. Tehdit Altındaki Halklar Derneği'nden Kemal Sido
ise “Başka çaremiz yok” diyerek IŞİD'e karşı mücadeleye herkesin katılması
gerektiğini savunuyor.
Kaynak: Deutsche Welle Türkçe

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.