Van'ın önemli tarihi değerlerinden biri olan Tarihi Yedi
Kilise Manastırı bakımsızlıktan harabeye döndü. Koruma altına alınmadığı için,
uzun zamandır tahrip edilen manastır tarihi bir mekandan çok harabeyi
andırıyor. Yedi Kilise 8’nci ve 11’inci yüzyıllar arasında inşa edilen bir
yapı. Günümüzde harap da olsa ayakta kalan kısmı ise Aspurakan Kralı Senekerim
Hovhannes 1003-1021 tarihleri arasında inşa ettirdi. Kilise şimdi harabeye
dönmüş halde. Bu muazzam tarihi yapının yerini ise artık harabe ve ahıra yer
bırakmış durumda. Yıllardır ilgisizlik ve bakımsızlık nedeniyle kendi haline
bırakılmış olan kilisenin çatısı kuşlar için yuva olurken, kilisenin içi bir
çamur deryasını andırıyor. (Muhabir Ermeni kralı ve Ermeni kilisesi olduğunu
söyleyemiyor, nedense. HYETERT)
2011 yılında
depremde kubbeleri de çöken Yedi Kilise’nin restorasyon ve onarımına ilişkin
henüz bir çalışma yapılmış değil. Kilisenin restore edilerek eski ihtişamına
kavuşturulması beklenirken yıllar süren zaman içerisinde her geçen gün harabeye
döndüğü görülmekte. Yedi kilise’nin dedesinden Fatih Altay’a kaldığı bilinirken
restore yapılması üzerine ‘kiliseyi geri vereceğim’ sözlerine dayanarak
yetkililer hala yedi kiliseyi görmezden geliyor. Gerekli her türlü yardımı
yapmaya, kiliselerin kullanım hakkını, sonsuza kadar Patrikhane'ye devretmeye
hazır olduğu da daha önce ki açıklamalarda belirtildi.
Erek Dağı'nın eteklerinde kurulmuş olan bu manastır,
bugün Van Merkeze bağlı, Yukarı Bakraçlı Köyü’nde yer almaktadır. Tamamı Warak
Wank Manastırı olarak adlandırılan yapı, aslında anıldığı gibi yedi adet kilise
olmayıp iki grup halinde beş kilise, kiliseye eklenen bir Jamatun, bir
kütüphane ve bir çan kulesinden oluşmaktadır. Manastırı teşkil eden Yedi
Kilise’nin en eskisi St. Sophia kilisesidir. 8. yüzyılda inşa edilmiş. İkincisi
ise kuzey duvarına bitişik inşa edilmiş ve son dönemde yıkılan olan St. John
kilisesi ve ikinci grup yapıların çekirdeğini 1003 ila1021 tarihleri arasında
inşa edilen Meryem Ana Kilisesi oluşturuyor. Dıştan doğu batı doğrultusunda
dikdörtgen planlı yapı, içten dörtlü yonca planlı olarak yapılmış olan
kilisenin kubbesi yıkılmış durumda. İç mekânı dört yöne açılmış, yarım daire
planlı nişlerle köşelere yerleştirilmiş odalar oluşturuyor. Ancak bu kiliseler
de yıkılmak üzere. Zaman geçtikçe duvarların yıkılma ihtimali üzerine 7 ayrı
kilise yok olmaya terk ediliyor.
3-540.jpg
YEDİ KİLİSE'NİN TAPUSU FATİH ALTAYLI'YA AİT
Yedi Kilise'nin tapusunun Fatih Altaylı'ya ait olduğu
ortaya çıktı. Altaylı’nın daha önce ki haberlerinde yapmış olduğu açıklamalar
da ‘bakanlık istesin hemen vereyim’ sözleri üzerine henüz yedi kilise üzerinde
bir çalışma yapılmadı. İki büyük depremin ardından dökülen taşlar ya da kırılan
kolunlar köy halkı tarından toplatılmış. İçeri girdiğimde durulmaz bir sidik
kokusu burnumu yakıyor. Köyün de bir birine yapışık olan yedi ayrı kilisede
manastır ve şapel kalıntıları var.
YEDİ KİLİSE NE YAZIK Kİ GEREKEN DEĞERİ GÖRMÜYOR!
Normal şartlarda manastır kapalıdır ancak turistler
geldiğinde kilitler açılıyor. Turistler, ayin döneminde Akdamar Kilisesi’ne
geldikten sonra Yedi Kilise’ye geliyorlar. Yüzlerce turist aynı anda geliyor ve
buraya gelen turistler mum yakıp ayin yapıyor. Kilisenin restore edilmemesi
turistleri epeyce üzdüğü söylemler arasında. Damları hep açık; insanlar
tarafından saclarla kapatıldı. Her ne kadar kapatılsa da içinde su
birikintileri ve çamur eksilmiyor. İyi bir şekilde restore edilmeli. Yıllar
önce restore için gidenler olmasına rağmen herhangi bir çalışma yapılmadı. Yedi
kilise ne yazık ki gereken değeri görmüyor.
(Öznur Anuk - Yunus Örki / Merkür Haber)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.