Emel Benbasat
Çanakkale ve I. Dünya Savaşlarında Osmanlı ordusunda
vatanı için savaşan ve şehit olan 558 gayrimüslim neferden 78´i Yahudi idi. Çanakkale,
I. Dünya Savaşları ve Osmanlı Yahudileri Sergisi, 15 Mart’ta Ankara TBMM
Mustafa Necati Kültür Evinde açılıyor. İlk kez düzenlenen serginin hazırlıkları
ve gelecek planları hakkında sergi küratörü Metin Delevi ile görüştük. Tarihin
bilinmeyen ya da görmezden gelinen bir yönüne ışık tutan çalışmasını ve bu
süreçte karşılaştıkları zorlukları, ilginç hikâyeleri bizlerle paylaştı.
500. Yıl Vakfı TMM Askerlik bölümü
Çanakkale, I. Dünya Savaşları ve Osmanlı Yahudileri
sergisini düzenleme fikri nasıl oluştu?
Her Çanakkale Savaşları yıldönümünde tek yönlü ifadelerle
ya vatan haini ilan edildiğimizi ya da tamamen unutulduğumuzu fark ettik.
Türkiye Hahambaşılığı Vakfı Başkanı İshak
İbrahimzadeh’nin Edirne Büyük Sinagogu açılışında da dile getirdiği gibi “Tarih
gösteriyor ki her kötü olayın altında bir Yahudi aranması veya yaratılması,
Yahudiliği vatanımızın düşmanı, bizlerin de toplumun bilinçaltında vatan haini
olarak gösterilmesi nedeniyle, her
seferinde bu vatanın sadık ve faydalı vatandaşları olduğumuz açıklamaları
yapmak zorunda hissetmişiz”.
Hâlbuki Çanakkale Üniversitesinden Doç. Dr. Mithat
Atabay’ın yıllardır devam ettirdiği araştırmalarında çok çarpıcı sonuçlar
görünüyor. Kendi ifadesiyle, Çanakkale Cephesi’nde, Osmanlı Ordusu’nda,
Müslüman askerlerin yanında imparatorluğu oluşturan gayrimüslim askerler de
savaştı. Çanakkale savaş meydanlarında hayatını kaybeden askerlerimizden 558’i
imparatorluğun gayrimüslim unsurlarındandı. Bu şehit olan her 100 askerden
birinin gayrimüslim olduğu anlamına gelmektedir ki Osmanlı’nın nüfus dağılımıyla
da uygun bir durumdur. Vurgulamak gerekir ki bu 558 isim arasından 78’i
Yahudi’ydi.
İki yıl kadar önce başlattığımız çalışmayla belki de
unutulmuş gerçekleri tekrar hatırlatmak istedik ve bu sergi fikrini ortaya
attık.
Bu vesileyle Yahudi toplumunun daha iyi tanınmasını ve bu
sayede savaşta kaybetmiş olduğumuz dindaşlarımızı tekrar anmak istedik.
Ulaşmak istediğiniz hedef kitle var mı?
Biraz iddialı olacak ama hedef kitlemiz tüm Türkiye.
Elbette tüm Türkiye’nin bu sergiyi gezmesi olanaksız. Ancak başkentte ve
TBMM’ye ait bir mekânda yapılması bu serginin basına yansımasını ve böylece
daha geniş bir kitlenin bu konuyu duymasını sağlayacak. Özellikle eğitimcilerin
ve gençlerin sergimizi gezmesi, sergi içeriğinden haberdar olması, gelecek
nesillerde toplumumuz hakkında oluşmuş yanlış bilgilendirmelerin en aza
indirgenmesini sağlayacaktır.
Sergi için bilgi ve belgelere nasıl ulaştınız? Bunu
yaparken savaşa katılmış olanların aileleri ile iletişime geçebildiniz mi?
Böyle bir sergi yapma fikri ve olanağı oluştuğunda, -
yaklaşık iki yıl kadar önce- toplumumuza çağrıda bulunduk. Açıkçası, ya ciddiye
alınmadık veya gerçekçi görülmedik ki bu çağrıya az sayıda geri dönüş aldık.
Gelen cevaplardan bazılarını toplumumuzla paylaşıp çağrımızı yineledik. Bu
sefer geri dönüşler çoğaldı. “Benim büyükbabam, benim büyük amcam” ile başlayan
yazılı ve sözlü cevaplar akmaya başladı. Bundan cesaret alarak kapsamı
genişleterek yurt dışına, İsrail, Avrupa ve ABD’de tanıdığımız kişi ve kurumlar
aracılığıyla çağrımızı dış ülkelere ilettik. Emin olun ki, yurt dışından gelen
yanıtlar yurt içinden gelenlerden daha yoğun oldu.
Bundan sonraki aşamada yurt dışı müzeler ile temasa
geçtik. Konuyu kendilerine sorduk, ilgili dokümanlarını iletmelerini istedik.
Bazıları yardımcı oldu, bazıları nazik bir şekilde geri çevirdi, bir kısmı ise
karşılıklı bilgi değişimi talebinde bulundu. Örnek olarak Avustralya Yahudi
Anzaklar Merkezi bizden görsel ve bilgi talebinde bulundu. Daha önceki
ziyaretlerimizden aklımızda kalan ve not aldığımız obje ve belgeleri özellikle
sorduk ve bazılarının kopyasını alabildik.
Sonraki aşamada nasıl ilerlediniz?
Sergiyi gerçekleştirebileceğimiz kanaatine vardıktan
sonra bu konuda yıllardır çalışmalar yapan Çanakkale 18 Mart Üniversitesinden
Doç. Dr. Mithat Atabay’a başvurduk. Kendisi, bizleri yönlendirdi ve elindeki
bilgileri paylaştı. Aynı şekilde, yıllardır Çanakkale 1915 dergisini hazırlayan
Yetkin İşcen’de bizlere destek verdi. Bu vesileyle kendilerine tekrar teşekkür
ediyoruz.
Saha taraması için fotoğraf sanatçısı Alberto Modiano tüm
Çanakkale Şehitliklerini, Çanakkale Mezarlığını ve İstanbul Acıbadem Yahudi
Şehitliğini dolaştı ve sergimize çok ilginç kareler kattı. Bu özverili
çalışması için teşekkür ediyoruz.
Bir taraftan eski Türkçe belgelerin tercümesi yapılırken,
diğer taraftan bu döneme ait yurt içi ve yurt dışı gazete arşivlerini taradık.
Bir ufak ipucu bizleri başka kaynaklara yönlendirdi ve sonunda yeterli miktarda
sergi malzemesine ulaştığımıza karar verip araştırmamıza ileride tekrar
başlamak üzere ara verdik.
Bu araştırma sürecinde zorlandığınız konular oldu mu?
En zorlandığımız nokta 350 bin şehit arasından
dindaşlarımızı ayırmak oldu. Oldukça hassas bir konuydu. O dönemde soyadı
kullanılmadığı için isim ve baba adı üzerinden çalışmak zorunda kaldık. Yanlış
kayıtlar da işin cabası oldu. Zaman zaman dedektiflik yapmak gerekti! Umarım
oluşturduğumuz listelerde kimseye haksızlık etmedik.
Serginin hazırlanması sürecinde birçok hikâye ile
karşılaştınız. Bunlardan daha önce hiç duymadığınız ve sizi şaşırtan ya da
etkileyen hikâyeler oldu mu?
Çalışmalar esnasında çok sayıda etkileyici öykü duyduk.
Hepsine yer vermek isterdik ama mümkün olmadı. Ancak en etkileyicilerden biri
500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi Başkanı Moris Levi’nin kitabında da yer
verdiği büyükbabası ile ilgili yaşanmış öykü idi. Öykü, yazarın Çanakkale
Savaşı’na katılan büyükbabasıyla şehitliklerde dolaşırken, Fransız Şehitliğinde
büyükbabası ile aynı adı taşıyan Fransız bir askerin mezar taşıyla
karşılaşmasını anlatıyordu. Sergide, hem öyküye hem de mezar taşına yer verdik.
Kısaca sergi içeriğinden bahseder misiniz?
Sergi beş ana bölümden oluşuyor. İlk bölüm, Hahambaşı
Vekili Moşe Levi’nin Sultan’a Yahudilerin de askere alınması talepnamesi ile I.
Dünya Savaşı başlangıcı arasındaki dönemi kapsıyor. 1909 yılından itibaren tüm
gayrimüslimler de silâh altına alınmaya başlandı ve bu dönemde Balkan ve
Trablusgarp Savaşları yaşandı. Bu bölümde döneme ait Yahudi basını ve halk
ezgilerinden örnekleri, toplumumuzun bu olaylara karşı yaklaşımını, basında
Osmanlı Ordusuna destek çağrılarını ve ağıtları görüyoruz.
İkinci bölümü Çanakkale Savaşlarına ayırdık. Burada
savaşa katılmış olan Yahudilerin görsellerini sergiliyoruz. En can alıcı nokta
ise, Çanakkale Savaşlarında ülkesi için hayatını feda eden Yahudilerin isim
listesi. 78 isim tespit ettik. Bunlara, kayıplar, kayıt altına alınamayanlar ve
sehven atlamış olabileceğimiz isimler dâhil değil. Ayrıca Çanakkale
Şehitliklerinde tespit edebildiğimiz Yahudi askerlerin mezar taşlarına da yer
verdik.
Üçüncü bölümü ise yurtdışından gelen destekler olarak
adlandırdık. Bu bölümde, yurt dışı Yahudi kuruluş veya kişilerden gelen maddi,
askeri ve tıbbi desteklerden örnekler veriyoruz. Bu çalışma sayesinde hiç
bilmediğimiz, duymadığımız olaylarla karşılaştık. Örneğin, Balkan Savaşı
esnasında çok sayıda Alman Yahudi gencinin Osmanlı saflarında gönüllü olarak
savaşa katılmak için Osmanlı elçiliklerine başvurduklarını biliyor muydunuz?
Dördüncü bölümü ‘Her Biri Kendi Vatanı İçin’ olarak
adlandırdık. Savaş esnasında, vatanları için savaşanların din ayrımı yapmadan
karşı karşıya gelebildiklerini vurgulamak istedik. Hatta tesadüfen, aynı ismi
taşıyan ancak karşıt saflarda birbirlerine karşı savaşan bir Osmanlı
Yahudi’sinin öyküsüne de yer verdik.
Son bölümde ise I. Dünya savaşı esnasında, Osmanlı
saflarında diğer cephelerde savaşa katılan ve hatta şehit olan dindaşlarımızı
işledik. Prof. Dr. Bingür Sönmez’den Sarıkamış’ta şehit düşenler arasında
Yahudilerin de bulunduğunu öğrendik ve ilgili görselleri sergimize kattık.
Ayrıca Filistin’den gelip Osmanlı saflarında savaşa katılan Filistin
Yahudilerine de yer verdik. Ve Türkiye’deki tek I. Dünya Savaşı Yahudi
Şehitliği olan Acıbadem Mezarlığının görsellerini de sergi panolarına ekledik.
Sergi sadece belgelerden mi oluşuyor yoksa görsel objeler
de serginin bir parçası olacak mı? Bir de melodiler olacağını söylediniz. Bu
konuda biraz daha bilgi alabilir miyiz?
Sergide, asker kıyafeti, dönem silahları, belgeler gibi
bazı objeleri sergilemeyi düşünüyoruz. Düşünüyoruz diyorum çünkü bu objelerin
taşınmasında bazı teknik sorunlar yaşayabileceğimiz için henüz tam kararını
veremedik. Müzik konusuna gelince, arşiv araştırmaları esnasında o döneme ait
savaşlara atıfta bulunan Yahudi melodileri bulduk. Bu aşamada büyük bir Yahudi-
Sefarad müziği arşivine sahip olan Jak Esim’e başvurduk. Kendisi, arşivinden
ilgili melodileri bulup bir derleme hazırladı. Bu melodi dizisi sergi boyunca
fonda dinlenebilecek, hatta sözlerini de dağıtmayı düşünüyoruz. Bu konuda tüm
desteğini bizlerden esirgemeyen Jak Esim’e de tekrar teşekkür ediyoruz.
Çok ciddi ve kapsamlı bir çalışmanın ürünü ve önemli bir
arşiv niteliğini taşıyor. Sergi olarak mı bırakmayı düşünüyorsunuz? İleride bir
kitap olarak basılması veya belgesel olarak hazırlanması gibi fikirler var mı?
Gerçekten de tahminimizden öte bilgi, belge ve hikâyeler
iletildi. Ancak bazılarını doğrulama imkânı bulamadık. Bu durumda da sergiye
katmayı uygun görmedik. Bundan sonraki aşamada, toplumumuzda gerekli
duyarlılığın oluşacağına inanarak tekrar bir çağrı yapmayı düşünüyoruz. Bu
çağrı sonrasında, her bir cevaba daha çok vakit ayırarak belirleyeceğimiz
kriterlere uyanları gündeme alacağız. Böylece sergiyi gerçek anlamda arşiv
haline dönüştürmeye başlamış olacağız. İşte bu aşamadan sonra kitap veya
belgesel olarak hazırlanması daha akılcı olacaktır. Şimdiki aşamada
yapabileceğimiz, serginin kataloğunu bir kitapçık şeklinde yayınlamak.
Sergiyi ziyaret etmek isteyenler için nerede olacağını
paylaşabilir misiniz?
Sergi 15 Mart’ta Ankara TBMM Mustafa Necati Kültür Evinde
açılacak. 21 Mart Pazartesi hariç 22 Mart’a kadar da ziyaret edilebilecek.
İlk olarak Ankara’da açılmasının bir nedeni var mı?
Bu serginin ilk önce başkentte açılmasını uygun gördük.
Projeyi ilk olarak TBMM Başkanlığı’na sunduk. Başkanlık da konuyu çok uygun ve
yerinde görüp bize, kendilerine bağlı olan Mustafa Necati Kültür Evini tahsis
ettiler.
Anlaşılan gezici bir sergi olacak. Bundan sonra nerelerde
gerçekleştirileceği belli mi?
Ankara’dan sonra ikinci durağımız İstanbul olacak. Henüz
tarihleri kesinleşmemiş olmasına rağmen mayıs ayı içinde İETT Genel
Müdürlüğü’ne bağlı Tünel Sergi alanında, Tünel Karaköy ayağında, sergi için
teyit aldık. Dolmabahçe Sarayı Sergi Salonu için tarih konusunda görüşmelerimiz
halen devam ediyor. Düşüncemiz ve temennimiz, bu serginin, başta Edirne ve
Çanakkale olmak üzere, Bursa, İzmir ve güneyde bir ilimizde de açılması
yönünde. İkinci projemiz ise, bu sergiyi çeşitli dillere tercüme edip
yurtdışına taşımak.
Serginin hedeflediği gibi Türkiye’de bilinmeyen bir
tarihe ışık tutması dileğiyle…
OSMANLI ORDUSUNDA BAZI RÜTBELİ YAHUDİLER
Tabip Yüzbaşı Hazmonay Bensusen (Çanakkale Cephesi – Harp
Madalyası)
Koramiral İlya Kohen Paşa (Hümayun ve Bahriye Hastanesi)
Koramiral İsak Molho Paşa (Bahriye Sıhhiye Müfettişi)
Korgeneral Jak Nisim Paşa (Selanik Hastanesi Cerrahı)
Albay İlyas Bey Modyano (Selanik)
Albay Viktor Bey Galimidi (Deniz Kuvvetleri Sağlık
Muayene Komisyonu Başkanı)
Yarbay İsak Bey Levi (Üsküp)
Mirimiran Jak Paşa Mandil (Deniz Bakanlığı Tercüme Bürosu
Müdürü)
Deniz Albayı Moiz Bey Dalmediko
Bahriye Yüzbaşı Sami Bey Günsberg
Bahriye Binbaşı Yasef Jak Gabay (Ertuğrul Fırkateyni
Tabib yardımcısı – ŞEHİT)
Salamon Baruh (174. Alay, 2. Tabur, 7. Bölük Komutanı –
İstiklal Madalyası)
Yedek Subay Leon Efendi (Çanakkale – ŞEHİT)
Teğmen Abdullah Abigadol (Galiçya Cephesi)
Yüzbaşı İsrail Salamon (Sarıkamış – ŞEHİT)
Tabip Yüzbaşı İsrail Salamon (Sarıkamış – ŞEHİT)
Tabip Yüzbaşı Avram Efendi (Çanakkale – ŞEHİT)
Tabip Yüzbaşı Avram Kohet Efendi (Gelibolu – ŞEHİT)
Eczacı Yüzbaşı Bohor Efendi (Halep – ŞEHİT)
Tabip Yüzbaşı Hayim Uziyel Efendi (Mardin – ŞEHİT)
Tabip Yüzbaşı İshak İlya Efendi (47. Fırka – ŞEHİT)
Tabip Yüzbaşı İsrail Efendi (Kelkit – ŞEHİT)
Tabip Yüzbaşı Simo Toledo Efendi (2. Kolordu – ŞEHİT)
Tabip Yüzbaşı Mişel Efendi (Hayfa – ŞEHİT)
Tabip Yüzbaşı İsak Kernişefski Efendi (Kudüs – ŞEHİT)
ve daha niceleri….


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.