Almanya Başbakanı Angela Merkel’in koalisyon hükümetinin İnsan Hakları Parlemento Grubu Sözcüsü Erika Steinbach, Almanya’nın da Fransa gibi soykırımı inkara ceza getiren bir yasayı kabul edebileceğini söyledi. Böyle bir tasarıya muhalefetin itiraz edebileceği belirtildi. Milliyet'in haberine göre Steinbach “Kolaisyon üyelerine göre, Türkiye gerçeği ne kadar inkar ederse etsin, soykırım yapıldığı açık. Ermeni Soykırımı sürekli olarak gündemimizde tutulmalıdır.
'Dink davası, AK Parti için test'
Economist dergisi, "Türkiye'de Adalet, Bazıları İçin Yok" başlıklı haber analizinde, "Hiçbir zaman gerçek adalet beklemediler ama ailesi ve avukatları yine şoke oldular" sözlerini kullandı. Dergi, davanın AKP'nin "hukuk üstünlüğüne bağlılığı için bir test" gibi göründüğünü de yazdı.
Namazda bir Ermeni
İhsan Dağı
Size bir Ermeni hikâyesi anlatacağım bugün. Yıllar önce Ankara'da Çayyolu semtinde oturuyoruz… Böyle bir mahallede Anadolu'dan görünen iki aile vardı. Birisi yan komşumuz 'Mehmet Amca'. Yılların esnafı… Diğer komşumuz 'Pascal Amca'ydı. Yaşça seksenlerinde, Ankaralı bir Ermeni'ydi, ama çocuklarının, torunlarının adı hep 'Türk'tü. Konuşmayı pek sevmez, güzel havalarda küçük bahçesinde oyalardı kendini. Görmesi epeyce zayıflamıştı, göz tansiyonundan şikâyetçiydi. Yine de bahçeye çıktığında oturmaz, oraya buraya sürekli çiçekler diker, onları sular, yetiştirirdi… Bir gün Mehmet Amca'yı kaybettik. Soğuk bir kış günüydü… . Cenaze namazı başlarken aralarından bir kişi yavaşça ayrıldı; başı yerde, kalın gözlüklerinin ardından gözleri dolu dolu... Komşusunun cenaze namazı için sıralanan safa katıldı. İmamın 'Nasıl bilirdiniz?' sorusuna titrek bir sesle 'iyi bilirdik' diyen kişi, yanımda saf tutan Ermeni komşumuz Pascal Amca'ydı.
Komisyonun kararı Ermenileri kızdırdı
Ferhan Köseoğlu Paris, Ermeni lobisi, soykırım iddialarının reddini suç sayan tasarıya karşı çıkan Fransa Senatosu Kanunlar Komisyonu'na tepki gösterdi. Fransa Ermeni Federasyonları Kurulu Eşbaşkanı Papazyan, komisyonun Türkiye'nin tehditlerine boyun eğdiğini iddia etti.
TRT’de bir ilk / A first for the Turkish National Television
Şalom
Sadece Hrant için değil senin için de yürüdük!
Hakan Çelik - info@gazete3.com.tr
Türkiye’de bir aydın, sanatçı, yazar, bilim insanı öldürülmesin, görüşlerinden ötürü linç edilmesin istiyoruz. Çok mu zor bunu sağlamak? Agos Gazetesi’nin önünde kalabalığın toplanmasını beklerken kendisini tanıtan ve Ermeni olduğunu söyleyen bir kadın “Hakan Bey, Türkiye’de ilk kez Ermenice bir şarkının klibini televizyon programınızda yayınladınız. Size teşekkür ederim ve tebrik ederim” dedi.Şarkıyı başarıyla seslendiren Sibil Pektorosoğlu bizim İstanbullu bir kardeşimiz. O klibi yayınlayan ilk televizyoncu olmaktan gurur duyuyorum. Ermeni, Türk, Rum, Musevi sanatçılar geçmişte nasıl birlikte çalıştılarsa gelecekte de öyle olacak diye inanıyorum. Düşünüyorum da Ermeni sanatçılar Onno Tunç, Garo Mafyan, Arto Tunçboyacıyan, Majak Toşikyan (Cenk Taşkan), Hayko Cepkin olmasa müziğimizde çok şey eksik kalırdı... Kanal A televizyonu yapımcısı Esra Harmanda’nın dün Twitter’dan paylaştığı cümle içine düştüğümüz durumu çok iyi tarif ediyor: Bugün sadece Hrant için değil senin için de yüründü ey arkadaş, ah bunu bir bilseydin...
Orhan Dink: Çekip gitmeyi düşünüyorum
Hrant Dink'in kardeşi Orhan Dink, ağabeyinin öldürülmesiyle ilgili kararın ardından Türkiye'nin Nabzı'nda konuştu. Hrant Dink cinayeti hakkında verilen kararın konuşulduğu programa telefonla bağlanan Hrant Dink'in kardeşi Orhan Dink, "Gerçekten çekip gitmeyi düşünüyorum. Ben çocuklarımı bu ülkede büyütmemeyi düşünüyorum. Çocuklarımın yüzüne bakamıyorum" dedi… Başbakan'a Erdoğan'a "Elinizde ne yoktu da bu cinayetin üstüne gidemediniz? bize sözler verdiniz, bu muydu sonucu!" diye seslenen Orhan Dink, mahkeme evraklarından AİHM'in karar çıkarabildiğini hatırlattı.
Taner Akçam: 'Tarihimizi hep inkar üzerine, yok saymak üzerine kurduk'
“Eğer İngilizler Mustafa Kemal’in ve İstanbul hükümetinin yapmış olduğu öneriyi kabul etseydi, yani bugünkü Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını aşağı yukarı o dönemin Osmanlı Devleti’nin sınırları olarak kabul etseydi ve bunun karşılığı olarak Türklerden Ermeni soykırımından dolayı suçlu olanların yargılamasını isteseydi biz bugün, Almanlar Naziler üzerine nasıl konuşuyorsa İttihatçılar üzerine öyle konuşuyor olacaktık.”… “Türkiye solu da 1915 üzerine konuşma tarzını kendisiyle yüzleşerek yapmak, kendi içindeki bu ittihatçı ekipten kalanların kimler olduğuna bakarak bir hesaplaşma yaşamak zorundadır. Tarihle yüzleşmek, siyasetimizin merkezine oturmak ve siyasetimizin merkezi olmak zorundadır...” ‘Onları’ yok saymak, bu devleti var etmenin koşullarından birisi oldu. Sadece varlıklarını inkar etmekle kalmadık, sürerek, canlı canlı yakarak, denizde boğarak gerçekten yok ettik. Sonra yok ettiğimizi de yok saydık. Tarihimizi hep inkar üzerine, yok saymak üzerine kurduk. Ama hiçbir şey biz yok sayınca yok olmuyor tabii ki… Ermeniler var, bu topraklarda yaşadılar ve hala yaşamaya devam ediyorlar. ‘Açılım’ adı altında bugüne kadar inkar ettiklerimizi kabul eder gibi yaptık, sonra birden kendimize gelip Başbakanın ağzından onları sürmekle tehdit ettik. Hep birlikte yeniden 95 yıl öncesini, tehciri, sonuçlarını ve bugüne kadar gelen tartışmaları hatırladık. Artık cin şişeden çıktı. Artık konuşulmayanlar konuşulmaya başlandı.
TBMM ''Dil haklarını'' araştırdı
TBMM Araştırma Merkezi, dünyadaki çeşitli ülkeler ve geçmişteki Türkiye Cumhuriyeti anayasalarını inceleyerek, 'Dil haklarını' araştırdı… ''Devletler açısından ortak dil oluşturmak önemliyken, farklı kimliklerini korumak isteyen azınlık grupları için de grubun devamlılığı açısından kendi dillerinin varlığını sürdürmesi önemlidir'' ifadesine yer verilen araştırmada, bazı devletlerin ülkelerinde kullanılan azınlık dillerinin korunması ve teşviki amacıyla özel önlemler aldıkları anlatıldı. Araştırmada, ''Ancak, devletlerin ulusal mevzuatlarıyla veya diğer uygulamalarıyla azınlıklara mensup kişilerin kendi dillerini konuşma olanaklarını kısıtlama arayışına girdikleri veya çoğunluğun benzer sonucu doğuracak eylemlerine müsamaha gösterdikleri yerlerde bu konuda sorunlar doğmuştur'' denildi… ''Bu çalışma kapsamındaki ülkeler değerlendirmeye tabi tutulduğunda azınlıklarla ilgili düzenlemelere anayasalarında yer veren ülkelerin tamamı dil haklarına ilişkin düzenlemeler de yapmışlardır. Bu sonuç azınlık hakları ile dil hakları arasındaki sıkı ilişkiyi göstermektedir. Çalışma kapsamında ele alınan 29 devlet anayasasının 12'sinde (Almanya, ABD, Danimarka, Fransa, Hollanda, İrlanda, Kıbrıs Rum Yönetimi, Lüksemburg, Malta, Portekiz, Yunanistan ve Türkiye) dil haklarına ilişkin düzenlemeye rastlanmamıştır.
Dink anması sonrası ortalık karıştı!
Hrant Dink anması sonrası insanlar dağılmak üzereyken kalabalığın arasında bulunan yaklaşık 30 kişilik grup Taksim yönüne gitmeye çalışan araçlara saldırdı. Çevik Kuvvet ekiplerinin müdahalesinin ardından gruptakiler Tarlabaşı'nın ara sokaklarına kaçarak izlerini kaybettirmeye çalıştı. Ancak polis gruptan bazı kişileri yakalayarak gözaltına alındı… ANKARA’da Emek ve Demokrasi Güçleri üyesi bir grup, Hrant Dink davasıyla ilgili mahkemenin aldığı kararı, TBMM önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti. Basın açıklamasının bitmesinden sonra dağılan grubun içindekilerden bazıları, Atatürk Bulvarını trafiğe kapatmak istedi. Bu sırada çevik kuvvet ekipleri ile grup üyeleri arasında kısa süreli gerginlik çıktı.
'Dink davası bizim için sınav'
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, öldürülen gazeteci Hranti Dink davasının sonuçlanmasıyla ilgili olarak, gayrimüslim bir vatandaşla ilgili bir dava olduğu için ayrı bir hassasiyetin söz konusu olduğunu belirtti. Gül, "O bakımdan her türlü titizliği göstermek, herhangi bir şekilde vatandaşlarımız arasında bir yanlış kanaatlerin oluşmasına fırsat vermemek tabi ki, bizim devlet olarak görevimizdir. O bakımdan bütün dava sürecinin bundan sonraki sürecin, en şeffaf şekilde, en adil şekilde kanunlarımız ve yasalarımıza en uygun şekilde neticelenmesi, bizim için önemli bir sınavdır" dedi.
Kılıçdaroğlu'ndan Rakel Dink'e telefon
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hrant Dink'in öldürülüşünün 5. yıl dönümünde eşi Rakel Dink'i telefonla arayarak, üzüntüsünü paylaştı.
Ermeni iddialarına karşı imza kampanyası başlatıldı
Lobicilik Stratejik Araştırmalar Merkezinin (LOBİSAV) parlamentolarında, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarını ilişkin kanun tasarılarını kabul eden 22 ülkeye, ''protesto'' ve gündemine alması beklenen ülkelere de ''uyarı'' mektubu göndermek üzere başlattığı ''Sivil Nota Kampanyası''na bir ayda 12 bin kişi imza verdi.
Genel merkezi Washington'da bulunan Amerika çapındaki 70 Türk derneğinin çatı örgütü Türk Amerikan Dernekleri Asamblesinin (ATAA) eski başkanı, Doğuş Üniversitesinde ''lobicilik dersi'' veren ve LOBİSAV'ın da başkanı olan Ercüment Kılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Ermeni diasporasının bir meydan okuması ile karşı karşıya olduğunu belirtti.
On binler beş yıl önce bugün öldürüldüğü yerde
Sevin Turan / hurriyet.com.tr
Hrant Dink davasında kararın açıklanmasının ardından bugün ‘Hrant’ın Arkadaşları’nın çağrısı ile Taksim Meydanı’ndan Agos’un önüne bir protesto yürüyüşü gerçekleştirdi. Yürüyüşe on binlerce kişi katıldı… Gazeteci-yazar Karin Karakaşlı, saygı duruşunun ardından Agos’un penceresinden bir konuşma yaptı. Karakaşlı konuşmasında şunları söyledi:"19 ocak bir anma günü değil. Hiçbir zaman olmadı. Herkes acısının yaşandığı gün bir başına kahroldu. Sonra 23 Ocak geldi, Türk düşmanı ilan edilen bir Ermeni gazetecinin cenazesi hepimizi buluşturdu. Onu güpegündüz bu caddede sırtından vurdular hepimizi de görgü tanığı kıldılar."
İHD İstanbul Şubesi Basın Açıklaması: Hrant Dink’i Öldüren de, Öldürtenleri Koruyan da İnkar Politikalarıdır!
Devletin nasıl elindeki tüm istihbarat raporlarına rağmen Hrant Dink’in öldürülmesine göz yumduğunu, onu korumak şöyle dursun katline yol verdiği, sonrasındaki soruşturmalar sürecinde kendi içindeki sorumluları nasıl gizlediği ve koruduğu, artık mızrak çuvala sığmadığı için, bir bir anlatılıyor… Biz ırkçılık, milliyetçilik, ayrımcılık karşıtları, suçun bundan ibaret olmadığının bir kez daha altını çizmek istiyoruz: Suçlu, öncelikle Ermeni Soykırımı’nı inkar politikalarıdır. Çünkü Ermenileri birer nefret nesnesi haline getiren, düşmanlaştırarak hedef tahtasına koyan, bu memlekette gerçek anlamda hüküm sürmekte olan, iktidarı ve muhalefetiyle, sivil ve askeri egemenleriyle, sokaktaki insanıyla, “ İnkar Cumhuriyeti”dir! İnkar sadece “biz yapmadık” demek değildir. İnkar, ders kitaplarından turizm broşürlerine, sivil toplumun internet sitelerine kadar tüm ulusal literatürden fışkıran nefret ve düşmanlıktır. İnkar her gün bu memleketin çocuklarına “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diye bağırtmaktır. İnkar, memleketin en yüksek tirajlı gazetelerinden Hürriyet’in “Türkiye Türklerindir” logosudur. İnkar sahte tarihçilere ekranlarını açan ve onları konuşturan televizyon kanallarıdır. İnkar, “iyi Ermeni”, “kötü Ermeni” imgelerini yaratan ve besleyenlerdir. Hepsi bu toprakların çocukları olan diaspora Ermenilerinin şeytanlaştırılmasıdır.
Özgür Birey mi, Doktrin Taraftarı mı Olmak Gerekir?
Prof. Dr. Anıl Çeçen’in, TBMM’de vaazları sorgulayıcı herkesi derinden düşünmeye, düşüncelerini gözden geçirmeye itmelidir… Türkiye’deki ilerici ve devrimcilerin sıkıntıları bununla sınırlı değildir: İlericiler, Türkiye’nin yakın tarihine yabancıydılar. Gerçeklerden uzak, hayali bir tarih bilgisi ile ilericilik ve devrimcilik tasarlanıyordu. Farkında olmadan, zavallı silahsız Ermeni ve Rumları yok etmek ilericilik ve devrimcilik kabul ediliyordu. Bu nedenle, pek çok ilericinin varacağı liman ırkçılık durağıydı. Kurtuluş Savaşı, dış düşmanlardan ziyade, İttihat ve Terakki tarafından planlanan kendi vatandaşlarına karşı uygulanan bir mücadelenin devamı niteliğindedir.
Ümit Boyner: Dink kararı vicdanları sızlattı
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, ''Bu toprakların ve toplumun sevdalısı bir vatansever'' olan Hrant Dink'in öldürülmesi davasında iki gün önce açıklanan mahkeme kararlarının duyarlı kamuoyunu şoka soktuğunu ve vicdanları sızlattığını belirterek, ''Bu davanın akışında önümüze çıkan şey en somut haliyle Türkiye'de adalete olan inancın sarsılması, hukuk anlayışımızın zaaflarıdır'' dedi.
Bülent Arınç'tan Dink davasının hakimine tepki
Hrant Dink Davası'nın hakiminin bugün basına yansıyan açıklamalarına Bülent Arınç'tan tepki geldi. Bülent Arınç, TÜRK-İŞ'i ziyareti sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Basın mensuplarının Hrant Dink davasının hakiminin bugün basına yansıyan açıklamalarını hatırlatması üzerine Bülent Arınç, "Hakimler kararlarıyla konuşur. Vicdanen tatmin olmadım sözü hiç yakışmadı" dedi.
Dink davasının hakiminden sürpriz açıklama
Hrant Dink davasında verdiği karar kamuoyunda tartışma yaratan 14. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti Başkanı Rüstem Eryılmaz şaşırtıcı açıklamalarda bulundu. Eryılmaz, 'Örgüt suçlamasından beraat kararı vermemiz örgüt yoktur anlamına gelmez' derken, kendisinin de tatmin olmadığını söyledi
Vicdan sokakta
Gazeteci Hrant Dink, 5 yıl önce bugün İstanbul'un göbeğinde katledildi. Mahkeme tüm delillere ve açık ilişkilere rağmen cinayeti 'örgütsüz' buldu. Vicdanı bu kararı kabul etmeyen herkes bugün 13.00'te Taksim'de buluşacak.
Շնորհավոր Սուրբ Ծնունդ / Merry Christmas
Ermeniler, Noeli (Dzununtu) üç defa kutlayan tek Hıristiyan halktır. Katolik Ermeniler ve Batıda yaşayan Ermenilerin çoğu Noeli (Christmas) 24-25 Aralık’ta kutluyor. Apostolik Ermeni kilisesine bağlı Ermenilerin büyük çoğunluğu Noeli 6 Ocak’ta kutluyor. Yerusağem ( Kudüs) Kilisemiz ise takvim değişikliğini kabul etmediğinden 19 Ocakta kutluyor Noeli. Bu nedenle biz Ermeniler için Dzununt 24 Aralık’tan 20 Ocak’a kadar devam ediyor.
Hrant davasını 'arkadaşları' saptırdı
Rıza Zelyut / zelyut@gunes.com
Dün Hrant Dink cinayetiyle ilgili dava karara bağlandı. 5 yıl süren soruşturmadan çıkan sonuç, 'Hrant'ın Arkadaşları' diye dolaşan ekibi memnun etmedi. Bence de skandal bir sonuç. Çünkü; davanın üstü örtüldü. Peki kim örttü davanın üstünü? 'Hrant'ın Arkadaşları' denilen grup var ya... İşte Hrant Dink davasının rayından saptırılmasının asıl sorumlusu bunlar oldular. Hrant'ın ailesine çok önceden yazdığım bu köşedeki mektubumda da buna değinmiştim. Bu dava ile ilgili birçok yazı yazdım. Sorduğum temel soru şu idi:-Bu cinayet kimin işine yaradı? Sorunun doğru cevabı, bizi asıl faillere ulaştıracaktı. Lakin; 'Hrant'ın Arkadaşları' adı altında örgütlenen malum liberal kesim; bu soruyu asla sormadı. Sordukları zaman; işin ucunun bir yerde kendilerine kadar uzanacağını biliyorlardı.
Twitter'da aldığı ırkçı mesajlara karşılık canlı yayında 'Ermeniyim, zoruna mı gitti' diyeceğim..' iddiasında bulunan Ahmet Hakan dediğini yaptı ve...
Ahmet Hakan hem söylediğini yaptı hem de toplumdaki Ermeni algısının dayandığı ırkçı tavrı eleştirdi. "İnanılmaz bir tepki aldım. 'Hrant Dink kim ki? Çocuğa müebbet hapis verdiler işte daha ne istiyorsunuz?' gibi diye tepkiler aldım. Sonra 'hepimiz Ermeniyiz' dedim ve gerçekten inanılmaz tepkiler aldım. Gördüm ki insanlar Ermeni olmayı bir hakaret bir küfür olarak algılıyor. Birine Ermeni demek tek başına çok büyük bir hakaret oluyor. 'Sen Ermeni misin?' sorusu bir küfür gibi soruluyor. Ben de bunların üstüne bu kez 'canlı yayında Ermeniyim zoruna mı gitti diyeceğim?' dedim ve çok daha da büyük tepki aldım. İşte buradan söylüyorum 'Ben Ermeniyim'. Bana diyorlar ki "sen Erivan'da 'ben Türküm' diye bağırabilir misin?" Eğer bağıramazsam bu Erivan'ın ayıbı olur. İstanbul'da 'ben Ermenyim' diyebiliyorsam bu da İstanbul'un şerefi olsun."
Başbakan'dan Dink davasıyla ilgili ilk açıklama
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hrant Dink davasına ilişkin, ''Temyiz, bu karar noktasında çok daha farklı bir kararı verebilir. Şu anda temyize gidecek bir süreç olduğu için bunu da yorumlamamız doğru değil. Ama ben, her şey burada bitmediği için bu noktada temyiz sürecini izlemekte, takip etmekte fayda olduğuna inanıyorum. İnanıyorum ki adalet bu noktada yerini bulur'' dedi.
Dünya basını Dink kararını böyle gördü
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Yasin Hayal'i Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'i öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Erhan Tuncel ise bu suçlamadan beraat etti. Dink cinayetinin mahkeme kararı dünya basınında da geniş yer buldu.
Dink cinayeti kararına toplum ve medyada büyük tepki var! Bizimle alay ediliyor!
Hrant Dink cinayeti hakkında mahkemenin verdiği “Örgüt yok, adi cinayet” şeklindeki kararı kamuoyunda büyük tepki ve isyan duyguları yarattı. Bugün gazetelerin tümü karara büyük tepki gösteren manşetlerle çıktı. Milliyet “Hrant düştüğü yerde kaldı” derken, Cumhuriyet “Alay eder gibi karar. Bu dava böyle bitmez” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Gül, 'kamuoyunda rahatsızlık var' derken, Ömer Çelik de karara twitterde isyan etti. Adalet Bakanı Ergin ise bugünkü basın toplantısında “Dava süreci bitmedi” demekle yetindi. Öte yandan yargılamada bir skandal da, 19 sanıklı davada bir sanık için hüküm verilmesinin 'unutulmasıyla' ortaya çıktı.
ALATON’DAN SKANDAL İFADELER
2015’e üç var… Üç yıl su gibi geçer. 24 Nisan 2015’e doğru yol alırken alışılagelmiş inkâr politikamıza devam edip kaçacak delik aramaktansa farklı davranalım.Öncelikli hareket edip, boğayı boynuzlarından kavramak için örgütlenelim. Ayıp oluyor artık…Geçmişi ile yüzleşmekten korkan, büyümemiş, güdük kalmış çocuklar gibi davranmaktan ben yoruldum. Sesimizi yükseltelim. Ülkemize ve toplumumuza saygınlık kazandırmak, gelecek kuşaklara karşı borcumuzdur. Doksan yıl boyunca sayısız günahlar işledik. İskeletleri dolaplara yığıp kapılarını kilitledik. Doksan yıldır, kafamız kuma gömülü, dünya kör ve sağır diyoruz. Gerçeklerle yüzleşmekten korkuyoruz. Bizlere korkmayı öğrettiler. İskeletler, dolap içinde çürüdüler, yayılan kokular dayanılmaz hale geldi. Ben artık nefes alamıyorum. Ya sizler? Bari diyorum, ufak komşumuz Bulgaristan parlamentosundan ders alalım. Biz Türklere karşı gaddar davranmış Bulgaristan’ın bugünkü parlamenterlerini kıskandım.Gözümde yüceldiler, saygınlık kazandılar. Ben, geçmişte bizlere karşı günah işleyen Bulgarları affettim. Bulgar milletini topyekûn suçlu görmeyi düşünmedim. Gelin, bizler de sesimizi Ankara’daki parlamenterlerimize duyuralım. Bizlerin, milletin milletvekilleri olduklarını hatırlatalım.Milletin sesini partilerinin yönetimine duyursunlar. İskelet dolu dolapların kapılarını açmamıza yardımcı olsunlar. Bizlere yakışır defin törenleri sonrası bir dakikalık saygı duruşu ile günahlarımızdan arınalım. Böylece, geçmişimizle barışalım, kurbanların ruhlarını şad edelim. İsteyenler mezarlarına birer karanfil bıraksınlar.
Senato İnkar Yasasını Görüşmeyebilir
Fransız Senatosu Kanunlar Komisyonu, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan ve Meclis'te kabul edilen yasa teklifinin Senato'nun gündeminde incelenmeye alınmamasını öngören değişiklik önergesini kabul etti. Önerge, tasarının Genel Kurul'a gitmeyeceği anlamına gelmiyor.
Rusya-Azerbaycan-Ermenistan zirvesi 23 Ocak'ta Soçi'de yapılacak
Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan cumhurbaşkanları Karadeniz'in kıyısındaki Soçi şehrinde 23 Ocak'ta Yukarı Karabağ sorununu görüşmek üzere bir araya geliyor. Kremlin'den yapılan açıklamada zirveye Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev katılacak.
Bu sese kulak verelim
‘Biz bir aileyiz, düşman değiliz, bin yıldır dostuz. Kimseye malzeme vermemize gerek yok' İstanbul’da Ermeni okulu öğrencileri ders kitaplarındaki kötü fikirleri ayıklayacak çalışmayı tamamladı ve şu çağrıyı yaptı “Biz, tüm sorunlarımızı aile içinde çözmek istiyoruz. Biz çözmezsek Fransa'da, ABD’de de bunu malzeme ediyorlar. Kimseye malzeme vermemize gerek yok.”
Şahadet getirmeyen öğrenciye tokat
Gökçer Tahincioğlu
Protestan Kiliseler Derneği’nin hazırladığı 2011 Hak İhlalleri İzleme Raporu’nda, 2011 yılında da Hıristiyan topluluğa yönelik çok sayıda saldırı gerçekleştiği vurgulandı. Raporda, kilise önderine av tüfeği ile saldırıldığından Kelime-i Şahadet getirmeyen gayrimüslim öğrencinin dövülmesine, Protestan topluluğa mezar yeri tahsisi yapılmamasından kiliselerin yakılmaya çalışılmasına kadar uzanan hak ihlalleri sıralandı.
Hrant Dink'i Ergenekon öldürdü
Ufuk Uras, Dink davasının Ergenekon davasıyla ilgisi olduğunu söyleyen Uras çarpıcı bir iddiada bulundu ve "Hrant Dink'i Ergenekon çetesi öldürmüştür" dedi.
Arınç Dink davası kararına tepkili
Bülent Arınç: Mahkeme bitmiş değil süreç devam ediyor ama karar vicdanları tatmin etmemiştir.. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, canlı yayında Hrant Dink Davası kararını değerlendirdi. Arınç, TV8 ekranlarında Erkan Tan'ın sunduğu 'Erkan Tan'la Başlarken' programında 'Mahkeme bitmiş değil süreç devam ediyor ama karar vicdanları tatmin etmemiştir..' dedi.
14 azınlık vakfı, 35 taşınmazı geri istedi
Erdinç Akkoyunlu
Azınlık Vakıfları, 1936’da el konulan azınlık vakıflarına ait çok sayıda han, hamam, apartman, müstakil ev, okul, hastane, arazi ve mezarlığın iadesine ilişkin evrak ve belgeleri tamamlayan 14 azınlık vakfı, 35 adet taşınmazın iadesi için başvurusunu yaptı.
Burcuoğlu Fransa'ya rest çekti: Çıkın delikanlı gibi savunun!
Paris Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu Ermeni tasarısı nedeniyle çok sıkıntılı. Burcuoğlu sonunda Fransa'ya rest çekerek şöyle dedi: "Biz başta 'Bu tasarının sorumlusu kim?' dediğimizde hükümet meclis çoğunluğu dedi. Ama meclistekiler hükümeti işaret etti. Sonunda ortaya çıktı ki Elysee’nin marifeti... Ama biz muhatap bulamıyoruz. Sarkozy telefonlara çıkmıyor. Biriyle konuşacaksın herkes kaçıyor. Bu kadar iftihar edilecek bir şeyse arkasında dur amiyane tabiriyle delikanlı gibi savun!
Anlamadığımız hukuk
Etyen Mahçupyan
Fransa'daki 'soykırım suçunu inkara ceza' yasası parlamentodan geçtiğinden bu yana yazılıp çizilenler, Batı'daki hukuk tartışmalarından ne denli bihaber olduğumuzu da ortaya koydu. Herkes doğal olarak bu yasanın ifade özgürlüğüne aykırılığını vurguladı, ama bu durumda nasıl olup da savunulabildiğini merak etmedi. Kendimizden o denli emindik ki, meseleyi komploya, Batı emperyalizmine veya Fransız kıskançlığına indirgeyecek kadar saçma önermeler yapabildik ve sonuçta Sarkozy'nin kişiliğinde yüreğimizi ferahlattık. (!!! HYETERT)
Hrant Dink Kararına İlk Yorum Kültür Bakanından
Hükumet kanadından ilk yorum Kültür ve Turizm Bakanı Günay'dan geldi. Günay, Bakanlık'ta gazetecilerin, Hrant Dink kararıylailgili sorusuna şu karşılığı verdi: "Hrant Dink davası sonuçlandı. Failler ağır cezalara çarptırıldılar ama ondan ne ölçüde teselli bulunabilir bilmiyorum. Ama hemen ilk haberlerden izlediğim kadarıyla bütün failler bu işi örgütlü yapmak suçlamasından beraat ettiler. Bu vahim bir gelişme bence. Yargının bu kararı sonuçlandığına göre eleştirme hakkımız var. Şu anda yargı süreci bu noktada durdu. Bundan sonra Yargıtay'a gidecek zannediyorum. Burada örgütlü suç olduğu noktasında bir kamu vicdanı hükmü oluşmuştur. Mahkemenin beraat kararını hepimiz dikkatle izleyeceğiz.
Arınç: Azınlıklara mütakabiliyet olamaz
Nevin Bilgin
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkiye gayrimüslim cemaat vakıflarının mallarını iade ederken Yunanistan, Bulgaristan, Girit ve Kıbrıs’ta kalan Osmanlı dönemi vakıfları konusunda mütekabiliyet (karşılıklılık) prensibinin çalıştırılmasını isteyen muhalefete, “Mütekabiliyet olmaz. Bir devletin, kendi vatandaşlarına tanıyacağı hakları, diğer devletlerin tutum ve politikaları esasında belirlemesi söz konusu olamaz” dedi.
İsrail-Ermenistan arasında sözde soykırım ve Filistin pazarlığı
İsrail'de Rusça yayın yapan 'İzRus' haber portalının iddiasına göre İsrailli makamlar, Erivan'a Filistin devletini tanımamaları halinde sözde Ermeni soykırımı tanıyacaklarını söyledi. Haber portalının iddiasına göre, Erivan ile Telaviv arasındaki söz konusu görüşme, devlet düzeyinde yapıldı.
Ermenistan, Azerbaycan'daki Eurovision Şarkı Yarışması'na katılıyor
Ermenistan'ın, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de Mayıs ayında yapılacak 57. Eurovision Şarkı Yarışması'na katılacağı bildirildi. Azeri Apa ajansı, Azerbaycan ev sahipliğinde Bakü Crystal Salonu'nda düzenlenecek Eurovision şarkı yarışmasına, aralarında Ermenistan'ın da olduğu 43 ülkenin iştirak edeceğini duyurdu.
AB'den Dink davası için 'yeni soruşturma' çağrısı
AB Komisyonu, Hrant Dink davasında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği kararı yetersiz buldu. AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle'nin sözcüsü Peter Stano, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), Hrant Dink davasında 14 Eylül 2010'da Türkiye'yi mahkum ettiğini hatırlattı.
"Türkiye Kamuoyu Savaşını Kaybetti"
23 Ocak'da Fransa Senatosu gündemine alınacak Ermeni yasa teklifi ile ilgili tartışmalar sürüyor...Emekli Büyükelçi Özdem Sanberk, "Türkiye'nin bu konuda kamuoyu savaşını kaybettiğini" savundu... Bunun nedeni ise "Meselenin yakın zamana kadar en başta Türkiye'de tartışılmasının yasaklanmış olması"...
Türkiye Büyük Millet Meclisi Basın Açıklamaları Fener Rum Patriği'nin, ''Ekümenik'' Sıfatıyla Davet Edilmesi...
TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Anavatan Partisi Erzurum Milletvekili İbrahim Özdoğan, ''Avrupa Konseyinin, Fener Rum Patriği'ni 'ekümenik' sıfatıyla konuşmacı olarak davet etmesi, Türkiye'ye karşı saygısızlığın en büyüğüdür'' dedi. TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Özdoğan, Fener Rum Patriği Bartholomeos'un, 22 Ocak'ta Avrupa Parlamenterler Meclisinde ''ekümenik'' sıfatıyla konuşma yapacağını söyledi.
Karar Dink ailesini isyan ettirdi
Azmettirici olarak yargılanan sanıklardan Erhan Tuncel Mc Donalds davasından 10 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Ancak Tuncel için tahliye kararı çıktı. Tuncel tutuklu bulunduğu Tekirdağ Cezaevi'nden salıverilecek… Dink ailesi adına açıklama yapan avukat Fethiye Çetin, şunları söyledi: Arat Dink ne demişti, bizimle dalga geçtiler demişti. Meğer dalganın en büyüğünü en sona saklamışlar. Meğer örgüt yokmuş, Hrant Dink cinayeti, Pelitli'deki birkaç kendini bilmez tarafından işlenmiş. Bu kadarını beklemiyorduk.
El Cezire’den Skandal Belgesel!
Uluslararası El Cezire kanalında skandal bir belgesel yayınlandı. Son olarak Fransa ile "soykırım gerilimi" yaşayan Türkiye'ye bir "darbe" de uluslararası haber kanalı El Cezire tarafından vuruldu. Bir Ermeni tarafından hazırlanan ve bir hafta boyunca yayınlanacak olan bir belgeselde Türkler "soykırımcı" ve "gaddar" olarak gösterildi. Suzanne Khardalian’ın yönettiği, 2011 İsveç yapımı ‘Grandma’s Tattoos’ (Büyükannemin Dövmeleri) adlı belgesel, İngilizce El Cezire televizyonunda, 11-18 Ocak tarihleri arasında, sekiz gün boyunca prime-time’da yayınlanmaya başladı. ‘Büyükannemin Dövmeleri’ne, El Cezire Televizyonu’nda yayınlanan ‘Witness’ (Tanık) adlı programda yer veriliyor.
Ermeni öğrencilerin 'bakan ödevi' hazır
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in önceki hafta kabul ettiği Özel Pangaltı Ermeni İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencileri, İstanbul'daki diğer Ermeni okullarındaki arkadaşlarıyla hazırladıkları, ders kitaplarında Ermenilere yönelik olumsuz ifadelerin çıkarılmasına yönelik dosya çalışması, yarı yıl tatilinden önce teslim edilecek… Okul Müdürü Karekin Barsamyan, Türkiye'nin her yerinde aynı kitapların okutulduğuna işaret ederek, ''Bu kitaplarda bin yıllık Türk-Ermeni ilişkilerinde büyük bir çoğunluğu taşıyan dostluk konularına da yer verilmesi hepimizi sevindirecektir. Amacımız dost olan, birbiriyle kardeş olan nesiller yetiştirmek'' diye konuştu.
Oomen-Ruijten: 'Fransa'daki soykırım yasası AB - Türkiye ilişkilerini etkilemez'
Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten, Türkiye'nin AB sürecine dair değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin AB üyeliği yolunda Kopenhag kriterlerinin yanı sıra AB mevzuatına da uyum sağlaması gerektiğini kaydeden raportör, Türkiye'de yeni anayasa süreci ve ekonomik büyümeden övgüyle söz etti; basın özgürlüğü, yargılama süreçleri ve kadın hakları konusunda ise eleştiriler getirdi. Oomen-Ruijten, AB ile Türkiye arasında terörle mücadele ve enerji konularında daha fazla işbirliğinin önemine dikkat çekerken, Fransa'da gündeme gelen 'soykırım' yasasının Türkiye - AB ilişkilerini etkilemeyeceğini söyledi.
Aliyev o karara Fransız kaldı!
Fransa'da kabul edilen 'inkar yasası'na Bakü'nün tepkisiz kalması kardeşliğe gölge düşürdü.Ankara, Ermenistan'la ilişkileri normalleştiren protokolü Azerbaycan'ın tepkisi üzerine, ABD ve AB'yi karşısına alma pahasına çöpe attı, ancak aynı 'kardeş tavrı' İlham Aliyev'den göremedi. Fransa'da kabul edilen 'inkar yasası'na Bakü'nün tepkisiz kalması ve First Lady Mihriban Aliyev'in Fransa Dostluk Grubu Başkanlığı'nı sürdürmesi 'kardeşliğe' gölge düşürdü.
Mor Loozor Manastırı talan edildi
Süryaniler, Kürtler, Mıhellemiler ve Türklerin yüzyıllarca kardeşçe yaşadığı Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Mercimekli Köyü'nde bulunan 3 bin yıllık tarihi Mor Loozor (Der Qayım) Manastırı define avcıları ve tarihi eser yağmacıları tarafından talan edildi.
Dink davasında karar çıktı
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin bugün görülecek 25. duruşmada karar çıktı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanıklar Erhan Tuncel ve Yasin Hayal, adam öldürtmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum oldu. Tuncel ve Hayal, "örgüt üyeliği'" suçundan ise beraat etti. Kararın açıklanmasının ardından mahkeme salonunda arbede çıktı.
Paris Avukatlarından Hovhannes Şahnazar’ın Sansaryan davası ile ilgili Raporu
Sansaryan Vasiyeti Davası. "Kaybolan Ne? 1920’den beri her yıl sürekli en az 20-25 bin lira. Kaybeden kim? Eğitim ve mesleğe muhtaç fakir Ermeni çocukları. Hangi yasal yolla bu sürekli gelir kurtarılabilir?" Aslı Ermenice olan araştırma, Sayın Şake Büyüksimkeşyan tarafından Türkçeye tercüme edilmiştir.
Senato önünde 23 Ocak’ta Ermeniler de olacak
Fransa'da Ermeni soykırımı iddialarının reddini suç sayan yasa tasarısının 22 Aralık'ta Milli Meclis'te görüşülmesi sırasında protesto gösterisi düzenleyen Türkler, bunu Senato önünde de tekrarlamayı planlıyor. Senato'da 23 Ocak'ta yapılacak oylama sırasında tasarı aleyhine eylem yapacak olan Türkler, bu kez yalnız olmayacak. Fransa'daki Ermeniler de aynı gün gösteri yapmak için hazırlıklara başladı.
Ermenistan Dışişleri Bakanı Ermenistan, Rusya ve Azerbaycan devlet başkanları buluşmasını teyit etti
Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandyan; Ermenistan, Rusya ve Azerbaycan devlet başkanları buluşmasını ilişkin haberi teyit etti. Açıklama bugün 16 Ocak’ta düzenlenen basın toplantısı esnasında geldi. Resmi olmayan verilere göre; üç ülke devlet başkanlar 23-24 Ocak’ta buluşacaklar.
Sabina Fraser: Ermeni-Türk protokollerinin onaylanması iki komşu ülke arasındaki ilişkileri iyileştirir
Uluslararası Kriz Grubu (ICG) Avrupa Programları başkanı Sabina Fraser, ″Ben Ermeni-Türk protokollerini olumlu olarak değerlendiriyorum. Bunların onaylanması iki komşu ülke arasındaki ilişkileri iyileştirir, bölgede istikrarın tesisine katkıda bulunur. Protokoller onaylanmazsa, Ermeni ve Türk toplumlarında büyük hayal kırıklığı yaratarak, Ermenistan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin komplikeleşeceğini tahmin ediyorum.″ dedi.
Mecliste azınlık araştırması
TBMM, AB ülkeleri, ABD ve Türkiye Cumhuriyeti anayasalarında azınlıklarla ilgili düzenlemeleri araştırdı. Çalışmaya göre, ele alınan 29 devletten 15’inin anayasasında Almanya, ABD, Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İngiltere (Birleşik Krallık), İrlanda, İspanya, Kıbrıs Rum Yönetimi, Lüksemburg, Malta,Portekiz, Yunanistan ve Türkiye’de azınlıklara ilişkin düzenlemenin yapılmadığı ortaya çıktı.
F.Bahçe Saraçoğlu'nun adını staddan kaldırmalı!
Kütahyalı, Lefter'in ailesi ve akrabalarının gayrimüslim oldukları için eziyet çektiklerini ve buna sebep olan kişinin ise stada ismi verilen Şükrü Saraçoğlu olduğunu ifade ederek bir çağrıda bulundu. Kütahyalı'ya göre, Lefter ve ailesine bunca ayıcı yaşatan kişi Şükrü Saraçoğlu'ndan başkası değil… Kütahyalı'nın bu çağrısına Ahmet Çakar'dan da destek geldi. Çakar, Fenerbahçe'nin Lefter'in adını stadyuma vererek dünyada ses getirecek bir harekete imza atacağını ifade etti.
Vakıflar Genel Müdürü Sansaryan Han Konusunu Çarpıtıyor.
Sanasaryan Han, 1881 yılında Erzurum'da kurulan Sanasaryan Okuluna gelir getirmesi için vakfedilmiş ve idaresi de İstanbul Ermeni Patrikliğine verilmiştir. Yönetim kurulu başkanı Maghakia Ormanian Badriark (Patrik) olarak görülür ve diğer üyeleri de A. Unciyan, K. Noradungyan, K. Aslanyan, K. Gümüşgerdan, B. Gülbenkyan, V. Esayan, A. Karagözyan ve H. Asadur'dur. Erzurum’daki küçük yönetim kurulunun reisi de Zaven Dz. Vartabed (Kıdemli Rahip) Der Yeğyayan olmuştur.
Rumeli göçmenleri
Etyen Mahçupyan
Geçen pazar yazdığım 'Rumeli'nin sürülmüş çocukları' başlıklı yazı bugüne kadar en yoğun ve en düzeyli mesajları almama vesile oldu...Bu bağlamda iki nokta önemli gözüküyor... Birincisi eski kültürel kimliğin bugün hâlâ 'siyaseten anlamlı' olup olmamasıdır. Örneğin Ermeniler açısından bugünkü Ermenilik ile yüz yıl öncesi arasında hiçbir fark yok. Kültürel kimlikle siyasi kimlik arasındaki bağlantı değişmeden sürüyor. Oysa Kafkas ve Rumeli Müslümanları için söz konusu bağ kopmuş durumda. Geçmişin kültürel kimliğinden bugün için anlamlı bir siyasî kimlik üretemeyeceğiniz gibi, bugünün kültürel kimliği de geçmiş siyasî kimliğe yabancılaşmış durumda. Söz konusu göçmenleri Anadolu'ya bağlayan hiçbir otantik hafıza zinciri bulunmuyor… İkinci nokta, mağdurun kadim geçmişi hatırladığında kendi gözünde kendi hayalini pürüzsüz bırakabilmesi veya bunu yapamamasıdır. Örneğin Ermeniler azınlık ve ikinci sınıf olmanın getirdiği bir mazlumiyet zemini üzerinde geçmişi hatırlıyorlar. Kendilerini haklı olarak devlet karşısında sürekli ezilen ve hak arayan bir halk olarak görüyorlar. Bu durumda Ermeni çetelerinin yaptıklarını 'anlamak' daha kolaylaşıyor, çünkü sorunun gerçek sorumlusu, mukayesesiz bir güce sahip olan devletin kendisi. Buna karşılık Rumeli Müslümanları azınlık ama birinci sınıf vatandaşlardı.
Selanik'e dönüş: Müslümanlar, Museviler ve Rumeli'den sürgün
Şener Aktürk
Etyen Mahçupyan'ın 8 Ocak 2012 tarihli "Rumeli'nin sürülmüş çocukları" başlıklı yazısı, bir yandan bende hayal kırıklığı yarattı, bir yandan da Rumeli sürgünleri konusunu gündeme getirdiği için sevindirdi… Mahçupyan, "Ermeni soykırımının karşısına çıkarılan örnek esas olarak Rumeli'dir." dedikten sonra, "Müslümanlar niçin bu olayı (Rumeli'deki katliam ve sürgünleri) bu denli kolayca unutmaya eğilimliler?" diye soruyor ve cevaben üç sebep öneriyor. Bunlardan ilk ikisi yanlış tespit ve varsayımlara dayanıyor. Üçüncüsüyse doğru, fakat tek başına yetersiz. Mahçupyan, ilk olarak, Ermeniler ve Rumelili Müslümanlar arasında bir 'otoktonluk (yerlilik)' farkı olduğunu iddia ederek, Ermenilerin "en az üç bin yıldır" Anadolu'da yaşamasına karşın Müslümanların "Rumeli'ye son üç yüz yıl içinde girdiğini" belirtiyor… Rumeli'deki felaketleri unutmanın ikinci sebebi "Müslümanlığın bir imtiyaz alanı olarak kullanılmasıdır." demiş Mahçupyan. Bu iddia ürkütücü çağrışımlar yapıyor. Katliama uğrayan nice halklara karşı katilleri, "çünkü siz haksız imtiyaz sahibisiniz."… Ermenilerin göç ettikleri ülkelere yabancı kaldıklarını, Rumelililerin ise Türkiye'ye entegre olduğunu da söylüyor Mahçupyan. Bu kısmen doğrudur, fakat 'unutma'nın sebeplerinden sadece birisi olabilir.
Lefter son yolculuğuna uğurlandı
Vefat eden Türk futbolunun ve Fenerbahçe'nin efsane futbolcusu Lefter Küçükandonyadis, Büyükada'da düzenlenen cenaze töreninin ardından toprağa verildi. Lefter'in cenazesi, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda düzenlenen törenin ardından, motorla Büyükada'ya getirildi.Efsanenin naaşı omuzlarda adaya çıkarılıp, tören için Aya Dimitri Kilisesi'ne götürüldü.
Yahudi Yazar Hedi Fried’den Türk Hükümetine çağrı: ”Soykırımı kabul edin, politik tutsakları serbest bırakın”
Hedi Fried kızkardeşi dışında tüm akrabaları Hitler’in gaz odalarında katledilen Macar asıllı Yahudi Yazar ve Psikolog. Yaşamının bir kaç yılını Auchwitz toplama kampında geçiren Fried 88 yaşında olmasına rağmen hala konferanslara, panellere, televizyon programlarındaki tartışmalara katılarak yaşadıklarını, soykırımını anlatıyor. Irkçılık ve faşizm tehlikesine karşı kitleleri uyarıyor… Fried, Zarakolu’na yolladığı kitabı imzalarken şunları söyledi: ”İsveç soykırım konferansını düzenlendiğinde Türk devleti adına konferansa katılan bir yetkiliyle görüşme imkanım oldu. Soykırımı kabul edin dediğimde bunun asla mümkün olamayacağını söyledi. Kendisine katledilenlerin çocuklarının gerçekler kabul edilene ve özür dilenene kadar acılarıyla yaşamalarının güçlüklerini anlattım. Almanya Yahudilere soykırım uyguladığını kabul etti. Neden Türkiye kabul etmiyor? Almanya soykırımı kabul edince rahatladık. Benim annem, babam ve tüm akrabalarımı öldürdüler. Ama Almanya olanları kabul edince rahatladım. Yaşamı sürdürmek çok daha kolay oldu. Türkiye soykırımı inkar etmekle bu sorunu daha da ağırlaştırıyor. Akrabaları soykırımda katledilen pek çok Ermeni arkadaşım var. Bana biz toprak, tazminat gibi şeyler istemiyoruz. Sadece gerçeklerin kabul edilmesini ve özür dilenmesini istiyoruz diyorlar. Türk hükümetine çağrım yapılanları kabul edip bu insanlardan özür dilemesidir.”
İstanbul'da 'Azınlık' konulu yuvarlak masa toplantısı
Prof. Dr. Samim Akgönül yeni çıkan kitabı 'Azınlık' için düzenlenen tanıtım toplantısında öğrenciler ve ünlü akademisyenlerle bir araya geldi.Strasbourg Üniversitesi öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Samim Akgönül'ün 'Azınlık : Türk bağlamında azınlık kavramına çapraz bakışlar' isimli kitabı kısa bir süre evvel piyasaya sürüldü… İlay Örs Romain: "... Kitaptan çıkarttığım en önemli noktalardan biri de azınlıklar kendi içlerinde 'asimile mi olsak yoksa benliğimize mi sarılsak' şeklinde bir kamplaşmaya giriyorlar." dedi. (Bilerek ya da bilmeden asimilasyon yanlısı olup biz farklı değiliz diyen azınlıkların varlığının büyük toplum tarafından fark edilecek boyuta gelmesi çok dikkat çekici. HYETERT)
Halide Edip Ve Ermeni Yetimleri
Ayşe Hür / Taraf
Halide Edip, Rahibe Fischer’e Cemal Paşa’yı savunmuştu ancak, İstanbul’da kurulan yeni kabinede Maliye Nazırı olan dostu Cavid Bey’e yazdığı şu mektuba bakılırsa trajedinin farkındaydı: “... Esasen bu memleket bugünlerde hep insanı ağlatacak gibi. Eleminde o kadar derin ve ezilmiş bir şey var. Bilhassa Ermeniler, Cemal Paşa’nın aziz başına Allah’la beraber yemin eden, sırf burada yaşamak hakkını bulan bir sürü bedbaht Ermeni var. Mektebe bağlı bir binada birçok var. Çöllerde ot yiyerek karınları şiştikten sonra kimi anasını, kimi babasını, birçokları da çocuklarını kaybettikten sonra buraya düşmüşler. Daha doğrusu, Cemal Paşa getirtmiş (...) Dışarıda anası açlıktan ölen, babası yanında öldürülen, on iki yaşında bir Ermeni kızı geldi, iltica etti. Mahzun, büyük gözleriyle etrafımda dolaşıyor, lüzumlu lüzumsuz elimi öpüp ağlıyor. Bahçede bir facia daha var. Oğlunu yanında öldürürlerken birdenbire dilini kaybeden bir bedbaht, öteki oğlunu ve ailesini nereye attıklarını bilmiyor. Ayakları çıplak, gözleri elem içinde, mütemadiyen işaretle felaketini haykırıyor. Bazen geceleri çocuğu ölen bir kadın gibi, başı elleri içinde döğünüyor, döğünüyor. Gündüzleri yazımı yazarken bazen hıçkırdığını işitiyorum. Pencereye koşuyorum, aşağıda bahçede ellerini sallıyor, oğlunun kalbinden kurşun geçerken çıkan sesi göklere uluyor, söylüyor. Bunlardan binlerce, yüzlerce var. Yetimhaneler hayatta bir şeyin telafi edemeyeceği şeyi kaybetmiş yarı aç bedbaht çocuklarla dolu...”Halide Edip, mektubunu “Yeni kabine bu emsalsiz zulüm ve cinayetin hiç olmazsa sonuçlarını hafifletemez mi? Şimdi bugün yaşayanlara insan hakkı veremez mi? Ben kendi hayatımla bu fena ve çirkin şeyi ödeyebilsem öderdim. Fakat benim hayatım nedir? Hiç hem de pek gülünç ve küçük bir hiç!” diye bitirmişti.
Galata Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi Ve Getronagan Lisesi’nin Madağ Günü Ve Yemeği
15 Ocak Pazar Günü Kumkapı Meryem Ana Kilisesi Ve Bezciyan Amira Salonunda. Patrik Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan riyasetinde icra olunacaktır. Dini Ayine ve Sevgi Yemeğine katılmanız bizi onurlandıracaktır.
Ermeni gençlerine açık mektup
Yavuz Bülent Bâkiler / yavuzbulent.bakiler@tg.com.tr
Gençlik ve Spor değil, Gençliğe Eziyet Bayramı
Nagehan Alçı
Milli Eğitim Bakanlığı nihayet yeni bir yönetmelik çıkarmış. Yönetmeliğine göre 19 Mayıs kutlamaları artık Ankara dışındaki illerde statlarda yapılmayacakmış. Zavallı Ankaralı öğrenciler dışında gençlerimiz için eziyet bitti demek ki! … Tıpkı statlardaki 19 Mayıs gösterileri gibi okullarda her sabah askeri bir disiplin içinde sıraya dizilerek okutulan andımız ve İstiklal Marşı uygulaması da kaldırılmalı. İki uygulama da aynı şekilde faşizan ve tek tipleştirici. 'Türk'üm, doğruyum, çalışkanım' diye başlayan bir metni her sabah bağıra bağıra ve mecburi olarak okumak zorunda öğrenciler. Lütfen bu görüntüye dışarıdan bakmaya çalışın... Türkiye'de değil de bir Avrupa ülkesinde olsaydı bu uygulama. Mesela 'Alman'ım, doğruyum, çalışkanım' diye başlasaydı öğrenciler güne... Herhalde yer yerinden oynardı.
Ekonominin Türkleştirilmesi ve bazı meseleler
Murat Koraltürk, Ekonominin Türkleştirilmesi’nde “milli iktisat” başlığı altında ve yalnızca yeni ulus-devletin iktisaden güçlenmesine yönelik politikalar şeklinde tartışılan süreçleri bir bütün olarak inceliyor. Murat Koraltürk, Ekonominin Türkleştirilmesi, İletişim Yayınları, 2011,315 sayfa.
Zarakolu ile açık görüş
Fatih Polat
28 Ekim 2011 günü gerçekleştirilmiş olan ‘KCK operasyonları’ kapsamında gözaltına alınan ve ardından tutuklanan gazetemizin de yazarlarından Türkiye Yayıncılar Birliği Yayımlama Özgürlüğü Komitesi Başkanı Ragıp Zarakolu’nu, Kocaeli Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde ziyaret ettik. Sağlığı ve morali gayet yerinde görünen Zarakolu, Kürtçe öğreniyor, yazıyor ve bol bol okuyor.
Vakıflar'dan Ermeni Patriği'ne tepki
Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, ''Sanasaryan Mıgırdıç Ağa Vakfı, Osmanlı tebaasına mensup bir Ermeni vatandaş tarafından kurulmuş, cemaat vakıflarıyla ilgisi olmayan bir vakıf. Dolayısıyla bu vakfın cemaat vakıflarına uygulanan kanunlardan yararlanması ve Sansaryan Han'ın Ermeni Patrikhanesine verilmesi söz konusu değil'' dedi.
Gülen cemaatinden 1915 çağrısı
Fethullah Gülen cemaatinin kurumsal yüzü olarak bilinen ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı olan Cemal Uşşak, Türkiye'nin 1915 olaylarına dair barışçıl adımlar atması gerektiğini söyledi. 'Soykırım değildir' söyleminin yetersiz olduğunu belirten Uşsak, "1915’in hemen öncesinde Türkiye’de 1,5 milyon Ermeni vardı, bugün yoklar…" dedi. Ayrıca Uşak, ''Bir devlet yetkilisi çıkıp ‘Biz de bu olanlardan çok üzgünüz’ dese, çok önemli bir adım atılmış olur'' diyerek çağrı yaptı.
SBS Deneme Sınavında Ermeni Öğrencilere "Ermeni Zulmü" Sorusu
Soru şöyleydi:"Mondoros Antlaşması sonrası kurulan ve amacı dünya kamuoyunu Ermenilerin yaptığı zulümler hakkında belge ve Fransızca eserler yayınlayarak etkilemek olan aşağıdaki hangi cemiyet daha etkili olsaydı bugün Ermeni meselesiyle ilgili bu gazete haberi yayınlanmaya bilirdi?" … Dadyan Ermeni İlköğretim Okulu'nda sınav gözlemcisi olarak görev yapan eski Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Başkanı Sami Evren, sınavda sorulan soruda ırkçılık ve ayrımcılık yapıldığını söyleyerek sınavda görev yapmayacağını belirterek okuldan ayrıldı.
ՍԲ. ԷՋՄԻԱԾՆԻ ՋՐՕՐՀՆԵԱՑ ԽԱՉԸ ԴԱՄԱՍԿՈՍԻ ՄԷՋ
Պատիւն ունինք յայտարարելու թէ տարւոյս Սբ. Ծննդեան տօնին, Մայր Աթոռ Սբ. Էջմիածնի մէջ Հայրապետական Պատարագի ընթացքին, Ջրօրհնեաց արարողութեան տարուայ խաչ-կնքահայր դարձաւ,Դամասկոսի գաղութէն ազգային բարերար՝ Տիար Գաբրիէլ Ջէմպէրճեանը:
Soykırımı İnkar Yasası, Fransa, Türkiye ve Cezayir
Furkan Şenay fsenay@haberx.com
Bu sabah Cezayir asıllı Fransız İşadamı ve siyasi aktivist Raşid Nekkaz ve COJEP International başkan yardımcısı Veysel Filiz ile birlikteydik. Hatırlayacağınız gibi Nekkaz, bir fon oluşturarak burka yani çarşaf yasağı sebebiyle ceza alacak kadınların cezalarını ödeyeceğini söylemişti. Kendisi insan hakları ile ilgili bir tavır sergilemekte. Bugün basın toplantısında 1 milyon Euroluk çeki göstererek, Fransa'da 'Ermeni Soykırımı yoktur' diyenlere kesilecek 45 bin euroluk cezanın da kendileri tarafından ödeneceğini söyledi. Ayrıca "Soykırım yoktur diyerek Sarkozy'nin ilk siyasi tutuklusu ben olmak istiyorum. İlk karşı gelenin Türk olmaması çok önemli." diyerek tavrını ifade etti.
Sarkozy Ermenilere değil Le Pen seçmenine oynuyor
Ali Yurttagül
Başbakan ve Dışişleri Bakanı bilmiyorum istemeyerek de olsa, Talat ve Enver Paşaları savunan bir konumda olduklarını görüyorlar mı? İttihat Terakki bu topraklarda yüz binlerce Ermeni'yi, bu halkın üyesi olmaktan başka bir "suçu" olmayan insanı sürdü, öldürdü, öldürülmesine göz yumdu, birkaç bin Ermeni milliyetçisinin Osmanlı'ya ihanetini gerekçe göstererek. Talat ve Enver Paşaların yüz yıl önce ektiği ruh bugünün Türkiye'sinde "Ergenekon" ile Hrant'ı öldürürken veya onun öldürülmesine göz yumarken de yaşadığını ve etkin olduğunu göstermiyor mu? Türkiye aramızdaki katillerin maskesini düşürmeden, ne kendi tarihi, ne de kendi insanı ile barış içerisinde yaşayabilir… Sarkozy önümüzdeki beş ay içerisinde 'Türkiye politikasını' Ermeni meselesini gıdıklayarak veya Türkiye'nin AB üyeliğine karşı mesajları ile ne kadar seslendirebilirse, seçim kampanyasında o kadar başarılı olacaktır. Hatta sorun Sarkozy değil, Fransa-Türkiye sorununa dönüşür, ülkesini, "değerlerini savunan cumhurbaşkanı" konumuna gelmeyi başarırsa, kazandı demektir. Fransa'nın Türkiye ile ekonomik ilişkilerinde birkaç milyar kaybı veya "geçici" gerginlik, seçim kampanyası için ödenebilir bir faturadır. Bu yüzden Türkiye, Sarkozy'nin 'Türkiye politikası'nda yabancı düşmanı dürtülere hitap ettiğini, sorunun Fransa değil Sarkozy ve kaygı verici Türk ve Türkiye düşmanlığı olduğunu öne çıkarmalı, özellikle Fransa orta kesim seçmene bunu hissettirmelidir. Hırçın ve yüksek sesle, ekonomik olarak Türkiye'ye de zarar vermeyi göze alan Fransa karşıtı bir politika değil, Fransa'yı kucaklayan, fakat Sarkozy'yi izole eden zeki bir politikaya ihtiyacımız var.
Kilise mallarına iade
Çek hükümeti komünist dönemde el konulan kilise mallarının tamamını ve dini cemaatlere 3 milyar dolar tazminat ödemeyi kabul etti.
Fransa'da radikaller de 'soykırım yasasına' karşı
Fransız Senatosu'nda Yeşiller grubundan sonra Radikal grup da "Ermeni soykırımı" iddialarını inkarın cezalandırılmasını öngören yasa teklifine karşı olduğunu açıkladı.
Western Diocese e-Newsletter
In 2004, in order to address pastoral shortages as a result of retiring clergy and an expanding Diocese, the Stewardship Program of the Western Diocese of the Armenian Church of North America was re-organized by Diocesan Primate Archbishop Hovnan Derderian.
Ragıp Zarakolu'nun TBMM'ne Verdiği dilekçe
Sait Çetinoglu
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkalığı’na
Tehcir, tedip ve tenkil 19. ve 20. Yüzyılın temel kolonyalist politikası olmuştur ve dünyanın bütün parçalarında etkisini göstermiştir. Kolonyalizmin son evresi olan emperyalizm çağında ise, bu politikalar en had safha olan jenosit düzeyine varmıştır.
Gökçeada’da 48 yıl sonra ilk Rum okulu / First Greek school in Gökçeada after 48 years
Milliyet
Türkiye’nin Rum cemaatine dün iyi bir haber geldi. Yıllardır öğrenci azlığı nedeniyle okullarını kapatmak zorunda kalan cemaatin Gökçeada’da ilkokul açma talebi kabul edildi. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri Azınlık Vakıfları Temsilcisi Laki Vingas’a Gökçeada’da okul açılması için gerekli girişimlerin yapılabileceğini iletti. Böylece Türkiye’de 48 yıl sonra ilk kez yeni bir Rum okulunun açılması mümkün oldu.
Sayat Uşaklıgil "Yıldızlar Geçidi"
92 yılı Getronagan mezunu Sayat Uşaklıgil'in "Yıldızlar geçidi" adlı kişisel sergisi 11 Ocak-5 Şubat 2012 tarihleri arasında, Nişantaşı'ndaki tarihi Damat Mağazasının 6. ve 7.katlarında yer alan Artgalerim Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşuyor.
İade için başvurdu
Okan Konuralp / Hürriyet
Ermeni Patrikliği Patrik Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan, işkencehaneleriyle Türkiye siyasi tarihine giren Sansaryan Han’ı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden geri almak için mahkeme sürecini başlattı… Patrikliğin avukatı Ali Elbeyoğlu tarafından İstanbul 13’üncü Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan ve geçen haftaki duruşmada alınan tedbir kararı uyarınca Vakıflar, hana yeni kiracı alamayacak.
Ermenistan ve Türkiye büyükelçileri Fransız Senatosunda birer konuşma yaptılar
Ermenistan’ın Fransa Büyükelçisi Vigen Chitechyan ve Türkiye’nin Fransa Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu bugün 11 Ocak’ta Fransa Senatosunda birer konuşma yaptılar. Konuşmaları sonrasında diplomatlar senatörlerin sorularını yanıtladılar. Her iki elçinin Sosyalist Parti Grubu üyeleriyle buluşmaları ayrı-ayrı gerçekleşti.
Sözde Fransız boykotu
Ermeni soykırımını inkar edene hapis ve para cezası içeren yasa tasarısına Türkiye’nin tepkisi hakikaten sert oldu.Vatan gazetesinden İlker Pehlivan'ın haberine göre Büyükelçi tekrar Paris’e dönerken, yılbaşını Fransa’da geçiren Türkler’in sayısı yüzde 10’dan fazla arttı. Sömestre tatilinde de yurtdışının en popüler varış noktası Fransa’daki Euro Disney. Tepki olarak, Fransa turunu iptal ettiren tek kişi Antepli bir vatandaş olurken o da kızgınlığı geçtikten sonra tatiline devam kararı aldı.
Buzek: 'Soykırım yasası AB gündemine taşınmamalı'
Avrupa Parlamentosu Başkanı Jerzy Buzek, Fransa'nın 'soykırım yasasıyla' ilgili AB'de de girişimde bulunmasıyla ilgili olarak 'Fransa inkara ceza yasasını AB gündemine getirmemeli, konu ikili ilişkiler düzeyinde kalmalı' dedi.
Ayşe Hür'ün kitabını okuyun
Engin Ardıç
Hele şükür, bugünü de gördük. Tarihçi Ayşe Hür, Taraf gazetesindeki yazılarının bir kısmını toplayıp kitap yapmış. Söyleye söyleye dilimizde tüy bitmişti. Kitabın adı, "Öteki Tarih".Bu, birinci cilt. Arkası da gelecek. Hediyesi on yedi buçuk lira. Bu ilk cilt, Tanzimat Fermanı ve Abdülmecid'le başlıyor, Said-i Nursi'ye kadar geliyor. (Bakın bakalım padişahlar içki içerler miymiş?)Asıl gürültü ikinci ciltle, cumhuriyet dönemiyle kopacak.Hemen belirtelim: Ayşe Hoca'nın anlattığı tarih, okullarda öğretilmeyen tarihtir. "Gizli tarih" demeyelim de, bilinen gerçeklerin bilinmeyen yönleri, ya da değişik bakış açılarından yorumları. Okullarda okutulmaz bunlar.
Easter 2012 Jerusalem Pilgrimage Trip Registration Deadline Extended
The registration deadline for this year’s Easter Pilgrimage in the Holy Land has been extended through February 15, 2012. We invite you to join us in celebrating the Orthodox Easter 2012 in the City of Jerusalem with His Eminence Archbishop Hovnan Derderian.
Rusya'da Ermeni Diasporası 'İnkar Yasası' İçin Harekete Geçti
Rusya'da yaşayan Ermeni diasporası, Aralık ayında Fransa Meclisi'nde kabul edilen sözde Ermeni soykırımı iddialarının inkarını suç sayan yasanın benzerinin Rusya Parlamentosu'nda da kabul edilmesi için çalışmalara başladı.
1915 TARTIŞMASINDA BİR SON ARAMAK
Richard Falk* - Hilal Elver** /Zaman
Bununla birlikte, eğer 1915'te olanlar Soykırım Sözleşmesi'nin yürürlüğe girmesinden sonraki herhangi bir dönemde gerçekleşseydi, soykırım olarak kabul edilirdi gibi gözüküyor. Ayrıca Uluslararası Adalet Divanı, Bosnalıların soykırım iddialarını incelerken (Srebrenica'da 1995 yılında gerçekleşen binlerce Bosnalı erkeğin öldürüldüğü korkunç katliam dışında), Sırp hükümet liderlerinin soykırım suçunu işleme niyetlerini kanıtlamak için ancak yazılı ya da dokümanlara geçmiş kanıtlar arayarak soykırım suçunun ispatı konusunda oldukça yüksek bir standart kullandı. Bu tür bir kanıt 1990'ların Bosna olayları bağlamında zor bulunuyorsa, neredeyse bir yüzyıl önceyle ilgili Ermeni iddiaları için bulunması neredeyse imkânsız. Eğer bu düşünce biçimi kabul edilirse, bundan iki önemli sonuç çıkarabiliriz: Konunun tartışılmasında bir sona varabilmek için siyasi bir alan yaratılabilir. Bu alanda Türkiye 1915'te olanlar şimdi olsaydı soykırım sayılacağını resmî olarak kabul edebilir. Ermeni tarafı da 1915'te olanların o dönemde soykırım olarak tanımlanamayacağını, ancak bu olaylar şimdi gerçekleşselerdi olayların boyutlarının ve niteliklerinin bir soykırıma işaret edeceğini kabul edebilir. Bu tür bir yaklaşımın kabulü her iki tarafa ortak faydalar getirebilir.
Türkçülük, İttihatçılık ve Ermeni meselesi
Taceddin Kayaoğlu*
II. Meşrutiyet'in tanınmış simalarından Yusuf Akçura, henüz 25 yaşında iken kaleme aldığı "Üç Tarz-ı Siyaset" başlıklı makalesinde; dönemin düşünce dünyasının etkisiyle, Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu bunalımdan çıkması için farklı üç alternatif modeli bir araya toplamış ve tartışmıştı. Bunlardan birincisi, Osmanlıcılık; ikincisi, İslâmcılık; üçüncüsü de Türkçülüktür...Türkçülük cereyanı/ideolojisi (Türk kimliği değil), temelde bu toprakların ürettiği bir fikir değildir. O, üç yönden beslenmiş ve şekil almaya başlamıştır. Bunlardan birincisi; Ernest Renan'ın Türk tarihine karşı yönelttiği hakaret-vari düşüncelere tepkinin bir sonucu iken; ikincisi, Leon Cahun ve Herman Vambery gibi isimlerin soru işaretleri içeren, büyük ihtimalle de "misyonları olan" (Carbonarici) şahısların tetiklemesi; üçüncüsü de Rusya'nın Orta Asya siyasetinin Türk aydınları üzerindeki etkisidir. Bu üç faktörle dolmaya başlayan milliyetçi zihin, 1912-1913 Balkan Savaşları esnasında "Balkan Komitacıları"nın Türklere yönelik faaliyetleriyle birleşince, ortaya "Türk milliyetçiliği ideolojisi" çıkmıştır.
Bakalım Daha Neler Göreceğiz!
Ahmet Turan Alkan
Türkiye, 1915 Tehciri’yle yüzleşmeli; bu acıya sahip çıkmalı, meseleyi sahiplenmeli. Konuyu “diplomatik başbelâsı” olarak değil, kendi tarihinin aydınlanması gereken bir sayfası olarak görmeli; Dersim gibi... 1915’de hayatlarını kaybetmelerine kasden veya istemeden sebep olunan binlerce Ermeni, aynı zamanda Osmanlı vatandaşı idi; aynı tabiiyetten idik. “Siz bizim içişlerimize karışmayın, biz de sizin içişlerinizi görmezden gelelim” yaklaşımı duvara çarptı. Konuyu 1915 ekseninde Türk tarafı-Ermeni tarafı diye ayrıştıran bizim zihnimizdir; Ermenilerle aramıza zihnî mesafeler koyduk ve hâlâ derinleştiriyoruz bu mesafeleri.
İzmir 1922: Hıristiyan hayatı o gün İzmir iskelesinde çok ucuzdu. Sonrasında da!
Sait Çetinoğlu
Majorie Housepian Dobkin'in, Bir Kentin Yıkılması, 1922 İzmir'i adlı incelemesi 1922 yılı İzmir'ine odaklanmasına karşın geniş Osmanlı coğrafyasındaki Hıristiyan unsurlarının dalga dalga saldırılarla sistemli bir şekilde yok edilmesi ve kadim topraklarından kazınma tarihinin bir özetidir. O sadece 1922 İzmir'ini resmetmez o günleri naklettiği gibi, sonrasındaki olayları çeşitli kaynaklardan aktararak okuyucularla paylaşır. Yaşam şartları tümüyle fetihçilerin zevkine kalmış, ruhsatlı haraç sistemine boyun eğen Hıristiyanlar var oldukça ve dış fetih olanakları varken iyi işleyen Osmanlı sistemi, bu olanak ortadan kalktığında kendi tebaasına yönelmiştir. Dobkin'in sözleriyle Yönetici sınıf, üretkenliğini artırmak için hiçbir hazırlık yapmamıştı, dolayısıyla çoğu zaman daha yüksek bir yaşam standardına sahip gibi gözüken Hıristiyan komşularına dikti gözünü. İç fethin hedefi, Elen kökenli Osmanlı vatandaşları ile Ermeniler olur.
Շնորհավոր Սուրբ Ծնունդ / Merry Christmas
Ermeniler, Noeli (Dzununtu) üç defa kutlayan tek Hıristiyan halktır. Katolik Ermeniler ve Batıda yaşayan Ermenilerin çoğu Noeli (Christmas) 24-25 Aralık’ta kutluyor. Apostolik Ermeni kilisesine bağlı Ermenilerin büyük çoğunluğu Noeli 6 Ocak’ta kutluyor. Yerusağem ( Kudüs) Kilisemiz ise takvim değişikliğini kabul etmediğinden 19 Ocakta kutluyor Noeli. Bu nedenle biz Ermeniler için Dzununt 24 Aralık’tan 20 Ocak’a kadar devam ediyor.
1936 Beyannamesi yerine padişah fermanı!
Sedat Gülmez
Azınlık vakıfları iadesinde süreç 1936 Beyannamesi’nde kilitleniyor. Oysa vakıfların kuruluş senedi Osmanlı’da… Bir de beyannamenin asıl hedefi var tabii. Sanılanın aksine gayrimüslim değil, Müslüman vakıfları! Hülya Benlisoy hâlihazırda 22 Rum azınlık vakfının avukatlığını yürütüyor. El konulan vakıf gayrimenkullerinin iadesiyle ilgili takip ettiği dava sayısı şimdilik 110. Ancak birkaç ay içinde 200’e yaklaşacak. Yani mesaisi artacak. Peki, 2008’den bu yana uğraştığı süreç nereye varacak? En son Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ağustostaki “azınlık vakıf mallarının geri verileceği”ne dönük açıklamasıyla hazırlanan kanun hükmünde kararnameyle yol almaya çalışıyor. Bugüne kadar atılan adımları küçümsemiyor. Lakin “Yapılacak daha çok iş var!” vurgusunu yinelemeden edemiyor. Ona göre teknik problemleri iyi niyetle aşmak mümkün. Yeter ki hukukî düzenlemeler kuşatıcı olsun. “Sonuncusu öyle mi?” sorusuna cevabı net: “Belirli noktalarda. Yine de çözüm bekleyen birçok konu var.” 1936 Beyannamesi vakıfların o gün tasarrufundaki gayrimenkulün listesi. Bunların vakıf senedi kabul edilmesi ise Benlisoy’a göre makul değil. “İlle de vakıf senedi aranıyorsa…” diyor, “Olabilecek belge bunlara verilen padişah fermanlarıdır.” Yani 1936 Beyannamesi yerine fermanları temel alan modern vakıf senedi yapılmasına imkân sağlanmalı. Çünkü bunların tamamı Cumhuriyet öncesi kurulmuş. Yargı da bir seçenek ama tarafların bir masa etrafında anlaşmaya çalışması daha sağlıklı bir seçenek. Ya diğer hususlar? Onlar için de söyleyecekleri var tabii…
Gökçek'ten Fransa'ya karşı hamle
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi, Meclis Başkanvekili Ali İhsan Ölmez başkanlığında toplandı.Toplantıda, konuya ilişkin teklifler birleştirilerek, "Fransa'nın Cezayir'e uyguladığı soykırımın milletin hafızasında olduğunu ve Ankara halkının kardeşlerinin 20. yüzyılda yaşadıkları vahşetten duydukları acıyı paylaştığını göstermek amacıyla Fransa Büyükelçiliği'nin bulunduğu Paris Caddesi'nin isminin Cezayir Caddesi olarak değiştirilmesi, Degol Caddesi'ne Cezayirli milli kahramanlardan birinin isminin verilmesi ve Fransa Büyükelçiliğinin bulunduğu yerde uygun bir alana Cezayir soykırım anıtının yaptırılarak, dikilmesini" içeren önerge sunuldu. Önerge kabul edilerek, konu İsimlendirme Komisyonu'na havale edildi.
"İRAN ERMENİ İŞGALİNİ DESTEKLİYOR"
Azerbaycan'ın Bakü merkezli Apa Haber Ajansı, İran'ın, Azerbaycan'daki Ermeni işgalini desteklediğine dair bir habere yer verdi. The Washington Times'a dayandırılan haberde İran'ın, çıkarları gereği Ermenistan'ın Azerbaycan'da yaptığı işgali desteklediği iddia edildi. Haberde İran'ın Bakü'nün, İran topraklarında yaşayan Azerileri kışkırtarak ülkeden koparmaya çalışabileceği endişesini yaşadığı aktarıldı. İran'ın, ülkenin kuzeyindeki Azerbaycan'a sınır bölgede yaşayan Azeriler konusunda ciddi kaygı duyduğu kaydedildi. İran'ın böyle bir durumda sağlam bir Azerbaycan'dan ise yaralı bir Azerbaycan'ı tercih ettiği ve bu yüzden Ermeni işgalini el altından desteklediği öne sürüldü.
Hayal: Devlet benim heyecanımı kullandı!
Hrant Dink cinayeti zanlısı Yasin Hayal 'Beni bu işlerin içine çeken, gençliğimi, heyecanımı kullanan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir" dedi… Hrant Dink’in “soykırım" kelimesinin kullanılmasına bile izin vermediğini ifade eden Savcı Usta, “Hrant Dink, Ermeni olduğu için öldürülmemiştir. O’nun Ermeni olup olmadığını bir önemi de yoktur. O, terör örgütünün hedefine ulaşmak için seçtiği bir kişidir. Hrant Dink cinayeti de Zirve cinayetindeki planın aynısıdır. Burada eksik olan Zirve cinayetindeki Deniz Uygar gibi tanığın ortaya çıkmamasıdır" dedi.
AİHM'den tarihi Karabağ kararı
Azerbaycan ve Ermenistan'dan yapılan başvurular incelemeye alınacak. Strasbourg Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin büyük dairesi, Yukarı Karabağ sorunuyla ilgili iki başvurunun incelenmeye alınmasına karar verdi.
New York’s St. Vartan Cathedral Resounds With the “Good News” Of Christmas On Jan. 6, 2012
In more than one way, Friday, January 6, 2012 turned out to be a beautiful day in New York City. Outside, it was clear and unseasonably mild. Inside St. Vartan Armenian Cathedral, His Eminence Archbishop Khajag Barsamian celebrated the Divine Liturgy on the Feast of the Nativity and Theophany, before a large crowd that had gathered to celebrate the birth of Jesus Christ.













