Ümit Kıvanç
Türk Millî Eğitimi, aile içi eğitim, mahalle tedrisatı ve
devlet dersi aracılığıyla Millet-i hakimeye kazandırılmış en önemli
özelliklerden biri, sıçrama'dır. Bulunulması gereken yerden bir adım öteye, okunması
gereken paragrafın bir altına, düşünülmesi gereken konunun hemen ötesine,
tartışma konusu tarihin az gerisine, az ilerisine... ama mutlaka sıçrama. Ermeni
soykırımı, meselâ, öncelikle bu yüzden tartışılamaz. Çünkü soykırımın planlayıp
yürütüldüğü aşama üzerine konuşmak bir türlü başarılamaz. Hep sonrasına
geçilir. Çünkü sonrasında Ermeni intikam eylemleri vardır ve planlı kitlesel
kıyım ve tehciri, malın mülkün zorla el değiştirmesini bunlarla meşrulaştırma
hamlesi oynanır. Maksat “ama ama!”larla yaratılacak kargaşada esas meselenin
gündeme gelmesini önlemektir. Bu, saldırgan, şirretçe bir üslûpla münasip dozda
birleştirildiğinde ortaya lezzetine doyum olmayan, bize özgü tavır çıkar.
(“İrlandalı alkollüydü”!). Öncesine sıçramak da sonrasına hoplamak kadar
geçerli yoldur, “Ermeni çeteleri”nden, bunların silahlı eylemlerinden
söz edilir. Fakat ne olmuş da bu çeteler kurulmuş, acaba birileri mi saldırmış,
buna bir türlü gelinemez. Can alıcı konu veya olgular, bir hışımla sabunlanan
kaygan yüzeyin üzerinde oradan oraya savrulurken, biz de meseleyi ele almaya
imkân vermeyecek noktalara sıçrar dururuz.









