Etiketler

Soykırımla yüzleşmek

M. Sinan Birdal / sinanbirdal@gmail.com
24 Nisan 1915 gecesi Dahiliye Nazırı Talat Paşa’nın verdiği emirle sayıları 270’i bulan Ermeni entelektüel, siyasetçi, gazeteci ve din adamı tutuklandı. Birkaç hafta içinde tutuklananların sayısı 2 bini aştı. Bu olay Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Ermeniler için felaketin başlangıcı oldu. 27 Mayıs 1915’te Tehcir Kanunu olarak bilinen Sevk ve İskan Kanunu çıkartıldı. 10 Haziran’da bir yönetmelikle ve 26 Eylül’de bir kanunla Ermenilere ait mülk ve arazilerin el konulup tasfiye edilmesi yasallaştırıldı. 24 Nisan, gerek öncesindeki 1894-96 Hamidiye Katliamları ve 1909 Adana Katliamlarıyla ve gerek sonrasındaki Ermenilere yönelik politikalar bağlamında düşünüldüğünde, bir halkın şiddet, sürgün ve asimilasyon vasıtasıyla yaşadığı topraklardan silinmesinde önemli bir tarihsel dönemeç oldu.
1914’te Osmanlı İmparatorluğu’nda 2 milyona yakın Ermeni yaşıyordu, 2014’te ise Türkiye Cumhuriyeti’nde yaklaşık 70 bin Ermeni yaşıyor. İşte bunun için, soykırımla yüzleşmek bugünün Türkiyesi’nde büyük bir toplumsal ihtiyaç!
Yıllarca gayrimüslim ve Alevi vatandaşların sistematik olarak ayrımcılığa ve asimilasyona maruz bırakıldıkları cumhuriyetimizin “laik” bir devlet olduğu iddiasını tartışmak bir ihtiyaç!
Belli bir toplumsal grubun ortadan kaldırılarak sadık ve monolitik bir nüfusun yaratılabileceği fikrinin demokratik bir siyasal düzenle bağdaşmadığını idrak etmek bir ihtiyaç!
Muhalifleri şiddet, hapis, sürgün yoluyla yok ederek; hakları birbirine düşman ederek siyaset ve toplum tasarımı yapmanın gelecek nesiller için ne kadar ağır bir maliyeti olduğunu kavramak bir ihtiyaç!
Dersim’in, 33 Kurşun’un, 6-7 Eylül’ün, Maraş’ın, Çorum’un, Sivas’ın ve 30 yıllık iç savaşın soykırımda ifadesini bulan siyasetin bir sonucu olduğunu anlamak bir ihtiyaç!
Katliama maruz kalmış halkların hafızasında bir türlü dinmeyen acıları sağaltmak, bu insani deneyimle yeni bir hafıza oluşturmak bir ihtiyaç!
Ne kadar hoşgörülüyüz diye böbürlenmek ve kendimizi alicenap hissetmek için değil, kendimize olan öz saygımız için ülkemizde yaşamış ve yaşayan halkların varlığını kutlamamız, eşitliğini ve özgürlüğünü savunmamız bir ihtiyaç!
Geleceğe umutla bakabilmek, halkların kardeşliğini, toplumsal barışı ve demokrasiyi kurabilmek için bir ihtiyaç!
Her yıl Amerikan Kongresi veya başka bir ülke parlamentosundan ne karar çıkacak diye hop oturup hop kalkan merkez siyasetin ve ana akım medyanın inkarcılığına karşı bir daha böyle bir katliamın yinelenmemesini sağlayabilmek için bir ihtiyaç!
İnkar edilen tarihin bu ülkenin hafızasında ve toplumsal ilişkilerinde her geçen gün nasıl bir tahribe yol açtığını gözlemliyoruz. Kurban ortadan kaldırıldıktan ve tanıklar sindirildikten sonra şiddetin izinin silinme sürecinin nasıl işlediğini; bu sürecin bir ülkedeki adalet hissini, bir arada yaşama arzusunu nasıl ortadan kaldırdığını ve bunların siyasi sonuçlarını geçen hazirandan bu yana hep beraber görmedik mi? Gezi Parkı’nın eski bir Ermeni mezarlığı olması manidar değil mi?


http://www.evrensel.net/kose-yazisi/71139/soykirimla-yuzlesmek.html#.U1bUzvl_vms

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.