Etiketler

'Ermeniliğe hakaret' suçuna 2 yıl hapis

Abdurrahman Şimşek
Ermeni kelimesini aşağılayıcı maksatla kullanma ilk kez suç oldu. Ermeni kökenli baba oğula "Ermeni gâvurları" diyen 2 kişi hakkında hakaretten dava açıldıİstanbul Cumhuriyet Savcılığı, 'Ermeni' kelimesinin Ermeni uyruklu birine karşı aşağılayıcı maksatla kullanılmasını ilk kez cürüm olarak kabul etti ve iki kişi hakkında 'aşağılama, hakaret ve tehdit' suçlarından dava açtı. Ermeni kökenli Türkiye vatandaşı Levon Balcıoğlu ile oğlu Artun Balcıoğlu'na 'Ermeni gâvurları' diyen Yusuf Polat, İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi'nde iki yıla kadar hapis istemiyle yargılanacak. Polat, yargılama sonucunda ceza alırsa Türkiye'de 'Ermeniliğe hakaret' olarak nitelendirilebilecek suçtan mahkûm olan ilk kişi olacak. 

Economist'ten 'Protesto' kapağı

Küresel finans ve siyaset çevrelerinin yakından takip ettiği İngiltere merkezli The Economist dergisi bu haftaki kapağını dünyanın dört bir yanında patlak veren protesto eylemlerine ayırdı... Geçtiğimiz ay İsveç’teki isyanlar ve 2011’de Londra’yı kasıp kavuran ayaklanma da listeye girdi. Türkiye’de de üniversite mezunlarının sayısının 1995’ten bu yana her yıl yüzde 8 arttığını belirten dergi, "Bunun yarattığı genç orta sınıflar, büyük aileler, alkole denetim isteyen Başbakan Erdoğan’ın, dinci muhafazakârlığına karşı öfkeli" diyor. Başyazının son cümlesinde "2013’te demokrasilerin sıkıntı çektiğini gören Pekin, Moskova ve Riyad’daki liderler rahatsız hissediyor olmalı" diyerek otokrat rejimleri uyardı.

Taksim’de Ermeni mezarları çıktı

Ali Ekber Ertürk
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun, Taksim Meydanı’nrdaki kazıyla ilgili soru önergesine verdiği yanıtında, Taksim Meydanı’nın altından Ermeni mezarlarının çıktığını açıkladı. Çelik, Meydan’da kanal deplase çalışmaları sırasında 16 Ermeni Mezar Taşı bulunduğunu, 19. yüzyıla tarihlenen duvar kalıntıları ve atık su kanalına rastlandığını, yapılan çalışmalara İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü uzmanlarının da dahil olduğunu söyledi.

Divan Oteli’nin Kısa Hikayesi

Ersoy Dede / Yeni Akit  
Cumhuriyet dönemine gelindiğinde ise mezarlık ve kilisenin bulunduğu arazi herkesin iştahını kabartır.. İştahı kabaran sermaye çevrelerinin burayı ele geçirebilmesi için ise CHP ile işbirliği yapması gerekmektedir. CHP, bu süreçte üzerine düşeni yapar ve arazinin, Ermeni cemaatine değil, başka bir vakfa ait olduğunu ortaya koyar.. Bu vakıftan da tüm diğer metruk mezarlık arazilerinde olduğu gibi belediyeye devrini ister.. 3 yıl süren dava sonunda mahkeme, arazinin belediye devrine karar verir..  Sadece araziye el koymaz belediye, 3 yıllık mahkeme masraflarını da cemaatin üzerine yıkar.. Bundan sonra da çeşitli defalar davalar açılır ve fakat sonuç alınamaz.. Eski Galatasaray Başkanı Faruk Süren’in dedesi Arşag Surenyan (Adil Süren) cemaat adına İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ ile el sıkışır ve 850 bin metrekarelik arazi Belediye’ye geçer.. Bundan sonra, mezarlık dümdüz edilir. Mezar taşlarıyla İnönü Gezisi’nin (bugünkü Gezi Parkı) merdivenleri yapılır. Sonra da operasyon yapılmasına asıl sebep olan aileler gelir masaya.. Taç Sanayi’nin sahibi İzmirli Tatariler, bugünkü Divan Otel’in bulunduğu köşeyi 130 bin liraya alır.. Vehbi Koç da Tatariler’den 250 bin liraya...

Let's Support Koutoujian for Congress

You've got a great chance to help elect a new Armenian American to the U.S. Congress. Peter Koutoujian is a proud and principled Armenian American, and a respected public servant with a world-class record of achievement. With Ed Markey's election to the U.S. Senate on Tuesday, Peter has the opportunity to run for his House seat, which represents Watertown and other cities with large Armenian communities. (Peter Koutoujian, with his wife, Elizabeth and their children, Peter Jr., Christian and Isabel)

Ermeniler Ve İttihat Ve Terakki

Bu kitapta, “İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Ermeni Siyasi Partileri Arasındaki İlişkiler” başlıklı incelemesinde Arsen Avagyan, Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte Osmanlı devletinde yasal olarak faaliyet göstermeye başlayan dört Ermeni siyasi partisinin, özellikle de diğerlerine nazaran çok daha etkili olan Taşnak ve Hınçak partilerinin İttihat ve Terakki ile olan inişli çıkışlı ilişkileri üzerinde duruyor. Gaidz F. Minassian ise “Birinci Dünya Savaşı Öncesinde İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Ermeni Devrimci Federasyonu Arasındaki İlişkiler” başlıklı makalesinde, 1907-1912 yılları arasında sıkı bir siyasi ittifak içerisinde olan Taşnaklar ile İttihatçıların ilişkilerinin gelişimini ve sonrasında yaşanan kopmayı derinlemesine bir analize tabi tutuyor.

36. Bagratuni Krallığı’nın devlet sistemi, ordusu ve mahkemeleri

Ermenistan devletinin başında kral bulunmaktaydı. Kral, aynı zamanda Ermenilerin şahınşahı olarak da anılmakta, ülkenin iç ve dış siyaseti kral tarafından yönlendirilmekteydi. Vasal krallar ve Ermenistan’da oluşan birkaç Arap emirlikleri, Ani Bagratuni kralına bağlıydı. Kral, bir teşkilatlar sistemi teşkil eden saray vasıtasıyla devleti idare etmekteydi. Teşkilatlar, yüksek görevliler veya teşkilat liderleri tarafından yönetilmekteydi. Bu liderler genellikle hanedan üyeleri veya krala yakın olan feodal beylerden seçilmekteydi. En önemli mevkiler, beylerbeyi ve Ermenistan ordu komutanı görevleriydi. 

1915’te Sasun’da neler yaşandı? – Komk Kilisesi direnişi

Sofia Agopyan
Sasun’un Komk (Gomots) Manastırı ile ilgili birçok ilginç hikaye ve efsane var. Manastır 14. yüzılda inşa edilmiş. Bir efsaneye göre, Komk Köyü’nün Ermeni ağası, bu kiliseyi bedduadan kurtulmak için inşa etmiştir. 1915’te Komk Kilisesi direnişi, dünyanın  farklı ülkelerinde yaşayan Sasunlu Ermenilerde ve hatta  günümüzde de Sasun’da yaşayan halk arasında şimdiye kadar anlatılmaktadır.

Walking Alongside The Lord in The Holy Land

They stretched their heads above the crowd and peered through the heavy incense smoke rising in the sanctuary, as a rare ceremony unfolded before them. Here, in the dimly lit interior of Sts. James Armenian Cathedral, a group of 27 young pilgrims from the Eastern Diocese caught their first glimpse of the ancient Armenian presence in Jerusalem.

Tekin "ırkçı profesör"ü sordu

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Bir Üniversitede Bölüm Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Danışmanı Profesör Ahmet Atan’ın açıklamaları ile ilgili soru önergesi verdi. Bir üniversitemizde, Sanat Bölümü Başkanı olan bu kişinin, sosyal medyada yayımladığı mesajlar ile Ermeni-Rum ve Yahudi yurttaşlarımızı suçlu gibi göstererek, bu ülkenin asli unsurları olan bu vatandaşlarımızı aşağılamış, ırkçı ve ayrımcı bir anlayışı ülkemizin gündemine taşımıştır. Ayrıca, ülkemizde gerçekleşen eylemleri desteklemek için “kırmızı giyen “ İtalyan kadın milletvekillerini 'geceliklerini çıkarmaya vakit bulamamışlar' diyerek de terbiye sınırlarının dışına çıkarak, cinsiyete dayalı ayrımcılık yapmıştır. Bir üniversite mensubunun taşıması gereken sorumluluktan yoksun bir yaklaşımda bulunması yurttaşlarımızın, öğretim üyelerinin, üniversite emekçilerinin, öğrencilerin büyük tepkisine neden olmuş, kamuoyundan özür dilemesini ve istifa etmesini talep etmişlerdir. Bahse konu kişi kamuoyundan özür dilememiş ve istifa etmeyi de düşünmediğini belirtmiştir. (Sayın Tekin'i bu haklı girişimi nedeniyle kutluyor, başarılar diliyoruz. HYETERT)

Akil insanlar Marmara bölgesi raporu

Marmara raporunda Deniz Ülke Arıboğan'ın imzası var. Raporda batı bölgesinin istekleri ve olaylara bakışı çarpıcı bir şekilde analiz edildi... Akil Heyet Toplantılarında Diğer Gözlemler... 7- Akil Heyet toplantılarımızın en çarpıcı başlıklarından bir tanesi de Gayri Müslimler dosyasının açılması olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti kendi vatandaşlarına sırf dini inançları nedeniyle yıllardır yabancı muamelesi yapmakta, haklarını gasp etmekte, her yeni dönemle birlikte yeni mağduriyetler yaratmaktadır. Yüzlerce binlerce yıllık kendi yurtlarında diaspora gibi yaşamak zorunda bırakılan bu vatandaşlarımız, kendi devletlerinin şerrinden o kadar korkmaktadırlar ki, bir çok haklarını kısıtlayan Lozan anlaşması ile belirlenen statülerini bile korumaya çalışmaktadırlar. Türkiye Cumhuriyeti devletinin güçlenmesine ve özgüveninin artışına paralel olarak gayri Müslimlerin inanç ve ibadet özgürlüklerini kollayan, onlara gelişme imkanını sunan, gasp edilmiş haklarını kendilerine teslim eden bir politika kurgulaması beklenir. Gayri Müslimlere Türkiye’nin vereceği hiçbir hak, dış politikadaki bir karşılıklılık esasına dayandırılmamalıdır. Gayri Müslimler Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi vatandaşlarıdır ve bir başka ülkede yaşayan Türklerin haklarını kollamak adına bir araç olarak kullanılmamalıdır. Kaldı ki, Türkiye’nin sadece halen anavatanında yaşayan gayri Müslimlere değil, aynı zamanda ülkesinden göç etmek durumunda kalmış olan eski Türkiyelilere de kucak açması onun güç algısına hizmet edecektir. Türkiye kökenli ve halen yurtdışında yaşayan tüm gayri Müslimlere çifte vatandaşlık uygulaması verilmesi kanımca güzel bir adım olacaktır. Bu adım son dönemlerde Türkiye’ye yüklenmek istenen “dinci ya da Sünnici” yakıştırmalarına karşı da antikor vazifesi görebilir. Bu bağlamda pozitif ayrımcılığa tabi tutulması gereken kesimlerimizden birisinin de gayri Müslim vatandaşlarımız olduğunu vurgulayabiliriz.

Talaat Killed the Ottoman Crown Prince For Opposing The Armenian Genocide?

By Harut Sassounian / Publisher, The California Courier
 It is not often that I cover murder mysteries, but I am making an exception given the unusual circumstances of an Ottoman Crown Prince's death in 1916 and its possible link to Talaat and the Armenian Genocide. The first clue was an article I came across in the April 3, 1921 issue of The Pittsburgh Press, titled: "Patiently Tracked to His Hiding Place and Killed: How the Bloodthirsty Turkish Grand Vizier, Talaat Pasha, Who Planned the Murders of a Million Armenians Met His Fate." This news report was occasioned by Soghomon Tehlirian's assassination of Talaat on March 15, 1921, in Berlin.

Türkeş'in ölüm sebebi Ermenistan mı?

Türkiye'ye çağ atlatan ve Türk dünyasının ortak hareket etmesi noktasında attığı adımlarla adını tarihe kazıyan Turgut Özal'ın ölümü ile ilgili şüpheler bir türlü aydınlatılamazken yeni bir iddiaya ortaya atıldı. "Özal'ın hep Orta Asya ziyaretinden sonra öldürüldüğünü konuşuruz ama hiç Alparslan Türkeş'in Ermenistan'la yaptığı temastan sonra öldürüldüğünü konuşmayız" diyen Fatih Tezcan'a göre emperyalizm bizim asimetrik politika izlememizi hiç istemez, önemsemez. Emperyalizm monopolik, yani tek taraflı, bağnaz, yobaz ve önüne bakan bir politika istiyor.

Unknown Heroines of Mush

By Joseph Dagdigian
In Venice, in 1512, manuscript lover Hagop Meghapart printed the first Armenian book, the Urbatagirk prayer book, giving birth to the art of Armenian printing. Prior to this Armenian manuscripts were laboriously hand written, copied, and illustrated by scribes. Last year, 2012, Armenians celebrated the 500th anniversary of Armenian printing with a number of events. One of these events was the establishment of a monument commemorating the heroic rescue of the Msho Jarntir, Homilies of Mush, manuscript in Armenia's capital of Yerevan. 

EU Still Upbeat on Association Agreement With Armenia

Armenia - EU officials hold talks on a Deep and Comprehensive Free Trade Area with their Armenian counterparts in Yerevan, 18Apr2013. Armenia remains on track to finalize a wide-ranging Association Agreement with the European Union by next November, a senior EU diplomat said on Monday.

İzmir'de Ermeniler'e BAKmak

Murat Türker
BAK kapsamında 27 Haziran 2013 Perşembe 18.30’da İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde Ermenistan Türkiye Sinema Platformu’yla ortaklaşa düzenlenen film gösterimi ve söyleşi gerçekleşecek. Batman, Çanakkale, Diyarbakır ve İzmir’den gençlerle şehirlerin hafızasına odaklanarak ortak fotoğraf ve video projeleri üretilmesini amaçlayan Anadolu Kültür ve Diyarbakır Sanat Merkezi’nin yeni projesi Hatırlamak ve Anlatmak için Şehre BAK kapsamında 27 Haziran 2013 Perşembe 18.30’da İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde Ermenistan Türkiye Sinema Platformu’yla ortaklaşa düzenlenen film gösterimi ve söyleşi gerçekleşecek.

Vatanlarında Yok Olanlar

Yervant Özuzun
Osmanlı toplumunu oluşturan farklı etnik ve dinsel topluluklar günümüzdeki gibi iç içe değil yan yana yaşarlardı. Millet düzenindeki cemaatleri içinde dışa kapanık, sosyal mekanları, kültürleri, hukukları ayrı bir yaşam tarzıydı bu. Hepsi aynı trenin yolcularıydı; fakat vagonları ayrıydı.Şehirde kilise çevresinde Hıristiyan mahalleleri, bölgeleri, sokakları ayrı, cami çevresinde Müslümanların ayrıydı, kırsalda ise köyleri ayrıydı. Müslüman’ın, Alevi’nin Kürt’ün köyü ayrı, Ermeni’nin, Rum’un, Süryani’nin ayrıydı. Mahallelerin ve köylerin sokakta, çarşı pazarda konuşulan dili ise orada yaşayanların diliydi.

Panel: 100. Yıldönümü Yaklaşırken Ermeni Soykırımı Günümüzde Neden Hala Güncel?

6 Temmuz 2013 • Taxim Hill Oteli • İstanbul 14.00 – 15.30:
Moderatör: Cengiz Alğan, DurDe
Sunum: Ümit Kurt, (Clark Üniversitesi öğretim görevlisi ve “Kanunların Ruhu, Emval-i Metruke Kanunlarında Soykırımın İzini Sürmek” kitabının yazarlarından)

HEPİMİZ ERMENİYİZ

Hıristiyan (çoğumuz gibi) ya da Müslüman (Hemşinli kardeşlerimiz gibi) ... Bir kısmı Kürt, bir kısmı Süryani, bir kısmı her ne olursa olsun: Siz kalıtımınızın her bir parçasının %100'üsünüz, %100 Ermeni olmak da dahil ! Doğuştan, seçimle, vatandaşlıkla, ruhsal olarak, evlilik yoluyla... ya da kaza ile Ermeni olanlar ... Hepimiz Ermeniyiz. Her birimiz - yıldızlar gibi çok sayıda ve bazen yıldızlar gibi gizemli sebeplerle- Ermeni denklemine eşsiz bir şeyler taşıyoruz. (Ben Ermeni'yim diyene kimse Ermeni değilsin diyemez derse abes olur.Ancak Hemşinliler gibi biz Ermeni değiliz diyene sen Ermeni'sin demek de aynı oranda abestir. Türkiye'de Müslüman Ermeni olsa olsa Hıristiyan Ermenilerden ayrı bir cemaat olur. Buna da kimse bir şey demez. Ancak Türkiye'de Müslüman olan bir Ermeni tekrar Hıristiyan olmuyorsa yüzde doksan dokuz  asimile olmuş demektir. HYETERT)  

Süryaniler 1914-1915’te Neler Yaşadı? Dönemin Tanıkları 1914/15 Yaşananları Nasıl Anlatıyor?

Köyünde hiçbir şeyden habersiz yaşayan yüz binlerce insan en vahşi biçimde katledildi. Süryani köyleri ve kentleri yerle bir edildi. Binlerce genç kız ve kadın kaçırıldı. Yüzlerce çocuk devşirildi. Süryanilerin sahip olduğu bütün zenginlikler talan edildi. Bu vahşetten kurtulan binlerce insan, dünyanın çeşitli yerlerine kaçtı.