Füsun Erdoğan
Den Haag’da bir Ermeni derneği olduğunu, dernek
üyelerinden sadece iki ailenin Anadolu’dan geldiğini öğrendim… Ben Mato
Hakhverdi. Derneğimizin adı, Abovian Ermeni Kültür Derneği. 30 yılı aşkın bir
süredir Hollanda’nın Den Haag kentinde faaliyet yürütüyor. Derneğimiz sadece
Pazar günleri açık. Üyelerimizin tümü çalıştığı, çocuklar da okula gittiği
için, sadece haftanın bir gününü kendimize ayırabiliyoruz. Çocuklar, gençler ve
yetişkinler için Ermenice dil kursları, çocuklar için Ermenice müzik dersi ve
gençler için tiyatro, Ermeni halk dansları kursları derneğin başlıca
etkinlikleri arasında. Abovian çok ünlü Ermeni bir yazar, edebiyatçı. Zamanında
yaptığı çalışmalar ve eserleriyle Avrupa’da çok tanınmış. Biz de onun anısına
derneğimizin adını Abovian Ermeni Kültür Derneği koyduk.
***
Den Haag’da bir Ermeni derneği olduğunu, dernek
üyelerinden sadece iki ailenin Anadolu’dan geldiğini öğrendim.
İnsan bazen aklının ucundan geçirmediği tesadüfler sonucu
çok değişik hayatlara dokunma ve tanıma fırsatı bulabiliyor. Den Haag’ta
katıldığımız bir toplantıda, etkinlik başlamadan önce İbrahim biriyle yanıma
geldi. “Hemşerim Hayko’yu tanıştırmak istiyorum” dedi. Önce şaşırdım... Hayko
elini uzattığında da, sevinçle; “çok mutluyum, 40 yıldır burada yaşıyorum ve
ilk defa bir hemşerimle karşılaştım” dediğinde, bunun Hayko bakımından nasıl
bir anlam taşıdığını daha sonraki diyaloglarımızda daha iyi anladım.
Tesadüfler başka tesadüflere açılırmış! Oracıkta etkinlik
öncesi ve sonrasında yaptığımız kısacık sohbette, Hayko’dan Den Haag’da bir
Ermeni derneği olduğunu, dernek üyelerinden sadece iki ailenin Anadolu’dan
geldiğini öğrendim. Ve oracıkta birgün derneğe gitmeye ve dernek başkanıyla
derneğin faaliyetlerine dair röportaj yapmaya karar verdim...
14 Şubat sabahı Hayko, Eşi ve kızıyla buluşarak derneğe
gittiğimizde kurslar çoktan başlamış, çocuklarını derneğe getiren aileler kendi
aralarında sohbete başlamıştı... Gider gitmez biz de topluluğa karıştık. Bir
kahve içimi zamanda dernek başkanı Mato Hakverdi de bize katılınca, yandaki
küçük odaya geçerek sohbetimizi gerçekleştirdik.
Derneğiniz ne zaman ve neler yapmak üzere kuruldu?
Ben Mato Hakhverdi. Derneğimizin adı, Abovian Ermeni
Kültür Derneği. 30 yılı aşkın bir süredir Hollanda’nın Den Haag kentinde
faaliyet yürütüyor. Derneğimiz sadece Pazar günleri açık. Üyelerimizin tümü
çalıştığı, çocuklar da okula gittiği için, sadece haftanın bir gününü kendimize
ayırabiliyoruz. Çocuklar, gençler ve yetişkinler için Ermenice dil kursları,
çocuklar için Ermenice müzik dersi ve gençler için tiyatro, Ermeni halk
dansları kursları derneğin başlıca etkinlikleri arasında.
Abovian isminin anlamı ne?
Abovian çok ünlü Ermeni bir yazar, edebiyatçı. Zamanında
yaptığı çalışmalar ve eserleriyle Avrupa’da çok tanınmış. Biz de onun anısına
derneğimizin adını Abovian Ermeni Kültür Derneği koyduk.
Kısaca derneğinizin faaliyetleri hakında bilgi verebilir misiniz?
Hafta sonları dernekte dans, müzik, Ermenice dil kursları
veriliyor. Ayrıca Ermeniler ve genel anlamda özel günlerde etkinlikler
yapıyoruz. Üyelerimiz için bilgilendirme günlerimiz oluyor. Çalışma yaşamı ve
sağlıklı yaşam üzerine değişik temalara ilişkin üyelerimizi bilgilendiriyoruz.
Derneğin 30 yıllık tarahi boyunca yüzlerce meseleye ilişkin etkinlik
gerçekleştirdik. Ve tüm etkinliklerimizin temaları aşağı yukarı özetlediğim
içerikte.
Derneğinizin üyelerini birleştiren şey Ermeni olmak mı?
Evet. Ermeni kültürü, dilini korumak, geçmişimizi ve
elbette Ermeni tarihini öğrenmek, öğretmek ve gelecek kuşaklara taşımak...
Hollanda’da yaşayan Ermenilerin anadillerini koruması
konusunda, derneğinizin katkısı ya da önemi ne?
Biz burada çocuklarımıza Ermenice öğretiyoruz. Ermenice
okuma ve yazma öğretiyoruz. Yetişkinler için de isteyenlere Ermenice dil kursu
veriyoruz. Herkesin kendi istek ve ihtiyacı doğrultusunda kurslar veriyoruz.
Bir Ermeni ile evli olan kişi Ermenice öğrenmek isterse ya da Ermenistan’a
gezmeye gitmek isteyen birileri olursa onlarda burada Ermenice dil kursu
alabiliyor. Her hangi biri Ermeni kültürünü tanımak istediğinde de, Ermenice
öğrenmek isterse dil kurslarımıza katılabiliyor.
Ayrıca Ermenice değişik aktiviteler organize ediyoruz.
Örneğin Ermenice tiyatro oyunları sahneye koyuyoruz, şarkılar söylüyoruz. Müzik öğretmeni Svetlana
Ağacanyan yönetiminde çocuklarımız Ermenice müzik eğitimi alıyorlar. Yine
folklor öğretmeni Gagik Avetisyan gençlerimize Ermeni halk dansları dersi veriyor.
Çocuklarımız ve gençlerimiz öğrendiklerini hem kendi düzenlediğimiz
etkinliklerde, hem de davet edildikleri farklı etkinliklerde sergiliyorlar.
Hollanda da benzer bir dernek var mı?
Evet. Hollanda’nın değişik kentlerinde, değişik dernekler
var. Ayrıca farklı kentlerdeki derneklerin bir kısmı bir araya gelerek, Ermeni
Dernekleri Federasyonu’nu oluşturdular.
Buradaki Ermeniler daha çok hangi ülkelerden buraya
göçetmişler, sizin üyelerinizin çoğunluğunu hangi ülkeden gelen Ermeniler
oluşturuyor?
Hollanda’da değişik ülkelerden gelen Ermeniler yaşıyor.
Türkiye, Endonezya, Yunanistan, Ortadoğu, İran, Lübnan, Suriye...Son yıllarda
Ermenistan’dan gelenler var. Gürcistan, Azerbaycan eski Sovyetler Birliği
ülkelerinden. Yani bir çok ülkeden Ermeniler Hollanda’da yaşıyor. Ayrıca bu
derneğe sadece Ermeniler gelmiyor. Ermenilerle evli başka uluslardan bireyler
de geliyorlar, üye olabiliyorlar.
Hollanda’da ne kadar Ermeni yaşadığını biliyor musunuz?
Hollanda da ne kadar Ermeni yaşadığını birebir bilmemiz
mümkün değil. Ama bu sayı ortalama 20-25 bin civarında. Bu nüfusun büyük
çoğunluğu eski Sovyetler Birliği’nden gelen Ermenilerden oluşuyor.
Ermenistan’dan, Azerbaycan’dan mülteciler var. Gürcistan’dan gelenler var. Ama
Ermenistan’dan gelenler çoğunluğu oluşturuyor. İkinci büyük grubu, Türkiye’den
gelenler oluşturuyor. Bir kısmı İran ve başka ülkelerden gelenler var. Ayrıca
Irak savaşı nedeniyle oradan da çok fazla mülteci geldi buralara. Son süreçte
de Suriye’den gelenler var.
Suriye’den gelenlerle bağlantınız var mı? 1915’de
Suriye’ye sürülmüşler. Kesap’ta da savaş yine onları bulmuş. Oradakilerle ya da
buraya gelenlerle derneklerin bir bağlantısı var mı?
Evet. İkinci bir drama oldu bu. İnsanlar soykırımda
Suriye’ye kaçtılar. Şimdi yeniden savaş nedeniyle yollara düştüler. Bu süreçte
Suriye Ermenilerinin büyük bir kısmı Ermenistan’a gitti. Ermenistan bunun için
yeni bir yasa çıkardı. Bu yasaya göre Suriye Ermenileri istedikleri taktirde
her hangi bir bürokratik ya da yasal engele takılmadan Ermenistan vatandaşlığına
geçebiliyorlar. Yine istedikleri taktirde Ermenistan’a yerleşebiliyorlar. Onlar
için özel bir okul açıldı. Bir kısmı Karabağa gitti, bir kısmı Ermenistan’a...
Bir kısmı Avrupa’ya geldi, Amerika’ya gitti. Gelenlere ne kadar yardım
yapılabileceğine dair de planlar yapıldı. Bu sorun Ermeni kurumlarının
ajandasında kayıtlı bir mesele. Ve biz Suriye Ermenileri için neleri en iyi
yapabiliriz, en iyi nasıl yardımcı olabiliriz diye kendimize soruyoruz,
tartışıyoruz ve yapabileceklerimizi yapmaya, onlarla dayanışmaya çalışıyoruz.
Burda yapılan sosyal aktivitelerin yanı sıra, bir tarih
bilinci oluşturmak bakımından dernekler aynı zamanda üyelerine Ermeni tarihi,
soykırıma ilişkin çalışmalar da yapıyorlar mı?
Elbette. Ermeni tarihi ve soykırıma ilişkin de aktivitelerimiz
oluyor. Yani sadece dil, müzik ve folklor dersleriyle sınırlı değil
çalışmalarımız. Aynı zamanda Ermeni tarihinin öğrenilmesi, kültürümüzün
yaşatılması da çalışmalarımızın içerisinde yer alıyor. Folklor kurslarında aynı zamanda bazı oyunlar
soykırımı anlatıyor. Dolayısıyla insanlar öğrendikleri ve oynadıkları dansın
içeriği ve tarihini de öğreniyorlar. Her 24 Nisan’da çocuklarımızı okula
göndermiyoruz ve birlikte anma töreni düzenliyoruz. Bu törenlerde geçmişte
yaşananlar anlatılıyor, soykırıma ilişkin bilgileri bir kez daha tazeliyoruz.
Buralarda yaşayan Ermenileri düşündüğümüzde, zamanla
yokolma tehlikesiyle karşı karşıyalar mı?
Evet. Özellikle de buralarda yaşayanlar açısından böyle
bir sorun var. Birinci kuşak buralarda da kendi değerleriyle yaşadı. Elinden
geldiğince çocuklarına dilini, kültürünü öğretmeye çalıştı. Ancak buna rağmen,
ikinci, üçüncü kuşak mecburen buralara uyum sağladı. Bu durum gelecek kuşaklar
bakımından daha da fazla geçerli bir durum. Ortadoğu’da yaşayanlar için bu tehlike
daha az olsa da, buralarda önemli bir sorun ve kaçınılmaz bir durum
asimilasyon. (FE/HK)
Füsun Erdoğan
Gazeteci. 1995-2006 yıllarında Özgür Radyo Genel Yayın
Koordinatörüydü. Sekiz yıl cezaevinde
kaldı, 8 Mayıs 2014'te tahliye oldu. Cezaevinden bianet'e ''görülmüştür''
mektupları yazıyordu, şimdi ''Dışarıdan'' mektuplar.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.