İstanbul aşığı Ermeni bir ressam. 1817-1900 yılları
arasında yaşamış. 200'den fazla tablosunda İstanbul'u resmetmiş. Türkiye aşığı
Özbek bir piyanist. Türk vatandaşı ve İstanbul’da yaşıyor. 100 yıl önce yaşamış
olan bu ressamın İstanbul resimleri için şarkılar bestelemiş. İki farklı zaman
diliminden bu iki kişi, geçtiğimiz hafta sonu Erivan’da bir araya geldi. Ve
İstanbul’u Ermenilerle buluşturdu. Bahsettiğim ressam: İvan Ayvazovski.
Not: Sergi Ocak 2016’da İstanbul’da açılacak. Erivan
sergisinin görsellerini ise web’de görebilirsiniz
http://webtv.hurriyet.com.tr/sanat/resim/yuzlerce-istanbul-tablosu-erivani-salladi_121950
ERMENİSTAN’DA BİR İLK
Bahsettiğim ressam: İvan Ayvazovski. Hani üç Osmanlı
padişahı tarafından saraylarda ağırlanan ve “Osmanlı liyakat beratı” verilen
meşhur Ermeni asıllı Rus ressam. “İstanbul’a hayranım. Dünyada bu şehirden daha
ihtişamlı bir yer yok” diyen Ayvazovski.
Boyut Yayın Grubu yıllarca didinmiş, ressamın yüzlerce
İstanbul tablosunu dünyanın en ırak köşelerinden bulmuş çıkarmış.
Ve bir ilke imza atmış: Tabloları son dijital
teknolojiyle canlandırmış. Yani resimlerden birer “video” yaratmış. Tabii sanat
yönetmeni Murat Öneş'in ince ustalığıyla.
*
Yukarıda bahsettiğim besteci ve piyanist ise, dünyaca
tanınan Anjelika Akbar.
Boyut Yayıncılık’ın projesini duyar duymaz piyanosunun
başına oturmuş.
Ve kendisiyle aynı aşka düşen Ayvazovski’nin resimlerini
müziğe dökmüş.
Boyut da bu dijitalleştirilmiş resimleri Akbar’ın
piyanosuyla birlikte Erivan’a taşımaya karar vermiş.
*
Geçtiğimiz haftasonu Erivan’ın tam göbeğinde, salonu
hınca hınç dolduran yüzlerce Ermeni’yle birlikte bu sergiyi izledim.
İstanbul tabloları; yani camiler, vapurlar, hisarlar,
hepsi devasa bir barkovizyonda ardı ardına dans ettiler.
Akbar’ın besteleri eşliğinde. Ermeniler de alkışlarıyla
salonu resmen inlettiler.
Boyut’un kurucusu Bülent Özükan’ın “Bu akşam size
İstanbul’u getirdik, barışın dilini getirdik” sözleri, herkesi bir anda ayağa
kaldırmaya yetti.
TARİHİ GÜN
Bu Türkiye açısından tarihi bir gün.
Zira Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde 2. kırılma noktası.
100 yıldır nefretle doldurulmuş olan iki halk için ilk
kırılma 6 Eylül 2008’de yaşanmıştı.
O zamanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ermenistan’a ayak
basan ilk Türk yetkili olmuştu. Türkiye-Ermenistan futbol maçını izlemek üzere.
O günün öncesinde ve sonrasında ne Ermenistan’a geçen tek
bir Türk yetkili oldu. Ne de Türkiye adına o “yasaklı” topraklarda bir etkinlik
yapıldı.
Sınırlar ise zaten oldum olası kapalı.
*
İşte geçtiğimiz haftasonu bu bariyer 2. kez kırıldı.
Ancak bu kez resmi değil, gayrı-resmi kanalla: Sanatla.
Hem de tam 1915’in 100. yılında.
Geçtiğimiz 24 Nisan’da, yani Ermeni katliamlarının 100.
yılında, Asala’nın şehit ettiği Türk diplomatlarımızdan birinin oğluyla
konuşmuş, bu köşede yazmıştım.
Babasını kurban vermesine rağmen, iki halk arasındaki
nefretin aşılması için bir reçete sunmuştu.
“Nefreti azaltmak için, sivil toplum girişimlerinden
yanayım. Eğitim, ticaret, sanat ilişkilerinin geliştirilmesi lazım. Sonra bu,
siyasete kapı açar” demişti.
Erivan’da daha havaalanında sizi karşılayan ve şehirde
sık sık karşınıza çıkan “1915’i unutma” afişlerinin yanında bu serginin
afişlerinin yer alması da, bunu gösterdi.
Yani, bir ülkenin diplomasi ve siyasetten ziyade “yumuşak
gücü”yle daha fazla etkisi olabileceğini. Zira siyasi bariyerlerden önce,
insani bariyerin aşılması gerek.
ÇIKIŞ YOLU
Ağrı Dağı, Ermenice adıyla “Ararat”, Erivan’da şehrin her
yerinden görülüyor.
Tıpkı 1915’in şehirde her yerde görüldüğü, hatırlandığı
gibi.
Ermeniler yaşadıkları travmayla baş etmek için “unutma”yı
değil, “hatırlama”yı tercih ettiler.
Ve kimliklerini bunun üzerine inşa ettiler.
Dolayısıyla geçmişleri, bugünleri ve gelecekleri 1915’te
donup kalmış durumda. Türk-Ermeni ilişkileri de öyle.
Bu yüzden geçtiğimiz haftasonu canlanan sadece Ayvazovski
resimleri değildi.
1915’ten beri donmuş olan ilişkiler de canlandı.
*
Anjelika Akbar Ayvazovski için, “Hep kasvetli gibi
algılanır. Oysaki öyle değil. Çünkü her resminde mutlaka bir yerde bir ışık
vardır. Yani bir çıkış yolu” diyor başbaşa sohbet ederken.
Bu sergi de, soykırım tartışmasını aşmak ve iki halkın
barışması için çıkış yolunu gösterdi bize.
O gece sanat, iki halk arasındaki sınırları açtı. Sıra
coğrafi sınırlarda. Hadi. Artık vakti.
Not: Sergi Ocak 2016’da İstanbul’da açılacak. Erivan
sergisinin görsellerini ise web’de görebilirsiniz.
Anjelika Akbar ile...



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.