Yakup Barokas / ybarokas@salom.com.tr
1 Kasım seçimleri, anketlerin de öngöremediği sürpriz bir
sonuç ve AK Parti’nin zaferi ile sonuçlandı… Umarım seçim sonrasında, ‘bakalım
bu hafta hangi olağandışı haberlerle karşılaşacağız’ demeyeceğimiz, televizyonu
açtığımızda şehit ve ölüm haberleri ile sarsılmayacağımız, özgürlük alanlarının
genişletileceği, uzun süredir özlem ile beklediğimiz yeni bir dönem
başlayacaktır. Umarım bu yeni dönem, tarihte yaşanan bazı acı olaylara rağmen
hala pek çok etnik kökeni, farklı inanç gruplarını, pek çok rengi bir arada
barındıran Türkiye’de her türlü ayırımcılığın, nefret söyleminin en ağır
cezalar ile yargılanacağı, halklar arasında barış ve birliğin tesis edileceği
bir dönem olacaktır. Seçim sonuçları hayırlı olsun.
***
AK Parti’nin zaferi ile sonuçlanan yeni dönemin, pek çok
etnik kökeni, farklı inanç gruplarını, pek çok rengi bir arada barındıran
ülkemizde her türlü ayırımcılığın, nefret söyleminin yargıya taşınacağı, barış
ve birliğin tesis edileceği bir dönem olmasını umalım.
1 Kasım seçimleri, anketlerin de öngöremediği sürpriz bir
sonuç ve AK Parti’nin zaferi ile sonuçlandı. Koalisyon ile tek parti hükümeti
arasında bir referandum niteliğine bürünen seçimde, seçmen oyunu 7 Haziran sonrası
yaşanan belirsizlikler nedeniyle istikrardan yana kullandı. HDP’nin baraja
takılmaması ve mecliste temsil edilecek olması demokrasinin geleceği açısından
sevindirici.
Umarım seçim sonrasında, ‘bakalım bu hafta hangi olağandışı
haberlerle karşılaşacağız’ demeyeceğimiz, televizyonu açtığımızda şehit ve ölüm
haberleri ile sarsılmayacağımız, özgürlük alanlarının genişletileceği, uzun
süredir özlem ile beklediğimiz yeni bir dönem başlayacaktır.
Umarım bu yeni dönem, tarihte yaşanan bazı acı olaylara rağmen
hala pek çok etnik kökeni, farklı inanç gruplarını, pek çok rengi bir arada
barındıran Türkiye’de her türlü ayırımcılığın, nefret söyleminin en ağır
cezalar ile yargılanacağı, halklar arasında barış ve birliğin tesis edileceği
bir dönem olacaktır.
Seçim sonuçları hayırlı olsun.
***
Ortadoğu’da, Suriye ve Irak’ın içinde bulunduğu durum, IŞİD
tehdidinin Türkiye’yi de etki alanına almaya başlaması, Batı’nın karşı karşıya
olduğu sığınmacılar sorunu İsrail-Filistin çatışmasını bu ara dünya gündeminin
dışına itti. Bu doğrultuda, ülkemizde İsrail karşıtı söylemlerde belirgin bir
azalma yaşandı.
Yine de, 29 Ekim tarihli bazı yayın organlarının ilk
sayfalarında; “HDP, Yahudi Lobisi ile görüştü” başlığı altında, “HDP’den istifa
eden avukat Mir Sadrettin Karahan’ın yaptığı basın toplantısında, HDP’nin bir
süre önce gerçekleştirdiği Amerika ziyaretinde İsrail’in en önemli finans
lobisi İftira ve Karalamaya Karşı Mücadele Birliği ile görüştüğü ve bu
görüşmeden sonra DAEŞ’in eylemler yapmaya başladığı” haberine yer verildi.
Ayırımcılık ve antisemitizm ile mücadeleyi amaçlayan,
kısaltılmış adı ADL olan Amerikan Yahudi Örgütünün bu türden bir komplo
teorisinin parçası haline getirilmesi, bir finans lobisi olarak gösterilmeye
çalışılması yönündeki çaba akıllara durgunluk veriyor.
İsrail’de son ara sadece Filistinliler değil, İsrail
vatandaşı Araplar tarafından da gerçekleştirilen bıçaklı saldırılar sonucu
çocuk-yaşlı, sivil-asker pek çok can kaybı yaşandı. Saldırıların nereden
geleceği bilinmediğinden İsrail halkı kalabalık yerlere gitmekten kaçınıyor,
kimi de korunma amacıyla, cebinde bıçak veya makas ile sokağa çıkıyor. Bu
sevimsiz ortamda ne yazık ki her Arap potansiyel suçlu konumunda… Üçüncü bir
İntifadanın başladığından bile söz ediliyor. Bu kez terör eylemleri doğrudan Hamas’ın
inisiyatifi ile değil kişisel girişimlerden kaynaklanıyor.
Bir taraftan Doğu ile Batı Kudüs arasında duvar örülmeye
başlanırken, diğer yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da kentin bu
bölümünde yaşayan İsrailli Arapların vatandaşlıklarının iptal edilebileceği
açıklamasında bulundu. Bilindiği gibi Doğu Kudüs’te 300 binden fazla Filistinli
yaşamakta.
Görüşlerine başvurulan Kudüslü Filistinliler, İsrail
vatandaşı olduklarını, bu statüyü korumayı istediklerini, Batı Kudüs’e
geçişlerinin yasaklanması durumunda yaşamlarını sürdürmelerinin, iş
bulmalarının, geçimlerini sağlamalarının mümkün olmayacağını belirtiyorlar.
Bıçaklama olayları hakkındaki görüşleri sorulduğunda ise bunu çocukların ve
gençlerin gerçekleştirdiklerini, onlara söz dinletemediklerini dile getirdiler.
Her ne kadar İsrail, Tapınak Tepesi’nde gerginliğin
azaltılması ve Müslümanlar için kutsal olan bölgede Yahudilerin ibadetinin
önlenmesi için ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin, bölgenin 24 saat kameralar
ile izlenmesi önerisini kabul ettiyse de, gerçek bir barışa ulaşılmadan
çatışmaların tamamen önünün alınamayacağı ortada. Mescid-i Aksa her zaman
Filistinli liderler tarafından halkı ayaklanmaya teşvik için önemli bir vesile
oluşturmayı sürdürecektir.
Doğu Kudüs’ün duvarlarla Batı’sından ayrılması, bölünmez
olduğu savunulan tarihi kentin fiilen ikiye ayrılması anlamına geleceği gibi,
vatandaşlıklarının geri alınması da kentte azınlık konumunda olan İsrailli
Arapları daha da yoksullaştıracak, radikal akımların etki alanlarını artıracaktır.
Şahin olarak tanıdığımız Ariel Şaron’un geçmişte Mısır
egemenliği altında bulunan Gazze’den tek yanlı çekilmesini tüm barış yanlıları
umut ve sevinç ile karşılamıştı. Ancak sonraki gelişmelerden ve bölgenin Hamas
hâkimiyetine girmesinden alınması gereken dersler olmalı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.