Mehmet Toroğlu
Türkiye’deki başarısız darbe girişimi Washington’daki
düşünce kuruluşlarında yoğun şekilde tartışılmaya devam ediyor. Atlantic
Konseyi adlı düşünce kuruluşunda düzenlenen “Darbenin Bastırılmasından 10 Gün
Sonra: Türkiye Nereye Gidiyor?” başlıklı panelde de darbe girişiminin neden ve
sonuçları ile bundan sonrasına ilişkin olası senaryolar masaya yatırıldı.
Panelde konuşan Dış İlişkiler Konseyi uzmanı Steven Cook,
Türk ordusunun bölünmüş ve siyasi açıdan zayıf konumda olması, Türk kamuoyunun
askeri müdahalelere sıcak bakmaması gibi faktörlerin darbenin başarılı
olmamasında rol oynadığını söyledi.
“Darbeyi hayata geçirmeye çalışan yetkililer Türk
toplumunun ne kadar değiştiğini anlamamış” diyen Cook, Türkiye’de AK Parti’nin
ilk iktidara geldiği yıllardaki “liberalleşme” işaretlerinin getirdiği umudun
ardından, 2007-2008 yıllarından bu yana ülkede bir “yeniden otoriterleşme”nin
görüldüğünü belirtti.
Türk hükümetinin, başarısız darbe girişimini Gülen
hareketinin “kökünü kazımak” için bir fırsat olarak kullandığını ifade eden
Cook, hükümet darbenin arkasında Gülen sempatizanlarının bulunduğuna dair
sağlam kanıt sununcaya kadar, Amerika’nın Gülen’in iadesi doğrultusunda adım
atmasının zor olduğunu kaydetti.
Cook bir soru üzerine, Ergenekon ve Balyoz davalarının
neticesinde Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde çatlak ve bölünmelerin oluştuğu
görüşünü dile getirerek, bu çatlak ve bölünmelerin darbe girişiminde çok net
açığa çıktığını söyledi.
Ordudaki “kaos” ortamı ve polis teşkilatı içerisindeki
“temizlik operasyonu”nun Türkiye’nin Amerika ile birlikte çalışma kapasitesi
üzerinde soru işaretleri yarattığını savunan Cook, çok sayıda kamu kurumunda
uygulanan toplu işten çıkarmaların hem yönetim kapasitesi hem de toplum
üzerinde derin etkilerinin olacağı görüşünü ortaya koydu. Cook, Türkiye’yi “zor
günlerin” beklediği değerlendirmesinde bulundu.
Cook, Türkiye’yi, “PKK ile şu anda savaş halinde olan, en
az 11 terör saldırısına maruz kalan, ordusu kaos yaşayan, devletin kapasitesi
ve verimliliğine zarar veren bir temizlik operasyonundan geçen, açıkça
istikrarsız bir ülke” olarak niteledi.
Türkiye’nin bir demokrasi olduğu argümanını savunmanın da
zor olduğu görüşünü dile getiren Cook, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK
Parti’nin, demokratik ve liberal ideallerin pahasına kendi iktidarını
kurumlaştırmanın peşinde olduğunu savundu.
Cook, “Evet Türkiye’de seçimler oluyor, evet
Cumhurbaşkanı Erdoğan yüzde 52 oyla cumhurbaşkanı seçildi, ama hiçbir şekilde
Türkiye’yi bir demokrasi olarak göremeyiz. Bence Türklerin liberal demokrasinin
norm ve ilkelerini benimsediğini net olarak söyleyemeyiz. AKP iktidarının ilk
yıllarında, AKP ve Gülenciler’in kendilerini eleştiren gazetecileri hedef
almada işbirliği yaptığı zamanda da aynı tavrı gördük. Hukukun üstünlüğü,
hukukun eşit olarak uygulanması şuuru yok, ‘zamanın haini’ kimse onun peşine
düşülüyor. Bana öyle geliyor ki, Türk toplumu bu travmadan sonra bir araya
gelmede çok zorlanacak” diye konuştu.
Cook bir soru üzerine, darbe girişimi sırasında
İncirlik’in elektriklerinin kesilmesinin, ABD’ye üsteki operasyonlarının Türk
hükümetinin onayına bağlı olduğunu hatırlattığını, İncirlik’in Türkiye için
Amerika üzerinde bir baskı unsuru oluşturduğunu kaydetti.
Yeni Demokrasi Vakfı adlı kuruluşun uzmanı Elmira
Bayraslı da, Türkiye’nin son 20 yılda ekonomik açıdan gerçek anlamda ilerleme
kaydettiğini ancak buna siyasi ilerlemenin eşlik edemediğini söyledi.
Bayraslı, “Türkiye’de ekonomik gelişim ile siyasi
ilerleme eksikliği arasındaki bu dengesizliğin bir kaos formülü olduğunu”
savundu. Bayraslı, “Türk hükümeti iktidarı güçlendirme ile iyi yönetim arasında
denge sağlamalı. AK Parti iktidara geldi çünkü yönetim ve hizmet sundu. Şu
andaki soru şu; Erdoğan ve Türk hükümeti iktidarını güçlendirmeyi mı, iyi
yönetimi mi seçecek?” dedi.
Türkiye’nin, hukukun üstünlüğü ve kurumlara saygı
gösterildiği bir konuma gelinceye kadar, “sorunlu zamanlar” yaşamaya devam
edeceği fikrini ifade eden Bayraslı, ülkedeki “temizlik operasyonu”nun da bir
“korku atmosferi” yarattığını belirtti.
Bayraslı, “İnsanların kendilerini ifade etmeye korktuğu
gerçek bir korku atmosferi var ve böyle bir ortamda yaşadığınızda ilerleme
sağlayamazsınız” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem “zayıf” hem de “güçlü”
olduğu görüşünü dile getiren Bayraslı, şunları kaydetti:
“Halk tarafından seçilmiş, toplumun yüzde 50’sinin
desteğini almış, ciddi oranda gücü üstünde toplamış bir kişi ve temizlik
operasyonu da kuşkusuz onu daha da güçlendirecek. Ancak yaşananlar bence
Türkiye’yi zayıflattı ve bu durum Erdoğan’ı da zayıf yapıyor. Zayıf bir ülkenin
güçlü bir adamı oluyorsunuz. Burada bir üzücü durum da var. Erdoğan 2003’te ilk
başbakan olduğunda çok farklı bir söyleme sahipti, kapsayıcılıktan, azınlıklardan,
kim olduklarına bakılmaksızın tüm Türklerin temsil edilmesinden konuşuyordu,
Kürtlerle masaya oturan ilk Türk liderdi, AB üyeliğine daha önce hiç bir Türk
liderin yapamadığı kadar yaklaştı. Bugünün üzücü yanı, (Erdoğan) başardığı tüm
ilerlemeleri geriye götürdü.”
Bayraslı ayrıca, darbenin arkasında kim olduğuna dair
kanıt ortaya konması gerektiğini ancak Gülen hareketinin de “tamamen masum” bir
yapılanma olmadığını, Türkiye’de yaşanan kaosta onların da büyük oranda
kabahati olduğunu söyledi. Cook da, Gülen hareketinin şeffaflık eksikliğinin
bir sorun oluşturduğunu belirtti.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.