Hasan Bülent Kahraman
Edirne'deki büyük sinagog 30 yıl önce kapanmış. Sonra
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce onarılmış. 26 Mart 2015'te açıldı. Mükemmel!... Geçenlerde
gazetelerde okuduğum haberle daha da mutlu oldum. Meğer kapanırken yapılan son
düğünle evlenen Mitrahi çiftinin bir kızı olmuş. O da şimdi düğününü açılan
sinagogda düzenlemiş. Otuz yıl, iki kuşak, yepyeni bir durum. Sevinmez de ne
yaparsınız? Ama öyle değil. T24'te Karel Valansi'nin yazısından öğrenip biraz
da internette gezinince anlıyorsunuz ki, o güzel güne, ahlaksız diyeceğim
insanların kiri sıçramış. Küfür kıyamet, nefret diliyle akla hayale gelmeyecek
şeyler yazıp söylemişler, düğünün Periscope'tan canlı yayınında… Biz böyle
düşünürken Karel Valansi yazısında ortadaki nefretin vahim boyutlarını
belirtiyor. İnsanlar küfür ediyor, Yahudilere. Bu nasıl kabul edilebilir, nasıl
Savcılık, Adalet Bakanlığı bu konuya derhal, öncelikle el koymaz? Valansi,
haklı olarak 1934 Trakya olaylarını anımsatıyor.
***
Edirne'deki büyük sinagog 30 yıl önce kapanmış. Sonra
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce onarılmış. 26 Mart 2015'te açıldı. Mükemmel!
Geçenlerde gazetelerde okuduğum haberle daha da mutlu oldum. Meğer kapanırken
yapılan son düğünle evlenen Mitrahi çiftinin bir kızı olmuş. O da şimdi
düğününü açılan sinagogda düzenlemiş. Otuz yıl, iki kuşak, yepyeni bir durum.
Sevinmez de ne yaparsınız?
Ama öyle değil. T24'te Karel Valansi'nin yazısından öğrenip
biraz da internette gezinince anlıyorsunuz ki, o güzel güne, ahlaksız diyeceğim
insanların kiri sıçramış. Küfür kıyamet, nefret diliyle akla hayale gelmeyecek
şeyler yazıp söylemişler, düğünün Periscope'tan canlı yayınında.
Hemen belirteyim ki, bu gazetede de başka yerlerde de birçok
yazı yazdım. Görevli olduğum Kadir Has Üniversitesi'nin de bulunduğu bölgede,
yani Cibali-Balat ve mücavir alanda yerleşik, terk edilmiş sinagoglar
bulunduğunu, bunların muhakkak onarılması, açılması, kente kazandırılması
gerektiğini belirttim.
İlk defa içinde düzenlenen bir sergi nedeniyle öğrendiğim
Hasköy'deki Mayor Sinagogu (ki, en büyük ahşap tavanlı yapıdır) araba lastiği
imalathanesine dönüştürülmüştü. Gördüğümde aklımı kaçıracaktım. Bu bir örnek.
Tüm sinagoglar terk edilmiş durumda. Türkiye'deki cemaatler arasında maddi
durumu en iyi olanlardandır Yahudi cemaati. Bunları toparlamak devletin ve
onların borcudur diye yazdığımı da anımsıyorum.
Bu dediklerim kiliseler için de geçerlidir. Hatta şunu da
belirttim: evet, o kiliseler bir dönem malum nedenlerle camie dönüştürüldü. Ama
artık o devirler geride kaldı. Türkiye her bakımdan özgüvene ve zenginliğe
sahiptir. Fatih Sultan Mehmet, Ayasofya'nın mozaiklerine sahip çıkarken bugünkü
Türkiye mi Bizans kiliselerinin mozaiklerinden çekinecek. Bunları bir usul
dairesinde yeniden açalım dedim.
Yetmez. Anadolu, Hıristiyanlığın beşiğidir. Bu kadar! Kültür
ve Turizm Bakanlığı uzun süredir 'ev' kavramını kullanıyor. Anadolu: ev! Çok
güzel. İseviliğin de evidir, Anadolu. Gelin bu işi bir inanç turizmine
bağlayalım diye 25 yıldır uğraşıyorum. Sümela'da, Ahtamar'da yeniden ayin
yapıldı ne oldu, zarar mı gördük? Vakıf malları konusunda statü değişti.
Doğrusu bu değil miydi? Türkiye bu çekincelerini çoktan aşmış olmalı.
Biz böyle düşünürken Karel Valansi yazısında ortadaki
nefretin vahim boyutlarını belirtiyor. İnsanlar küfür ediyor, Yahudilere. Bu
nasıl kabul edilebilir, nasıl Savcılık, Adalet Bakanlığı bu konuya derhal,
öncelikle el koymaz? Valansi, haklı olarak 1934 Trakya olaylarını anımsatıyor.
Onun Yahudi cemaati üstünde ne büyük yıkım olduğuna değiniyor. Yerden göğe
haklıdır. Buna 6-7 Eylül'ü, Varlık Vergisi'ni ekleyelim.
Türkiye, gayrimüslümlere çeşitli dönemlerde nahak yere
gadretmiştir. Bir kere bu meselenin bir noktaya getirilmesi gerekir. Valansi
yazısında bu olayların kendi cemaatinde de sessizlikle geçiştirildiğini
belirtiyor. Öyledir, bu gibi olaylarda ilk tepki susturmak, bastırmak, unutmaya
çalışmaktır. Ama bunun bir de sonrası olmalı. O da hukuksal bir dönemin
açılmasıdır.
Diyelim henüz orada değiliz. Olaylar da yaşandı, bitti. Peki
süren bu küfür, bu nefret nedir? Kimdir bu insanlar? Nedir alıp veremedikleri?
Bunlara 'milliyetçi' denemeyeceğine göre, çünkü milliyetçilik bu ülkedeki
herkesi kapsar, ırkçılardır, kafatasçılardır. Bunu kendileri söylüyor!
Türkiye'nin bu sorunu çözmesi gerekiyor. Sadece Yahudilere
karşı değil tüm gayrimüslimlere (bu 'azınlık' kavramını da artık dilimizden
çıkarmamızın zamanı gelmiştir) uyguladığı bu tutumu aşması, gerçeğiyle
barışması, çoğulculuğu, farklılığı, benimsemesi gerekiyor. Düşünün ki,
Türkiye'de kala kala 15 bin Yahudi kalmıştır, Edirne'de galiba sadece iki kişi
vardır. Bu bir azaptır!
Yeni evli çifti bu girişimlerinden ötürü ayrıca kutlarım,
bir ömür boyu mutluluk, sağlık dilerim.
http://www.sabah.com.tr/yazarlar/kahraman/2016/06/03/edirnede-sinagog-sevinmek-az-bile
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.