"Heybeliada Ruhban Okulu konusunu incelediğimde gerçekten biraz şaşkınlığa uğradım. Sorunun 44 yıldır çözülememiş olması bana çok garip geldi… "Bu gün gelinen noktada konunun muhatapları ve tarafları ilke olarak okulun açılması mutabık kalmakla birlikte, hangi statüde açılacağı tartışma konusu olmaya devam etmektedir." Son 44 yıl içinde dünya ve Türkiye hızla değişmiş ve gelişmiştir. 44 yıl öncesinin anlayışı ile bugün yaşamak mümkün değildir. Bazı korkularımızı ve saplantılarımızı artık geride bırakmamız lazım. Bu yönetim, azınlık mallarını iadeye karar vermek gibi cesur bir adım atmış ve uygulama başlamıştır. Muhtemelen basit bir hukuki yorum ve bunun sonunda yapılacak yasal düzenleme ile Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılışı sağlanabilir. Unutmayalım ki, Osmanlı, sınırları içinde yaşayan toplumların dinlerine hep saygı göstermiş ve dini eğitimlerine hiç karışmamıştır.
***
"Heybeliada
Ruhban Okulu konusunu incelediğimde gerçekten biraz şaşkınlığa uğradım. Sorunun
44 yıldır çözülememiş olması bana çok garip geldi. Gerek Türkiye, gerekse
uluslararası açıdan bakıldığında, çekinecek bir şeyimizin olmamasına rağmen
(tabii farklı görüşlerde olanlar da olabilir) okulun hala kapalı kalması
anlaşılır gibi değil" diyor, Radi Dikici Üstad, bu hafta yolladığı
yazısının sunumunda. Ayni fikirdeyim.. Söz, Üstat'da..
***
878 yılında bir
gün..
Patrik Photios
İmparator I. Basil'in (867-886) huzurundadır. İkinci defa Patriklik makamına
getirileli iki yıl olmuştur ve o 68 yaşındadır. O devre göre çok uzun
yaşamıştır.
"Majesteleri
Halki'nin (Heybeliada) ormanlarla kaplı bir bölgesini satın aldım. Oraya,
ileride emeklilik günlerimi geçirmek üzere bir bina yaptırmak istiyorum.
Kitaplarımın tamamını oraya taşıyacağım. Umarım kitaplarım ve yazacaklarım
gelecek yüzyıllara intikal eder ve imparatorluğun ruhani tarihine katkıda
bulunmuş olurum."
"Photios
bence bir sakınca yok. Ama Halki'ye gitmek o kadar kolay değil. Yorucu
olmayacak mı?"
"Majesteleri
yine müsaade ederse, binanın bir bölümünü dini eğitim vermek için tahsis etmek istiyorum. Artık dini eğitim, çırak- usta
anlayışından çıkarak ciddi bir sisteme kavuşmalı. Bunun için emriniz gerekli."
"Bu fikrin
çok hoşuma gitti. Bir an önce başla."
"Bana büyük
bir şeref verdiniz majesteleri, umarım açılışını siz yaparak bizi
onurlandırırsınız."
İzni alan Photios
hemen faaliyete geçer. Tam beş yıl sonra adanın tepesindeki binayı bitirir. Gerçekten
tabii güzellikler içinde muhteşem bir bina olur. Bir yıl sonra da din eğitimi
bölümü açılır.
Photios'un 893 yılında ölümünden sonra onun vasiyeti
üzerine binanın bir kısmı manastır, diğer kısmı okul görevini de sürdürmeye
devam eder.
Aradan yaklaşık bin yıl geçer. Bu süre içinde eğitim
çeşitli nedenlerle aksar... 1 Mayıs 1844 Pazartesi günü zamanın patriği
tarafından binanın okul bölümü "Yüksek Ortodoks Teoloji Okulu" adıyla
açılır. 1971 yılına kadar okul, I. Dünya Savaşı hariç kesintisiz eğitime devam
eder. Bu dönemde 900 mezun verir. Bunlar arasında din adamı, piskopos,
başpiskopos ve bugünkü İstanbul Rum Patriği I. Bartholomeos dahil yedi de
patrik yetişir.
1971 yılında
Anayasa Mahkemesi'nin bir kararı üzerine özel yükseköğretim kurumlarının bir
devlet üniversitesine bağlanması kararlaştırılır. Heybeliada Ruhban Okulu da bu
statüde değerlendirilir.
Türk
üniversitelerine bağlanması halinde ruhban okulunun amacına ulaşamayacağı,
sadece Ortodoks eğitim verdiği halde Protestanların, Ermenilerin, Katoliklerin
ve Süryanilerin de katılabileceği gerekçesi ile okul, patrikhane tarafından
kapatılır. Daha sonra birkaç kez açılması için yapılan çalışmalar sonuç vermez.
İşe siyasal nedenler girer.. Konu 44 yıldır Türkiye'nin başını ağrıtmaya devam
eder.
Örneğin Türkiye'yi
ziyaretinde ABD Başkanı Barack Obama, 6 Nisan 2009 tarihli TBMM konuşmasında
özetle şunları söyler:
"İfade ve
dini özgürlük güçlü bir toplumun ifadesidir. Bu nedenle Heybeliada Ruhban
Okulu'nu açarak Türkiye, gerek içeriye, gerek dışarıya güçlü bir sinyal vermiş
olur".
Avrupa Birliği
toplantılarında yıllarca bu konu gündeme gelir. Sadece orada değil başka
amaçlarla yapılan uluslararası toplantılarda yer alır.
Dünyada Atina
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden sonra kurulan ikinci okul olan Heybeliada
Ruhban Okulu uluslararası şöhrete sahipti. Çünkü okul Ortodoks dini için iyi
eğitim görmüş, dini görevini çağdaş bilim ve teknoloji ile birleştirerek en iyi
şekilde ifade edecek din adamları yetiştiriyordu.
Bir noktayı
unutmamamız gerekir. Muhtemelen çeşitli ülkelerinden gelerek Heybeliada Ruhban
Okulu'nda eğitim gören öğrenciler dünyanın her tarafına dağılmaktadırlar. Onlar
bir taraftan eğitim görürken, diğer taraftan bu ülkede yaşayacakları ve bizleri
daha iyi tanıyacakları için olumlu etkilenmemeleri mümkün değildir. Hatta iddia
edebilirim ki, Türkçe de bildikleri için bunlardan bir çoğu ülkemizin birer
elçisi gibi davranacaklardır. Buna en iyi örnek şimdiki Patrik sayın
Bartholomeos'tur. Gökçeada'da doğan, yedi dil bilen Patrik hazretleri, mükemmel
Türkçesi ile her platformda Türkiye'nin yanında yer almış ve AB'de de en büyük
destekçimiz olmuştur. Dünya onu Ekümenik Ortodoks Patriği olarak tanımaktadır.
O aynı zamanda 300 milyon kişinin dini lideridir.
Okulun kapalı
kalması nedeniyle 1971 yılından itibaren Türkiye'den giden belki bini aşan
öğrenci Atina ve Selanik Üniversiteleri İlahiyat Fakültelerinde eğitim görmüş
veya görmektedir. Bu yıl İstanbul'dan giden öğrenci sayısı 9'dur. Bu benim
tespit edebildiğim. Muhtemelen bu rakamın çok üzerindedir. Halen bu
üniversitelerden mezun olup da Türkiye'deki Ortodoks kiliselerinde görev yapan
birçok din adamı vardır.
Ayrıca bir noktaya
daha işaret etmeliyim. Konya Selçuk Üniversitesi'nde "Dinler Tarihi
Açısından Heybeliada Ruhban Okulu'na Genel Bir Bakış" adlı 2007 yılında
Salih İnci'nin doktora tezi (332 sayfa) bu konuda yapılan en iyi bilimsel
araştırmadır. O da sonuç bölümünü şöyle bağlamıştır:
"Bu gün
gelinen noktada konunun muhatapları ve tarafları ilke olarak okulun açılması
mutabık kalmakla birlikte, hangi statüde açılacağı tartışma konusu olmaya devam
etmektedir."
Son 44 yıl içinde
dünya ve Türkiye hızla değişmiş ve gelişmiştir. 44 yıl öncesinin anlayışı ile
bugün yaşamak mümkün değildir. Bazı korkularımızı ve saplantılarımızı artık
geride bırakmamız lazım.
Bu yönetim,
azınlık mallarını iadeye karar vermek gibi cesur bir adım atmış ve uygulama
başlamıştır.
Muhtemelen basit
bir hukuki yorum ve bunun sonunda yapılacak yasal düzenleme ile Heybeliada
Ruhban Okulu'nun açılışı sağlanabilir.
Unutmayalım ki,
Osmanlı, sınırları içinde yaşayan toplumların dinlerine hep saygı göstermiş ve
dini eğitimlerine hiç karışmamıştır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.