Etyen Mahçupyan / emahcupyan@karar.com
AK Parti’ye yakışan, tarzı yumuşak, fikirleri esnemeye
açık, ama omurgası sert insanlarıyla yürümekti. Bugün özellikle medyaya
baktığımızda tam tersini görüyoruz: Tarzı sert, fikirleri yavan ve kalıplaşmış,
omurgaları ise fazlasıyla yumuşak bir yeni tür… Başkalarına karşı sert olurken
bir gözleri ile lideri kollayan, beğenilme ihtiyaçlarını tatmin için kıvranan,
fikirlerini liderin tek bir sözüyle yüz seksen derece değiştirmeye hazır olup
bundan gocunmayan, kendi kişiliksizliklerini liderin yüceltilmiş kişiliği
içinde eriterek ‘adam’ olduklarını sanan bir garip yaratık dünyası…
***
Diklenmemek ama dik durmak AK Parti’nin sadece söylemde
değil, uygulamada da benimsediği bir ilke oldu. Dış politikadaki tavrı en basit
şekilde bu tanımlama ile açıklamak mümkün. İçerde asker karşısındaki duruş da
bunu yansıtıyor. Söz konusu ilke konjonktürün zorladığı bir kullanışlı araç
olmanın ötesinde psikolojik işleve sahip. Muhafazakar tabanın yeniden özgüven
kazanmasının, kendi kimliğini başkasına göre değil ‘içerden’ oluşturma şansı
yakalamasının işaret fişeklerinden biri. Ayrım sertlikle yumuşaklık arasında
değil, iki tür sertlik arasında. İrrasyonel, böbürlenici, kibirli ve hamasi bir
sertlik gösterisine karşı, kendini bilen, gücünü hesaplamış, vakur ve akılcı
bir sertlik…
***
Bu ayrımın önemsenmesi doğal… İslami kesim çok uzun
süreden bu yana ‘diklenme’ üzerinden bir tepkisel kimlikleşmeye rehin düşmüş ve
bu durum onu daha da ‘dışa bağımlı’ kılmıştı. ‘Dik durma’ ise öncelikle kendi
ahlak, niyet ve tasavvur dünyanı tahkim etmeyi, onu derinleştirip
zenginleştirme çabası göstermeyi, en azından buna açık olmayı ima ediyor. Öte
yandan ‘dik durma’ da son kertede pasif bir tavır. Dik durarak başkalarının sizi
istemediğiniz yollara sürüklemesine direnç gösterebilirsiniz, ama başkalarını
istediğiniz yollara sokmayı sağlayamazsınız. Bunun için ‘yumuşak’ güç kullanmak
durumundasınız, çünkü sert gücünüzü ne kadar artırsanız da sizden büyükleri var
ve hemen yanı başınızdalar.
AK Parti yumuşak gücünü de iyi kullanmak üzere çok gayret
gösterdi. Ne var ki bunu sadece dışarıda kullandı… İçeriye gelindiğinde iş
dünyasından sivil topluma, oradan medyaya uzanan bir sertlik stratejisi
izlendi. Üstelik bu alanlarda seviye o denli düşürüldü ki, karşımıza dik duran
değil diklenen, saygı hak etmek bir yana utanç duyulan, pespaye bir yandaş ağı
çıktı.
***
AK Parti’ye yakışan, tarzı yumuşak, fikirleri esnemeye
açık, ama omurgası sert insanlarıyla yürümekti. Bugün özellikle medyaya
baktığımızda tam tersini görüyoruz: Tarzı sert, fikirleri yavan ve kalıplaşmış,
omurgaları ise fazlasıyla yumuşak bir yeni tür… Başkalarına karşı sert olurken
bir gözleri ile lideri kollayan, beğenilme ihtiyaçlarını tatmin için kıvranan,
fikirlerini liderin tek bir sözüyle yüz seksen derece değiştirmeye hazır olup
bundan gocunmayan, kendi kişiliksizliklerini liderin yüceltilmiş kişiliği
içinde eriterek ‘adam’ olduklarını sanan bir garip yaratık dünyası…
Son dönemde AK Parti işlevsel ve faydacı olanı ilkesel ve
etik olanın önüne koyduğu ölçüde, bu yaratık dünyası da bizatihi “AK
Parti’lilik” haline geldi. Seviyesizlik üstü örtülür gibi değildi, ama
insanların asıl kafasını karıştıran seviyesizliğin üstünün örtülmek
istenmemesi, hatta bilinçli olarak göz yumulup desteklenmesiydi. Kendi
değerleri üzerinde ‘dik duran’ bir AK Parti’den, değersizliğe doğru savrulan ve
düzey yitirdikçe ‘diklenen’ bir AK Parti’ye geldik…
***
Açıkça söylemek gerekirse, bundan sonrası başkalarına
benzemek, onların ayarına inmek, tarihsel anlamda yenilgiyi kabul etmektir.
Liderliğin sorumluluğu seviyeyi de yükseltmeyi gerektirir. Eğer kamusal alanda
birikimli bir seviyesizliğe doğru kayılmaktaysa, bilin ki bu sosyolojik
yozlaşmayı da beraberinde getirecektir. Kendi içinde gerekli yumuşaklığı ve
hüsnüniyeti engelleyen bir kurumsal kültüre saplanıldığında, buradan kimse dik
durarak da çıkamaz. O kültür sizi de yoğurur, çevrenizdeki ilişkilerin ötesinde
omurgaları yumuşatır ve bir süre sonra kendinizden hoşlanmaz hale gelirsiniz…
Ya da belki bu seviye kaybı gerçekleşmeden dik durur,
omurgalı davranır, yapıcı ve tedavi edici bir tarz ve duruşun kişilikli
neferlerinden biri olursunuz…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.