Bedia Ayanoğlu
Dünya üzerinde insanlık tarihinin başlangıcından beri
sayısız toplumsal, kişisel ve siyasal görüşlere yol açmış bir mesele;
azınlıklar. Kelimenin kendisinden anlaşılacağı gibi çoğunluk tarafından
olmayan, azı, hatta bazen ezilen tarafı anlatmak için kullanılan bu kelime
Osmanlı Devleti’nden beri Müslüman olmayan halk için kullanılmaktadır.
Özellikle Türkiye Cumhuriyeti ve son Osmanlı tarihine bakacak olursak, gerek
siyasi otorite gerekse bu otoritenin dolduruşa getirdiği halk sebebiyle
sorunlar yaşamış olan üç büyük Türkiye azınlığı ise; Rumlar, Yahudiler ve
Ermenilerdir. Aslında zorunlu göç, gözaltı gibi nedenlerle ülke
içerisindeki nüfusu yok edilmeye çalışılan Ermenilerle de, 6-7 Eylül olayları
sırasında dükkânları, evleri yağmalanan, tecavüze uğrayan Rumlarla da, “ülkenin
kanını emen sülükler” (Ayhan, 381) olarak görülen Yahudilerle de iktidar
kışkırtması dışında pek sorunu olduğu söylenemez Türkiye halkının.















