İttihatçılar, "Anadolu'yu Türkleştirme" projesine
Ermenileri soykırıma tabi tutarak başlamışlardı. Hemen ardından 1920-24
arasında Anadolu Hıristiyanları neredeyse tümüyle yok edildi. Fakat
İttihatçı/Kemalist ırkçılar/milliyetçiler için bu kadar da yeterli değildi;
Anadolu'da Hıristiyanlığın tüm izlerini bir daha geri gelmemek üzere
hafızalardan ve kayıtlardan silmeye çalıştılar. İttihatçı/Kemalist
ırkçılar/milliyetçiler özenli bir çalışma ile Anadolu'da Hıristiyanlığı
hatırlatan ne kadar isim varsa, hepsini birer birer
"Türkçeleştirdiler" veya tümüyle ortadan kaldırıp, söz konusu
yerleşim yerine yapay bir isim verdiler. Kırkkilise/Kırklareli olayı, bu
uygulamaya başlangıç teşkil etmesi bakımından önemli bir örnek oluşturuyor.
Bugünkü adıyla Kırklareli, gerçek adıyla Kırkkilise, 1367
yılında I. Murad döneminde Osmanlıların eline geçti. Bizanslılar zamanında
Saranta Ecclesies /Saranta Eklasia olarak kullanılan şehrin adı, Hammer'in
Osmanlı Tarihi'nde ve Edirne Salnameleri'nde "Heraklia Kırkkilise"
şeklinde yazılıdır. Osmanlıların Rumeli'ye geçiş dönemine dair bilgi veren
Feridun Bey, şehrin ele geçirilmesinden önce de Osmanlılar tarafından
Kırkkilise olarak adlandırıldığını yazıyordu. Daha sonra da bu adın iki değişik
şekilde Osmanlı kaynaklarında, kullanıldığı biliniyor. Kanuni Süleyman devri
(1520-1566) kanunnamelerinde "Liva-i Kırkkilise" olarak geçiyor. Yine
aynı döneme ait bir hükümde Mevlânâ Kırkkenise Kadısı ibaresi bulunuyor. Kenise
veya kenisa, kilise demek olup, her iki yazılışa göre de Osmanlıların şehri
Kırkkilise olarak adlandırdıkları açıkça görülmektedir.
Hal böyle iken, İttihatçıların başlattığı Anadolu'yu
Türkleştirme projesi çerçevesinde Anadolu'nun binlerce yıllık Hıristiyan
halkına karşı eşi görülmedik bir soykırım hareketi başlatıldı. Önce Ermeniler
devletin tüm imkânlarının seferber edilmesiyle, sistematik bir şekilde
soykırıma tabi tutuldu. 1,5 milyon kadar insan katledildi, geri kalanı Suriye
çöllerine sürüldü, Anadolu'da Ermenileri hatırlatacak tüm izler yok edilmeye
çalışıldı.
Birinci Dünya Savaşı yenilgisinin ardından ülke dışına kaçan
İttihatçı önderlik, yerini aynı geleneğin takipçisi olan Kemalist önderliğe
bıraktı. Kemalistler, Anadolu'yu Türkleştirme projesine ağababalarının
bıraktığı yerden devam ettiler. Topal Osman ve benzeri çete lideri katilleri
kullanarak Pontus Hıristiyanlarını ortadan kaldırdılar. Ardından da zaten geri
çekilmekte olan Yunan ordusunu takip ediyoruz bahanesiyle, Anadolu'nun binlerce
yıllık Rum halkını köklerinden söküp attılar. Bununla da yetinmeyerek Rumlara
ve Ermenilere ait meskûn yerleri ateşe vererek, Hıristiyanlığın izlerini bir
daha geri gelmemek üzere silmeye çalıştılar.
Ama Kemalist ırkçılar/milliyetçiler için bu kadar da yeterli
değildi. Cumhuriyeti kurdukları andan itibaren Hıristiyanlık kültürünün
izlerini silmek için çalışmaya başladılar. Ermenice ve Rumca yer isimlerini
"milli kültürümüze" aykırı oldukları gerekçesiyle değiştirmek için
verdikleri ilk kanun teklifi, Kırkkilise isminin Kırklareli'ne çevrilmesiydi.
"Milli kültürümüze" aykırı olduğu iddia edilen bu yerde 20. Yüzyıla
kadar Bulgarlar, Rumlar, Yahudiler ve Türkler birlikte yaşıyordu.
Balkan Savaşı sonrası Bulgarlar, "Kurtuluş Savaşı"
sonrası Rumlar bir daha geri gelmemek üzere şehirden gönderildiler. 1934 Trakya
Olayları'yla birlikte Yahudiler de bölgeden kovulunca, şehre aynı dönemlerde
Balkanlardan gelen Müslüman muhacirler yerleştirildi ve İttihatçı/Kemalistlerin
projesi tamamlanarak Kırk Kilise "Türkleştirildi".
1924 yılında Kırkkilise Vilayeti'ne bağlı Mustafapaşa
Kazası'nın lağvı ile ilgili bir kanun teklifinin tartışılması sırasında
Zonguldak milletvekili Tunalı Hilmi Bey, kanun maddesinde geçen Kırkkilise
ismindeki kilise tabirini eleştirdi. Bunun üzerine 13. dönemin Kırkkilise
milletvekili Dr. Fuad Bey, şehrin adının halk dilinde ve resmi
olmayan kullanımda "Kırklareli" veya
"Kırklarili" şeklinde geçtiğini anlatarak, Kırkkilise isminin bu
yönde değiştirilmesi için kanun teklifi verdi.
Bu teklifle ilgili yapılan tartışmalar esnasında Ergani
Milletvekili Kâzım Bey, Hristiyanlık izi taşıyan kilise tabiri bulunan bütün
yer adlarının değiştirilmesinin lüzumuna inandığını ve bu gibi adların
memleketin muhtelif yerlerinde bulunduğunu söyledi. Dolayısıyla ülkenin dört
bir yanındaki "kilise" isimli yerleşim yerlerinin isimlerinin değiştirilmesi
de karara bağlandıktan sonra, 20 Aralık 1924 tarihli kanun ile Kırkkilise,
Kırklareli oldu.
Bir kez daha yineleyelim, bu sadece bir başlangıçtı.
Foto: 1912 yılında Kırkkilise'de bir araya gelen Osmanlı ve
Bulgar heyetleri.
Kaynak: Veysi Akın, Pamukkale Üniversitesi, PAÜ. Eğitim Fak.
Derg. 1997, Sayı:2

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.