H. Hümeyra Şahin
Toplumsal yaşantı adabına ne kadar uyulduğu, metroda,
otobüste, müşteri ilişkilerinde nasıl bir muameleye tabi olduğunuz şehrin,
ülkenin medeniyet seviyesine dair ipuçları verir… Bireyin ihtiyaçlarını değil,
sistemin ya da ekonomik çarkın ihtiyaçlarını gözeterek ‘eleman’ yetiştiren bir
eğitim sisteminden, ‘medeni insan’ yetiştirmek zordur… Gerçekten ne yazık ki,
pek çok üniversite diploma büroları olarak çalışıyor. Bilgi öğrenciler
tarafından bir malumat olarak algılanıyor. Oysa yeni bir bilgi bir zihne
girdiğinde insanı dönüştürmüyor, insan hayatında bir tesir oluşturmuyorsa,
malumattan öte geçemez. 19.yy’ın ulus-devlet merkezli eğitim anlayışına dayanan
tek tip ‘makbul vatandaş’ yetiştiren sistemin, 21.yy’da bireysel farklılıkları
ayırt edebilen ve bu çeşitliliğe uygun içerik sunabilen bir sisteme dönüşmesi
gerekiyor.
***
Modernleşme algımız medeniyetin ölçüsünü hep görünür
alanda, kabukta arama eğiliminde. Oysa medeniyetin özü içtedir. Şayet özde
varsa, bu dışarıya zaten sirayet eder. Medeniyet ne yüksek binalarda, ne
bulvarlarda, ne vitrinlerde, ne de teknolojik donanımda aranmalıdır. Bir şehrin
insanları üzerinden medeniyet seviyesini ölçebilirsiniz. Toplumsal yaşantı
adabına ne kadar uyulduğu, metroda, otobüste, müşteri ilişkilerinde nasıl bir
muameleye tabi olduğunuz şehrin, ülkenin medeniyet seviyesine dair ipuçları
verir.
Söz gelimi Kapalıçarşı’da gördüğü esnaf muamelesidir bir
turistin zihninde kalacak Türkiye algısı. Bireylerin davranışları üzerinden
oluşan bu algılar medeniyetin göstergesi kabul edildiğine göre medeniyet
eğitimle yakından alakalıdır. Nerede bir medeniyet sorunu varsa orada bir
eğitim sorunu vardır. Fakat eğitimden ne anladığımız önemli kuşkusuz. Bireyin
ihtiyaçlarını değil, sistemin ya da ekonomik çarkın ihtiyaçlarını gözeterek
‘eleman’ yetiştiren bir eğitim sisteminden, ‘medeni insan’ yetiştirmek zordur.
19.yy.’ın sanayi toplumunun eleman ihtiyacı üzerine
kurumsallaşan eğitim sistemi ne yazık ki kısmen de olsa hala cari. Milli Eğitim
alanındaki nice sorun, Nurettin Topçu’nun 60 yıl önce vurguladığı olumsuz
özellikleri hâlâ bünyesinde barındırıyor; “En aşağı üç asırdan beri sarp
kayalara çarpa çarpa harap olan maarif gemimiz, bugün kırık dökük bir tekne
gibidir. Ancak büroya memur, eski deyimiyle kalem efendisi yetiştiriyor. Bugün
talebelik artık ilim yolculuğu değil, diploma avcılığıdır.”
Gerçekten ne yazık ki, pek çok üniversite diploma
büroları olarak çalışıyor. Bilgi öğrenciler tarafından bir malumat olarak
algılanıyor. Oysa yeni bir bilgi bir zihne girdiğinde insanı dönüştürmüyor,
insan hayatında bir tesir oluşturmuyorsa, malumattan öte geçemez.
19.yy’ın ulus-devlet merkezli eğitim anlayışına dayanan
tek tip ‘makbul vatandaş’ yetiştiren sistemin, 21.yy’da bireysel farklılıkları
ayırt edebilen ve bu çeşitliliğe uygun içerik sunabilen bir sisteme dönüşmesi
gerekiyor.
Devirden devire, bölgeden bölgeye eğitime bakış ve
metodolojik ihtiyaçlar değişse de, değişmeyen şey medeniyetle eğitim arasındaki
yakın ilişki. Medeniyetlerin muallimler tarafından kurulduğunu söyleyen
Topçu’nun şu cümleleri bize eğitimin değişmeyen sabitelerini özetliyor;
– “Ademoğlunu, beşikten alarak mezara kadar götürüp
teslim eden, dünyanın en büyük mesuliyetine sahip insan muallimdir. Kaderimizin
hakikatinin işleyicisi, karakterimizin yapıcısı, kalbimizin çevrildiği her
yönde kurucusu odur. Fertler gibi, nesiller de onun eseridir.”
– “Ders; hakikatlerin araştırılmasıdır. Teknik ancak
ilimlerin tatbikatı olarak onlardan sonra ele alınır. Ders okumak, bazı hayati
faydaları sağlamak için bir vasıta değil, hakikatler peşinde koşmak için başlı
başına bir gayedir.”
– “İlköğretimin gayesi kalbin terbiyesi, ortaöğretimde
gaye aklın terbiyesi, yükseköğretimde ise ihtisaslardır.”
– “Orta mektep ve lisede aklın Doğu’dan, Batı’dan, her
taraftan sızan bütün ışıklarıyla yüklü, metotlu hakikat araştırmaları, Farabi
ve Gazali ile Pascal ve Pasteur’ü yan yana yaşatmalıdır. Zira akıl, milletlerin
sınırlarını geçer, bütün insanlığı kucaklar.”
O halde eğitim, bilgi hamallığı ve diplomadan öte, bir
hakikat arayışı yolculuğudur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.