Sol Parti Federal Milletvekili Sevim Dağdelen Sputnik'in
konuya ilişkin sorularını yanıtladı… Alman parlamenterlerin bu kez Türkiye‘nin baskı
politikasına boyun eğmeyecekleri kanaatindeyim. Hem 1915 olayları ‘soykırım'
olarak nitelendirilecek, hem de Alman İmparatorlugu'nun suç ortaklığı kabul
edilecek. Bu anlamda Türkiye'nin geçmiş ile yüzleşmesi, inkar politikalarına
son vermesi bakımından bu önergeyi önemsiyorum. 2 Haziran'daki oylama aynı zamanda Türkiye'deki
Ermenilerle Türklerin barışması, bir araya gelmeleri ve kardeşlik ortamının
doğmasına zemin hazırlaması bakımından da önemli bir adım olacak. Türkiye'nin
yapamadığını Almanya gerçekleştirmiş olacak… Türk-Alman ilişkilerinde köklü bir
değişiklik olmayacağını ve herhangi bir gerilim yaşanmayacağını düşünüyorum.
***
1915 olaylarının ‘Ermeni Soykırımı' olarak tanınmasına
ilişkin önerge Almanya Federal Meclisi'nde 2 Haziran'da görüşülecek. Sol Parti
Federal Milletvekili Sevim Dağdelen Sputnik'in konuya ilişkin sorularını
yanıtladı.
Hristiyan birlik partileri (CDU/CSU), Sosyal Demokrat
Parti (SPD) ve Yeşiller Partisi'nin birlikte hazırladığı önergeye Sol Parti'nin
de destek vereceği belirtiliyor.
Sol Parti Federal Milletvekili Sevim Dağdelen
© SPUTNİK/
Sol Parti Federal Milletvekili Sevim Dağdelen
Gazeteci Süheyla Kaplan, Sol Parti Federal Milletvekili
Sevim Dağdelen'le Sputnik için konuştu. Dağdelen'in gündeme ilişkin sorulara
verdiği yanıtlar şöyle:
2 Haziran‘da Federal Meclis'te yapılacak oylama sonrası
Türkiye-Almanya ilişkilerinde herhangi bir gerilimin yaşanması bekleniyor mu?
Almanya Federal Meclisi / Bundestag
© AP PHOTO/ MİCHAEL SOHN
'Alman Federal Meclisi 'Ermeni Soykırımı'nı tanıyacak'
Alman parlamenterlerin bu kez Türkiye‘nin baskı
politikasına boyun eğmeyecekleri kanaatindeyim. Hem 1915 olayları ‘soykırım'
olarak nitelendirilecek, hem de Alman İmparatorlugu'nun suç ortaklığı kabul
edilecek. Bu anlamda Türkiye'nin geçmiş ile yüzleşmesi, inkar politikalarına
son vermesi bakımından bu önergeyi önemsiyorum.
2 Haziran'daki oylama synı zamanda Türkiye'deki
Ermenilerle Türklerin barışması, bir araya gelmeleri ve kardeşlik ortamının
doğmasına zemin hazırlaması bakımından da önemli bir adım olacak. Türkiye'nin
yapamadığını Almanya gerçekleştirmiş olacak.
Alman Meclisi'nde önergenin kabul edilmesinden sonra AK
Parti hükümeti bu kararı nasıl karşılayacak?
Retorik anlamda tepkiler olacak. AKP'li politikacılar
kendi seçmenlerine yönelik vitrin konuşması yapacaklar. Ancak ciddi anlamda
diplomatik bir krizin yaşanacağını zannetmiyorum. Türk-Alman ilişkileri uzun
tarihsel sürece dayanmakta. Ekonomik işbirliği gibi ortak çıkarlar var. İki
ülke mülteci anlaşmasından ötürü yoğun ilişki içerisinde. Bu ilişki devam
edecektir. Türk-Alman ilişkilerinde köklü bir değişiklik olmayacağını ve
herhangi bir gerilim yaşanmayacağını düşünüyorum.
Meclis oturumunda Sol Parti'nin tavrı ne olacak?
Önergede ‘soykırım' ibaresi geçerse, Alman
İmparatorluğu'nun suç ortaklığı aynı şekilde önergede yer alırsa, ve bu suçun
sadece Ermenilere değil diğer Hristiyan azınlıklara yönelik işlendiği ibaresi
de olursa teklif desteklenecek.
‘BU KOŞULLAR ALTINDA VİZE MUAFİYETİNE KARŞI ÇIKILMASI
GEREKİR'
Parti olarak mülteci anlaşması kapsamında vize
muafiyetini destekliyor musunuz?
Sol Parti, bugüne kadar vize muafiyetine hep olumlu baktı.
Ancak şu an gündeme gelen vize muafiyeti, AB ve Almanya tarafından körüklenen
mülteci anlaşmasının bir parçası.
Vize muafiyetine ‘evet' diyen aynı zamanda, Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'de sürdürmüş olduğu baskı politikalarına,
Kürtlerin katledilmesine, basın özgürlüğünün yok sayılmasına da ‘evet' demiş
olacaktır.
AB ve Almanya Kürtlere uygulanan bu katliama susmakla,
suç ortaklığı yapmakta. Türkiye terör yasasındaki değişikliği, bağımsız
yargının oluşturulması gibi önemli konularda da üzerine düşeni yerine
getirmemekte. Bu koşullar altında vize muafiyetine de karşı çıkılması gerekir.
‘KÜRTLERİN İLTİCA BAŞVURUSUNDA ARTIŞ VAR'
Vize muafiyeti olması durumunda Güneydoğu'dan çok fazla
sayıda Kürt vatandaşının AB ülkelerine iltica edeceği belirtiliyor…
Şırnak - Cizre
© SPUTNİK/ ÖMER FARUK BARAN
BM, Güneydoğu'ya heyet gönderiyor
AB ve Almanya bir taraftan Türkiye'nin güneydoğusundaki
Kürtlerin tehlikede olduğunu söylüyorlar, diğer taraftan da Türkiye'yi ‘güvenli
ülke' olarak değerlendirmek istediklerini belirtiyorlar. Bu şekilde bir anlayış
olursa Türkiye'den siyasi nedenlerden dolayı kaçan hiçbir vatandaşın iltica
başvurusu kabul edilmeyecek.
Alman İçişleri Bakanlığı'nın Nisan 2016 raporuna göre
Türkiye'den gelen vatandaşların iltica başvurusunda müthiş derecede yükselme
var. Bunların yüzde 90'i Kürt vatandaşı. Çünkü o bölgelerde katliam var ve
pervasız bir politika izlenmekte. Avrupa sığınmacı anlaşması yüzünden katliama
sessiz kalıyor ve Erdoğan'ın politikalarına boyun eğiyor. Mülteci sayısı
azalana kadar bu böyle devam edecek.
Alman hükümeti bölgeye silah satıyor. Türkiye'de sokağa
çıkma yasağının ilan edildiği kentlerde, operasyonlarda kullanılan silahların
çoğu Almanya'dan gitme. Türkiye'ye ve Ortadoğu ülkelerine silah satışları yoğun
şekilde devam ediyor. Bu silahlar Kürtlere karşı kullanılıyor, Almanya da buna
göz yumuyor.
1992 yılında Cizre'de katliam yaşandığı sırada silah
satışını durdurmuşlardı. Şu an iktidarda olanlar onlar kadar onurlu politika
izleyemiyorlar. Çünkü silah endüstrisi ile iyi ilişkileri var.
Bazı insan hakları örgütlerinin raporlarında Türkiye'ye
geçmek isteyen Suriyeli mültecilere güvenlik güçleri tarafından ateş edildiği
iddia ediliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Büyük bir skandal. Alman hükümeti İçişleri Komisyonu'nda
geçtiğimiz hafta bir müsteşara bu konuyu sordum. ‘Türk makamları böyle bir şeye
rastlamadığını söylüyor' yanıtını verdiler. Oysa bu tür kurumlar bilimsel
çalışmalı ve referansları güçlü olmalı. BM denetiminde bağımsız araştırma
komisyonları kurulmalı. Aksi takdirde gerçekler ortaya çıkarılamaz.
Almanya ve Türkiye IŞİD'e karşı gerekli mücadeleyi
veriyor mu?
Rusya Savunma Bakanlığı
RUSYA SAVUNMA BAKANLIĞI
Rusya: Erdoğan ve ailesi, IŞİD'in Suriye'deki yasadışı
petrol sevkiyatıyla doğrudan ilişkili
Türkiye, Rojava bölgesinin bulunduğu yerde Suriye
sınırını kapattı. Oysa Kobani ile Afrin arasında cihatçıların bulunduğu yerdeki
sınırları açık tutuyor. Neden açık? Silahların gönderilmesi, petrol
sevkiyatlarının gerçekleştirilmesi, cihatçıların giriş-çıkış yapabilmesi ve
uluslararsı pazarda kara ticaretinin yapılabilmesi için. Bu ilişkiler hala
devam ediyor. Cihatçılara karşı en büyük mücadeleyi Kürtler veriyor. Erdoğan,
Kürtlerle cihatçıları savaştırarak IŞİD'e en büyük yardımı yapıyor.
Hakkında fezleke hazırlanan milletvekillerinin
dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifinin
ikinci turu bugün TBMM'de yapılıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Erdoğan bu gidişle başkanlık sistemini elde edecek. Bu
açık ve net. Erdoğan'ın tek derdi HDP'yi meclisten atabilmek. Türkiye'deki
kardeşliği sabote ediyor. Hem Kürtlere karşı silahlı mücadele yürütüyor hem de
siyasal mücadeleyi engellemeye çalışıyor.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.