Brüksel’de 3. Avrupa Ermenileri Kongresi gerçekleştirilecek
15-16 Ekim’de 3. Avrupa Ermenileri Kongresi
gerçekleştirilecek. Açıklama 26 Temmuz’da gerçekleştirilen basın toplantısı
esnasında Avrupa «Ermeni Davası»
Komitesi Bşk. Gaspar Karapetyan’dan geldi. Açıklamada kongrenin ilk günü kapalı
gerçekleştirilecek. Kongrenin ilk gün etkinliklerine sadece Ermenistan ve
Dağlık Karabağ Hükümetleri temsilcileri, Ermeni diplomatlar, Ermeni toplumu
temsilcileri yanısıra Kilikya Katolikosu Aram I katılacak. Kongreye katılan
konukların toplam sayısı yaklaşık 200 kişiyi bulmakta.
Garegin II: Ermeni Kilisesi Suriye halkıyla dayanışmasına devam edecek
Dünya Ermenileri Katolikosu Garegin II, bugün 26
Temmuz’da Ana Taht Kutsal Etchmiatsin’de Suriye’nin Ermenistan Geçici
Maslahatgüzarı İssam Nayal’i kabul etti. Ana Taht Enformasyon Dairesinden verilen bilgiye göre;
Garegin II buluşmada Suriye’deki hakim duruma ilişkin endişesini ifade etti,
çatışma sonucunda Suriye halkının kayıpları ve sebebiyet verilen tabribattan
ötürü acısını belirtti. Katolikos, Ermeni Kilisesinin ağır koşullarda bulunan
Suriye halkıyla dayanışmasına devam edeceğini ifade etti.
Osmanlıda Rum basını
Ömer Aymalı
İlk Rumca gazete ise yine ayı tarihte İzmir’de Filos Ton
Neon adıyla yayınlanmaya başladı. Uzun ömürlü olmayan bu gazetenin ardından
1838’den 1922 yılına kadar yayın hayatına devam edecek olan ve Rumca basın
tarihinde önemli bir yeri olan Amalthia yayınlanmaya başladı. Bu arada resmi
devlet gazetesi olan Takvim-i Vekayi de Türkçenin yanında Rumca da yayına
başladı.Rumca basın 19.yyın ortalarından itibaren İstanbul merkezli olarak
arttı. Mesela 1876 yılında İstanbul’da
yayınlanan 47 gazetenin 13’ü Türkçe iken ,9’u ise Rumca’ydı. Bu gazetelerden
Bizantis, Eklisiastiki Altietia gazeteleri Fener Rum Patrikhanesinin sözcüsü
olarak yayınlanıyordu. Kilisenin ve
cemaatin etkisinde yayın yaparak var olan statünün devamı yönünde yayın
yapıyorlardı ve Rumlar arasındaki yeni akımlara karşı tavır almışlardı.
Yunanistan kendi kilisesinin özerkliğini ilan ettiği için İstanbul’daki Rum
basını tarafından desteklenmiyordu. Bu gazeteler Bab-ı Ali tarafından maddi
olarak da himaye görmekteydiler. Örneğin Armonia ( Ahenk ) Anatolikos Astir (
Anadolu Yıldızı ) de çıkan yazılarda Osmanlı-Yunan işbirliği ve Patrikhane destekleniyordu.
Summer Night at the Western Diocese and Groundbreaking Ceremony of the Armenian Martyrs Monument
Begins: Thursday, August 1 at 7:30pm
Contact: araxie.boyamian@gmail.com
Location: Turpanjian Plaza of the Western Diocese
Address: 3325 N. Glenoaks Blvd. Burbank CA, 91504
Anayasa Mahkemesi: Mardin Süryani Katolik Kilise'sinin "Din Hürriyeti İhlal Edilmiyor"
Mardin Kadastro İl Müdürlüğünce yapılan kadastro çalışma
sonucunda, Meryem Ana Kilisesi'nin de Hazine adına tescil edildiği ve iki aylık
ilan süresinde itiraz edilmediği ifade edilen kararda, vakfın, kilise ile
Patrikhane binası arasındaki duvarın kilise kısmanda kalan ve kilisenin ayin
cemaatinin giriş yaptığı, koronun kıyafetlerini giydiği, ilahilerin okunduğu ve
din adamlarının inzivaya çekildikleri alanın da kadastro uygulaması sırasında
sınırların yanlış değerlendirmesi sonucu Hazine adına tescil edildiği
gerekçesiyle kendi adına tescil talebiyle dava açtığı anımsatıldı. Bu davanın
da reddedildiğinin belirtildiği gerekçeli kararda, 30 günlük ilan süresi
geçtikten sonra dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve
tespitlerin kesinleştiği belirtildi.
Did the Armenian Writers Conference Walk the Talk?
There are several schools of thought about how to behave
in a foreign country. “When in Rome, do as the Romans do,” is one such
advisory. But – and I’m really thinking of Armenia-Diaspora relations – what
about a self-identifying Roman whose family has been in exile for several
generations? What if this individual often visited Rome and participated in its
culture with an eye on solidarity with its people? And what if Rome was in
economic and political turmoil and the people were leaving in droves? Could one
then afford to merely “do as the Romans do?” Such questions arose in my mind
during my recent 40-day stay in Armenia and Artsakh, which concluded with my participation
in the Fifth Conference of Writers of Armenian Origin Composing in Foreign
Languages.
"Trabzon'da Hristiyan geçmiş siliniyor"
Economist dergisi, "Bizans mimarisinin en güzel
örneklerinden biri" olarak nitelediği 13. yüzyıldan kalma Trabzon'daki
Ayasofya kilisesinin camiye dönüştürülmesine tepkilere dikkat çekerken
"Diğer bazı Hristiyan anıtsal yapılar gibi Trabzon'daki Ayasofya, laikler
ile İslamcılar arasındaki mücadelenin bir sembolü haline geldi" diye yazdı.
Camp Nubar's Lake Arax will be blessed and re-dedicated on Sunday
Camp Nubar Turns 50
Archbishop Khajag Barsamian, Diocesan Primate, will visit
AGBU Camp Nubar on Sunday, July 28, as the camp celebrates its 50th
anniversary. Archbishop Barsamian will bless the camp in a special ceremony,
with campers, staff, and guests participating. The Primate also will preside
over the re-dedication and blessing of the camp’s Lake Arax.
Taraf reports on destruction and plunder of Armenian buildings in Turkey
The famous Turkish
Taraf Periodical touched upon the destruction activities of the Armenian
buildings and structures located in different Turkish territories. As reported
by Armenpress, Taraf wrote about the decision of the Turkish authorities to demolish
the Armenian houses in one of the districts in Muş Province and build new
apartment buildings. The Periodical quoted the words of the Muş Mayor Necmettin
Dede that the houses do not belong to the Armenians. Dede announced that by now
no Armenian has submitted a property certificate to prove that the property
belongs to an Armenian.
“The Smyrna Catastrophe, 1922-2013”
The Zoryan Institute
An Illustrated Lecture in Tribute to Professor Marjorie
Housepian Dobkin, Human Rights Advocate and Pioneering Author of Smyrna 1922:
The Destruction of a City by Prof. Richard
G. Hovannisian.
Date:Sunday, August 11, 2013
Time:2:00 p.m.
Location:Armenian Community Centre, 45 Hallcrown Place,
Toronto
AYM’nin yeni laiklik yorumu daha özgürlükçü bir yorum mu?
Mine Yıldırım
Sonuç olarak, AYM’nin daha özgürlükçü olarak
nitelendirdiği yorumu, daha özgürlükçü bir yorum olmaktan çok, devletin
özgürlükleri kısıtlamasını hiçbir değerlendirmeye tabi tutmadan olağan
karşılayan ve bu yasak üzerinden devletin din işlerine daha fazla dahil
olmasını ve – kendi algıladığı biçimiyle- çoğunluğun ihtiyaçlarını dikkate
alarak İslam dini yönünde tercih yapmasını haklı gören bir yorumla sonuçlanmıştır.
Karar, Anayasa’da ve yasalarda ne gibi hükümler yer alırsa alsın, yasaların
uygulanma biçiminin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Tarihi manastır yıkılmak üzere!
Gevaş ilçesi Altınsaç (Kanzak) köyünde yer alan Surp
Tovmas Manastırı (Dêra Mezin) kaderine terk edilirken, defineciler tarafından
yapılan kazılar nedeniyle manastır yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Yüzüncü
Yıl Üniversitesi'nden Sanat Tarihçisi Mesut Gül, İslam mimarisine verilen
değerin Ermeni manastırlarına da verilmesi gerektiğini söyledi. Ermeni Rışduni
Prensliği'nin 8'inci yüzyıl sonlarına kadar başkenti olan ve daha sonra
Ardzırunilerin yönetimine geçen Van'ın Gevaş (Vestan) ilçesinde yer alan Surp
Tovmas Manastırı'nın (Dêra Mezin), sahipsiz bırakılması, manastırı yıkılma
tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.
Belçika’ya sözde Süryani soykırım anıtı dikiliyor
Avustralya, Amerika, Ermenistan ve Fransa’dan sonra bu
defa Belçika’nın Liège şehrinde yeni bir Asuri soykırımı anıtı dikiliyor. Anıt
çalışmalarının yaklaşık bir seneden beri Belçika Süryani Enstitüsü ve Seyfo
Center’ın inisiyatifiyle devam ettiği öğrenildi. Sözde soykırımda Süryani,
Ermeni ve Pontus Rum toplumunun dörtte üçünün yok edildiği öne sürülüyor.
2015 için ne yapıyoruz?
Mehmet Çetingüleç
Peki Ermenilerin 100. yıl planına karşı bizim
hazırlığımız nedir?
* Ermeni terör örgütü ASALA tarafından 1973-1984 yılları
arasında şehit edilen 34 Türk diplomatın anısına İzmir Bayraklı'da bir anıt inşa
edilecek.
* Ermeniler tarafından 1. Dünya Savaşı'nda katledilen
Türkler anısına İstanbul ve Ankara'da iki anıt yapılacak.
* Yurt dışından gelen doktora ve yüksek lisans
öğrencileri ile tur rehberleri 1915 olayları konusunda bilgilendiriliyor.
Uygulama devam edecek.
* Osmanlı döneminde değişik etnik grupların barış ve
huzur içinde yaşadığını göstermek için "Osmanlı Milletler Müzesi"
kurulacak.
Kayıp Ermenileri buluşturan mezar taşları Yıllar sonra Malatya’da akrabalarını buldular…
Sultan Kılıç /
Demokrat Haber Malatya
Krikor Marc Kazourian’ın dedesi Toros, Malatya’da
terzidir. Malatya merkezde ve Babuhtu’da iki evleri vardır. Yazın Babuhtu’da
otururlar, bahçelerinde her tür ağaç ve bostan yetiştirirler. Akrabalarıyla,
komşularıyla paylaşırlar ürettiklerini. Mutluluk budur, diye kaygısız yaşarken
Ermeni soykırımı başlar apansız. Tüm Ermeniler gibi Malatyalı Ermeniler de
Temmuz’da zemheriyi iliklerinde hisseder. Babuhtu’daki evlerinde gizlenirler
bir süre, balta darbeleriyle parçalanma korkusuyla.Kışlık evler taranmış, sıra yazlıklara, köylere gelmiş,
çember daralmıştır Ermeniler için. Endişe, ölüm korkusu Babuhtu’nun bağlarını
cennetlikten çıkarmıştır. Her tıkırtı, ölümün ayak sesidir artık.
Talat adında bir Ermeni
Khatchig Mouradian* / Radikal
Talat, 1915'ten sağ kurtulan bir ailenin oğlu...
Onunla ilk kez Diyarbakır’ın önce Ermenilere, sonra
Kürtlere yönelik- üst üste şiddet katmanları üzerinde yükselen Lice ilçesinde
tanıştım. Ankara ’daki bir konferansta konuşma yapmamdan bir gün önceydi. Ailesi,
bizi, sıcak bir hoş geldinle karşıladı. Ne de olsa, Talat’ın kısa süre önce
Müslüman ismini Armen’e çeviren ve Diyarbakır’da Ermenice kurslarına giden
erkek kardeşiyle arkadaştım. Eski tarz oturma odasındaki kanepede nutkum
tutulmuş halde ne kadar oturduğumu hatırlamıyorum, bu arada arkadaşlarımın
aileyle daldığı sohbet benim sessizliğimin yakışıksızlığını hafifletiyordu.
Vicdanları tapuya gömdüler
Vicdanları tapuya gömdüler. Ermenilerin mallarını geri
istememesi için yıllarca ülkeye sokulmadığını söyleyen tarihçi Taner Akçam,
“Tapu Müdürlüğü’nün talimatı var, bilgi vermek yasak” diyor. Tarih profesörü
Taner Akçam’la Ermeni mallarının 1915’ten bu yana nasıl yağmalandığına ilişkin
söyleşimize dün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Akçam söyleşinin dün
yayımlanan kısmında “Ermenilere mallarınızın karşılığı gittiğiniz yerde
verilecektir” dendiğini ama hiçbir zaman verilmediğini anlatmıştı. Bugünkü
bölümde ise bu hukuksuzluğun Cumhuriyet tarihi boyunca hangi yollarla
sürdürüldüğünü anlatıp “Şimdi mallarını isteseler öne sürebileceğimiz hiçbir
hukuki gerekçe yok” diyor.
Kiliseye tescil!
Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge
Müdürü Mihriban Karaaslan; “Mereto zirvesindeki kilise, Kültür varlığı özelliği
gösterdiğinden kilise 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun
7. tespit ve tescil maddesi uyarınca tesciline, Koruma kurulunun birinci
kategorisinde belirlenmesine uygun olduğuna karar verildi” dedi. 8 kişilik
kurulun kilisenin tesciline karar vermesini sevinçle karşıladıklarını söyleyen
Dernek Başkanı Aziz Dağcı; “Kurula kiliseyle ilgili belge, rapor, tescil fişi,
harita ve fotoğrafları sunduk. Kilisemiz tescil edildi. Karar tek kelimeyle
sevindirici” diye konuştu.
İsrail Nurhan Manukyan’ı resmen Kudüs Ermeni Patriği olarak tanıdı.
İsrail İçişleri Bakanı Gideon Saar 23 Temmuz’da Patrik
Nurhan Manukyan’ı kabul etti. Buluşmada Başepiskopos Sevan Gharibyan ve Peder
Gusan Aljanyan da hazır bulundular. Kudüs Ermeni Patrikhanesi resmi elektronik sayfasının
verdiği haberde; buluşmada bakan , Manukyan’a İsrail Hükümetinin, Manukyan’ı
Kudüs Ermeni Patriği olarak resmen tanıdığını bildiren mektubu teslim etti.
Faili Meçhul Cinayetler ve Süryaniler
David Vergili
Son yıllarda Türkiye’de toplumsal barışın sağlanmasına
yönelik çalışmaların ivme kazanmasıyla beraber, bugüne kadar dillendirilmeyen
sorunlar ve talepler de gün yüzüne çıkmaya başladı. Toplumsal barışın
sağlanmasına yönelik yapılacak çalışma, tartışma ve düzenlemelerde Türkiye
toplumunun genelinde durum tespiti yapılması kaçınılmazdır. Son 30 yılda
Türkiye’de yaşanan siyasi, ekonomik ve sosyal tıkanma, toplumun başat ögelerini
etkilemekle beraber azınlık ve hatta az bile tanınan toplulukları da olumsuz
etkiledi. Türkiye’nin doğu bölgesinde
son 30 yılda yaşanan çatışma ortamı, bölgenin topyekün yapısını değiştirmekle
beraber, bu dönem zarfında işlenen faili meçhul cinayetler de sorunun ayrı ve
sancılı yönünü oluşturmaktadır. Bölgenin yerli halkı olan Süryaniler de bu
dönemde olumsuz etkilendi ve 50’ye yakın Süryani, faili meçhul cinayetlerin
hedefi oldu.









