En son
söyleyeceğimizi, en başta söyleyelim ve bir tespit yapalım: Özellikle
siyasette, İslam adına hareket ettiklerini söyleyenlerin, Müslümanlara ve bu
mübarek dine verdiği zararı, ne haçlı seferleri, ne Yahudi saldırıları, ne de
Allahsızlar ittifakı verebilmiştir.Açık ve aleni din düşmanlarına karşı mücadele etmek kolaydır. Kim olduklarını, ne hedeflediklerini bilirsiniz ve ona göre tedbirinizi alırsınız. Ancak dindar görünüp, dini kendi güdük zihniyetlerine, kurdukları kirli menfaat düzenine uydurmaya çalışanlar yok mu, işte bu ülke de, millet de, İslam dini de ne çekiyorsa, bunlardan çekiyor. Kendilerini dinin emrine uydurmak yerine, dini kendi menfaatlerine, kurdukları kirli düzene uyduruyorlar. Bunu da "İslam" olarak bu millete yutturmaya çalışıyorlar.
DİNİ KENDİLERİNE UYDURUYORLAR
Açık ve
aleni din düşmanlarına karşı mücadele etmek kolaydır. Kim olduklarını, ne
hedeflediklerini bilirsiniz ve ona göre tedbirinizi alırsınız. Ancak dindar
görünüp, dini kendi güdük zihniyetlerine, kurdukları kirli menfaat düzenine
uydurmaya çalışanlar yok mu, işte bu ülke de, millet de, İslam dini de ne
çekiyorsa, bunlardan çekiyor. Kendilerini dinin emrine uydurmak yerine, dini
kendi menfaatlerine, kurdukları kirli düzene uyduruyorlar. Bunu da
"İslam" olarak bu millete yutturmaya çalışıyorlar.
MÜSLÜMAN KİMDİR?
Hadis-i
Şerif'de buyuruluyor ki, "Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin
olduğu kimsedir." "Müslüman" denilince herkesin aklına, dürüst,
namuslu, vicdanlı, Allah korkusu bilen, mazbut ve mağrur insanlar gelir-di.
İslamın öngördüğü düzen de, insan profili de böyledir. İslami yaşayış bir
şekilden ibaret değildir. Müslüman, edebiyle, ahlakıyla, namusuyla, dürüstlüğü
ile örnek insandır. Haramı helali, hakkı hukuku bilir ve gözetir. Ancak,
Müslümanlığın içini boşaltıp, şeklini alırsanız, ortaya bir garabet çıkar ki,
bu her şeyden önce İslama büyük bir haksızlık, hatta saldırıdır. Nitekim,
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'de bu duruma dikkat çekmek ihtiyacı
hissetmiş ve daha iki gün önce şunları söylemiştir: "Genç kuşaklara,
Müslümanların yaptıklarından dolayı İslam'ın nasıl suçlandığını, işlenen asıl
hataların Müslümanlara ait olduğunu, Müslümanların bu hatalarının İslam'a mal
edilemeyeceğini anlatabilmeliyiz. İbadetlere indirgenen dindarlık
anlayışlarıyla şekilciliğe indirgenen ibadet konusu üzerinde durmalıyız."
NE ARARSANIZ VAR
Yanlışı,
din üzerinden yalan, talan ve ihaneti haklı ve meşru göstermek isteyenler
yapıyor, ama bedeli gerçek Müslümanlar ve İslam dini ödüyor. Şöyle bir bakın
etrafınıza ne demek istediğimizi çok daha iyi görecek ve anlayacaksınız. İslam
adına kafa kesenler mi, ırza geçenler mi, köle ticareti yapanlar mı ararsınız?
Putunu diktirip, halkını putla tokalaştıranları mı sorarsınız? Dünya çapında
hırsızlığı, "Allah bizimle beraberdir" diyerek izah etmeye
kalkışanları mı rastlarsınız? Ne ararsanız var. Cuma günü "Bakara,
makara" diyerek iki ayet salladığını ve Müslümanları böyle afyonladığını
itiraf edenleri, ibretle ve hayretle duyduk, gördük ve tanıdık. Diyanet İşleri
Başkanının dikkat çektiği, Müslümanların yaptıklarından dolayı İslam dini işte
böyle zarar görüyor. Hem de öyle bir zarar ki, yazının başında da söylediğimiz
gibi, hiçbir güç, hiçbir organizasyon bu zararı veremez.
NAMAZ KILMA ORANI
Burhan
Özfatura bir süre önce Bülent Arınç'a basına da yansıyan bir mektup yazmış ve
şu değerlendirmeyi yapmıştı: Anketlere göre; AKP iktidara geldiğinde, beş vakit
namaz kılanların oranı yüzde 40 idi. Şimdi yüzde 18'e indi. Bunda en büyük
vebal, partinize aittir. (İmam hatip öğrencileri arasında, bu oran, maalesef
%13'dür.) İşte size İslam adına hareket ettiklerini söyleyenlerin, İslama
yaptıklarının açık, net ve kesin faturası. İslamın gerçek anlamından
uzaklaştırılıp bir siyasi rant aracı haline dönüştürülmesinin doğal sonucu,
sadece namaz kılanların oranındaki düşüş değildir. Buna bağlı olarak milli ve
manevi değerlerin de yerle bir olmasıdır. İhanet bu kadar ileri gidebilmişken
bu kadar sessiz kalınmasının, ülkeyi bölünme noktasına getirenlerin hala tek
başına iktidar hesabı yapabilmesinin sebeplerini, işte buralarda aramak
gerekiyor.
YOZLAŞMA DEHŞET VERİCİ
İslamın içini boşaltır, milliyetçiliği ayaklar altına
alır, insanları sadece menfaatle sınırlandırırsanız, sadece bugünü değil,
nesilleri yok edersiniz. Ve ne acıdır ki, toplumsal dejenerasyonun zirvelerini
yaşıyoruz. Yozlaşma dehşet vericidir. Menfaat tek ve değişmez hedeftir. Bunun
sonucu olarak, fuhuş, kumar, alkol, kaçakçılık, sapıklık, uyuşturucu, rüşvet,
torpil, yolsuzluklar, zulüm, kıyım, iftira, baskı, kul hakkına tecavüz, kamu
malına el uzatma, haramzadelik, lüks, israf, saltanat, görgüsüzlük, gasp,
hırsızlıklar, cinayetler, kadına şiddet vb. korkunç boyutlara ulaştı. Ne hapishanelerde yer kaldı, ne kimsenin
kimseye tahammülü var.
DEJENERASYON
Bu zulmün bir başka acı tarafı, dejenerasyonun sadece
belli bir bölgeyle, belli bir ülkeyle sınırlı kalmamasıdır. Siz özel
menfaatleriniz ve siyasi hesaplarınız için BOP yolunda Müslümanları katleden
ABD askerlerinin sağ-salim ülkelerine dönmeleri için dua ederken, aslında İslam
kardeşliğini yok ediyorsunuz. Bugün Suriye'den kaçan Müslümanların, kurtarıcı
olarak gayrimüslümlere sığınmasının vebalini bu düzeni kuranlar ödeyecektir.
Bataklığa dönüştürdüğünüz, teröre teslim ettiğiniz sınırlarınızdan sadece bela
yağmıyor, günah da akıyor. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in,
Müslümanların Müslümanlardan kaçarak gayrimüslimlere sığınmasının en üzücü
durum olduğunu söylemesini anlıyoruz da, bu duruma gelinmesine sebep olanlar
karşısındaki suskunluğunu bir türlü sindiremiyoruz.
DİN ADINA AHKAM KESENLER
İslam bu durumlara düşürülüp, Müslamanlar tarihte hiç
olmadığı kadar perişan edilirken, din adına ahkam kesenlerin suskunluğu en
büyük günah ve bu dine büyük bir bühtandır. Kuran'ı Kerim meydanlarda seçim
malzemesi yapılırken, ihanete din üzerinden gerekçe oluşturulurken, hırsızlık,
yolsuzluk İslamla bağdaştırılırken susan din adamının, daha sonra verdiği
vaazlar ne kadar doğru ve haklı olsa da, inandırıcı olamaz. Korkarak, menfaat
hesapları yaparak, kendi durumunu kurtararak Müslüman olduklarını zannedenlerin
cezasını, Yunanistan'a kaçmaya çalışırken can veren Aylan'lar çekiyor.
Çok
şükür ki, Müslümanız ve dinimizin ne dediğini, ne istediğini biliyoruz ve bu
kirli düzeni asla İslama mal etmiyoruz. Eksiği ve yanlışı kendimizde arıyoruz.
Ve şundan eminiz: Bu dünyada düzeninizi kurup, İslam istismarıyla sonucunu
alabilirsiniz, ama bir de hesap günü var.
Dikkatli
okuyucularımız, bu yazıyı daha önce okuduklarını fark edeceklerdir. Yaklaşık 2
ay önce, "Bedeli Müslümanlar ödüyor" başlığıyla yayınlanmıştı. İslam
dünyasının içine düştüğü hazin durum ve bu kadar yalana, talana ve ihanete
rağmen, AKP'nin nasıl yeniden tek başına iktidar olduğunu anlayabilmek için,
bütün okuyucularımın affına sığınarak, bir defa daha hatırlatmak gerektiğini
düşündüm.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.