Ümit-Kurt / umit105@gmail.com
Cemal Paşa’nın amacı Halep’teki artan Arap
milliyetçiliğinin ve Arap nüfusunu dengelemek için bu bölgeye Anadolu’dan
sürülmüş Ermenilerin yerleştirilmesidir. 29 Ağustos 1915: ABD’nin Ermenilerin
tehciri ve imhasına yönelik İttihad ve Terakki hükümetine yönelik
protestosundan sonra tehcir bir süre durdurulur ancak hemen yeniden başlatılır.
5 Kasım 1915: İhtida kurallarını belirleyen bir talimatname ile sadece Anadolu
içlerinde kalmalarına izin verilen Ermenilerin ihtida taleplerinin kabul
edileceği bildirilir.
1915 sonlarına doğru Cemal Paşa, kontrolü altında bulunan
Suriye bölgesinde mukim önde gelen Arap ailelerini Anadolu’nun iç ve batı
bölgelerine sürme kararı alır. Böylece bu bölgelere binlerce Arap aile
sürülür/yerleştirilir. Bunlar Eskişehir, Konya, Hüdevandigar, Ankara, Sivas ve
Kayseri’deki Ermeni meskenlerine yerleştirilir. Emval-i metrukeden kendilerine
mülkler verilir.
Şükrü Kaya Halep’e vardığında Cemal Paşa ile arasında bir
tür otorite savaşı vuku bulur. Zira Cemal Paşa IV. Ordu Kumandanı olarak Suriye
bölgesinin kontrol etmektedir. Ancak merkezi yönetim--Talat Paşa-- Zor ve Urfa
mutasarrıflarına Şükrü Kaya’nın emirlerini uygulamasını iletir.
Cemal Paşa’nın amacı Halep’teki artan Arap
milliyetçiliğinin ve Arap nüfusunu dengelemek için bu bölgeye Anadolu’dan
sürülmüş Ermenilerin yerleştirilmesidir. Bu nedenle de, Hama, Havran, Kerek ile
Halep’in güneyi ve batı bölgesinin bir kısmının Ermenilere ayrılmasını Talat
Paşa’ya kabul ettirme uğraşı içindedir.
Kasım 1915’de yapılan bir toplantı sonrası Cemal Paşa’ya
Ermenilerin il ve ilçe merkezlerinde yüzde 2 oranına iskân edilebilecekleri
kararı bildirilir. Geri kalan nüfus, diğer bölgelerde olduğu gibi köylere veya
çadır kamplara dağıtılacaktır.
Bu uzlaşıya rağmen yeni sorunlar çıkar. Talat Paşa, Cemal
Paşa’ya bazı mutasarrıf ve kaymakamları görevden aldığı için, sorumluluğunun
sınırlarını hatırlatmak zorunda kalır. Hatta Doğan Avcıoğlu, Cemal Paşa’nın
Bahaeddin Şakir Bey ile de karşı karşıya geldiğini aktarır. Bahaeddin Şakir’in
Cemal Paşa’ya gönderdiği şifreli telgrafa göre, Şakir Cemal’e “biz Trabzon,
Erzurum, Sivas, Bitlis, Ma’muretü’l-aziz ve Diyarbekir’deki yüzde 95 Ermenileri
Musul’un güneyindeki illere [Katma, Müslime, Suruç, Resulayn, Rakka, Harran ve
Zor] gönderiyoruz. Ama siz Halep’e sevk ediyorsunuz” der.
Böylece, Cemal Paşa’nın bu ısrarı ve planı doğrultusunda
kendisinin “Cemal’in Ermenileri” dediği 150.000 Ermeni, Hama ve Şam arasındaki
bölgede iskan edilerek kurtarılmıştır.
Ermeni yetimleri: Ermeni çocukların “terbiye” meselesi
26 Haziran 1915’te Ermeni yetimleri ile ilgili politika
Eğitim Nazırlığı tarafından açıklanır. Buna göre Ermenilerden kalan ve 10
yaşının altındaki çocuklar “talim ve terbiyeleri” için devlet yetimhanelerine
yerleştirilecektir.
27 Aralık 1915: İAMM çeşitli vilayetlere, İslam köylerine
“tevzi olunan” ve “nüfuzlu kimseler”e teslim edilen Ermeni yetimlerinin
miktarını sorar.
29 Nisan 1916 Talimatnamesi: Bu talimatname ile Ermeni
yetimleriyle ilgili politika son şeklini alır. Bu talimatnamenin 3. maddesine
göre, 12 yaş ve altındaki Ermeni yetimler taşrada bulunan yetimhanelere
gönderilmelidirler. Geriye kalan çocuklar, nüfuzlu ailelere; “terbiye ve
temsillerine (asimilasyon)” ve “adabimahalliye”yi öğrenmeleri için
dağıtılmalıdırlar. Geriye kalanlar da, Müslüman köylerine, fakir ailelere 30
kuruş aylık bağlanarak dağıtılmalıdır.
İstanbul yetimlerinin dağıtılması uygulamanın dışında
tutulur, yasaklanır; yetimler kesinlikle taşradaki yetimhanelerde
barındırılmalıdır. Zira bunların rahat ve süratli asimilasyonları için, Anadolu
içleri daha uygundur. İstanbul’daki Ermeni cemaati ve yabancıların işe
müdahalesi hesaba katılmıştır.
Güney’e sürülen Ermeni yetimlerse Cemal Paşa’nın kurduğu
yetimhaneler dışında, kuzeye yani Anadolu’da bulunan yetimhanelere
nakledilmiştir. Hatta Cemal Paşa’nın yetimhanelerinde bulunan çocukların da
Anadolu’daki yetimhanelere nakledildikleri olur. Örneğin, Haziran 1916’da
Halep’te birikmiş Ermeni yetimler, Sivas’ta bulunan yetimhanelere
nakledilmişlerdir.
8 Mart 1916: Bu tarihten itibaren ihtida hakkı sadece
Müslümanlarla evlenen, evlenecek olan Ermeni kadınlarla sınırlandırılır. Bu
sırada iskan mıntıkalarında ise, ihtida başvurularında herhangi bir sınırlama
getirilmemiş, tim ihtida talepleri kabul edilmiştir.
30 Nisan 1916: Tüm Anadolu vilayetlerine “kimsesiz ve
velisiz” kalan Ermeniler hakkında talimatname gönderilir. Buna göre aile
reisinden mahrum aileler—asker aileleri dahil—genç kızlar, kadınlar ve
çocuklar; Ermeni ya da yabancının olmadığı köy ve kasabalara dağıtılmalıdır.
Talimatnamenin ikinci maddesinde “Genç ve dul kadınların tezvicleri
[evlendirilmeleri]” emredilir.
1916 ortalarında Resulayn’da 35.000 Ermeni Kafkasyalılar
tarafından katledilir.
1916 Temmuz’unda Zor bölgesinde 120.000 Ermeni
katledilir.
Eylül 1916’da hâlâ Suriye bölgesine sürülmüş Ermeniler
askere alınmakta ve amele taburlarında çalıştırılmaktadır. Hatta Ekim 1917’de
din değiştirmiş olsun veya olmasın tüm Ermenilerin kapsayan yeni bir askere
alma kararı bile çıkartılır.
Not: Ermeni Soykırımı’nın gidişatına ilişkin daha detaylı
bir kronolojik bilgi için şu adresteki siteyi kontrol etmenizi tavsiye ederim: http://www.armenian-genocide.org/chronology.html

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.