Cezmi Yurtsever
- Kilikya Emeni Krallığı tarihinde son kral 5. Leon’un
kral olması, Sis şehrini Memluklulara ve Türkmenlere karşı savunması, kendi
soydaşlarının ihaneti ve teslim olması ile ilgili tarihi bilgileri derleyen
Ermeni tarihçi Kürkçiyan’ın araştırma yazısını Türkçeye çeviren saygıdeğer Dr.
Nejat Yaycıoğlu’nun yayınını sunuyorum:
(1)
Kilikya Ermeni Krallığı’nda (1080-1375) ismi Leon olan 6
kral vardır. Ancak ilk Leon kral değildir. Bir barondur. O nedenle ona kral
olarak numara verilmemiştir. Sıra numarası verilen beş Leon vardır. Zabel’in en
küçük torununun isme de Leon’dur. Kıbrıs’ta oturmaktadır. Evlidir iki çocuğu
vardır.
1374 yılında Roma’da papalığın Ermenistan’ın başkenti
Sis’te Katolikosluğun ve merkezdeki asilzadelerin onayı ile Levon V olarak
Kilikya Ermenistanına kral olması kararlaştırılmıştır. Önce karısını ve
çocuklarını Korikos (Kız kalesi) kalesinin sahilindeki kral bölümüne gönderir.
Kıbrıs, Korikos (Kız kalesi), Ayas, Anavarza, Tarsus ve
Sis’te (Kozan) kendisinin kral olmasını istemeyen ve Cenevizliler ile
Venediklililer hatta bazı Ermeniler vardır. Bu nedenle gizli hareket etmesi
gerektiğinden, gece karanlığında Kıbrıs’ı terk eder.Ve Korikos’a ve Tarsus’a
uğramadan, Seyhan nehrinin Akdeniz’e döküldüğü noktaya gelir.25 atlı kendini orada beklemektedirler. Mahiyetinde
ok ve yay taşıyan yardımcıları ve muhafızları vardır. İki gece iki gündüz ara
vermeden yollarına devam ederler. Ve Sis (Kozan) şehrine üç mil mesafede mola
verirler. Ve şehre yaklaştıklarını bildirmek üzere başkente haberci
gönderirler. Katholikos ve diğer papazlar ve başkentin asilzadeleri krallarını
karşılamak üzere davul zurna eşliğinde karşılamaya gelirler. Yerli halktan
birçokları elerinde meşalelerle gelmişlerdir.
Başkentte kilise çanları çalmaya başlar. Yeni krala taç
giydirilecektir. Ancak bu olay kralın cenaze merasiminin de habercisi
gibidir. Kralı karşılamaya gelenlerden
bazıları, bir isyan çıkacağından ve kraliyet mensuplarından bir çok kişinin
öldürüleceğinden ve şehrin Müslümanlara teslim edileceğinden kuşku
duymaktadırlar.
Dört gün sonra 150 atlı ana kraliçeyi ve kralın iki
çocuğunu Korikos’tan Anavarza’ya ve oradan da Kilikya Ermeni Krallığının
başkenti Sis’e getirirler. Kraliyet sarayına geldiği zaman kral hazinenin
tamtakır olduğunu görür. Sorumlu kişiler Mariam ve Basil olup, saray
erkanındandır. Ağır ceza almaları gerekir. Fakat, olay kralın aç giyme
merasimine denk geldiği için, Leon sorumluları affeder.
Taç giyme merasimi için hazırlıklar yapılır. Yeni kral
Leon bir Katolik papaz tarafından kutsanmak istemektedir. Ama merasimde
değişiklik yapılır. Ve bu mümkün olmaz. Çünkü halkın tamamına yakını Gregoryen
mezhebine mensuptur. 14 Eylül 1374 de taç giyme merasimi iki ayrı yerde
yapılır. Birisi başkentte yani Sis’te St.Sophia kilisesinde yapılır. Katholikos
Boghos (Paul) krala tacını giydirir. Ve kutsamasını dualar okuyarak tamamlar.
Ayrıca Kraliçe Margeret’e ve Magosa
kraliçesine de aynı şekilde aç giydirilir.İkinci taç giyme töreni de Katolik
mezhebine uygun şekilde Narbone Başpapazı tarafından tekrarlanır. Yerli halkın
bir bölümü iki defa taç giyme merasimi yapılmasına tepki gösterirler.
Çukurova’da Sis ve Anavarza’dan başka bütün kaleler ve
şehirler Memluk Emiri Eşref Şaban’ın birlikleri tarafından işgal edilmiştir.
Ayrıca iki Türkmen kumandanının Davut Bey ve Ebubekir’in de her birinin 11.000
askeri vardır. Bunlar da Kilikya Ermeni Krallığı’nın başkenti olan Sis şehrinin
çevresini kuşatmışlardır. Başkent tehdit
altındadır. Levon V çok nazik bir zamanda kral seçilmiştir. Türkmenler normal
düşman gibi hareket etmemektedirler. Krala karşı olan Ermenilerle gizli gizli
işbirliği yapmaktadırlar. Taç giyme
töreni dolayısıyla Davut Bey Krala hediyeler göndermiştir. Çiçeği
burnunda yeni kral Leon’da mukabelede bulunmayı ihmal etmemiştir. Selçuklularla yapılmış olan eski anlaşma
yenilenir. Fakat Selçuklulardan bir takım kimseler tatmin olmazlar, aralarında
anlaşmazlık çıkar.
Kozan kalesi üç ay süre ile Türkmenler tarafından
kuşatılır. Krala ve tebasına destek olan
yaycı ve okçu Frenkler durumu kurtarırlar. Yeni kral Selçuklularla
yapılmış olan eski anlaşmanın yenilenmesine razı olmak mecburiyetinde kalır.
Yeni kalın yıllık vergilerini vermeyi kabul etmesinden sonra şehre yiyecek ve
erzak temin etmek mümkün olur.
SİS ERMENİLERİ KENDİ KRALLARINA İHANET ETTİ!
SİS ERMENİLERİ KENDİ KRALLARINA İHANET ETTİ!
-Kilikya bölgesinin soan Ermeni kralı V. Leon’un tahta
oturmasından kısa süre sonra Mısır’dan gelen memluk Türk ordusu şehri kuşattı.
-Kral V. Leon, kendisini korumak üzere sarp ve engebeli
yerdeki Kale’ye çekildi.
-Sis şehir merkezindeki Ermeniler, kendilerini
savunacakları yerde teslim olmayı düşündüler
Baron Oşin’in oğlu Aşot ve Konstantin III’ün karısının
kardeşi Kahire’de mülteci olarak bulunmaktadır. Kraliyet tacını giymek Aşot’un
hakkı olduğunu iddia etmektedirler. Aşot’un Memluklu ordusunun başında Sis’e
gelmesini , Ermeni mülkünü devralmasını önerenler vardır. Bu görüşü fikir adamı
Papaz Cahen Dardel ileri sürmüştür. Ancak bu konuda bütün araştırıcılar hem
fikir değildir.
Sis’te Krala İhanet
Memlukluların bir kolu olan Türkmenlerin başkanlarından
Ebubekir, Kahire’de Melik Eşref Şaban’dan Ermenileri şehri kuşatarak aç
bırakmak kıtlık husule getirmek için emir alır. Başkentin içinde Leon’un düşmanları
vardır ve gayet gizli yer altı çalışmaları yaparak şehrin Memluklulara teslim
edilmesini istemektedirler. Kral halkı kaleye ve şehrin yukarı kısmına
toplayarak, bu ihanetten halkını haberdar eder. Halkından bu tehlike karşısında
uyanık durmalarını ve hainleri ihbar etmelerini ister.
Şehrin ve kalenin çok iyi tahkim edilmiş olduğunu anlar.
Şehrin alt kısımlarının uzun süre dayanamayacağını söyler. Fakat kale
surlarının çevrelediği alanın oldukça
geniş olduğunu bütün şehir halkını içine alabileceğini, kraliyet sarayının
duvarlarının çok kalın olduğunu ve halkın da yeterli şekilde savunulabileceğini
anlatarak onlara cesaret ve güven verir.
Dardel’in anlattıklarına göre St. Sophia kilisesi de korunabilecek
alanın içindedir. Çok sarp ve intizamsız
kayalar üzerine inşa edilmiş olduğu için surlar ve kale duvarları intizamsızdır. Ve her yerde aynı
yükseklikte değildir. Bu düzensizlikler
kalenin tabi olarak üç bölüme ayrılmasına neden olmuştur. Her bölümünün yanı
başında dayanıklı surların her iki uçlarında kuleler ve tabyalar bulunmaktadır.
Yer altı mahzenler ve sığınaklar
vardır. Bunlar yer altı tünelleri ile
birbirlerine bağlıdır. Güneyde
zindanın bulunduğu yer ise, daha
mükemmel tahkim edilmiştir. Bu sebeple daha korunaklıdır.
Başkentin alt Kısımları İşgal ve Yağma Ediliyor
15 Ocak 1375’de Ebubekir, 10.000 askeri ile şehrin alt
kısımlarını işgal etti. Yağma edilmesine izin verildi. Şehrin yukarı kısmına ve
kaleye giremediler. Halkın Latinlere karşı olan bölümü şehrin Memluklulara
teslimiyetini uygun buluyordu. Böyle yapılırsa kendileri daha huzurlu
olabileceklerdi. Bunu isteyenlerden birisi de Katholikos’un kendisi idi.
Müslüman bir Hükümdarın daha fazla adalet ve huzur getirebileceğine inanıyordu.
Şehrin Üst Kısımları Boşaltılıyor
Vatan hainlerinin ileri sürdükleri fikir doğrultusunda
Halep Valisi Seyfettin Işık-Temur, şehri kuşatan Türkmenlere destek vermek
üzere 15.000 asker gönderdi. 24 Şubat günü Memluklular Sis kalesinin surlarına
doğru ilerlemeye başladı. 30.000’den fazla düşman askeri kaleyi kuşattı. Leon,
şehrin yaşlılarını ve kumandanları topladı.Hristiyanlık dinine sadık kalacaklarına ve Hz. İsa’nın uğrunda
can vermeye hazır olduklarına dair İncil üzerine el basarak hep beraber yemin
ettiler.
Kral Yaralanıyor
Ertesi gün Türkler saldırıya geçti. Sarp kayaların
üzerine oturtulmuş olan kaleye yaklaşabilecek en uygun yer kalenin doğudaki büyük giriş kapısı önündeki
kayalık düzlük idi. Kale içindekiler güçlü bir savunma yaptılar. Kralın elinde
zemberekli bir yay vardı. Bir metal parçası (muhtemelen bir ok veya mızrak
başı)çenesine çarptı. Çenesi kırıldı. Üç tane de dişi döküldü. Yarasının
sarılması için çarpışma sahasının gerisine
çekildi. Bu esnada savunmadakiler hayli hırpalanmış idiler ve geri
çekilmekteydiler
Bu araştırma Kürkciyan tarafından gerçekleştirilmiş,
yayınlanmış ve Türkçeye de Dr. Nejat Yaycıoğlu tarafından çevrilmiştir.
SON ERMENİ KRALI LEON V’İN MEZARI PARİSTEDİR
-Kilikya Ermeni kralı V. Leon, 1375 yılında Sis kalesinin
kuşatılması sonucu teslim alındı. Ve Mısır’a gönderildi.
-Ömrünün geri kalanını Avrupa’da geçiren LeonV, Paris’te
öldü. Ve onun için Krallar mezarlığında anıt mezar yaptılar.
-Lahit kapağında da kralın kabartma rölyef heykelini
yerleştirdiler.
Saygıdeğer Dr. Nejat Yaycıoğlunun Kürkciyan kitabından
çevirisidir
Aynı günün akşamında Işık-Temur’dan bir mektup geldi.
Memluklu Sultanı şunu söylüyordu: “-Eğer Leon teslim olur, kaleyi teslim eder
ve Müslümanlığı kabul ederse, Sultan kendisine büyük bir makam verecektir.
Kendisine amirallik payesi verecek ve ülkesini restore edecektir”. Leon ise
verdiği cevapta: “ Allahını inkar etmektense, ölmeyi tercih edeceğini bildirdi.
Kuşatmanın kaldırılması ve mülkünün iadesi halinde daha evvel de yapmış olduğu
gibi haraç vermeyi” teklif etti.
Hainler Kralın Muhafızlarını Öldürüyor
Bu ters cevap Müslümanların kumandanını kızdırdı. Bunun
üzerine var güçleriyle hücuma geçtiler. Bu sırada içerideki casuslar, kralın
yaralandığı haberini yaydılar. Kuşatma altında bulunanların ciddi bir
müşkülatla karşı karşıya olduğunu söylediler. Kale içindeki erzak ve diğer gıda
maddeleri tükenmek üzereydi.
Kıbrıs Kralı Mathew Chiappe, Kral Konstantin III’ün dul
karısı ile kısa süre önce evlenmişti. Kralın devrilmesini isteyen milliyetçiler
onu devreye sokmak istediler. Çünkü Kıbrıs kralı akrabalık bağları kurmuş
olmasına rağmen, her türlü ihaneti yapmaya hazırdı. Kralı öldürmeye bile
taraftardı. Birkaç Frenk suç ortağı ile beraber , kraliyet dairelerinin
bulunduğu bölümün içindeki mahzene girdi. Kralın muhafızlarını son ferdine varıncaya
kadar öldürdüler. Kralın karısı ve çocukları zindanda gizlenmişlerdi. Kral
Leon, bunların hayatından endişe duyuyordu. Ana kraliçe Mariam’ın odasında
saklandı. Bütün asileri affedeceğini bildirdi. Bu teklif boşuna idi. Şiddetli
bir boğuşma başladı. Krala sadık Ermeniler dört defa zindana girmeye
uğraştılar. Fakat başarılı olamadılar.
Kral Leon V Perişan durumda
Bu sırada asiler, yeni krala hıyanet içinde bulundular. Düşman askerlerini urgana
bağlayarak zindanın içine sarkıttılar. Hebronlu papazın arkadaşı olan Jakobit
Frer, zindanda mahpusların arasında bulunuyordu. Gizlice kaleyi ele geçirmek
isteyen Ermenilerin içeri girmesini
sağladı. Diğer suikast tertipçileri, halkı kral aleyhine döndürmeye başladılar.
Kaleyi düşmanlara teslim etmeye kararlı idiler. Kalabalığın surların iç yüzüne
girmesine imkan sağladılar. Leon ise yaralı yatağında yatıyordu. Ve yanında
yalnız karısı v çocukları vardı. Ve bir de sadık şövalye Sohier Doulcart vardı. Birkaç asker hala zindanı korumaya
çalışıyordu. Artık daha fazla karşı koymanın
bir faydası olmayacağını düşünen kral, düşman karargahına elçi gönderdi.
Muhasarayı yöneten Memluklu ordusunun kumandanı
Işık-Temur’dan kendisine dokunulmayacağına dair yazılı belge alan son Kilikya
Ermeni Kralı Leon V, güç bela yatağından doğruldu. Başındaki yaraları sargılı
idi. Kuleden aşağı indi. Eşi ve çocukları da kendisini takip ettiler. Yanı
başında muhafızları vardı. 13 Nisan 1375’de Ermenistan topraklarına ayak
bastıktan on ay sonra teslim oldu. Ve böylece Kilikya Ermeni Krallığı tarihe
karıştı.
Kaynak:
1.Vahag Kürkciyan, “Kozan’ın Fethi v Son Kral Leon’un
Hikayesi”, çeviren Dr.Y. Necat Yaycıoğlu, Vahag Kürkçiyan’ın eserinden, Kozan
Sevdası dergisi, sayı-5, Ağustos-2008, s. 24-27
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.