Kevork Galloşyan
Kilikya Ermeni Krallığı, Ermeni tarihinin önemli bir
parçasıdır. Dönemin siyasî şartları göz önünde bulundurulduğu zaman Kilikya
Ermeni Krallığı'nın yaklaşık üç yüzyıl boyunca varlığını sürdürmesi ve bölgenin
en önemli devletlerinden biri olması krallığın anlam ve önemini
güçlendirecektir. Peki, Ermeniler, Kilikya bölgesinde (şimdiki Çukurova ve
çevresi) ne zamandan beri vardı ve devletlerini nasıl kurdular? Kilikya Ermeni
tarihinin incelenmesine yönelik makalemize bu sorunun cevabıyla başlayalım.
Kilikya olarak adlandırılan bu bölge coğrafî açıdan ikiye ayrılır: Dağlık
Kilikya ve Ovalık Kilikya. M.Ö. 95-55 yıllarından önceki dönemlerde bölgede
Ermeni nüfusu az olsa da bu tarihten itibaren hüküm süren Ermeni İmparatoru
Büyük Tigran’ın bölgeyi ele geçirmesiyle birlikte Ermeni nüfusu da çoğalmaya
başlamıştır.
Kilikya, Ortaçağ boyunca ve özellikle 11. yüzyıldan
itibaren Ermeni coğrafyası haline gelmişti. Asıl Ermenistan’daki son Ermeni
devleti Bagratuni Hanedanlığı’nın çöküşünden (1045) sonra başlayan göç dalgası
ile Ermeniler Kilikya bölgesindeki çoğunluk haline geldi. 10. yüzyılın
sonlarında Ermenistan’ı kendisine bağlamak isteyen Bizans İmparatoru doğrudan
savaş açmasa bile bu yöndeki politikaları ile Ermeni Bagratuni Krallığı'nı
zayıflatmaya çalışıyordu. Ermeniler ve Bizans arasındaki mezhep farkı da
Bizans’ın hiçbir zaman görmek istemediği bir gerçekti. Ermenilere mezhep
farklılığı üzerinden de baskı yapan Bizans, Ermenileri kendi mezhebine dahil
edip böylece onların üzerindeki siyasî etkisini de güçlendirmeye çalışmıştı.
Bizans İmparatorluğu’nda 867-1056 yılları arasında Ermeni
asıllı imparatorlar iktidara geçmişti. Bu Ermeni hanedan üyelerinin ilki
I.Basileios, Ermenistan’dan (Anadolu’dan) Makedonya’ya göç etmiş bir Ermeni
ailenin çocuğuydu. Edirne’de (Adrianoupolis) dünyaya gelen, çeşitli devlet
hizmetlerinde bulunan ve cesaretiyle İmparatorun sevgisini kazanan I. Basileios
en sonunda iktidarı ele geçirmeyi başarmış, III. Mikhail’i devirip tahta
çıkmıştı. Dönemin bazı tarihçileri I. Basileios’un ana dilinin Ermenice
olduğunu ve hayatının sonuna kadar Ermenice bir vurgu ve aksanla Rumca
konuştuğunu aktarmaktadırlar.
Ermeni aksanıyla Rumca konuşan bu hükümdar döneminde Doğu
Roma İmparatorluğu en parlak dönemini yaşamış, sınırları genişlemiş ve kültürel
anlamda rönesans yaşamıştır.
I.Basileios’un tahta çıktığı dönem asıl Ermenistan’da
Bagratuni ailesinin yükseliş dönemine denk gelmektedir. 885 yılında XV. Abbasi
halifesi Mutemid (Ebu Abbas Mutemid billah Ahmed bin Cafer Mütevekkil) Bizans
ile Ermenistan’ın yakınlaşmasını engellemek ve Bagratuniler’in sevgisini
kazanmak için Aşot Bagratuni’ye taç göndererek onu Ermenistan’ın kralı olarak
tanıyan ilk hükümdar olmuştur. Onun ardından I. Basileios da Aşot’a taç
göndermiş ve böylece Ermenistan Bagratuni Krallığı uluslararası arenada resmen
tanınmıştır. Bagratuni sülalesi Ermeni Arşakuni Krallığı döneminde (66-428)
kralları taçlandırma görevini yapan şövalye sülalesi olarak bilinmekteydi. Bazı
tarihçiler onların Yahudi kökenli olduklarını ve sonradan Ermenileştiklerini
öne sürseler de bunu net bir şekilde ispatlayan tarihî bir veri ya da belge
bulunmamaktadır. Tarihçilerin büyük çoğunluğu da onların Yahudi kökenli
olduğunu reddetmektedir.
Bizans İmparatoru I. Basileios Ermeni kralı Aşot
Bagratuni’ye taç gönderdikten sonra ilginç ve dikkat çekici bir jest yapmıştır.
I. Basileios, Ermeni olduğunun altını çizdikten sonra sıradan bir aileden değil
Ermeni Arşakuni Hanedanı’nın soyundan olduğunu dile getirmiş ve Ermeni
Bagratuni Kralı Aşot’tan kendisini taçlandırmasını istemiştir. Çünkü Arşakuni
Krallar döneminde Bagratuniler’in görevi onları taçlandırmaktı. Aşot
İmparatorun bu ricasını reddetmemiş ve böylece bir Bizans imparatoru Ermeni
kralı tarafından taçlandırılmıştı. Bu adım Ermenistan’ın uluslararası şöhretine
sembolik de olsa büyük katkı sağlamıştı.
I.Basileios’tan sonra tahta çıkan Ermeni kökenli Bizans
imparatorları Ermeniliğe I. Basileios kadar bağlı olmamıştır. Hatta çoğu zaman
Bizans’ın menfaatini savunarak Ermenistan’a baskı yapmışlardır. Bizans’ın
Ermenistan’ı kendi topraklarına dahil etme politikası en çok onların döneminde
uygulanmıştır. Bunun psikolojik altyapısı belki de onların Ermeni kökenli
olmalarında yatmaktadır. Zira köklerinin Ermeni olması Ermenistan’ı da kendi
hakimiyetleri altında görmek istemeleri için bir neden olabilir. Ancak bu
sadece bir yorumdur. Ortada olan gerçek şu ki bu dönemde Ermenistan'ın iyice
yıpratılmış olduğuydu. Hem Bizanslılar hem de Abbasiler asil Ermeni aileleri
birbirine düşürmekle meşguldü. Bazı Ermeni beyler yarı bağımsız beylikler kurup
Bagratuniler’in hakimiyetini reddetmişlerdi. Bagratuniler çoğu zaman onların
isyanlarını bastırmakla uğraştıkları için ülkenin gelişmesine yönelik
faaliyetler aksamıştı. Ermeni asilzadelerin bir kısmı iç anlaşmazlıklardan
dolayı kendilerine sadık olan halkla beraber Bizans’ın doğu eyaletlerine ve
daha yoğun olarak Kilikya’ya yerleşmeye başladılar. Bu dönemde Ermeniler,
Bizans ordusunda ve devletin diğer kademelerinde çok yüksek makamlara ve
ünvanlara sahip oldular. Bizans İmparatorluğu’nda Ermeniler’in katkısı ve rolü,
Osmanlı İmparatorluğunda olduğu gibi çok geniş bir konudur. Ünlü tarihçi F.N.
Busell «The Roman Empire from 81 to 1081» isimli kitabında bu dönemi «Ermeni
Devri» olarak adlandırır. Fakat bu makalede bundan çok ayrıntılı bahsetmeden
asıl konumuz olan Kilikya Ermeni Krallığı'na geçeceğiz.
11. yüzyılın başında Bizans İmparatorluğu’nun doğu
eyaletlerinde Ermeniler daha da etkili olmaya başladılar. Asıl Ermenistan’da
ise, 1045 yılında son Ermeni Bagratuni Hanedanlığı'nın çökmesiyle birlikte
toprakları da Bizans İmparatorluğu’na dahil oldu. Başkenti Ani olan (şimdiki
Anı harabeleri) Ermeni Krallığı'nın çöküşünden sonra Ermeniler’in göçü
yoğunlaşarak devam etti. Bizans’ın himayesine girdikten sonra, Ermeniler’in bir
kısmı Rum- Ortodoks Kilisesi’ne katıldı ve böylece «Hayhurum» kavramı ortaya
çıktı. Ermeni ve Rum manasına gelen bu kavram Ermeni Apostolik (Havari)
Kilisesi’nden ayrılıp Rum Ortodoksluğu’nu kabul eden Ermeniler için
kullanılmaktadır. Bu dönemde Hayhurumlar’ın sayısı artmış ve bazı bölgelerde
Hayhurum asilzade Ermeniler beylikler kurmuştur. Daha sonra Kilikya Ermeni
Krallığı’nın oluşmasına da katkı sağlayan bu beyliklerden birini de Hayhurum
Pilartos Varajnuni kurmuştur. 1068 yılında Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen,
Pilartos Varajnuni’yi Fırat Nehri çevresinde bulunan topraklarda Bizans
ordusunun komutanı olarak görevlendirmiştir. Fakat 1071 yılında Selçuklu
hükümdarı Alparslan'ın IV. Romen Diyojen’i mağlup etmesinden sonra Pilartos
Varajnuni Bizans hakimiyetinden çıktı ve egemenliğini Antiock (Antakya),
Malatya, Urfa (Edessia) bölgelerinde pekiştirdi. 1071-1086 yıllar arasında
varlığını sürdüren ve resmî olarak tanınmayan bu devletin başkentliğini Maraş
(Germanike) yapmıştır. 1082-1112 yılları arasında ise biraz daha kuzeyde Ermenice
adı Kesun olan bölgede (Şimdiki Harput-Elazığ bölgesi) Ermeni Goğ Vasil (Hırsız
Vasil) önderliğinde bir beylik ortaya çıkmıştır. Bu iki beylik-devletler
uluslararası arenada etkili olup tanınmasa da Kilikya Ermeni Krallığı’nın
oluşumuna büyük katkı sağlamışlardı.
Ermeni Bagratuni Devleti’nin son kralı II. Gagik’in
(1042-1045) suikaste uğramasından sonra komutanı Ruben Bey adamlarıyla
Kilikya’ya yerleşmiş ve buradaki Ermeniler’in başına geçerek 1080 yılında kendi
beyliğini kurmuştur. Bu beylik ilk dönemlerde Bizans’a karşı savaşarak
varlığını sürdürmüş ve Bizans hakimiyetini reddetmiştir. Tabii Ermeni Bagratuni
Krallığı'nı kendisine bağlarken, Ermeniler’in Bizans topraklarında bağımsız bir
beylik kurması, Bizans için çok ağır bir darbe olmuştu. I. Ruben Bey’in büyük
oğlu I. Kostandin bazı kaleleri ve bölgeleri Bizans’tan almıştı. 1098 yılında
ele geçirdiği Vahka (Feke) kalesini imar edip beyliğin başkenti yaptı. Hem I.
Ruben Bey’in hem de I. Kostandin Bey’in iktidarı döneminde bölgede oluşan Haçlı
devletleriyle iyi ilişkiler kurulmuş ve bu ilişkiler evlilik bağlarıyla
pekiştirilmişti. I. Kostandin’den sonra iktidara geçen büyük oğlu I. Toros Bey
1104 yılında Ovalık Kilikya’yı, Sis (şimdiki Kozan) ve Anavarza kalesini
Bizans’tan aldı. Bu dönemde bu coğrafyada ilerleyen Selçuklularla da çatışma
kaçınılmazdı. Hırsız Vasil’in verdiği destekle Toros Bey 1107 yılında
Selçukluları yenilgiye uğratıp onların ilerlemesini engelledi. 1111 yılında
Rumlardan birkaç kale daha ele geçirildi. Bizans İmparatoru I. Aleksios, Toros
Bey’in hakimiyetini mecburen tanımış ve özerk bir bölge olarak Kilikya’yı kabul
etmiştir. Toros Bey’in iki oğlu da daha kendisi hayattayken vefat ettikleri
için ölümünden sonra iktidar küçük kardeşi I. Levon Bey’e geçmiştir.
İktidarının ilk dönemlerinde ülkenin kuzey ve doğu sınırlarını korumak için hem
Haçlılar’ın hem de Selçuklular’ın saldırılarına karşı başarılı bir mücadele
verdikten sonra I.Levon Bey Bizans’a yönelmiş ve 1132 yılında onları yenilgiye
uğratıp Ovalık Kilikya’yı tamamen kendi hakimiyeti altına almıştır. Büyük
Selçuklu Devleti'nin Musul ve Halep Atabeyi ve Zengi hanedanının kurucusu Ak
Sunguroğlu İmadeddin Zengi’nin verdiği destekle I. Levon Bey Antioch (Antakya)
Dükü ve Yeruşalim (Kudüs) Haçlı Krallığı'nı yenilgiye uğratarak beyliğin
sınırlarını güney doğuda genişletmiş oldu. 1137 yılında Bizans Kilikya’ya
tekrar saldırdı ve 35 gün süren direnişten sonra I. Levon ailesiyle beraber
esir düşmüştü. Kostandinoupolis’e (İstanbul) getirilen I. Levon Bey ve oğlu
Ruben öldürülmüş ancak diğer oğlu II. Toros Bey kaçmayı başarmış ve Kilikya’ya
dönüp kardeşleri Stepane ve Mleh’in yardımıyla beyliği tekrar güçlendirmişti.
Bizans Kilikya’yı kaybetmek istemese de Toros Bey’in hakimiyetini tanımak
zorunda kaldı ve Kilikya Bağımsız Ermeni Beyliği'ni tanıdı. Toros Bey düzenli
bir ordu oluşturdu ve ülkeyi her alanda geliştirmeye başladı. Sınırlar
genişledi, imar faaliyetlerinin çoğalması ile yeni kiliseler, kaleler ve
binalar inşa edildi. II. Toros Bey’den sonra kardeşi Mıleh Bey iktidara geçti.
Mıleh Bey’in dış politikası sayesinde Kilikya Ermeni Beyliği güçlendi. Mıleh
Bey Halep amirası Nureddin Zengi’nin en sevdiği arkadaşı ve aynı zamanda silah
arkadaşıydı. Hıristyan bir devletin önderi olmasına rağmen Mıleh Bey Nureddin
Zengi’ye Haçlılara karşı destek vermiş, bu sayede hem kendi devletini
Haçlılardan korumuş hem de komşu müslüman devletle çok iyi ilişkiler kurmayı
başarmıştı. Bazı Ermeni din adamları onu kötülemiş, müslümanlaştığını iddia
edip kınamışlardır. Mıleh Bey'in Kilikya Ermeni Devleti'nin oluşmasındaki rolü
çok büyüktür. Bazı iddialara göre kendisi hiç bir zaman müslüman olmamış sadece
müslüman komşu devletleriyle çok sıcak ve iyi ilişkiler kurarak Kilikya Ermeni
Beyliği'ni yok olmaktan kurtarmıştır. Mıleh Bey 1114 yılında depremden hasar
görmüş Sis (şimdiki Kozan) şehrini 1173 yılında yeniden imar etmiş ve beyliğin
başkenti yapmıştı. Kendi siyasî çizgisine karşı çıkanlara, özellikle latin
yanlısı olan Ermeniler’e zulmettiği için Müslüman düşmanı Latin yanlısı
Ermeniler tarafından öldürülmüştür. Mıleh Bey’in faaliyetleri Kilikya’da Ermeni
devleti oluşmasının yolunu açmıştır. Mıleh Bey belki de Kilikya'nın Haçlılar ve
Latinler tarafından işgal edilmesini engellemiş ve bu bölgede bir Ermeni
devleti kurulmasını sağlamıştı. Ölümünden sonra yerine geçen yeğeni III. Ruben
Bey Ermeni ordusunun baş komutanı ve kardeşi Levon Paşa’nın önderliğinde
Aleksandret’ten(İskenderun) Silifke'ye kadar uzanan bölgede Kilikya Ermeni
Beyliği'nin hakimiyetini güçlendirmişti. III.Ruben Bey’den sonra tahta çıkan II.Levon
Bey dönemi Kilikya Ermeni Beyliği'nin zirveye ulaştığı dönemdir. 1187 yılında
Ravin Ovası Muharebesi'nde Anadolu Selçuklu Devleti topraklarından Kilikya’ya
girmiş Türkmen çetelerini yenilgiye uğratan II. Levon Bey Kilikya’ya saldıran
Şam ve Halep Sultanını da yenmiş ve egemenliğini kabul ettirmiştir. Mısır
Sultanı ve Şam Emiri Selahaddin Eyyubi de Kilikya Ermeni Beyliği için tehdit
haline gelmişti. Fakat II.Levon Bey’in siyaseti neticesinde bu tehlike de
etkisiz hale getirildi. II. Levon Bey siyasî adımlarını akıllıca atarak Kilikya
Ermeni Krallığı'nın ilan edilmesini sağladı. Böylece 6 Ocak 1198 tarihinde
Tarsus’taki (Tarson) Ana katedralde II. Levon Bey Kral I. Levon olarak
taçlandırıldı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.