Bilgehan Uçak / Haberdar
Kürt sorunuyla ilgili konuşan Nesin, "Kürtlerin
özgürlüğü doğal olarak hepimizin özgürlüğü demek olacaktı. Bu yüzden HDP'nin
Türkiyeleşmesi çok önemliydi. Ama AKP ve PKK buna müsaade etmedi. HDP de ne şiş
yansın ne kebap gibilerden ortalarda dolanınca olmadı… Türkiye için çok büyük
bir şans kaçmıştır, bir daha da böyle bir şans 30 yıl boyunca gelmez"
şeklinde konuştu.… Sevan Nişanyan’ın “içerde” olmasını kabul edemiyorum... Sevan Nışanyan’ın tabuları yıkmaya karar veren bir Ermeni
olması, hiç kuşkusuz içeride olmasının, en azından bu kadar uzun süre içeride
olmasının başlıca nedeni. Ama kamuoyunun ilgisizliğinin nedeni sanırım başka.
Sevan çok kişiyi kırdı. Çok düşman kazandı. Sağdan sola, dindarından laikine
her kesime yapıştırmıştır bir iki tane. Özellikle kişisel ilişkilerinde hoyrat
davrandı. Birçok insan onunla şahsi ilişkisinde aşağılanmış hissetti. Sevan'ın
hayranı da çoktur ama medya camiasında düşmanı da çoktur…
***
Prof. Dr. Ali Nesin, Kürt sorununu değerlendirdi, HDP’yi
eleştirdi. Kürt sorunuyla ilgili konuşan Nesin, HDP ile ilgili tüm umutlarını
yitirdiğini söyledi. "Ben umudumu Kürt hareketine bağlamıştım" diyen
Nesin, "Kürtlerin özgürlüğü doğal
olarak hepimizin özgürlüğü demek olacaktı. Bu yüzden HDP'nin Türkiyeleşmesi çok
önemliydi. Ama AKP ve PKK buna müsaade etmedi. HDP de ne şiş yansın ne kebap
gibilerden ortalarda dolanınca olmadı. Korkarım hem şiş hem de kebap yanacak.
Türkiye için çok büyük bir şans kaçmıştır, bir daha da böyle bir şans 30 yıl
boyunca gelmez" şeklinde konuştu.
Bilgehan Uçak'ın Prof. Dr. Ali Nesin ise söyleşisi şöyle:
Öncelikle yakın arkadaşınız Sevan Nişanyan'ın durumuna
dair bir şeyler sormak istiyorum. Kaç yıl daha yatmasını bekliyorlar?
Şu anda kesinleşen 11,5 yıl. Sırada bekleyenlerle 25 yıla
kadar çıkabilir. Bugüne kadar 2 yıl yattı. Kaç yıl yatacağını matematiği iyi
olanlar hesaplasın!
Açık Cezaevi’nden Kapalı'ya alınmasının sebepleri neydi?
Bilgisayarı var mı? Sözlüğüne çalışabiliyor mu?
Açıktayken günde 4 saat bilgisayarda çalışabiliyordu. İnternete
girmeye çalıştığı suçlamasıyla kapalıya alındı. Bir de cebinde
"görülmemiş" mektup bulunmuş.
Sevan Nişanyan gibi birinin yok yere ve sudan sebeplerle
hapse atılmış olması size ne düşündürüyor?
Ne kadar hoyrat bir ülke olduğumuzu, değerlerimizi ne
kadar kolay harcadığımızı, farklı olanların nasıl törpülendiğini... Bu yeni
değil, en az 100 yıldır böyle. Geldiğimiz nokta da ortada!
Sevan Nişanyan'ın ihtiyacı olan bir şeyler var mı? Can
Dündar ile Erdem Gül'ün hapisten çıkmış olması geride kalan gazetecilere de
umut verdi. Nişanyan, "tutuklu gazetecilerden" sayılmıyor ama
biliyoruz ki yazdığı bazı kutsala dokunan yazılar yüzünden tutuklu... Yakın
zaman içinde tahliye umudu var mı?
Benim hiçbir umudum kalmadı. Cezaevinde ölecek ya da
ölümüne yakın çıkacak. Ancak bir mucize. Olağanüstü bir insanı, sıra dışı bir
düşünürü, verimli bir entelektüeli ancak Türkiye hapiste çürütebilirdi, onu da
başarıyor.
Sevan Nişanyan’a karşı kamuoyunda biraz ilgisizlik de
hissediyorum. "Tabuları yıkmaya karar veren bir Ermeni" olmasından mı
bu kayıtsızlık? Göz göre göre Türkiye’nin en parlak zihinlerinden biri hapiste
çürümeye terk edildi… O ki, hapis yatacağını bile bile uçağa atlayıp Türkiye’ye
gelmişti… Biraz şahsi bir soru ve serzeniş oldu ama Sevan Nişanyan’ın “içerde”
olmasını kabul edemiyorum...
Tabuları yıkmaya karar veren bir Ermeni olması, hiç
kuşkusuz içeride olmasının, en azından bu kadar uzun süre içeride olmasının
başlıca nedeni. Ama kamuoyunun ilgisizliğinin nedeni sanırım başka. Sevan çok
kişiyi kırdı. Çok düşman kazandı. Sağdan sola, dindarından laikine her kesime
yapıştırmıştır bir iki tane. Özellikle kişisel ilişkilerinde hoyrat davrandı.
Birçok insan onunla şahsi ilişkisinde aşağılanmış hissetti. Sevan'ın hayranı da
çoktur ama medya camiasında düşmanı da çoktur.
Matematik Köyü'nün durumu nasıl? Bu yaz ne gibi
etkinlikler planlıyorsunuz?
Gayet iyi. İlgi yoğun. Bu yaz standart lise, lisans ve
lisansüstü matematik programlarımızın yanısıra felsefe ve sanat köylerimiz de
faaliyette olacaklar. Çok yoğun bir yaz geçireceğiz. Bütün bunları Sevan
Nişanyan'a borçluyuz tabii.
Bildiğim kadarıyla, dünyanın önde gelen matematikçileri
Matematik Köyü’ne sonsuz bir destek verirken burayı biraz da hayranlık ve gıpta
ile takip ediyorlar...
Evet, yurtdışından müthiş bir ilgi var. Çok şaşırıyorlar
böyle bir kurumun yoktan var edilmesine ve ayakta kalmasına ve de gençlerin
yoğun ilgisine.
Akademisyenlere yöneltilen baskı hakkındaki fikirleriniz
nedir? "Barış Bildirisi"ne imza ayan akademisyenlerin başına gelmeyen
kalmadı...
Bir ülkede barış olmayabilir, demokrasi olmayabilir,
ekonomik durum iyi olmayabilir, ülke iflasın eşiğinde olabilir, akademisyenleri
yanılabilirler, yöneticileri yanlış yapabilirler, her şey olabilir de ülkede
izan kalmaması olabilecek şeylerin korkuncudur. Her türlü sorunun altından
kalkılabilir de izansızlığın sonuçlarının geri dönüşü olmayabilir. İşte şu an
Türkiye'de izanın yok olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Akademisyenler vatan
hainliğiyle, gazeteciler casuslukla ve Sevan Nişanyan çevre kirliliğiyle
suçlanıyor! Görevi toplumun düzenini bozmak, sağlıklı tartışmaları engellemek,
topluma nifak tohumları atmak olan aktroller yasal bir biçimde ortalıkta cirit
atabiliyorlar. Bütün bunlar izanın yok olduğu anlamına gelir ve kıyametin
habercisidir.
Geçen aylarda Kenan Evren'e hayranlığını ifade eden Celal
Şengör'ü savundunuz diye size de kızanlar oldu. Bir linç kültürü her yerde
etkili mi sizce?
Balık baştan kokarmış! "Celal Şengör'ü linç
etmeyin" diye ortaya çıktım, beni linç ettiler. Neyse, ben Celal Bey'den
daha alışığım böyle şeylere...
Memleketin hem Kürt meselesindeki hem de özgürlükler
konusundaki gidişatını nasıl buluyorsunuz?
Kürtler, HDP kanalıyla bu ülkede bir umut olmuşlardı.
Müslümanlar Türkiye'nin önünü açmak için geçmişte çok önemli bir adım attılar,
ama belli ki artık nefesleri tıkandı, Türkiye'yi daha ileri götüremeyecekler.
Ben umudumu Kürt hareketine bağlamıştım. Kürtlerin özgürlüğü doğal olarak
hepimizin özgürlüğü demek olacaktı. Bu yüzden HDP'nin Türkiyeleşmesi çok
önemliydi. Ama AKP ve PKK buna müsaade etmedi. HDP de ne şiş yansın ne kebap
gibilerden ortalarda dolanınca olmadı. Korkarım hem şiş hem de kebap yanacak.
Türkiye için çok büyük bir şans kaçmıştır, bir daha da böyle bir şans 30 yıl
boyunca gelmez. Dolayısıyla gidişatı hiç iyi görmüyorum. Ama bakalım, şu Suriye
olayları biraz durulsun, vaziyet neyi gösterecek. Çünkü sahnede sadece Türkler
ve Kürtler yok, yedi düvel var. Biz bize kalırsak belki konuşma zemini
tekrardan oluşur.
“HDP” ve “umut” kavramlarını aylardır yan yana
kullanıyorduk… Şimdilerde ise “bir umuttu” diyoruz, sanki geçmiş gitmiş gibi.
Sizce bu umut tamamen mi kayboldu?
Öyle görünüyor. Keşke tersini söyleyebilsem, çok isterdim
tersini söyleyebilmek. HDP, PKK ile Türkiye arasında bir seçim yapmaya
zorlanmıştır ve PKK'yi seçmiştir. Konu bu kadar basit. 7 Haziran'dan kısa bir
süre sonra Facebook sayfamda HDP'nin PKK'dan mesafesini alması gerektiğini
söyledim. Böyle bir mesafe alabilmek çok cesur bir adım olacaktı ama 1 Kasım'da
ve daha sonraki seçimlerde meyvesini verecekti. MHP'liler bile 7 Haziran'da
HDP'ye oy vermişlerdi. Düşünebiliyor musunuz Türkiye'ye etkisini? CHP'nin
yerini almaya hazırdı, gerçek bir muhalefet doğuyordu. Bir çuval incir gitti
gider!
HDP’nin yeniden o umudu yeşertebilmesi için sizce nasıl
bir yol izlemesi lazım? Mesela, canlı bombanın cenazesine bir vekilin gitmesi
büyük tepki topladı.
7 Haziran'dan önce sorsaydınız bu soruyu cevap
verebilirdim. Şu anda hiçbir çözüm göremiyorum. Selahattin Demirtaş çok zeki
biri. Ama güvenilirliğini yitirdi. O zekâda, o espri ve hitabet yeteneğinde, o
özgüvende başka biri var mı HDP'de? Sırrı Süreyya olabilir mesela. Ama partide
o yönde bir kıpırdanma görmüyorum. Bana kalırsa hiç umut yok. Beni kahreden de
bu.
Size göre Türkiye'nin şu an için "en acil
ihtiyacı" nedir?
Hukuk! Adalet yani. Eskiden olsa eğitim ya da iç barış ya
da ekonomi filan diyebilirdim. Hayır, artık anladım ki her topluluk için en
önemli ihtiyaç adalettir. Bundan artık hiç kuşkum yok.
twitter: @bilgehanucak

1 yorum:
Hukuk denince en basta dusunce ve ifade ozgurlugu akla gelir. Adalet de bu ozgurlugu garanti altina alir. Sevan bunlarin ikisine de inanarak yola cikti. Tabi bir de dostluklara guvenerek. Dileriz yanilma olmaz.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.