Bizi tasfiye edecesiniz ama Kürtleri ne Roma, ne Bizans, ne başkaları asimile
edebildi. Armen Garo kod adlı Karekin Pastırmacıyan, 1896nın sıcak
bir gününde, 14 Ağustos’ta Galata’daki ünlü Osmanlı Bankası’nın ateşli
silahlar ve bombalarla birlikte bastığında, bütün İstanbul hiç alışılmamış bir
eylemle çalkalanacaktı. Bugünün Bankalar Caddesi, banka, bomba ve silah sesleri
ile birbirine girecek, bankayı ele geçirenlerle, kuşatan güçler arasındaki
çatışma gün boyu sürecek, iki taraf da kayıplar verecekti. Rus Çarlığı bu
dönemde Bulgaristan’dan ağzı yandığı için, asla başına yeni bir bela almak
istememektedir. Öte yandan kendi topraklarındaki Ermeni devrimcilerinin
faaliyetlerinden de son derece rahatsızdır. Bu eylem, sanki radikal Avrupa
solunun ya da Filistinli gerillaların 1970’li yıllardaki eylemlerini andırır.
Eylemcilerin beklentisi, büyük Avrupa devletlerinin
dikkatini Abdülhamit despotik rejiminin, Doğu Anadolu’da Ermeni köylülerine
yönelik, bazı Kürt aşiretlerinin de kullanıldığı, zulmüne dikkat çekmektir.
Daha bir yıl önce demokratik talepleri yansıtmak üzere Kumkapı’dan Babıâli’ye
başlatılan protesto yürüyüşü, şiddet kullanılarak engellenir; yine toplumsal
linç prosedürü harekete geçirilir. Avrupa basınına yansıyan haberlerden dolayı
Abdülhamit rejimine karşı büyük bir kamuoyu tepkisi vardır ama bu, hükümetleri,
çıkar politikalarından dolayı pek etkilemez. Osmanlı hükümetinden biraz daha
ekonomik çıkar sağlamak için bahane olur. Aynen bugün Kürt olayında yaşandığı
gibi.
Ermeni devrimcilerinin, Abdülhamit’in Ermenilere
uyguladığı zulmüne dikkat çekmek için işgal ettiği tarihi Karaköy Osmanlı
Bankası binası.
Kaldı ki Avrupa hükümetleri de anarşist hareketin devlet
başkanlarına karşı başlattığı suikast eylemlerinden dolayı rahatsızdır. Sonuç
olarak Avrupa’da yükselen protesto biçimleri, bunlara son derece yabancı olan
Osmanlı coğrafyasına Ermeni devrimcileri aracılığıyla ulaşmıştır. Sonunda
Avrupa devletlerinin, kendi ülkelerindeki kamuoyu baskısı nedeniyle araya
girmesi sonucu, eylemciler, eylemlerinin amacına ulaştığını düşünerek,
yurtdışına çıkarılma koşuluyla, rehinelere bir şey yapmaksızın teslim olmayı
kabul ederler. Bu dönemde, anarşistlerin Avrupa ve Amerika’da başlattıkları
silahlı, bombalı eylem türü böylece Osmanlı coğrafyasında da bir yankısını bulmuş
olur. Eylemcilerin yaş ortalaması oldukça gençtir. Eylemi organize eden Ermeni
Devrimci Federasyonu’nun, o dönemde Rusya’da Çarlığı suikast eylemleri ile yıkacağını düşünen Narodnik hareketten epeyi ilham aldığı
söylenir. Birkaç yıl sonra da, Belçikalı bir anarşist, Abdülhamit’e karşı
bombalı bir suikast düzenler. Muhalif aydınlardan Tevfik Fikret bu eylemciyi
kutsar ve eylemin hedefe ulaşmamasına esef eder.
Bugüne değin, Türkiye’de Ermeni sorununa genellikle
sadece bir ulusal hareket olma ön kabulü ile bakılmış, Ermeni devrimci
hareketinin, o günün sosyalist, anarşist, devrimci hareketlerden etkilenmeleri
konusunda hiçbir araştırma yapılmamıştır.
Ekte sunduğumuz bir Osmanlı devlet belgesi, Ermeni
devrimci hareketinin genç eylemcileri hakkında bilgi verdiği gibi, Fransız
devleti ile Osmanlı devleti arasında devrimcilere karşı işbirliği konusunda da
ilginç ipuçları vermektedir.
İttihat Terakki Partisi’nin yurtdışındaki önderleri, 1907
yılında Taşnak Partisi’nin de içinde olduğu muhalif Osmanlı partileri ile,
silahlı mücadele de dahil, istibdat rejimini yıkıp anayasal düzen kurmak için
eylem birliği yapmak üzere anlaşmışlardı.
1908 Temmuz’unda, beklenmedik bir anda patlak veren
Hürriyet Devrimi, biraz da Rusya’da 1905 yılında, İran’da 1907 yılında patlak
veren meşruti devrimlerin bir yansıması gibiydi. Eskimonarşi rejimleri bir
zincirleme reaksiyon ile karşı karşıya idi.
Bu devrim sonunda, çeşitli milliyetlerden dağdaki birçok
devrimci, “hürriyet kahramanı” olarak kentlere indi. Çeşitli dillerde özgürlük
sloganları, grevler, gösteriler bütün Rumeli ve Anadolu coğrafyasını kapladı.
Hürriyet kahramanı olarak ülkeye dönenler arasında, Osmanlı Bankası baskının
kahramanı Karekin Pastırmacıyan da vardı.
Taşnak Partisi milletvekili seçimlerine İttihat Terakki
Partisi ile blok kurarak katıldı. Osmanlı Meclisinde toplam 14 Ermeni
milletvekili vardı. Karekin Pastırmacıyan da bunlardan biri idi. Bu dönemde
Taşnak Partisi Osmanlı Meclisinde milletvekillerine ve Anadolu’nun her yanında
yasal şubelere sahipken, Rusya’da yasaklanmıştı ve yöneticileri hapiste idi. Bu
dönemde Rusya’ya giren Pastırmacıyan, Çarlık makamlarınca tutuklanır, sonra
Osmanlı milletvekili olduğu için bırakılır.
Balkan Savaşı ile birlikte iki müttefik parti arasında
sorunlar başlar. Diğer Ermeni partileri gibi, Taşnaklar da Ermenilerin yoğun
olduğu 6 vilayette reform yapılmasını talep etmektedirler. İttihat Terakki
yönetimine göre ise, bu reform planının kabul edilmesi, Balkanlar’daki ulus
devlet oluşum sürecinin benzerine olanak sağlamak olacaktır. Batı baskısı ile,
bu reform planı 1914 yılında gönülsüz olarak kabul edilir. Bütün bu süreçte,
İttihatçı liderlerle görüşmeleri yürütenler arasında Pastırmacıyan da vardır.
Öte yandan bir başka “reform” süreci daha yürümektedir. Osmanlı ordusu,
Prusyalı zabitlerin yönetimine terk edilir. İttihatçı yönetim, dünya savaşının
gündeme gelmesi ile Ermeni reformu belasından kurtulacaklarını düşünürler. Bu
dönemde iki imparatorluk arasında bölünmüş olan Ermeni toplumu, savaşın kendi
üzerlerinden geçeceğinin korkusu içindedir. Gerçekten de, gerek Çarlık gerekse
İttihatçılar, Ermenilere, kendi saflarında dövüşmeleri halinde “otonomi”
verecekleri vaatlerinde bulunmaktadırlar. Çarlık, hapiste bulunan Taşnak
Partisi yöneticilerini serbest bırakır. İttihatçılarla Taşnak Partisi arasında
ise, güven bunalımı başlamıştır. Pastırmacıyan, İttihatçılardan, bu savaşa
katılmamalarını ister; sonunun felaket olacağını söyler. Gittikçe gerginleştiği
anlaşılan görüşmelerden birinde, Pastırmacıyan, Talat’ın bakışlarını
beğenmediğini söyler; “kıyım yapmakta kararlısınız anlaşılan” dedikten sonra,
“ama birimizi bile sağ bırakmayın öcümüz ağır olur” dediği noktada artık
görüşmeler kesilmiş gibidir. Bu görüşmeler sırasında Pastırmacıyan, “bizi
tasfiye edeceğiniz anlaşılıyor, Kürtleri de asimile etmeyi, Araplarla
federasyon kurmayı düşünüyorsunuz. Ama Kürtleri ne Roma, ne Bizans, ne
başkaları asimile edebildi, bu da boş hayal” diyecekti.
İki komitacı parti arasındaki köprülerin atılmasının
sonuçları feci olur. 24 Nisan 1915’te, İstanbul’da ve tüm imparatorluk
topraklarında, Ermeni aydınların, partililerin ve önderlerin kitlesel
tutuklanması başladı; yazın ise bir soykırımına dönüşen zorunlu göç (tehcir)
başlatıldı. Artık legale çıkmış olan EDF’nin yeniden yeraltına inmesi kolay
değildi. Zaten önderliğin aydın ayağı ve bölge önderleri toplu tevkifat ile
öncelikle derdest edilmişlerdi.
Tehcir sırasında, bunu durdurmak için çaba harcayan Alman
rahibi Lepsius, İttihatçılarla yaptığı görüşmelerde, kendisine bunun için altı
gerekçe sunulduğunu söyler.
***
(…)bir bakıma, daha sonra Nazileri hedef alan Yahudi
eylemliliklerini anımsatır. Onun bir ön biçimidir. Zaten Pastırmacıyan,
İttihatçılarla yürüttüğü görüşmelerin kesildiği noktada bu yemini de yapmıştır.
“Nemesis Operasyonunun en önemli eylemi, Talat Paşanın 1921 yılında Berlin’de
Salomon Tehleryan tarafından öldürülmesi olur. İlginçtir ki, bu davanın
tanıkları arasında, yukarıda bahsettiğimiz din adamı Balakyan da vardır.
Taşnak Partisi, daha sonraları diğer Ermeni partileri
tarafından gerek İttihat Terakki ile girdiği işbirliği nedeniyle, gerekse zaten
kıyıma niyetli İttihatçıların eline gerekçe vermekle, işlerini kolaylaştırmakla
eleştirileceklerdi.
Sonuç olarak Armen Garo tipik bir eylem adamı idi,
heyecanı, aceleciliği, ama aynı zamanda uzun erimli bakamayışı ile… Osmanlı
Arşivi’nde bulunan, aşağıdaki Fransız polis belgesini okurken, sanki 1970’lerin
dünyasını okuyor gibi hissettim kendimi.
Armen Garonun Osmanlı Bankası adı altında topladığı
anılarında, kendinizi karartılmış bir yakın geçmiş içinde sanki arkeolojik bir
kazı yapıyormuş gibi hissedeceksiniz.
Türkiye yitik belleğine, bulduğu mozaik parçalarını
bütünleştirdiği oranda kavuşacaktır.
Ragıp Zarakolu
Kaynak: Osmanlı Bankası: Armen Garo’nun anıları (Önsöz)
Belge Yayınları – Yaşam ve Anılar Dizisi


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.