Etiketler

Gül, Paskalya Bayramı'nı kutladı

''Aziz milletimizin ayrılmaz bir parçası olan Hıristiyan vatandaşlarımızın Paskalya heyecanını yürekten paylaşıyorum. Karşılıklı sevgi, saygı, hoşgörü ve kardeşlik duygularının en katıksız haliyle vücut bulduğu bayramlar, şüphesiz birlik ve beraberlik ruhunu da pekiştirerek yarınlara güven içinde bakmamızı sağlamaktadır. Milletimizin içinde barındırdığı müstesna çeşitlilikler, kültür mirasımızı oluşturan en büyük zenginliğimizdir. Geçmişten geleceğe büyük bir iftiharla taşıdığımız bu zenginlik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin harcındaki asli faziletlerden biridir. Etnik kökeni, dili, inancı ve siyasi görüşü ne olursa olsun herkes bu ülkenin eşit vatandaşları, devletimizin eşit oranda sahipleridir. Kültürler ve medeniyetler beşiği Anadolu'nun birleştirici ruhundan beslenen bu anlayış, halkımızın tüm renkleriyle bir arada yaşama iradesinin en güzel tezahürüdür.Bu duygu ve düşüncelerle, her gelenekten Hristiyan vatandaşlarımızın, Paskalya tatillerini ülkemizde geçiren yabancı misafirlerimizin ve tüm Hristiyan dünyasının Paskalya Bayramlarını bir kez daha tebrik ediyor, esenlik ve mutluluklar temenni ediyorum.''

Türklerin gözünün yaşına bakmayacakmış

Geçtiğimiz yıl "Ermeni ve Yahudi soykırımı"nı suç sayan yasa tasarısını onaylayan Slovakya'nın eski Adalet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Stefan Harabin, "Hangi düzeyde Türk yetkilisi olursa olsun, eğer Slovakya'da Ermeni soykırımını inkâr ederse, derhal beş yıl hapis cezasına çarptırılacağını" söyledi.

“Teknolojik binalara hayır diyemiyorum”

Neşe Mesutoğlu/nese.mesutoglu@milliyet.com.tr
İstanbul’da yıllar içinde yaşanan değişimi anlatan tiyatro sanatçısı Metin Serezli, azınlıkların İstanbul’dan ayrılmasıyla şehir profilinin değiştiğini söylüyor... İstanbullular tam anlamıyla ‘Batılı görüşe’ sahip olan insanlar. Biz zaten politika olarak Batı’ya dönük bir ülke olmaya çalışıyoruz. İstanbul’u İstanbul yapan da 500 yıldır burada yaşayan Türkler ve 500 yıldır burada yaşayan Musevi, Ermeni ve Rumlardır. Osmanlı’da azınlıkların dini kurumlarına dokunulmamış, fakat başka politik dönemlerde bu insanlar devamlı rahatsız edilmişler. Nitekim tek parti devrindeki Varlık Vergisi’yle bu azınlık sınıfı kötü duruma düşürülüyor. O günden sonra kaçıp gitmeyi tercih ediyorlar. Bizse tek partili devreden çift partili politikaya geçiyoruz. 1950’den sonra kent büyük değişime uğruyor. İstanbul’a göçler başlıyor. Rumlar, Ermeniler ve Museviler yani yemek yemesini, eğlenmesini, çalışmasını bilen, her işte Batı’ya örnek olabilecek kişiler Türkiye’den gidiyor. Onların yerini akşam yemeğe çıkma, seyahat etme, tiyatro, sinema ve resim sergisine gitme gibi kültürü olmayan insanlar dolduruyor. Yani mükemmeller gidiyor, daha emekleme çağında olan insanlar geliyor. Ve İstanbul’un sosyolojik profilini değiştiriyorlar. Tiyatronun da profilini değiştiriyorlar tabii. Ama son zamanlarda genç izleyicinin sayısı eskiye oranla arttı.

Mustafa Kemal ve Ermeni Meselesi’ne Dair Naçizane Bir Katkı

Sait Çetinoğlu
Mustafa Kemal’in Ermeni Meselesi üzerine görüşlerini, muhaliflerinin düzmece İzmir ve Ankara yargılamaları sırasında LA Times’te 1926’da yayınlanan mülakatı çerçevesinde değerlendirmelerine ve burada kullandığı argümanlara –fazahat-dayandırılmaktadır. Bu mülakatın yanında Mustafa Kemal’in ayrıca çok bilinen Adana konuşmasında da Ermenilerin bu coğrafyada bir hakkının olmadığının altı çizilir. Kürt egemenlerine yazdığı mektuplarda da Ermeni meselesine değinerek bu egemenleri Ermeni lerin geri döneceği korkusunu işleyerek milliyetçi hareketin yanına çekmeyi başarır. M. Kemal asker kökenli ittihatçı gelenekten gelen politikacıdır. Değerlendirme yapılırken bu husus gözden kaçırılmamalıdır.

Askerî hâkimden vicdan dersi

Remzi Budancir/Diyarbakır
Sevag Şahin Balıkçı’nın davasına bakan hâkim Yüzbaşı Kenan Taş, dünkü duruşmada çarpıcı bir değerlendirme yaptı: Biz yanlış yaparsak, bu ülkede ama AİHM’den dönsün bu yanlış. Benim için önemli olan duruşma bittiğinde, dışarıda bu anne-babanın yüzüne bakabilmektir.

Sevag İçin Keşif Yapılacak

Zorunlu askerlik yaparken 24 Nisan 2011'de öldürülen Sevag Balıkçı ile ilgili davanın beşinci duruşmasında sanık Ağaoğlu'nun tutuksuz yargılanmasının devamına karar verilirken olay yerinde keşif yapılması kararlaştırıldı.

Öteki olmanın dayanılmaz ağırlığı

Maya Arakon
“Öteki olmak” dilimize son onbeş-yirmi yılda yerleşmiş göreceli olarak yeni bir sosyo-politik kavram. ..Aynı sindirme ve hatta yok etme süreci, işkenceye varan boyutlarda Gayrimüslimlere de uygulanmıştır. Olası bir savaşta düşmanla işbirliği yapacağına inanılan Müslüman olmayanlar hiçbir zaman “gerçek vatandaş” olarak kabul edilmemiş, Ermenileri yok eden İttihatçı kadronun bıraktığı yerden devam eden yeni Devlet tarafından her zaman tehdit olarak algılanmıştır. Daha Cumhuriyet’in kurulduğu ilk yıllardan itibaren önce Rumlar mübadeleye tâbi tutularak yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan sökülüp atılmış, ardından İkinci Dünya Savaşı öncesi yükselen faşist akımlara uyum sağlanarak her türlü baskı ve sindirme politikasına maruz bırakılmışlardır. 1920’lerde başlayan “azınlıkları tasnif ederek ülkeyi tamamen Türkleştirme” politikası 1964’e kadar devam etmiş, ülkedeki gayrimüslim sayısı, yüz binlerden binlere düştüğünde ancak Devlet Yahudi, Ermeni ve Rum azınlıklarını tehdit olarak görmez hale gelebilmiştir.

Իրավիճակի անատոմիան


Վարդան Օսկանյան
 Մայիսի 6-ին կայանալիք ընտրությունները միայն խորհրդարանական ընտրություններ չեն, այլև՝ կառավարության ընտրություն: Հայաստանի Հանրապետության սահմանադրության համաձայն՝ պատգամավորների մեծամասնությունը ձևավորվում է կառավարությունը: Հետևապես՝ այս կամ այն կուսակցությանը քվե տալով՝ հասարակությունը ոչ միայն ընտրում է պատգամավորներին, այլև վստահում է երկրի կառավարումը կոնկրետ կուսակցության կամ կուսակցությունների դաշինքի՝ իրական կոալիցիայի համար հիմքեր ձևավորելով:

Avak Urpat / Good Friday


Askeriyeyi karıştıracak Ermeni iddiası

Balıkçı ile 6 yıl birliktelik yaşayan, Sevag Şahin Balıkçı'nın nişanlısı Kumruyan, ifadesinde olaydan yaklaşık 6 ay önce, ekim ve kasım aylarında nişanlısıyla yaptığı telefon konuşmalarını anlatmak istediğini kaydetti. Kumruyan, "Bir telefon görüşmesinde aynı karakolda askerlik yaptığı A. isimli bir arkadaşının, 'Ermenistan ile bir savaş olursa ilk öldüreceğim insan sensin' dediğini anlatmıştı" dedi. Bu kişinin söylediklerinden ötürü Balıkçı'nın korktuğunu fark ettiğini belirten Kumruyan, "Sevag korktuğunu açıkça bana söylemişti. Ben de korkmaması gerektiğini, Ermenistan ile aramızda savaş olsa bile kendisinin de Türk ordusu içinde yer aldığını, bunu söyleyenlerin cahilliğine vermesi gerektiğini belirttim" şeklinde konuştu.

Berç Zorian’in 14 Nisan’da ABD ile Maç yapacak Takımı

Mezarlıkları da azınlık cemaatine iade ediliyor

Burcu Çalık
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün 3 Nisan toplantısında aldığı karar kapsamında Galata Yüksekkaldırım Eşkenazi Musevi Sinagogu Vakfı'na "Ulus Eşkenaz Mezarlığı"nın da bulunduğu iki mezarlık, Beyoğlu Rum Ortodoks Kiliseleri ve Mektebi Vakfı ile Balat Surp Hreştagabet Ermeni Kilisesi Mektebi ve Mezarlığı Vakfı'na birer mezarlık iade edildi. Ayrıca Kadıköy Hemdat İsrael Sinagogu Vakfına ait "Acıbadem Mezarlığı", Kuzguncuk Bet-Yaokov Musevi Sinagogu Vakfı'na ait "Bağlarbaşı Mezarlığı" da iade edildi.

TGC Ermeni Gazetecileri de anacak!

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti,   bugün düzenleyeceği "Öldürülen Gazeteciler Anma Günü"nde, Hasan Fehmi Beyi mezarı başında bir tören düzenliyor. Törenin en çarpıcı yanı, geçen sene "Öldürülen Gazeteciler" listesinde yaptığı güncelleme ile listeye dahil edilen iki Ermeni gazetecinin de bu sene ilk defa anılacak olması… Ancak katledilen Ermeni kökenli gazeteci sayısı TGC'nin listesine aldığı 2 isimden çok daha fazla. Örneğin bir başka meslek kuruluşu ÇGD'nin 9 Ermeni gazetecinin ismi anılıyor. Tutuklu gazetecilerle dayanışma platformu ise hazırladığı listede 31 Ermeni gazetecinin tehcir sırasında katledildiğini ilan etti.

LAKİ VİNGAS İLE KAHVE ARASI: Cemaat Vakıflarında tarihi dönem

İkinci kez Cemaat Vakıfları Başkanlığı’na seçilen Laki Vingas’la 2011 yılının ağustos ayında yürürlüğe giren Vakıflar Kanunu ile ilgili gelişmeleri ve cemaat vakıflarının geleceğe yönelik çalışmalarını konuştuk… Cemaatlerin birbirlerini tanımaları hususunda büyük gayret sarf ediyorum. Çünkü bahsettiğimiz 75 milyonluk Türkiye’de toplam 100-105 bin kişi. Çok küçük bir grup, bu kişileri birleştiren veya ayıran ortak değerler var. Bunların birbirlerini iyi tanıması lazım. Bu dinamiklerden, ortak katma değerler elde etmemiz gerekiyor. Cemaat vakıflarımızın tekrar mülklerine sahip olmaları, onları değerlendirmeleri ve ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra ortak projeler üretmeliler. Umarım 2013’te hep birlikte finansal kaynaklar sağlayıp, herkese yönelik ortak sosyal projeler üretiriz.

Dangalak törenler kaldırılsın

Engin Ardıç
Köylülerimizin "kutlama" konusunda da çağ atlamaları şart oldu. İşin daha fazla suyu çıkmadan bu törenlere bir son verilmelidir. Belediyede işçilik yapan o çocuk ölebilirdi de...Büyük şehirlerin stadyumlarını 19 Mayıs faşist gösterilerinden temizleyen hükümet, daha küçük yerleşim birimlerinde sergilenen bu tür saçmalıklara da hemen bir son versin!İlle de isteniyorsa tören yapılsın, nutuklar falan atılsın da, "kafa göz yarmaca" sona ersin. En yaşlısı bile savaştan on yıl sonra doğmuş birtakım emekli memurlar, dürbünleri, el bombaları ve fişeklikleriyle, çizmeleri, tozlukları, kalpakları, bayram çocuğu giysileriyle "çakma kuva-yı milliyeci" oynayıp mastürbasyonlarını sürdürebilir, milliyetçi yaralarını kaşıyabilirler isterlerse...Ama aşka gelip sağa sola ateş etmeden.Faşizmin azı karar, çoğu zarar(!)

Nesnellik ve sorumluluk

Etyen Mahçupyan
Ne var ki kamusal alana her bilinçli müdahale bir siyasettir ve ahlaki açıdan doğru tavır da kendiliğinden doğru siyaseti üretmez. Bu tespit Hrant'ın Arkadaşları'nın siyasi duruş ve performansını tümüyle yanlış yapmıyor. Ama eğer eleştirilebilir veya tartışmaya açılabilir yönler varsa, buradaki genel suskunluk hakkında da iyi şeyler söylemiyor. Öncelikle vurgulamakta yarar var: Bu tür tartışmalar doğrudan öznenin tutumu ile ilişkilidir, nesnenin değil... Yani mesele Hrant'ın kimliği değil, Hrant'ın Arkadaşları'nın kimliği... Bu noktada ideolojiye saplanılması ne denli anlamsızsa, grubun siyasi performansının değerlendirilmesi de o kadar anlamlı. Nitekim örneğin grubun kendini 'saklamasını' ve şeffaflıktan uzak durmasını ahlaki açıdan ele alabilir ve bunun bir tevazu ima ettiğini söyleyebiliriz. Ancak öte yandan da örneğin 19 Ocak anmalarında niçin şu veya bu kişinin konuşturulup/konuşturulmadığını da duymanın kamuoyunun hakkı olduğunu teslim etmek durumundayız.

"Ermeni Olayı"[1]nda Atatürk referans olabilir mi?

Recep Maraşlı
Akçam, 1915 ile Hrant’ın katledilmesi arasındaki bağın fark edilmemesini eleştiriyor; "Hrant’ı savunmak isteyenler, 1915’le aradaki bağı keserek bunu yapamazlar." diyor. Ama kendisi bu geçmişle  Atatürk'ü, Kemalizmi, Misak-ı Millîyi, kurtuluş savaşını, kısaca Türk devletinin soykırım külleri ve ulusal zulüm üzerine yükselen kurumsal yapısını, siyasal sorumluluğunu aradan çıkararak, bunu nasıl yapacak?Akçam; " İttihat-Terakki ile Ergenekon arasında ciddi bir süreklilik var." derken bu sürekliliğin Kemalist iktidar ayağını atlamaktadır.

Eastern Diocese of the Armenian Church of America Primate's Easter Message

Jesus said to her, "...Go to my brothers and say to them, ‘I am ascending to my Father and your Father, to my God and your God.'" Mary Magdalene went and announced to the disciples, "I have seen the Lord!"  And she told them that he had said these things to her. (St. John 20:17-18)

Patrik Genel Vekilinin Diriliş Yortusu Vesilesiyle Yayınladığı Mesaj

“O'nu tanımak, dirilişinin gücünü bilmek ... istiyorum.” (Flp.3: 10)... Bizleri bir kez daha Mesih’in muhteşem dirilişini karşılamaya ve ruhsal coşkuyla kutlamaya layık eden, Her şeye egemen Tanrı’ya övgü ve yücelik olsun.

Türkiye'nin Paskalya Sınavı

Ermeniler, bu yıl 8 Nisan’da İsa'nın diriliş günü kabul ettikleri Paskalya'yı kutlayacaklar ancak 6-9 Nisan arasındaki Paskalya tatiline denk gelen Açık Öğretim Fakültesi sınavı Ermeni öğrenciler için zorluk çıkarıyor.