Etiketler

Florida ve Massachusetts’te Sözde Ermeni Soykırımı Reklamı!

TurkishNY.com - Peace of Art Inc. isimli şirket Nisan ayında sergilenmek üzere, sözde Ermeni soykırımının “kurbanlarının anısına” reklam panoları oluşturdu.Reklam panolarıyla aynı zamanda sözde Ermeni soykırımının tanınması ve sözde soykırıma ilişkin ceza getirilmesi yönünde çağrıda bulunuluyor. Armenian Reporter’ın haberine göre reklam panolarının Foxboro, Watertown ve Cambridge’e yerleştirilmesi planlandı.

Kerimo: Türkiye Süryanileri azınlık olarak kabul etsin

Cumhurbaşkanı azınlıklara tanınan haklardan yaralanmadıklarını söylemişti…İsveç Sosyal Demokrat İşçi Partisi Milletvekili Yılmaz Kerimo konuyu bir kez daha bugün verdiği bir yazı önergesiyle İsveç Parlamentosu’nun gündemine taşıdı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Lozan Anlaşması’na göre Asuri-Süryanilerin azınlık olarak kabul edilmediklerini ve bu nedenle de azınlıklara tanınan haklardan yaralanmadıklarını söylediğine dikkat çeken Kerimo, bundan birkaç ay önce Suriye Ortodoks Kilisesi’nin ana okulu açma girişiminin Türkiye tarafından engellendiğini hatırlattı. (Süryani kardeşlerimiz bizim pozitivist laikçi kesimin ve onların yandaşı bazı sol kesimlerin azınlık haklarına sahip olmayı eşit vatandaş olmaya, devlet memuru olmaya engelmiş gibi gören zihniyeti dışlamalı ve Lozan Antlaşmasının azınlık haklarını istemelidir. HYETERT)

Avustralya'da sözde soykırım oyununa karşı önemli adım

Avustralya'nın New South Wales (NSW) Eyaleti Eğitim Kurulu'nun, yeni yıldan itibaren eyalet okullarında, Yahudi soykırımını zorunlu ders programına almasını fırsat bilen Yunan, Ermeni ve Süryani gruplara karşı, önemli adım atıldı... Avustralya'da yaşayan diğer etnik gruplar da Yunan, Ermeni ve Süryaniler de, bunu bir fırsat olarak değerlendirerek, harekete geçti. Edinilen bilgilere göre, söz konusu toplumlar, benzer kararın kendileri içinde kabul edilmesi hususunda, lobi faaliyetleri başlattı. Söz konusu grupların eğitim bakanlığı nezdindeki girişimleri karşısında The Australian Turkish Mutual Alliance (ATMA) tarafından başlatılan dilekçe kampanyası devam ediyor.  

Türk müteşebbisler Soykırım Anıtını ziyaret edip çiçekler koydular

Erivan’da 8-9 Nisan’da «Ticari ve Ekonomik Bağların Tesisi» temalı Ermeni-Türk İş Kadınlarının 2 gün süren forumu esnasında Türk müteşebbisler Ermeni Soykırımı Anıt Kompleksini ziyaret ettiler ve çiçekler koydular.

Maine Legislature Supports Artsakh Independence

By Weekly Staff /
Augusta, Maine (A.W.)—The Maine House of Representatives and Senate this morning passed a joint resolution recognizing the independence of the Nagorno Karabagh Republic (NKR) and calling on President Obama and Congress “to support the self-determination and democratic independence” of NKR.

İnsan Hakları Savunucusu Erdal Doğan’a Yönelik Tehdit Kaygı Veriyor / Concern over the Death Threat Against Human Rights Defender Erdal Doğan

Norveç Helsinki Komitesi: İnanç Özgürlüğü Girişimi, Avukat Erdal Doğan’a yönelik ölüm tehdidinden ötürü kaygı duymaktadır. Erdal Doğan, 18 Nisan 2007’de Malatya’da üç Hristiyan’ın öldürülmesine ilişkin Zirve/Malatya davasında müdahil avukattır. Sanıklardan Varol Bülent Aral, 8 Mart 2013 tarihli duruşmada Erdal Doğan’ı ölümle tehdit etmiştir.Kamu görevlilerini Erdal Doğan için koruma sağlamaya ve emniyetini güvence altına almak için gerekli tedbirleri almaya çağırıyoruz.

'Fırsat bulsa' zarar verecekler: Rum, Ermeni, Yahudi!


Murat Kibritoğlu
Adana'da Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası'nın (Eğitim-Sen) 800 eğitimci ve 1066 öğrenciyle yaptığı anketin sonuçlarına göre, öğrencilerin yüzde 70'i Türkiye 'de yaşayan Rum, Ermeni ve Yahudilerin bir kısmının fırsat bulduklarında ülkeye zarar vermeye çalıştığına inanırken, yüzde 51'nin 'Türk'ün Türk'ten başka dostu olmadığını' düşündüğü belirlendi. (Maalesef nefret söylemi devam ediyor. HYETERT)

Siyaset bilimci: Ermenistan iktidar partisinin alternatifi yok

Kafkasya Enstitüsü Direktörü, siyaset bilimci Aleksandr İskandaryan, ″Ermenistan Cumhuriyetçi Parti’nin alternatifi yok″ dedi ve sözlerinin devamında başkalık seçimleri esnasında Ermeni Ulusal Kongresi, Taşnaksutyun ve Müreffeh Ermenistan Partisi (MEP) şahsında kimi etkili güçlerin kendi adaylarını ortaya sürmekten kaçındıklarını kaydetti. İskandaryan’a göre Miras Partisi ″ağırlığı olan bir muhalif güç değil″ dedi.

RUMVADER'den Eşit Vatandaşlar Projesi

Rum Vakıflar Derneği toplumun Türkiye'de yaşayan azınlıkları daha iyi tanımasına katkıda bulunmayı amaçlayan ''Azınlık vatandaşları = Eşit vatandaşlar'' projesi başlattı... Şubat 2013'de uygulamaya başlanan proje toplumun Türkiye'de yaşayan azınlıkları daha iyi tanımasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Bunun için de Rum toplumunun  kurum ve kuruluşlarının ülkenin sosyal hayatına katılımını arttırmak hedefleniyor. Avrupa Birliği'nin mali desteğiyle yürüyen 20 aylık proje etkinlikleri, başta İstanbul olmak üzere, Rum toplumunun yaşadığı Gökçeada, Bozcaada ve Hatay’da yapılacak.

AB Projesi AZINLIK VATANDAŞLARI EŞİT VATANDAŞLAR

RUMVADER, Kasım 2011’de ‘Azınlık vatandaşları = Eşit vatandaşlar’ başlıklı bir Avrupa Birliği projesi gerçekleştirmek üzere ilk başvurusunu yapmıştır. İlk değerlendirmeyi başarı ile geçen proje için 28 Mayıs 2012’de ikinci ve son başvuru yapılmıştır. Bu ikinci başvurunun da değerlendirilmesi sonucunda Eylül 2012’de program kabul edilmiştir ve Şubat 2013`de uygulamalara başlanacaktır. Proje, Ankara’daki AB Delegasyonu'nun  “Demokrasi ve İnsan Hakları” Οfisi'nin Türkiye çalışmaları çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Proje Avrupa Birliği tarafından finanse edilmektedir.  Cemaat üyelerinin sivil toplumdaki yerini pekiştirmek için çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecektir. (Rum kardeşlerimizi bu grişiden dolayı yürekten kutluyoruz. HYETERT)

Uzman: Ermenistan, Ermeni-Türk protokollerine ilişkin politikasını revize etmeli

Haykazun Alvrtsyan, Yanlışa izin vermekle beraber, Ermeni-Türk ilişkileri bağlamında Türkiye’ye daha etkili rol düştüğünün bilincinde protokollere yönelik politikayı gözden geçirebilirdik″ dedi ve sözlerine yanlışı düzeltmek için geç olmadığı ve Ermenistan’ın yeni cumhurbaşkanı ve hükümetin bu konuyu gündeme getirmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Ermenistan'dan Türkiye'ye Suçlama

Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan, Türkiye'yi, Yukarı Karabağ sorununun çözümüne engel olmakla suçladı. Türk tarafının, Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleşme sürecini Yukarı Karabağ sorununun çözümü ile bağlantılı gördüğünü söyleyen Nalbandyan, bu tutumunun, Karabağ sorununun çözümüne bilinçli engel olma girişimi izlenimi verdiğini ileri sürdü.

Türkiye'nin tek Ermeni köyünü kadınlar kalkındırıyor

Sabancı Vakfı, toplumsal gelişmeye katkıda bulunan “sıra dışı kişilerin olağanüstü öykülerini”, “Fark Yaratanlar” programıyla kamuoyuna anlatmaya devam ediyor. Fark Yaratanlar programı, yapılan çalışmaların kısa videolarının, Sabancı Vakfı tarafından hazırlanarak internet ortamında paylaşılmasını, izleyenlere ilham vermesini, böylece toplumsal gelişmeye aktif katılımın çoğalmasını amaçlıyor. Sabancı Vakfı’nın yeni Fark Yaratan’ı; Türkiye’nin tek Ermeni köyü olan, nüfusu ve geliri azalan Vakıflı Köyü’nde dayanışmayı artırmak için kurulan “Vakıflı Köyü Kooperatifi Kadınlar Kolu” oldu.  Haberin Devamı: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23011256.asp 

1908 Anadolu'sunda Ermeni Ustalarını Geziyorum.


Beyza Kural / beyza@bianet.org
"Tarihe Yolculuk" sergisi adının hakkını veriyor. 2013'ten yazmak zor olunca ben de yolculuğa katılıyorum, zaman 20. yüzyılın başına dönüyor... Birzamanlar Yayıncılık’ın 2005 yılında yayınladığı “Orlando Carlo Calumeno Koleksiyonu’ndan Kartpostallarla 100 Yıl Önce Türkiye’de Ermeniler” kitabının ikinci cildi yayınlandı. Kitabın yayınlanmasıyla birlikte açılan ve  Küratörlüğü Osman Köker’in yaptığı “Tarihe Yolculuk”, “Orlando Carlo Calumeno Koleksiyonu’ndan Kartpostal ve Objelerle 20. Yüzyıl Başında Türkiye’de Ermeniler”başlıklı sergi 6-19 Nisan tarihleri arasında Tütün Deposu’nda ziyaret edilebilir.

“Atalardan Miras Bir Yük”


Türkiye ve Ermenistan´dan bir grup genç önce 1915 öncesi Ermeni nüfusun yoğun yaşadığı Muş’ta buluştu, kentteki Ermeni yaşamının izlerini sürdü. Altı ay sonra da Ermenistan’da, Gümrü’de Muş´tan kaçmak zorunda kalan Ermenilerin torunlarıyla görüştü. Ardından oturup konuştular. Yolun Başında bu süreci izleyen, onların yaşadıklarına, düşündüklerine tanıklık eden, önce iç seslerine sonra birbiriyle konuşmalarına odaklanan bir belgesel... Yönetmenliğini Somnur Vardar’ın yaptığı Yolun Başında belgeseli “Birbirimizle Konuşmak” projesi kapsamında 2011-2012'de çekildi. Filmin görüntü yönetmenliğini Gor Baghdasaryan, yapımcılığını Zeynep Güzel yaptı. Belgeselin ilk gösterimi bugün 32. İstanbul Uluslararası Film Festivali kapsamında, saat 16.00’da, Pera Müzesi’nde gerçekleştirilecek. Gösterime filmin kadrosu da katılacak.

Türkiye, Suriyelilere azınlık kampı kuruyor


Ülkelerindeki iç savaş ve Beşar Esad rejiminin baskısından kaçarak Türkiye'ye sığınan Suriyelilerin arasında Süryani, Hıristiyan nüfusunun giderek artması Ankara'yı harekete geçirdi. Suriye'deki etnik ve dini gruplar için ilk adımını atan hükümet, başta Süryaniler, Hıristiyanlar ve çeşitli etnik gruplar için toplam 10 bin kişi kapasiteli iki ayrı kamp kurma kararı aldı. Kamplardan ilki 4 bin Süryani ve Hıristiyan için Midyat'ta Mor Abraham Manastırı'nın bitişiğinde olacak. 6 bin kişilik diğer kamp yine Midyat'ta bulunan Hazine arazisinde inşa edilecek.

Bartholomeos Kayaköy'de dua etti

Muğla'nın Fethiye İlçesi'ne giden Fener Rum Patriği Bartholomeos (Dimitris Arhondonis) tarihi Kayaköy'ü ziyaret etti. Patrik Bartholomeos'a Amerika Birleşik Devletleri'nin New York şehrinden peder Alexander Karloutsos, Fransa Metropoliti Emmanuel Adamakis ve İstanbul Adalar Metropoliti Haralombos Sofroniadis eşlik etti. Geniş güvenlik önlemleri altında Kayaköy'e giden Bartholomeos, tarihi Rum kentinde gezintiye çıktı. Kayaköy'ün dar sokaklarında yürüyerek kilise ve şapelleri inceleyen Patrik, yapılar hakkında yetkililerden bilgi aldı.

Süryanileri, Ezidileri, Rumları Yok Sayan Bir Akil Adam Listesine İtirazım Var

Zeynep Tozduman
Silahların susması,    anaların gözyaşlarıyla bu toprakların daha fazla yıkanmaması için, barışa evet diyorum. Elbette biliyorum ki, kafalarımızda binlerce cevaplanması gereken sorular var. Hele bir soru var ki için için içimizi kemiren. Eh nihayet geçtiğimiz hafta Akil adam listesi açıklandı, açıklanmasına da…! Listede Fettullahçı, militarist, ırkçı liboşların yanında elle tutulur 5-6 isim var. Bu listede ne yeteri kadar aydın, ne akademisyen ne kadınlar ne Süryaniler ne Ezidiler ne de Rumlar var. Akil adam listesinde sadece bu saydığım halklar mı yok? Barış Anaları, Cumartesi Anaları ve Şehit Anaları da yok…! Oysaki analar mutlaka olmalıydı… Olmalıydı çünkü ancak ve ancak acıyı birebir yaşayanlar barışı daha doğru inşa edebilir.

“Devlet İnançlara Eşit Mesafede Olmalı”

Ekin Karaca ekin@bianet.org
Azınlık Vakıfları Temsilcisi Laki Vingas, siyasi partilerin Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sundukları kısmi anayasa taslaklarını bianet’e değerlendirdi... Bugüne kadar uygulanan laikliğin, inanç özgürlüğünü kısıtladığına dikkat çeken Vingas, laiklik ve inanç özgürlüğü tanımlarının artık uluslararası hukuk çerçevesinde algılandığı gibi Türkiye’de algılanması gerektiği görüşünde. “Laiklik ve inanç özgürlüğü birbirlerini engelleyen kavramlar olmamalı. İnanç özgürlüğü ve laiklik tariflerinin Türkiye’de sıkıntılı olduğu ve daha doğru zemine getirilmesi gerektiği kanaatindeyim. “Laiklik de inanç özgürlüğü bugüne kadar kağıt üstünde hep var olmuştur ama uygulamalarda sıkıntı yaşanmıştır. Tariflerin muğlak değil çok net olması gerekir. Muğlak ifadelerin perde arkasının başka riskleri getirdiğini uygulamalarda gördük. “İnanç özgürlüğü ibadet özgürlüğüyle sınırlandırılamaz. İnanç özgürlüğü kendi inanç örgütlenmesini de istediği gibi yapabilmesi gerekiyor. Devletin inançlara karşı mesafesinin de eşit olması gerekiyor.

İttihatçıların 1926 Yargılamaları

Meline Anumyan / (Tarih bilimleri doktoru)
İttihatçılar, 1926 yılında gerici güçleri kışkırtarak Erzurum, Sivas ve Kayseri’de olduğu gibi, diğer şehirlerde de toplu gösteriler tertipler[35]. Tüm değişimler Kemal’le bağlantılı olduğundan dolayı, onun öldürülmesi durumunda eski düzeni tekrar geri getirme imkânı olduğunun düşünürler[36]. Mustafa Kemal’in eski silah arkadaşları olan Kâzım Karabekir, Ali Fuat ve Rauf Orbay’ın muhalefet cephesine geçmiş olması İttihatçıları umutlandırır[37]. Türk profesör Ergün Aybars’ın açıklamasıyla, Takrir-i Sükûn Yasası ve İstiklâl Mahkemeleri’nin sürdürmüş oldukları faaliyetler, Şeyh Sait ayaklanması sonucunda hasıl olan ortam, ihtilalcı hareketin genişlemesi, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılması, Şapka Kanunu ve daha başka olaylar ülkenin toplumsal yapısı üzerinde büyük etki bırakmış olduğundan dolayı, 1925-1926 yılları, Türkiye’nin en kritik yılları olmuştur[38].