İSTANBUL- Ermeni soykırımının tanığı bir kadın olan
Lusaper'in kızı Maritsa Küçük, İstanbul'daki evinde uğradığı saldırıda
katledildi. Tek sanık olarak yargılanan Murat Nazaryan'ın müebbet almasının
kendilerini rahatlatmadığını söyleyen Maritsa'nın kızı Bayizar, gerçek suçlu
suçluların korunduğuna dikkat çekerek, "Biz Maritsa ve Antranik'in
evlatlarıyız, yıkılmayız. Bizi yıkamazlar" diyor.
İstanbul Samatya'da 2012 Kasım ve Aralık aylarında yaşlı
Ermeni kadınlara yönelik saldırılar düzenlenmiş ve bu saldırılar esnasında 28
Aralık 2012'de Maritsa Küçük, nefret cinayeti sonucu Samatya’da yaşamını
yitirmişti. Olayla ilgili tek şüpheli olarak da Murat Nazaryan yakalanmıştı.
Geçtiğimiz günlerde Çağlayan Adliyesi'nde görülen davanın karar duruşmasında
olay yerinde birden fazla kişinin bulunduğunun tespit edilmesine rağmen, tek
sanık olan Murat Nazaryan’ın müebbet hapis cezasına çaptırılmasıyla dava
kapatıldı.
Maritsa Küçük’ün ailesinin avukatı Eren Keskin, DNA
sonucunda olayda tek bir sanığın olmadığının kanıtlandığı halde cinayetin
devlet eliyle tek bir sanığın üzerine yıkıldığını belirtmiş, sanığın
konuşturulmadığına değinmişti. Bir nefret cinayetinin hedefi olan Maritsa
Küçük'ün kızı Bayizar Küçükmidilli ile dava sürecini ve kapanan bu davanın
peşini bırakmayan ailesinin mücadelesini konuştuk.
Yaya Lusaper’den Maritsa’ya
"Yaya", Ermenice anneanne demek,
"Mama" ise anne. Anneannesinin Ermeni soykırımının tanığı bir kadın
olduğunu söyleyen Bayizar, "Anneannem çok güzel bir kadınmış. Başına kötü
bir şey gelmesin diye bir Müslümanla evlendiriliyor. Daha sonra benim kendisi
gibi Ermeni olan dedemle evleniyor. Maritsa dört çocuğundan bir tanesi"
diye belirtiyor. Samatya'da herkesin annesini, "Maritsa yayam" diye
sevdiğini dile getiren Bayizar, "Annem güçlü bir kadındı. Eziyetlerle,
yoksulluklarla büyüttü bizi" diyor.
'Ermeni, Ermeni’yi öldürdü algısı'
"Nazaryan'ın müebbet alması içimizi rahatlatmadı.
Annemizin katilleri dışarıda geziyor. Bu dava böylece kapatıldı" diyen
Bayizar, davanın takipçisi olacaklarını ve sadece Nazaryan'ın değil diğer
suçlularında ortaya çıkarılıp yargılanmasını istiyor “Neden başka biri değil de
Nazaryan?” sorusunu yönelten Bayizar, "Ermeni, Ermeni’yi öldürdü görüntüsü
yaratarak gerçekleri ve diğer katilleri gizliyorlar. Bunun arkasında başka
güçler var. Ama Nazaryan susuyor o da bu çetenin içinde. Tehdit ediliyor"
diye belirtiyor.
'Delilleri de biz bulduk'
Ancak 6 ay sonra annelerinin öldürüldüğü eve
girebildiklerini ve o zaman örtülerde kan izleri gördüklerini anlatan Bayizar,
şunları aktarıyor: "Eve girdik. Delilleri biz bulduk. Dosyaya gizlilik
kararı koydular. Neden bu kadar gizlilik? Sabıkalıların DNA bankası yok,
saklanmıyor. Çünkü suçluların hepsi korunuyor.”
'Annemin bedeni üzerinde yapılan soykırımdır'
Annesinin bedeninin teşhir edilerek, işkence ile
katledilmesinin bir ırkçılık sonucu yapılabileceğini dile getiren Bayizar,
"Anneme yapılanlar hiçbir ırka ve mezhebe sığmaz. 85 yaşındaki kadına bu
kadar acıyı çektirmeye kimin ne hakkı var? Sizler ne kadar canisiniz ki
çırılçıplak soyup kadının vücuduna bıçakla haç işareti çizerek katlediyorsunuz.
Annemin bedeni üzerine yapılanlar bir soykırımdır" diyor.
'Başka anneler acı çekmesin'
Devletin polisinin kendilerine, "Kıyafetlerini
kendisi çıkarmış gibi" ya da "Sevgilisi var mıydı?" sorularını
yöneltmesinin zihniyet sorununu ortaya koyduğunu belirten Bayizar, daha önce
saldırıya uğrayan Ermeni kadınları da hatırlatarak şunları söylüyor:
"İnsanlar duyarsız kalmasın. Özellikle kadınlara sesleniyorum bizimle birlikte
olsunlar birlikte bu davaların takipçisi olalım ve aydınlatalım. Başka anneler
acı çekmesin başka Maritsalar ölmesin. Turfanda Aşık öldüresiye dayak yedi.
Dosya kapatıldı. Annemden sonra Sultan Aygar saldırıya uğradı.”
(ce/ck/sy)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.