Etiketler

Եկեղեցին քննադատել

Գարեգին Արքեպս. Պեքճեան
Ոսկան Մխիթարեան անունով անձնաւորութիւն մը համակարգիչի էջերուն վրայ բաց նամակի ձեւով Պատրիարքական Փոխանորդ Տ. Արամ Արքեպս. Աթէշեանի հասցէին քննադատութիւն մը հրատարկած է: Սրբազանին ուղղեալ այս ՛՛քննադատութիւն՛՛ը իրականութեան մէջ եկեղեցւոյ ուղղեալ է: Անձնապէս շատ անարդար կը գտնեմ սոյն գրութիւնը, այդ պատճառաւ ալ ՛՛քննադատութիւն՛՛ բառը չակերտի մէջ դրի: Որովհետեւ քննադատել կը նշանակէ հարցը նախ քննել, ապա դատել, նախքան համապատասխան հարցի մասին գաղափար մը յայտնելէ, ինչպէս անգամ մը մեր վարդապետներէն մէկը արտայայտուեցաւ հարց մը քննադտելու միտող մէկուն:

Hedeflenen, Ermeni Özrü Mü?


Nisan, Mayıs aylarında Ermeni Soykırımı tartışmalarının yeniden gündeme geleceğini dile getiren CHP İl Başkanı Yalçın Görgöz, “ABD Başkanı Obama’nın dört yıllık ikinci görev döneminde bu konuda Türkiye üzerinde baskı kurma ve soykırım iddialarını yüzüncü yıldönümünde (1915) bunu da siyasi hanesine bir olumlu not olarak yazdırma planlarından söz ediliyor. Yeni oluşturulan kabine de bu yönde tavrı ve eğilimi olan başta Dışişleri Bakanı John Kerry olmak üzere, isimlerin görevlendirilmesi bu olasılığı güçlendiriyor” dedi.

ABD Montebello belediyesi yöneticileri tarafından Ermeni Soykırımının 98. yılına adanmış bir sergi açıldı

ABD Montebello belediyesi yöneticileri tarafından ilk kez olarak Ermeni Soykırımının 98. yılına adanmış bir sergi açıldı. Pasadena Star-News web sayfasından edinilen bilgiye göre, Montebello şehrinin bir salonunda “Devam Eden Ermeni Soykırımı: Ölüm, İnkar ve Kutsallıklara Hakaret” konulu bir daimi sergi açıldı. 

Ayşe Böhürler:'Cumhuriyet Müslümanlara Türk dedi'

Türklük ve etnisite üzerine sosyoloji profesörü Hüsamettin Arslan ile 2005 yılında yapılmış söyleşi oldu. Arslan özetle şunları söylüyordu:Türkiye'de 'etnisite'ye dayalı kimlik; ne Türk milliyetçiliği ne de Kürt milliyetçiliği tutmaz. Etnisite ırk, ulus kavramlarıyla düşünmek, halkın değil modernlerin bakış açısıdır. Halkta tarihsel olarak; Şafi olma, Sünni olma, Alevi olma bilinci vardır ama ırk bilinci yoktur. Bu nedenle Alevi Sünni evliliğine tepki gösterir ama Türk-Kürt evliliğine tepki göstermez./Güneydoğu sorunu halkın değil modern uygarlıklarla tanışmış Kürt entelektüel elitlerinin sorunudur./Türkiye'nin yöneticilerinin homojen toplum talebi olmaz. Bu toplumun egemen değerleri tapınma düzeyinde 'devlet-din-para'dır./ Türkiye'deki milliyetçilik devlete tapmaktır. Türklük bir ırk kategorisi değil kültürel kategoridir./Türkiye'de entisite sorunu konjonktürel ve geçicidir./ Yugoslavya örneği yanlıştır. Orada etnik gurupların kendi gettoları vardı. Bizim toplumumuzda herkes aynı apartmanda yaşar. /Türkiye'de yaşayan Çerkez, Abaza, Boşnaklar Türk olarak tanımlanmaktan rahatsızlık duymaz ama Kürtler duyar. Çünkü bir Kafkasyalı bir başka yerden göç etmiş birisidir ve devlete karşı toprak talebinde bulunmaz. O'nun toprağı Türkiye'nin dışındadır ve bize sığınmış halklardır. Kürtler ise biz yokken de buradaydı. /Kürtler ve Türkler birlikte yaşamaya mecburdurlar, bu nedenle etnisite tutmayacaktır. '

Osmanlı Devleti’nin Doğuşunun Özellikleri

Ruben Safrastyan / Ermenistan Bilimler Milli Akademisi Şarkiyat Enstitüsü yöneticisi, Türkolog, doktor, profesör
Osmanlı Devleti’nin doğuşu özelliklerini anlatan iki esas tez var. Bu tezler, geçen yüzyılda ortaya atılmış olmasına rağmen, günümüze kadar önemlerini yitirmemiş durumdadır. Bu tezlerden birincisinin yazarı Britanyalı Osmanlı tarihi uzmanı Paul Vitec olmaktadır. Vitec’e göre, Osmanlı Devleti, varlığının ilk aşamasında Gazi Devlet (GhaziState) olmaktaydı... Bu görüş, geçen yüzyılın 70’li-80’li yıllarında hem Türk, hem de Batılı Osmanlı tarih uzmanları tarafından sertçe eleştirildi. Eleştirenler, tarihi gerçeğe uymayan şu gerekçeyi vurgulamaktaydı: farklı dinlere karşı sözde “hoşgörülü” olan Osmanlı Devleti kurucuları, Hıristiyanlara karşı nasıl hoşgörüsüz, militarist Gaziler olabilirdi?... Paul Vitec’ın tezinin, günümüz Osmanlı tarih uzmanları arasında taraftarları bulmaktadır. Bu taraftarlardan Metin Heper’in görüşünü belirtmek gerekir. Heper’in kanısına göre, Osmanlı Devleti’nin “Gazi Devleti” olarak ortaya çıkması, ordunun sözde “anahtar” rolü oynadığına yol açmıştır... Türk tarihçi Fuad Köprülü tarafından oluşturulan diğer teze göre ise, Osmanlı Devleti’nin kurulması, her şeyden önce Türk etnik faktöründen kaynaklanmaktaydı. Bu tez, genelde Türk tarihçiler arasında taraftar bulmaktadır.

Diyarbakır/Ergani [Argana] Sancağında 1915 Soykırımı ve Ermeni mülklerinin paylaşımı

Sait Çetinoğlu
1915 Soykırımı  öncesinde Ergani Maden Sancağında 50 kadar yerleşim yerine dağılmış 38430 Ermeni yaşamaktadır. Tarıma elverişli alanları ve Bakır madeni ile zengin bu yörede Dicle’nin kıyısında 3300 Ermeni’nin yaşadığı merkez yer alıyordu. Ergani’nin rahatlıkla bir Ermeni şehri olduğunu söylemek mümkündür. Sancağın mutasarrıfının da Ermeni olması bir tesadüf değildir. Savaş döneminde ki ilk Mutasarrıfı Dikran Bey   28 Ekimde görevinden alınır. Yerine atanan Nazmi Bey  bölgedeki Ermeni tasfiyesini düzenler ve uygulatır.

Kaymakam Kıcıroğlu: "Gayrimüslim Vatandaşlarımızla Daha Sık Görüşmek Lazım"


Mersin'in Mezitli Kaymakamı Kamil Kıcıroğlu, "İlçemizde sayıları çok az olsa da gayrimüslimler var. Onlarla daha sık görüşmek lazım. Her davetlerine katılmaya çalışmak gerekiyor. Topluma örnek olmamız lazım. Onlarla bir diyalog kapısı açmamız gerekiyor. Bu işi de yapacak olan siz din görevlilerisiniz. Başka kültürlerin insanlarıyla aramızda köprüler kurmalıyız. Çünkü bugün yaşadığımız sorunların temelinde herkesin kendi kabuğuna çekilip orada yaşamaya çalışması mantığı yatmaktadır. Bu durumu aşmanın yolu bizden farklı olan herkese doğru yönelme anlayışını geliştirmektir."

Kızılderili reisi, Kürt ve Ermeni

Orhan Kemal Cengiz
Dün okudum, 38 baro Türk milleti kavramının, ırkçılık esasına değil vatandaşlık ve eşitlik esaslarına dayandığını söylemişler. Bu kavramın anayasadan çıkarılmasına şiddetle karşı çıkmışlar. Şimdi insan bu açıklamayı okuyunca zannediyor ki, bu barolar, Türk milleti kavramı kullanılarak yapılan ayrımcılık ve ırkçılığa hep karşı durmuşlar; mahkemeleri, devlet kurumlarını, bu ülkede yaşayan herkesi kapsayacak bir vatandaşlık anlayışı içinde davranmaya zorlamışlar. Kürtçe yoktur, o Türkçenin bir lehçesidir dendiğinde; Kürt yoktur, onlar dağda yürüyen Türklerdir buyurulduğunda; gayrimüslimleri ‘Türk olmayanlar’ olarak tanımlayan yargı kararları çıktığında; yine onlardan ‘yerli yabancılar’ olarak bahseden hukuk metinleri ortalığa saçıldığında, bu barolar ayağa kalkmış ve ortalığı yıkmışlar. Daha geçen gün Anayasa Mahkemesi, Süryani bir vatandaşımız kendi dini inanışına uygun olarak soyadını değiştirmek istediğinde Türk vatandaşlarının ‘yabancı ırk ve millet’ isimleri alamayacağını söylemedi mi? Bu 38 barodan bir tanesi de çıkıp itiraz etti mi bu karara, Türklüğü böyle kısıtlayıcı bir şekilde kullanmayın diye?

"Ermeni'den Akil İnsan olur mu?"

Hektor Vartanyan
Akil İnsanlar Komisyonunu “değerlendiren” MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut şu sözleri sarf ediyor:“"Ermeniler var listede, akil adammış, aklını yerim onun. Ermeni'nin aklı bana lazım değil. Bir Ermeni, Türk milleti için ne düşünür' Türkiye'de Ermeni vatandaşlarımız da var, onları sayıyorum ve seviyorum. Düne kadar devlete karşı olan, Türk milletinden intikam alma peşinde olan insanları tutmuşlar, akil adam diye seçmişler.”... Bu açıklamayı vahim kılan imla işaretlerine dek sirayet etmiş nefret mi, yahut bu değerlendirme de bulunmuş şahsın bir Milletvekili olması mı bilemiyor insan... Irkçılığın insan beyninde ne tür aşınmalara yol açtığına dair pek çok örnek edinebileceğimiz bir gündeme sahip ülkemiz.Sayın milletvekilinin “Ermenileri seviyorum ve sayıyorum” sözü bu aşınmadan kaynaklanan bir çelişkiden ibaret.Yüreğinizde hissetmedikten sonra sevgi de saygıda dilde mastara uğramış fiilciklerden öteye geçemiyor maalesef.”... Ermeniler olarak  Anadolu’nun entelektüel birikimine muazzam katkıları olmuş kadim bir halkız.Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk anayasasının altında imzamızın olması nedeniyle aynı zamanda bu toprakların anayasa tecrübesi en eski olan halkı da Ermeniler’dir.

Azerbaycan: Tek Suçlu Ermenistan Değil

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Elman Abdullayev, Dağlık-Karabağ sorununun çözümüne ilişkin gecikmenin tabii ki Türkiye’yi de ilgilendirdiğini söyleyen Abdullayev, fakat bununla birlikte bu problemin AGİT dahil uluslararası toplumu da ilgilendirmesi gerektiğini belirtti.Uluslararası toplumun, Ermenistan’ın mevcut statükoyu ve işgal politikasını devam ettirme yönündeki arzusuna esaslı bir şekilde tepki vermesi gerektiğini söyleyen Abdullayev, bunun Erivan’a ciddi baskı uygulamakla olacağını belirtti. Abdullayev, Dağlık-Karabağ sorununun çözümlenmemiş olmasının altında yatan nedenin Ermenistan’ın yapıcı olmayan duruşuna ek olarak, uluslararası toplum tarafından ortaya konan “çifte standart” politikası olduğunu da sözlerine ekledi.

Florida ve Massachusetts’te Sözde Ermeni Soykırımı Reklamı!

TurkishNY.com - Peace of Art Inc. isimli şirket Nisan ayında sergilenmek üzere, sözde Ermeni soykırımının “kurbanlarının anısına” reklam panoları oluşturdu.Reklam panolarıyla aynı zamanda sözde Ermeni soykırımının tanınması ve sözde soykırıma ilişkin ceza getirilmesi yönünde çağrıda bulunuluyor. Armenian Reporter’ın haberine göre reklam panolarının Foxboro, Watertown ve Cambridge’e yerleştirilmesi planlandı.

Kerimo: Türkiye Süryanileri azınlık olarak kabul etsin

Cumhurbaşkanı azınlıklara tanınan haklardan yaralanmadıklarını söylemişti…İsveç Sosyal Demokrat İşçi Partisi Milletvekili Yılmaz Kerimo konuyu bir kez daha bugün verdiği bir yazı önergesiyle İsveç Parlamentosu’nun gündemine taşıdı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Lozan Anlaşması’na göre Asuri-Süryanilerin azınlık olarak kabul edilmediklerini ve bu nedenle de azınlıklara tanınan haklardan yaralanmadıklarını söylediğine dikkat çeken Kerimo, bundan birkaç ay önce Suriye Ortodoks Kilisesi’nin ana okulu açma girişiminin Türkiye tarafından engellendiğini hatırlattı. (Süryani kardeşlerimiz bizim pozitivist laikçi kesimin ve onların yandaşı bazı sol kesimlerin azınlık haklarına sahip olmayı eşit vatandaş olmaya, devlet memuru olmaya engelmiş gibi gören zihniyeti dışlamalı ve Lozan Antlaşmasının azınlık haklarını istemelidir. HYETERT)

Avustralya'da sözde soykırım oyununa karşı önemli adım

Avustralya'nın New South Wales (NSW) Eyaleti Eğitim Kurulu'nun, yeni yıldan itibaren eyalet okullarında, Yahudi soykırımını zorunlu ders programına almasını fırsat bilen Yunan, Ermeni ve Süryani gruplara karşı, önemli adım atıldı... Avustralya'da yaşayan diğer etnik gruplar da Yunan, Ermeni ve Süryaniler de, bunu bir fırsat olarak değerlendirerek, harekete geçti. Edinilen bilgilere göre, söz konusu toplumlar, benzer kararın kendileri içinde kabul edilmesi hususunda, lobi faaliyetleri başlattı. Söz konusu grupların eğitim bakanlığı nezdindeki girişimleri karşısında The Australian Turkish Mutual Alliance (ATMA) tarafından başlatılan dilekçe kampanyası devam ediyor.  

Türk müteşebbisler Soykırım Anıtını ziyaret edip çiçekler koydular

Erivan’da 8-9 Nisan’da «Ticari ve Ekonomik Bağların Tesisi» temalı Ermeni-Türk İş Kadınlarının 2 gün süren forumu esnasında Türk müteşebbisler Ermeni Soykırımı Anıt Kompleksini ziyaret ettiler ve çiçekler koydular.

Maine Legislature Supports Artsakh Independence

By Weekly Staff /
Augusta, Maine (A.W.)—The Maine House of Representatives and Senate this morning passed a joint resolution recognizing the independence of the Nagorno Karabagh Republic (NKR) and calling on President Obama and Congress “to support the self-determination and democratic independence” of NKR.

İnsan Hakları Savunucusu Erdal Doğan’a Yönelik Tehdit Kaygı Veriyor / Concern over the Death Threat Against Human Rights Defender Erdal Doğan

Norveç Helsinki Komitesi: İnanç Özgürlüğü Girişimi, Avukat Erdal Doğan’a yönelik ölüm tehdidinden ötürü kaygı duymaktadır. Erdal Doğan, 18 Nisan 2007’de Malatya’da üç Hristiyan’ın öldürülmesine ilişkin Zirve/Malatya davasında müdahil avukattır. Sanıklardan Varol Bülent Aral, 8 Mart 2013 tarihli duruşmada Erdal Doğan’ı ölümle tehdit etmiştir.Kamu görevlilerini Erdal Doğan için koruma sağlamaya ve emniyetini güvence altına almak için gerekli tedbirleri almaya çağırıyoruz.

'Fırsat bulsa' zarar verecekler: Rum, Ermeni, Yahudi!


Murat Kibritoğlu
Adana'da Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası'nın (Eğitim-Sen) 800 eğitimci ve 1066 öğrenciyle yaptığı anketin sonuçlarına göre, öğrencilerin yüzde 70'i Türkiye 'de yaşayan Rum, Ermeni ve Yahudilerin bir kısmının fırsat bulduklarında ülkeye zarar vermeye çalıştığına inanırken, yüzde 51'nin 'Türk'ün Türk'ten başka dostu olmadığını' düşündüğü belirlendi. (Maalesef nefret söylemi devam ediyor. HYETERT)

Siyaset bilimci: Ermenistan iktidar partisinin alternatifi yok

Kafkasya Enstitüsü Direktörü, siyaset bilimci Aleksandr İskandaryan, ″Ermenistan Cumhuriyetçi Parti’nin alternatifi yok″ dedi ve sözlerinin devamında başkalık seçimleri esnasında Ermeni Ulusal Kongresi, Taşnaksutyun ve Müreffeh Ermenistan Partisi (MEP) şahsında kimi etkili güçlerin kendi adaylarını ortaya sürmekten kaçındıklarını kaydetti. İskandaryan’a göre Miras Partisi ″ağırlığı olan bir muhalif güç değil″ dedi.

RUMVADER'den Eşit Vatandaşlar Projesi

Rum Vakıflar Derneği toplumun Türkiye'de yaşayan azınlıkları daha iyi tanımasına katkıda bulunmayı amaçlayan ''Azınlık vatandaşları = Eşit vatandaşlar'' projesi başlattı... Şubat 2013'de uygulamaya başlanan proje toplumun Türkiye'de yaşayan azınlıkları daha iyi tanımasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Bunun için de Rum toplumunun  kurum ve kuruluşlarının ülkenin sosyal hayatına katılımını arttırmak hedefleniyor. Avrupa Birliği'nin mali desteğiyle yürüyen 20 aylık proje etkinlikleri, başta İstanbul olmak üzere, Rum toplumunun yaşadığı Gökçeada, Bozcaada ve Hatay’da yapılacak.

AB Projesi AZINLIK VATANDAŞLARI EŞİT VATANDAŞLAR

RUMVADER, Kasım 2011’de ‘Azınlık vatandaşları = Eşit vatandaşlar’ başlıklı bir Avrupa Birliği projesi gerçekleştirmek üzere ilk başvurusunu yapmıştır. İlk değerlendirmeyi başarı ile geçen proje için 28 Mayıs 2012’de ikinci ve son başvuru yapılmıştır. Bu ikinci başvurunun da değerlendirilmesi sonucunda Eylül 2012’de program kabul edilmiştir ve Şubat 2013`de uygulamalara başlanacaktır. Proje, Ankara’daki AB Delegasyonu'nun  “Demokrasi ve İnsan Hakları” Οfisi'nin Türkiye çalışmaları çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Proje Avrupa Birliği tarafından finanse edilmektedir.  Cemaat üyelerinin sivil toplumdaki yerini pekiştirmek için çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecektir. (Rum kardeşlerimizi bu grişiden dolayı yürekten kutluyoruz. HYETERT)