Birkaç gün önce Salt Galata’da Mahmut Wenda Koyuncu’nun
“Milyonda 1” adlı belgeselini izledim. Mardin Derikli bir Ermeni olan Zekeriya
Sabunci’nin, 2013 senesinde, 40 yıl evvel ayrıldığı memleketine geri dönüp
atalarının mesleği sabunculuğa başlaması ve akabinde yaşadıkları hakkında bir
belgesel “Milyonda 1”. Hem Sabunci’nin ilçede yeni bir hayata başlama sürecini
hem de Derik halkının onun dönüşünü nasıl karşıladığını anlatıyor. Büyük oranda
Zekeriya Bey ile yöre halkının anlatımlarına dayanarak yapıyor bunu…
Daha önce sanat alanında yazarlık, eleştirmenlik ve pek çok
projede danışmanlık yapan Mahmut Wenda Koyuncu, ilk belgeseli “Milyonda 1”e
Zekeriya Sabunci’nin günlük yaşamından kareler de taşıyor.
Belgesel, Derik’te zeytin toplayanların görüntüsüyle
açılıyor. Güneş ışıklarının altında zümrüt taneleri gibi pırıl pırıl parlayan
zeytinler, tek tek çuvallara düşüyor. O zeytinler daha sonra sabun ya da
zeytinyağı olacak. Bir kısmı ise kahvaltı sofralarını süsleyecek. Film
ilerlerken yöre halkının anlatımlarından öğreniyoruz ki, ilçedeki zeytin
ağaçlarının hepsini vakti zamanında Ermeniler dikmiş. Derik ahalisinden biri,
“Eskiden Müslümanların burada tek bir dikili ağacı yoktu” diyor. “Derik’teki
tüm zeytin ve meyve ağaçları Ermenilerindi.”
“Milyonda 1”, Derikli bir Ermeni’nin yıllar sonra
memleketine dönüşü hakkında olması nedeniyle Ermeni Soykırımı’na ucundan
kıyısından değinse de, daha ziyade günümüz insanının 100 yıl evvel yaşanan
trajediye ve Ermenilere dair algısına yoğunlaşmış. Kendilerine uzatılan
mikrofona konuşan Derikli Kürtlerin hepsi de Soykırım’la yüzleşmiş ve geçmişte
ne kadar büyük acılar yaşandığını kabul ediyor. Bazıları atalarının katliamdan
kurtardığı Ermenilerden bahsediyor. Bir bölümü ise duyduğu utançtan…
Özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde çok sık rastlanan
Ermeni büyükanneler gerçeğine de atıf var belgeselde. Bazı yöre sakinleri,
ninelerinin Ermeni olduğundan bahsediyor. Salt Galata’daki belgesel
gösteriminden sonra izleyicilerin sorularını yanıtlayan Zekeriya Sabunci’nin
dediğine göre, yörede karşılaştığı insanların yüzde 75’i “Ben sizin
yeğeninizim” diyormuş. Artık hemen hemen herkes tarafından bilinen, Soykırım’ın
ardından Müslüman olan ya da Müslümanlaştırılan Ermenilerin varlığını yeniden
anımsadıktan sonra Derik’in günümüzdeki hâllerine geri dönüyoruz.
1915’ten sonra kapanan ve uzun zaman askeriyenin kullandığı
ilçedeki Surp Kevork Ermeni Kilisesi, daha sonra cemaat tarafından satın alınıp
onarılmış. Zekeriya Sabunci, hâlâ ilçede bulunan birkaç Ermeni ile birlikte bu
kadim kilisede ibadet ediyor. Zamanının büyük kısmını atalarından kalan
imalathanede saf zeytinyağından sabun üreterek geçiren Zekeriya Bey,
bisikletiyle çevrede keşfe çıkmayı da seviyor. Yöre halkı, onun dönüşüne çok
sevinmiş ve “Keşke diğer Ermeniler de Derik’e dönse. Biz onlara her türlü
yardıma hazırız” diyorlar. Pek çoğu zanaatkâr olan Ermenilerin ayrılmak zorunda
kalmasının ardından Derik’in eski güzelliğini kaybettiğinden bahsediyorlar.
Gösterimden sonra bir izleyici Zekeriya Bey’e diğer Derikli
Ermenilerin de vatanlarına dönüp dönmeyeceğini sordu. Zekeriya Bey, bunun
üzerine pek çok insanın ilçeden ayrılırken mallarını mülklerini satıp
İstanbul’da yeni bir yaşam kurduğunu ve bu noktadan sonra Derik’e
yerleşmelerinin zor olduğunu söyledi. Onun evi ve atalarından kalma atölyesi,
Derik’e dönme kararı almasında etkili olmuş tabii ki.
Belgesele neden “Milyonda 1” adının verildiğini de
açıkladıktan sonra bitirelim bu yazıyı. Yönetmen Mahmut Wenda Koyuncu’nun
anlattığına göre, Zekeriya Sabunci’nin milyonda bir insanın cesaret edebileceği
bir şey yapıp memleketine geri dönmesine ve Soykırım’a atfen konulmuş bu ad.
“Milyonda 1”, kaynağı geçmişe dayanan ama bugüne dair bir gerçeği aktardığı
için önemli. Umarım başka platformlarda da gösterilir.
operatik@gmail.com

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.