Etiketler

"Yanlış politikalar Türkiye'yi izole edebilir"

Alman Meclisi'ndeki Türkiye kökenli milletvekilleri izlenecek yanlış politikaların Türkiye'yi AB ve demokratik değerlerden kopararak dünyadan izole edebileceği uyarısında bulundu. Türkiye ve Almanya siyasetini yakından takip eden farklı siyasi partilerden milletvekilleri, Başbakan Merkel'in Türkiye ziyareti kapsamında iki ülke ilişkilerini değerlendirdi.

Türkiye AB'yle ipleri koparırsa ne olur?

Elçin Poyrazlar
Düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu'nun (GMF) Ankara Ofisi Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı, "Türkiye'nin AB üyelik perspektifi zaten oldukça zayıflamış durumda. Özellikle son haftalarda bu ilişki aday ülkeyle Birlik arasındaki bir ilişkiden konu bazındaki ilişkiye döndü. Dolayısıyla Türkiye AB sürecinden tamamen vazgeçerse bunun etkileri 5 yıl önce henüz üyelik perspektifi güçlüyken olacağından çok daha zayıf olacaktır". Ünlühisarcıklı yine de AB'nin Türkiye için ekonomik bir çıpa olduğunu ve bunun ortadan kalkmasının ülke riskini artıracağını düşünüyor… Siyaset, Ekonomi, Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETA) Dış Politika Araştırmaları Direktörü Ufuk Ulutaş ise Ankara'da bunu ortadan kaldıracak bir siyasi irade olmadığını söylüyor… Anlaşmanın rafa kalkması durumunda Ankara ile Brüksel arasındaki ilişkilerin ve ekonomik işbirliğinin de sona ereceğini düşünmediğini belirten Ulutaş'a göre, Avrupa anlaşma olmadan yine büyük bir mülteci akınıyla karşı karşıya kalabilir. Ulutaş "Avrupa'nın kısmen durduğunu düşündüğü göçmen meselesi yeniden gündeme oturur. Ciddi anlamda mülteci akını yeniden başlar" diyor… TÜSİAD'ın Brüksel Temsilcisi Bahadır Kaleağası ise Ulutaş'ın aksine Türkiye'nin ekonomik, sosyal, siyasi gelişimi ve geleceğinin AB sürecine bağlı olduğu görüşünde…

Avrupa'daki Türkler sözde Ermeni soykırımı önergesine karşı büyük mitinge hazırlanıyor

Alman Parlamentosu sözde Ermeni soykırımını tanıyan önergeyi 2 Haziran'da görüşecek. Avrupa'daki Türkler de önergeye karşı ayağa kalktı. 28 Mayıs'ta binlerce üyesi bulunan çatı örgütü ve derneklerin yapacağı mitinge Diyanet İşleri Türk İslam Birliği de katılacak. Birliğin bünyesinde 896 dernek bulunuyor.

Cinayette Sorumluluğu Olan Kamu Görevlilerinin Yargılanması Devam Ediyor

Dink cinayetinde kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin dava yarın görülmeye devam ediyor. Duruşmanın üç gün sürmesi bekleniyor. Dink cinayetinde aralarında Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç, İstanbul Emniyeti eski Müdürü Celalettin Cerrah, Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanları Ramazan Akyürek, Sabri Uzun, Ahmet İlhan Güler, Trabzon Emniyeti Eski Müdürü Reşat Altay’ın bulunduğu davaya yarın (24 Mayıs) itibariyle devam edilecek.

Ermeni cemaati başkanı Expo 2016’yı gezdi

Ermeni Cemaati Başkanı Bedros Şirinoğlu, “çiçek ve Çocuk” temasıyla 23 Nisan’da kapılarını açan Expo 2016 Antalya’ya hayran kaldı. 112 hektarlık alanı gezen ve 100.7 metrelik Turkcell EXPO Kulesi’nden çevreyi seyreden Şirinoğlu, “Muhteşem” yorumunu yaptı. (Herhalde VADİP başkanı demek istiyorlar. HYETERT)

Avrupa’nın Unutulan Soykırımları

Yıllardan 1883, aylardan Mayıs’tır… Tam tarihi 12 Mayıs 1883…. Almanya bayrağı bugün Namibya adını verdikleri Güneybatı Afrika kıyılarında dalgalanmaya başlar. Herero ve Nama adlı yerli halklar direnişe geçince öfkelenen Almanya bir imha savaşı başlatır. Sonuç her bakımdan korkunçtur. İnşa edilen toplama kamplarındaki zavallı yerliler sistematik olarak zorla çalıştırılmış ve aç bırakılmak suretiyle ölüme mahkûm edilmiştir. İşin dikkate değer yanı şudur ki, korkunç toplama kamplarını yöneten asker ve bürokratlar ve onlara ilham kaynağı olan ırk teorileri yaklaşık yarım asır sonra bu defa Naziliğin oluşumunda da can alıcı bir rol oynayacaktır. (Bu da ikinci klasik yöntem. Siz de Kızılderilileri öldürdünüz. Aslında siz de yaptınız biz de yaptık ne olmuş yani tavrı. HYETERT)

Prof. Dr. Faruk Şen uyardı: Almanya, ülkede yaşayan 3 milyon Türk'ü ve Türkiye'yi karşısına alıyor

Federal Almanya Meclisi’nin 2 Haziran 2016 tarihli gündeminde bulunan “Ermeni soykırımı” konusundaki önergeyle ilgili olarak Türk Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) Prof. Dr. Faruk Şen, "Bu karar çıkmamalı" dedi. Prof. Dr. Faruk Şen uyardı: Almanya, ülkede yaşayan 3 milyon Türk'ü ve Türkiye'yi karşısına alıyor. (Yine klasik tavır, haklılık iddiası yok, tehdit ve şantaj var. HYETERT)

11 yılda Almanya’da neler değişti

Ahmet Külahçı
Federal Meclis Başkanı’nın aklına nedense daha önce ‘soykırım’ demek gelmemişti. Hep ‘sürgün’ ve ‘toplu kıyım’ sözcüklerini kullanmıştı. Gauck da, Ermeni soykırımından bahseden ilk Alman cumhurbaşkanıydı. Acaba son 11 yılda Almanya’da neler değişti de ‘massaker’ (kıyım) birden ‘völkermord’ (soykırım) oluverdi?

AK Parti'den bir ilk: Gayrimüslim yönetici

Ahmet Davutoğlu'nun görevden el çektirilip, yerine Binali Yıldırım'ın getirildiği AK Parti olağanüstü kongresinde partinin MKYK'sı da önemli ölçüde değişti. 50 kişilik AK Parti MKYK'sının yaklaşık yarısı değişti. Yıldırım dönemi AK Parti MKYK'sına giren yeni isimlerden biri özellikle dikkat çekti. Partinin politikalarını belirleyen kurul olan MKYK'ya, Ermeni kökenli Markar Esayan da alındı. (Hayırlı olsun. HYETERT)

Independent yazarı: Dünya İnsani Zirvesi mi, ikiyüzlüler toplantısı mı?

İngiltere'de yayınlanan Independent gazetesinin yazarlarından Ian Birrell, bugün İstanbul'da başlayan Birinci Dünya İnsani Zirvesi'nin geniş katılıma karşın sonuç alınamayan yeni bir toplantıdan öteye geçemeyeceğini yazıyor: "Dört yıl önce Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-moon, insani krizlerin çözümünde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini görüşmek üzere dev bir zirve düzenleneceğini söylemişti. "O günden bugüne kadar 153 ülkeden 23 binin üzerinde kişiye danışıldığı belirtiliyor. "Şimdiyse kokteyl kanepeleri hazırlandı, en nadide şaraplar seçildi ve podyumlar kuruldu. "6 binin üzerinde siyasi, yarım kuruluşu yöneticisi ve iş adamı Türkiye'de düzenlenen dev toplantıya katılıyor. 'Sırtlar sıvazlanacak'. "Bugün İstanbul'da başlayacak olan Birinci Dünya İnsani Zirvesi'nden somut sonuç bekleyenlerin sayısı az.

Tarihçilerin Ermeni Meselesiyle İmtihanı

Mehmet Karasu
Toplumsal sorunlar, sorunları belgelere indirgeme alışkanlığı terk edilmeden, diğer bir deyişle belgeler üzerinde yer almayan yanlarıyla da ele alınmaksızın kalıcı çözüme dönüşemez… Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmi tezi yetkililerce ne zaman dillendirilse “arşivleri açalım ve meseleyi tarihçilere bırakalım” tarzı söylemler refleksif bir üslupla ifade ediliyor. Tarihçilerin Ermeni meselesiyle imtihanı nezdinde, Ermeni meselesinin neden sadece tarihçilere bırakılmaması gerektiğini birkaç argümanla temellendirmek istiyorum... Tarihçiler kendi müktesebatları ölçüsünde Ermeni meselesinin çözümü noktasında akışı değiştirici katkılarda bulunabilirler. Ancak bu meseleye yüklenmiş ve bir şekilde çözümlenmemiş hayli yoğun duygu kitlelerinin varlığı, çözüm için tek adres gösterilen tarihçilere, bir ölçüde, zulüm olarak değerlendirilmelidir. Zira sırtlarına yüklenmiş bu sıklet, tarihçilerin hareket kabiliyetini sınırlayarak onları bu büyük sorumluluğun altında bilfiil ezmektedir.

Haksızlığa uğramış yüzyıllık gayrimüslim dini kurumlar ve buna karşı mücadele eden iki kadın: Luiz Bakar, Ester Zonana


Rober Koptaş ve Bülent Usta’nın editörlüğünü yaptığı “Yok Hükmünde” adlı kitap Aras Yayınları’ndan çıktı. Müslüman olmayan cemaatlerin tüzel kişiliklerinin tanınmamasına ve temsilde yaşadıkları sorunlara odaklanan kitabın tanıtımı yapıldı. “Yok Hükmünde Müslüman Olmayan Cemaatlerin Tüzel Kişilik ve Temsil Sorunu”, başlığıyla 2012-2014 yılları arasında düzenlenen konferanslarda sunulan tebliğ ve yapılan konuşmaları bir araya getiren kitapta Av. Rita Ender, Av. Ester Zonana, Av. Yuda Reyna ve Av. Yakup Barokas gibi akademisyen ve hukukçuların tebliğlerini içeriyor.

Ermeni Soykırımı: Yüzleşmeme değil yüzsüzleşme!

Özlem Galip
İnsan hakları hukukçusu Robertson, Talat Paşa'yı "Osmanlı'nın Hitler'i" olarak tanımlamıştı. Hitler aksini iddia etmezdi sanırım! Zira Hitler de 1931 yılında, Polonya işgali öncesinde generallerine Yahudilere karşı sert ve acımasız olmalarını söylüyor ve ekliyordu: "Bugün Ermenileri kim hatırlıyor?" “Yeryüzünün dört bir yanına “savrulmuş” Ermeni ulusunun tarihinde çok önemli bir kara gündür, 24 Nisan. Üç-beş Ermeni yan yana gelmeye görsün, alırlar ellerine pankartları, dökülürler sokaklara hemen. Nedir bütün bunların sebebi, niçin yollara düşer bu insanlar 24 Nisan’da?”

Mahşerin Üç Atlısı

(Milliyetçilik-Ulusçuluk-Yurtseverlik)
Milliyetçilik bize bugün “iki seçenek” dayatıyor: Bu “seçenek” dayatmalara direnemezsek ya yaşamımızı bir “içgüdüye” teslim edeceğiz ya da yalnızca başkalarını değil bizi de tahrip edecek bir “şiddet dilinin” içine taşınacağız. Milliyetçiliğin bize sunduğu bu iki seçeneği de yadsımak; Türklüğü, “aşırı gelişmiş bir milli kültür bilgisi”nin “tasallutundan” kurtararak, “adaletin-vicdanın ve politikanın” diline taşıyıp “barış içinde yeniden kurmak” artık “yükümlülüğümüzdür” diyorum. Eğer “demokratik bir Türklüğün” yapılandırılması amacımızsa eğer hiç zaman yitirmeden “Ne mutlu Türküm” ile “Ne mutlu Ermeni’yim” sloganlarını birleştirecek bir “toplumsal barışı” kurmak zorundayız.

Russia’s Humanitarian Response to the Armenian Genocide

By Asya Darbinyan  / The Armenian Weekly Magazine
’The front page of the June 30, 1916 issue of the Parisian newspaper “Excelsior” carried an illustration of a Russian soldier on horseback with a refugee child in his arms. The picture was captioned, “The Symbol of Protection of the Armenians by Russians.”1 The words “Russia” and “humanitarianism” are rarely coupled in the historical literature on the 20th century. This essay, however, emphasizes the importance of exploring imperial Russia’s reaction to the Armenian Genocide and the refugee crisis on the Caucasus battlefront of World War I. It shows how the recognition of an emergency situation transformed political and public reaction into action, and how the Russian imperial government during the Great War and the Armenian Genocide—as well as a number of non-governmental organizations established in the Russian Empire—provided humanitarian assistance to hundreds of thousands of Armenian refugees in need. It also plumbs the motivations for humanitarian assistance and the Russian context of humanitarianism.

Erdoğan'ın Lozan sözleri tartışıldı

Prof. Dr. Çağrı Erhan (Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü): Cumhurbaşkanı çok doğru söylüyor. Lozan’ın güncellenmesinden kastının Türkiye’deki yasa ve uygulamaların Lozan’da belirlenen azınlık tanımına uygun hale getirilmesi olduğunu düşünüyorum. Çünkü maalesef azınlıkların bir takım hakları devlet tarafından ihlal ediliyordu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz: Lozan yeniden yazılamaz. Cumhurbaşkanı’nın bunu kastettiğini düşünmüyorum. Biz de parti olarak vatandaşlarımızın her türlü eşit hakka sahip olmasını destekleriz. MHP milletvekili ve eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu: Azınlık statüsü Türkiye’ye özgü, Batılıların koydukları bir hüküm. İlla bir şey yapacaklarsa azınlık statüsünü kaldırsınlar.(Halaçoğlu’ndan başka  ne beklenir. İstediği eşit vatandaşlık değil, azınlık haklarından da mahrum etmek. HYETERT)

Ahıskalılar Ermeni Komşuları İle Buluştu..

Bir çok kimsenin aralarına nifak sokup, düşman ilan ettiği Ahıskalılar Türk sınırı Posof'un öte tarafından bulunan Ermeni komşularıyla bir araya gelip, yıllar sonra da olsa bir birbirlerini tanıyıp, eski dostluklarını yenilediler.. Gürcistan'ın güneyindeki Ahıska Bölgesi'nden 14 Kasım 1944'te Orta Asya'ya sürgün edilen ve günümüzde Kırgızistan'da yaşayan bir grup Ahıska Türkü, ata topraklarındaki köylerini ziyaret etti… Yaşlılar refakatçılarıyla birlikte doğdukları köyleri ziyaret ederek, Gürcü ve Ermeni kökenli eski köylüleriyle hasret giderdi.

Washington’da Ermeni şarapları degüstasyonu büyük kabul gördü

19 Mayıs’ta Ermenistan’ın Washington Büyükelçiliğinde «Winyards of Armenia» kuruluşunun çabalarıyla 8 Ermeni şarap üreticisi firma katılımıyla Ermeni şarapları degüstasyonu gerçekleştirildi. The Keush, Highland Cellars, Old Bridge, Van Ardi, Voskeni, Karas, Trinity ve Kataro gibi Ermeni şarap markalarının temsil edildiği etkinlik büyük kabul gördü.

Şu Özür Dileme Meselesinde Son Bir Açıklama!

Sinan Çiftyürek
Önce 15.04.2016 tarihli ve “Ermeni Soykırımının 100. Yıl Dönümü Ve Kürt Siyaseti!” başlıklı yazım Newroz Gazetesinde “Özür Dileriz” başlığıyla yayınlanmıştı. Yazıya sosyal medyadan gelen kimi tepkiler üzerine ardından “Kürtler adına özür dilemeye itiraz edenler bazı soruları yanıtlamak durumundalar!” başlığıyla kısa ve esas soru soran bir yazı yazdım. Bu yıl aynı yazıyı yeniden yayınladım. Hem sayfamdaki yazının altına epeyce yorum yapıldı hem de yazım üzerine Abdurrahman Önen arkadaşın “Kürtler Adına Ermenilerden Özür Dileme Fantezisi” başlıklı yayınlanan yazısının altına epey not düşüldü.

Almanya kendisine suç ortağı yaratıyor

Dr. Şükrü M. Elekdağ
20. yüzyılın en büyük soykırımını yapan Almanya kendine suç ortağı arıyor ve dost Türk milletini suçlayarak kendi kirli tarihini aklamak istiyor. Alman devlet politikasının hedefi: Türklerin Ermenilere soykırım yaptığını dünyaya kabul ettirmek... Almanya’nın bu tutumu, birbirlerini besleyen şu dört nedenden kaynaklanıyor:
1) Suçluluk duygusu altında ezilen Almanya’nın kendine bir suç ortağı bularak yükünü hafifletmek istemesi.
2) Protestan Kilisesinin Türklere duyduğu tarihsel husumet.
3)  Türkiye’ye AB yolunu sonsuza dek kapatmak.
4)Almanya’daki Türk toplumunun Türklük onurunu kırma yoluyla asimilasyonunu kolaylaştırmak. 
(Bu da Türk inkarcılığının öncülerinden, Ermeni düşmanı eski bir diplomatın fikri. HYETERT)