Namık Kemal Dinç /Tarihçi
1915 öncesi Kürt-Ermeni ilişkilerine dair az bilinen
hususlardan biri farklı gruplar arasında "sanal akrabalık" ilişkileri
kuran kirvelik geleneği. Ermeni soykırımına dair Diyarbakır bölgesindeki
toplumsal hafızayı ele alan "Yüz Yıllık Ah, 1915 Diyarbekir"
kitabının Adnan Çelik'le birlikte yazarı olan Namık Kemal Dinç ile kirveliğin
anlamı, Kürtlerin ve Ermenilerin hafızasındaki yeri ve toplumsal işlevi ile
ilgili konuştuk.
Kirvelik az bilinen bir olgu. Batı’da farklı, Kürt
bölgelerinde farklı bir anlamı var. Kirvelik nedir, biraz anlatabilir misiniz ?
Müslümanlıkta erkek çocuklarının sünnet edilmesi bir
kuraldır. Hatta onların dine girişini sembolize eder. Kirve, bu İslami kural
için gerçekleştirilen sünnet ritüelde rol oynayan kişilerden birine verilen
sıfattır. Buna göre kirve olan kişi, sünnet ritüelinde çocuğu kucağına alır,
korkmaması için onu teskin eder, eliyle çocuğun gözlerini kapatır ve işlem
gerçekleşir. Kirve sünnet ritüelinde rol oynayan kişiye verilen isim olsa da,
kirvenin rolü ve kirvelik orada bitmiyor, aksine orada başlıyor. Artık kirve
olan kişinin ailesiyle sünnet çocuğunun ailesi arasında yakın bir ilişki, bir
nevi akrabalık kuruluyor. Ancak bu dostluk, yakınlaşma çok temel bir kuralla
perçinleniyor: kirve olan aileler arasında evlilik yasaklanıyor.
Bu konuda araştırmaya başladığımda kirveliğin bütün
Türkiye’de yaygın olduğunu düşünüyordum. Hatta İslam coğrafyasının tamamında
var olduğunu düşünüyordum. İçinde
yetiştiğim Alevi toplumu itibariyle çocukluğumdan beri deneyimlediğim bir
gerçeklikti. Alevilerde kirvelik musahiplikten sonra gelen çok kuvvetli bir
ilke olarak var. Bu araştırmaya başladığımızda Diyarbakır’da Kürtler hep
Ermenilerle kirve olduklarından bahsettiler. Ancak araştırınca gördüm ki
Türkiye’nin Sivas’tan Batı tarafında kirvelik hiç düşündüğümüz kadar yaygın
değil.
Batıda nasıl biliniyor kirvelik ?
Bu konuda yapılmış ilk ve tek kitap çalışmasının sahibi olan
Ayşe Kudat’a göre Türkiye’nin batısındakiler doğudan gelenlerden duyup
öğrenmişler kirveliği. O sebeple kirve, batıda çocuk sünnet edilirken kucağına
alıp gözlerini tutan, bu ritüelde rol oynayan kişi olarak bazen bilinir bazen
bilinmez. Ama biçilen bütün anlam bu kadardır.
Ama Sivas’ın doğusunda o andan itibaren gerek o kişi, gerek o kişinin
ailesiyle bir akrabalık ilişkisi kuruluyor. Ve bu öyle basit değil, güçlü bir
akrabalık ilişkisi. İki aile birbiriyle çok yakın bir ilişki içine giriyorlar.
Neden ülkenin batısında bu kurum yok? Ülkenin doğu tarafında çok daha fazla
etnik ve inançsal farklılıkların iç içe yaşıyor olmasından kaynaklı diye
düşünüyorum. Sadece Müslümanlar ile Hristiyanlar arasındaki çoğulluktan
bahsetmiyorum. Başka farklı gruplar da var. Ezidiler var, Aleviler var, bugün
ismini unuttuğumuz pek çok farklı inanç ve etnik grup var. Diyarbakır’da
Yahudi, Rum, Ermeni, Süryani, Alevi, Ezidi, Şemsi, pek çok grup birlikte
yaşıyorlardı. Bu karmaşık toplumsal yapı ülkenin doğusunda kirveliğe zemin
sunan toplumsal gerçekliktir diye düşünüyorum. Batıda da elbette toplumsal
farklılıklar var, ama bu kadar iç içe geçmiş topluluklar değiller.
Kürt bölgelerindeki kirveliğin anlamı nedir ? Neyi kapsıyor
bu sanal akrabalık ?
Kirvelik sadece Hristiyanlarla Müslümanlar arasında
kurulmuyor. Bu kirvelik ilişkisi bugün en çok Aleviler ve Ezidiler tarafından
devam ettiriliyor.
Aleviler kirveliğe nasıl bir anlam yüklüyor ?
Ezilen, mağdur durumda olan topluluklar daha fazla kirveliği
sahiplenmişler. Ezidiler ve Aleviler
bugün azınlıktalar, daha fazla baskıya maruz kalan bir konumdalar. Dolayısıyla
azınlıkta olmanın getirdiği bir haleti ruhiyeyle diğer topluluklarla ilişki
kurabilmek için bu mekanizmayı geliştiriyorlar diye düşünüyorum.
Araştırmalarımız sırasında bazı Sünni din adamları kirveliğe bu kadar önem
vermediklerini belirttiler. İslami bir rituel diyoruz ama bu islami ritüeli bir
şeyh o kadar önemsemiyor. Ama bir Alevi, bir Ezidi daha çok önemsiyor. Bu
durumun inancın ötesinde toplumsal konumla alakalı olduğunu düşünüyorum. Toplum
içerisinde azınlıkta olmaları ve daha fazla kendilerini koruma arayışı içinde
olmalarıyla alakalı.
Nasıl bir anlam biçiliyor dersek, kirveliğin ikili bir
işlevi var. Birincisi kirvelik kurulan aileyle evlilik ilişkisi yasaklanır.
Yani kirvelik ilişkisi kurduğun aileden biriyle evlenmek bundan sonra tümüyle
yasaktır. Bunun sınırı da yok. Yedi nesil sonra dahi evlenilemez. İlelebet ve
ailenin tüm üyeleri için geçerlidir bu yasak. Yasaklamak aslında bir taraftan
ilişkiyi düzene sokmak anlamına geliyor.
İlginç olan şu: kirveliğin yaygın olduğu bölgelerde
akrabalarla evlenmek yasak değil. Hatta tam tersine çok yaygın, bazı aileler
için tercih edilen bir durum.
Evet, endogami çok yaygındır. Ama çekirdek aile içinde,
kardeşler arasında evlilik yasaktır. Kirvelik bu anlamda ilişkiyi amca ya da
teyze oğlu düzeyine değil, kardeşlik düzeyine getiriyor. Kardeş olmanın
getirdiği bir hukuktur evliliği yasaklamak. Yoksa endogami çok yaygın. Örneğin
bizim ailede amca çocuklarıyla evlenmek adeta bir gelenektir, daha yeni yeni kırılıyor.
Kirvelik evliliği yasaklıyor dediğimizde araya bir takım sınırlar koyuyor gibi
düşünüyoruz, aksine kardeş düzeyine getirdiği için sınırları kaldıran bir
yaklaşım.
Mahrem-namahrem kavramı çerçevesinde düşünmek gerek belki.
Örneğin eve yabancı bir erkek girdiğinde kadınlar orada bulunmamalı gibi
sınırları da ortadan kaldırıyor sanırım.
Hepsini ortadan kaldırıyor. Aynı aile gibi olmayı getiriyor.
Kesinlikle evliliğin yasak olduğunu bildiğin bir ailenin ferdiyle kadın ya da
erkek olsun, yakınlaşman çok daha kolay. Sonuçta evlilik yapamayacağını
biliyorsun, bu bir kural, bunu çiğnemek mümkün değil. Ki buna ilişkin bir sürü
hikaye, şarkı, türkü, destan var. Murathan Mungan’ın Mahmut ile Yezida’sı böyle
bir şeydir. Şivan’ın okuduğu Kirivo, ya da Gülistan’ın okuduğu Sinanê Kiriv
parçası hep bu hikayeleri anlatır. Yani kirve olduğun ailenin kızıyla ya da
oğluyla evlenmem mümkün değil. Aşık olabiliyorsun fakat o işte umutsuz, sonu
olmayan bir aşka yol açar.
Müslüman ve Hristiyan topluluklar zaten farklı dinden
kişilerle evliliğe sıcak bakmazlar ama sonuçta bu yasağı aşan örnekler var.
Öyle anlaşılıyor ki kirvelik bu yasakların da ötesinde bir anlam içeriyor.
Buna uhrevi, dini bir boyut katıyor. Farklı inançtan
insanların ortaklaştıkları, kesiştikleri bir yer olması açısından da önemli.
Çünkü özellikle azınlık gruplarının kirve olarak diğer grupları tercih
etmesinin önemini görmek gerek.
Aleviler, Ermeniler, Süryaniler, Nesturiler diğer gruplardan
tercih ediyorlar kirvelerini değil mi ?
Mutlaka dıştan bir grupla kirvelik ilişkisi kurulmalı diye
bir kural yok. Çünkü son yüzyıldır homojenleştirme siyaseti sebebiyle bu konuda
sorunlar yaşanıyor. Ermeni kirve bulmak örneğin o kadar kolay değil. Ama
Ezidilerle Alevilerin hala Sünnilerden kirve tercih etme durumları var. Örneğin
Ezidilerin Şengal katliamına dair “Kirvelerimiz bu Işid’i getirdiler” demeleri
Araplarla ve Sünni Kürtlerle kurdukları kirvelik ilişkisini işaret ediyordu.
Kendi ailemden bahsedersem benim kirvelerim Bingöllü Şafi Kürtlerdir. Hala bu
gelenek bu şekilde devam ediyor.
Alevilerin aslında en çok çekindikleri toplulukların başında
geliyor Şafiiler.
Evet. Çocukluğumdan beri anlayamadığım bir hikayeydi bu.
Şimdi bu araştırmayla birlikte anlıyorum.
Bu bir koruma ihtiyacı, “bizi korusunlar” diye yapılan bir
tercih olabilir mi ?
Koruma duruma göre değişir belki. En azından arada bir
ilişki kurulabilmesi olanağını yaratan, yakınlaşmayı sağlayan bir kurum
aslında. Aksi durumda çok fazla gerginleşilebilecek, sorun yaşanabilecek, inanç
üzerinden çatışmaya dönebilecek durumlar varken onu yumuşatan ve ilişkiyi
güçlendiren bir özellik taşıyor. Evliliği yasaklarken kardeşleşmeyi beraberinde
getiriyor. Örneğin kız kaçırmaların önüne geçmiş oluyor. O eve girip çıkmanın
sağlanması, o evde ailenin tüm fertlerinin kalabilmesi çok önemli şeyler. Bugün
bile topluluklar arasında inanılmaz duvarlar var. Türkiye toplumunda kendinden
olmayan gruplara karşı çok fazla güvensizlik var. Aslında bu güvensizlik
duvarını kırmaya dönük çok önemli ve dini işlevi olan bir toplumsal kurum
kirvelik. Dini bir ritüelin yerine getirilmesi sürecinde rol almak üzerine
kurulu olsa da toplumsal ilişkilerin geliştirilmesine dayalı bir toplum
aklının, yasasının ürünü olarak değerlendirmek gerek.
Farklı toplumlar ve bağlamlar da olsa, vaftiz babalığı ile
bir benzerlik kurulabilir mi ?
Çok benziyor aslında. Böyle bir şeyden ilham almış olma
olasılığı da yüksek. Ama vaftiz analığı ve babalığı hem kadın hem erkeğin rol
oynadığı bir süreç. Kirvelikte sadece erkek rol oynuyor. Ama o erkek üzerinden
bütün aileyle kirvelik ilişkisi kuruluyor. Vaftiz babalığıyla şöyle bir
benzerliği de var: sünnet ritüelinde rol alan kişiler sünnet olan çocuğun tüm yaşamı
boyunca onunla ilişkilenmek, ona destek vermek, onun yanında olmak gibi bir
yükümlülüğü var.
Neleri içeriyor bu yükümlülük ?
Sünnet ritüelinde o çocuğun giyiminden, kuşamından, sünnet
düğünü sırasında yapılacak harcamalardan, o çocuğun okula başlamasından evlenme
zamanına kadar bütün süreçlerde çocuğa yardım edecektir. Çocuğun yanında
olacaktır. O ilişkinin süreklileşmesi söz konusu.
Bazı Kürt aşiret konfederasyonlarının içinde, özellikle
Midyat bölgesinde, Hristiyan grupların da yer aldığını biliyoruz. Acaba
kirvelik bir aşiret konfederasyonu içinde yer almayan Hristiyanlara hitap eden
bir toplumsal kurum mu? Çünkü aşiret mensupları zaten o aşiretin koruması
altında kabul ediliyordu.
Bahsedilen konfederasyonlar 1860’lardan sonra kuruldular.
Öncesinde ağırlıklı olarak beylikler sistemi kuvvetliydi. Beylikler dağıldıktan
sonra bir karmaşa dönemi vardır, o dönemde birbirine yakın olan aşiretler
konfederasyonlar kurmuştur ki kendilerini koruyabilsinler. Örneğin Milli
aşiretinin içinde Süryaniler, Ezidiler, Araplar var. Ama 1860’ların öncesinde beylikler döneminde
Hristiyanların koruması Mir’in denetimi altındadır. Bu dönemde Hristiyanlar ve
Müslümanlar Hans Lukas Kieser’in deyimiyle “tahammül edilebilir bir birlikte
yaşam” kurmuşlar. O çok kimliklilik, kültürlülük birbirine yakınlaşmayı da
beraberinde getiriyor, sadece koruma şemsiyesi değil.
Aşiret üyesi olanlar da bu anlamda kirveliğe
başvurabildiler. Çünkü ilişkileri kuvvetlendirme, toplumsal gerginlikleri
ortadan kaldırmanın bir aracı olarak düşünülmeli. Ekonomik boyutuna da bakmamız
lazım. Bu topraklarda Hristiyanlarla Müslümanlar arasında bir işbölümü var. Bu
işbölümü kirvelik kurumunun anlaşılması açısından da çok önemli. Soykırım
anlatılarında vardır hep “Onlar gittikten sonra burası çoraklaştı” meselesi
vardır. Hristiyanlar için Meşrutiyete kadar silah taşımak, ata binmek, askerlik
yapmak yasak. Hristiyanlar dolayısıyla zanaatçılıkla, esnaflıkla, toprakla
uğraşıyorlar. Kürt beyleri bölgeyi ve tüm toplulukları idare ediyorlar. Aşiret
olarak yaşayan Kürtler hayvancılık ve tarımla uğraşıyorlar. Diğer zanaat
işlerini yaptıklarına dair bir örnek yok, bütün bu işleri Hristiyanlar
yapıyorlar. Kürt aşiretlerinin hakim oldukları bölgelerde Hristiyan nüfus o
dönem çok fazla. Kirvelik bu iki grubun birbirlerine ihtiyacından, simbiyotik
ilişkisi ile de bağlantılı. Ekonomik olarak güçlü ilişkiler kuruyorlar ve bu
ilişkileri perçinlemenin yolu da kirvelik. Bir Hristiyan’ın, Yahudi’nin
dükkanına gidip rahatlıkla alışveriş yapmak, atının nalını, tarlasında dehresini,
orağını onlara yaptırmayı içeren bir ilişkileri var. Bu durumu kirvelikle
güçlendirdikleri kanaatindeyim.
Peki bugün durum nasıl ? Kirvelik nerede ve nasıl devam
ediyor ?
Kirvelik azınlıkta olan ve daha fazla savunmaya ihtiyacı
olan gruplar tarafından sahiplenilmiş durumda. En çok Aleviler arasında var.
Daha sonra da Ezidiler arasında var. Aleviliğin bizzat inanç kurumları
içerisinde ilk sıralarda değil. Ancak ikinci halka içerisinde yer alabilecek ve
önemsenen bir kurum. Her sünnet ritüelinde mutlaka bir kirve olur. Ama Aleviler
bugün kirveleri daha çok Aleviler arasından seçiyor. Ezidilerde hala devam
ettiğini görmekteyiz.
Türkiyeli Ermenilerde kirvelik devam ediyor mu ?
Hiç duymadım. Türkiyeli Ermenilerin bu yönde hafızası ne
kadar var bilmiyorum. Ama bugün olabildiğince Müslümanlardan uzak durmak,
koruma aramaktan ziyade kaçmak gibi bir yaklaşımları var. İsmail Beşikçi
1968’de basılan ”Doğu Anadolu’nun Düzeni” kitabında Süryaniler ile Kürtler
arasında kirvelik ilişkisinin devam ettiğini söylüyor. Ama bugün ne kadar devam
ediyor, elimizde yeterli bilgi yok.
Bugün Diaspora Ermenilerinde kirveliğe dair bir hafızanın
olmadığını görüyoruz. Bunu nasıl yorumlamak gerek ? Neden kirveliğe dair anılar
aktarılmamış ?
Hafıza çok seçici ve bugünden bakan bir şey. Geçmişi de
bugünle birlikte yorumlayan bir şey. Kürtler neden kirveliği bu kadar çok
hatırlıyorlar ? Çünkü Ermenilerle kendi mağduriyetleri üzerinden bir empati
kuruyorlar. Ermenilere dair Kürtlerin hatıraları hep olumludur. Neredeyse
idealize eden bir pozisyondalar. Nostaljik yaklaşımlar fazla, 1915 öncesine
dair tozpembe bir tablo çizenler de var bunun içerisinde. Bu bize hafızanın
oyunlarıdır. Bu durum kendi mağduriyeti üzerinden onun da mağduriyetini görme,
onunla bir hemhal olma hali yaratırken, biraz da kendi payından bazı şeyleri
görmezden gelmeyi getiriyor. Ermenilerin seçici hafızasında olumlu şeylerin yer
almaması, yaşadıkları travmanın aktarılması ve o travmada Kürtlerin olumsuz
algılanmasıyla alakalı. Kürtler nasıl bugün Ermenileri hep olumlu
hatırlıyorlarsa, Ermeniler de maalesef negatif algılıyorlar Kürtleri. “Kürtler
bizim katlimizde rol oynadılar” gibi bir perspektiften yaklaştıkları, “Devletle
birlikte hareket ettiler ve atalarımızı öldürdüler” diye düşündükleri için
biraz bunu unutmuşlar.
O algıda kirvelik gibi pozitif bir hususa yer yok galiba.
Yer yok. Ama Kürtlerin istisnasız yüzde doksanının “Biz
Ermenilerle iyiydik” derken kirveliğe vurgu yapması, aramızdaki ilişkinin
iyiliğini, güzelliğini gösteren bir simge gibi kirveliği vurgulamaları da
dikkat çeken bir şey.
Ermeniler ve Kürtler arasında kirve olmayanlar bile o dönem
birbirlerine kirve diye hitap ediyorlar sanırım, değil mi ?
Evet. Bu artık bir gelenek haline gelmiş. Nasıl Kürtçe’de
arkadaş “Heval” dersin, onun gibi “Kirve” diye birbirlerine seslenmişler. Bu
hitap tarzı bugün en çok Dersim’de yaygındır. Dersimliler birbirlerine “Kirve”
derler. Ermenilere değil, kendi
aralarında birbirlerine “kirve” diye hitap ederler. Bu düşündürücü bir şey.
Hatta bu durum siyasi örgütlere yansımıştır. Dersim kökenli Tikko benzeri
siyasi örgütler, nasıl PKK içinde “Heval” diye hitap edilirse onlar da
birbirlerine “Kirve” diye hitap ederler. Bu da belki araştırılması gereken
hususlardan bir tanesi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.