İstanbul Vezneciler'de polis otobüsünü hedef alan bombalı
saldırıda 7 polis ve 4 sivilin öldüğü bildirildi. İstanbul'un Vezneciler
semtinde sabah saatlerinde meydana gelen şiddetli patlamanın ardından Vali
Vasip Şahin açıklama yaptı. Şahin, çevik kuvvet otobüsünü hedef alan ve bombalı
araçla gerçekleştirilen saldırıda 7'si polis, 4'ü sivil 11 kişinin hayatını kaybettiğini,
36 kişinin yaralandığını açıkladı. Yaralılardan 3'ünün durumunun ağır olduğu
bildirildi.
‘Büyük felaket’ mi, ‘büyük iftira’ mı?
Nuray Mert
Kurucu ‘mit’lerini sorgulayamayan, geçmişi ile
yüzleşemeyen, bu yolla kendini dönüştüremeyen her ulus devlet, kendisine
yöneltilen iddialara karşı ergen tepkileri verir. ‘Ermeni soykırımı’ meselesine
ilişkin tavrımızın hep aynı çizgide kalması ‘ergenlik’te ısrar eden bir toplum
olmamızla ilişkili olsa gerek. Tam da bu nedenle, hiçbir konuda anlaşamayan iki
siyasi gelenek, yani laik Cumhuriyetçi ekol ile, İslamcı Milliyetçilik, bu
konuda ortak tepki veriyor. “Milli bir konuda, doğal olan ortak tepki verilmesi
değil mi” denilebilir. İşte asıl sorun burada; hangi ortaklık aidiyeti söz
konusu olursa olsun, ‘aidiyet’, her konuda aynı tepkiyi vermek değildir veya
artık değildir, olmamalıdır.
Abdullah Gül'ün eski Başdanışmanı Sever: Ermenistan'la protokol imzalansaydı Almanya 'soykırım var' diyemezdi
Abdullah Gül'ün eski başdanışmanı Ahmet Sever, "Eğer
o protokoller imzalansaydı ne olacaktı” sorusuna ise şu cevabı verdi: "Ermenistan
sınırı açılacaktı, ilişkiler normalleşecekti. Ekonomi devreye girecekti.
Ekonomi siyaseti de etkilediği için iklim çok farklı olacaktı. Tarihçilerden
oluşan bir komisyon kurulacak bu olaylar konuşulacaktı. Almanya gibi ülkeler
soykırım var diyemeyecekti. Bu sürecin bozulmasına imkan vermemek için diğer
ülkeler böyle yaptırımlar uygulamayacaktı. Türkiye’nin o dönem imajı ve algısı çok
farklıydı. Türkiye’yi hayranlıkla izliyor, destek veriyorlardı."
Ermeniler Almanya’nın Kararına Nasıl Bakıyor?
Mahmut Bozarslan
Dört kardeşiyle birlikte yıllarca Müslüman olarak
yaşamını sürdüren Armen, 20’li yaşlarına geldiğinde Ermeni olduğunu öğrenmiş.
Ermeni olduğunu öğrenince şaşıran Armen, “Kendimi Kürt zannediyordum bu
Ermeni’lik nereden çıktı diye düşündüm. Bu nedenle şaşırdım. Akrabalarımı
aramaya başladım ve bazılarını İstanbul’da, bazılarını da New York’ta ve
Hollanda’da buldum. Hala görüşüyoruz, gelip gidiyorlar,” dedi. Ermeni olduğunu
öğrenince yaşamını değişen Armen önceki yıllarda Ermenice öğrenmiş. Armen,
Almanya’nın “Ermeni Soykırımı” ile ilgili yasayı kabul etmekte geç kaldığını
belirterek, “İyidir, güzeldir ama bana soracak olursan çok geç kaldılar. Bunun
daha erken olması lazımdı. Çünkü Almanya da Osmanlı’nın ortağıdır. Bu işi
birlikte yaptılar. Ama yine de iyidir sevindim, en azından geçmişiyle
yüzleşiyor. Belki ilerisi için, Türkiye için de iyi olur” dedi.
Yahudilerden Bozdağ’a yanıt: “Almanya, Türkiye’den farklı olarak, Holokost’u tanıyan bir ülke”
“Almanya Yahudilerin Holokostunu tanıyan ve
sorumluluğunu tamamen üzerine alan bir ülke olarak Türkiye’yi kendi tarihini
yanlış bir şekilde değerlendirdiği konusunda uyarabilir”. Bu açıklama Yahudi
Topluluklar Federasyonu Başkanı Aleksandr Boroda’dan geldi. Türkiye Adalet
Bakanı Bekir Bozdağ’ın Alman Meclisinin Ermeni Soykırımına ilişkin kararı
konusunda yaptığı ''Yahudileri yakacaksın fırında, sonra kalkıp Türk milletini
soykırım iftirası ile itham edeceksin. Sen dön kendi tarihine bak...''
açıklamasını yorumlayan Boroda “Geçmişte çok yanlışlar yapan Almanya, bir
soykırım hakkında susmanın bunun tekrarlanmasına yol açabileceğini anlıyor”
dedi.
Müziğin arkeologu Sema bir Ermeni bestekârı buldu
Fulya Canşen /fulyac@aol.com
Anladım ki, o öfke kusanlar okumuyorlar, anlamıyorlar.
İşte şimdi tam zamanı. Ben değil ama Sema Moritz’in yeni çıkan albümü “Bir
Beyoğlu Bestekarı Karnik Garmiryan” belki Alman Parlamentosu’nda çıkan kararın
ne işe yarayacağını daha iyi anlatır. Boyut’tan çıkan CD kitapçık, Ermeni
bestekarın 135 eserinden sadece 12 ‘sini dinleyicileriyle buluşturuyor. Sema,
diğer albümlerinde olduğu gibi bunda da adeta bir arkeolog titizliği ile
çalışmış. Bir iki taş plaktan başka hiçbir eseri kayda alınmayan Garmiryan’ın
şarkılarının nasıl icra edileceği konusunda hiçbir fikri olmayan Sema, Dieter
Moritz ile birlikte her parçayı adeta oya gibi işlemiş. Aslında Sema’nın bu
eserlere ulaşması bile bir mucize. Bestecinin Kanada’da yaşayan oğlu, babasının
bir dosya dolusu bestesini ARAS yayınevine, ARAS yayınevi de Sema’ya iletmiş.
“Kitap rafımda tam on yıl sabırla bekledi ve sanırım Karnik Garmiryan benim
kendisine ulaşmamı, şarkılarına sesimi katmamı istedi…” diyor Sema.
At Yalanı Götür Parayı
Faruk Arslan
Sözde Ermeni soykırımı iddialarının en ateşli
savunucularından olan Türkiye Ermenileri Patrik Genel Vekili Başepiskoposu Aram
Ateşyan, Türkiye’de servetine servet katmaya devam ediyor. Hemen hemen her
konuşmasında Türkler’in Ermeniler’e soykırım uyguladığı yalanını dillendiren
Ateşyan’ın geçtiğimiz günlerde İstanbul’un en lüks semtlerinden Şişli’de 1
buçuk trilyon değerinde daire satın aldığı tespit edildi. (Bu gazeteden zaten
ne beklenir? Belden aşağı vuruş uzmanları. Fırsat bulsalar hepimizi bir kaşık
suda boğarlar. Acı olan ne mi? Biz buna karışmayalım. HYETERT)
MHP’li Halaçoğlu, Ermeni açıklamasını eleştirenlere tepki gösterdi
Ermenilerden özür dileyen bir cumhurbaşkanınız varsa ve
Ermeni çetelerince katledilmiş 518 bin 301 Müslüman Türk'ten habersizse, hâlâ
beni mi suçlayacaksınız? Otomobil kaza yapmışsa, otomobilin direksiyonunda
arabayı süren mi suçlu yoksa yolcular mı? İnsanda biraz utanma duygusu olmalı
ve ne dediğini bilmeli. Allah'ın verdiği aklı da doğru şekilde kullanmalı. Bu
konuda şimdiye kadar hangi söylediğimi hükümet siyaseten kullandı, onu
sorgulamak gerekmez mi?" Halaçoğlu, "Katliam yapılmışsa katliama
uğrayanlar nereye gömüldü? Şimdi göstersinler açalım. Göz göre göre gelen bu
harekete rağmen Hükümet ne ile meşguldü? Başkanlıkla herhalde" ifadelerini
kullandı. (Bu konuyla ilgili açıklama aşağıda. HYETERT)
Kâfirler tek millettir!
Murat Bardakçı
Federal Meclis’in önünde üç renkli Ermenistan bayrakları ile
şenlik yapan Ermeniler yalnız değildiler, eğlenceye başka gruplar da iştirak
ediyordu: Sol üst köşesinde haçın yeraldığı mavi-beyaz Yunan bayrakları açmış
Yunanlılar! Apostol ile Helen’in gönlü Agop ile Takuhi’yi bu mutlu günlerinde
yalnız bırakmak istememiş ve Alman Federal Meclisi’nin kararını kutlamak için
onlar da koşa koşa gelmişlerdi! Ekranda bu manzarayı görünce, “Kâfirler tek
millettir!” sözündeki hikmeti hatırladım... Bu ifade Kur’an’da geçer, yani
âyettir; Enfal Suresi’nin 73. âyetidir, aslı “Kâfir olanlar birbirlerinin
dostlarıdır” şeklindedir ama asırlar boyunca böyle kimbilir nelerle, nasıl
dertlerle ve kahredici işbirlikleriyle karşılaşmış olduğumuz için âyet
Türkçe’de böylesine kuvvetli bir deyim hâlini almıştır. Ama âyetteki ile
deyimdeki “kâfir” arasında anlam farkı vardır. “Kâfir”, âyette tabii ki dinî
bir kavram olarak ve dinî mânâda geçmektedir; ifadedeki “kâfir” ise hem âyet
ile aynı mânâdadır, hem de mesele çıkartmak maksadıyla biraraya gelip
başkalarının başına dertler açanlar hakkında kullanılır. Alman Meclisi’nin
önünde ellerinde bayrakla şenlik yapanlar gibi...(Doğru söze ne denir? Bakış
açısı ister dini ister din dışı olsun değişmez. Ancak buna Hıristiyan
düşmanlığı dersek kabul etmezler. HYETERT)
Foreign Policy: "Türkiye, Avrupa’daki son müttefikini de kaybetti"
Dış politika dergisi "Foreign Policy", son dönemde
değişik ülkelerle sorunlar yaşayan Türkiye’nin "Avrupa’daki son
müttefikini" de kaybettiğini ileri sürdü. Alman Federal Meclisi tarafından
Ermeni Soykırımı’nın tanınmasının, Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki
sığınmacı anlaşması sebebiyle iyice zorlaştığını kaydeden dergi, “Almanya’dan,
imzalanan anlaşmaya önayak olan ülkeden, Türkiye’nin en önemli ticari
partnerinden büyükelçiyi geri çağırmak Avrupa Birliği üyeliğini isteyen Ankara
için iyi bir adım değil” diye yazdı.
Flaş hamle! Ruhani Ermenistan'a gidiyor!
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, resmi temaslarda
bulunmak üzere yakın bir zamanda Ermenistan'ı ziyaret edeceğini bildirdi.
Ruhani, başkent Tahran'da temaslarda bulunan Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard
Nalbandyan'ı kabul etti. Kabulde konuşan Ruhani, resmi temaslarda bulunmak üzere
Ermenistan'ı ziyaret edeceğini bildirdi.
ANCA Press Release
Germany’s Armenian Genocide Recognition Shines Spotlight
on President Obama’s Complicity in Erdogan’s Denial Bundestag's Historic Vote Further Isolates Turkey President Obama under a global spotlight to properly
reaffirm Armenian Genocide following historic German Bundestag vote recognizing
that crime and condemning German complicity
WASHINGTON, DC – The German Bundestag’s historic vote
earlier today officially recognizing the Armenian Genocide shines a global
spotlight on U.S. President Obama’s continued complicity in Turkey’s denial of
this still unpunished crime, reported the Armenian National Committee of
America (ANCA).
Tarih, artık sadece tarihçilere bırakılamayacak
Firdevs Robinson*
Artık görülmeli ki, Türkiye’nin ‘tarih, tarihçilere
bırakılmalı’ şeklindeki temel tezi, kimseyi ikna etmeye yetmiyor. Zaten
Almanya’da onaylanan tasarı metni dikkatle okunacak olursa, bu türden akademik
çalışmaların, hele hele Türkiye’nin resmi olarak desteklediği tarihçilerin
ortaya koyduğu tezlerin güvenirliliğinin sorgulandığı görülüyor. Tasarı
metninde 2009 yılında Türkiye ile Ermenistan arasında varılan Zürih Protokolüne
de atıfta bulunuluyor ve iki ülke tarihçileri tarafından oluşturulacak ortak
komisyonun kuruluşu teklifinin Türkiye ve Ermenistan parlamentolarında parafe
edilmediği hatırlatılıyor. Türkiye, geçen yıl 1915’in yüzüncü yıldönümünü, en
azından diplomatik alanda kolay atlattığını düşünerek rahat bir nefes almıştı.
Oysa, diplomatları, daha geniş tabloyu gözden kaçırdılar. Almanya’da ve diğer
ülkelerde 1915 hakkında akademik ve edebi dünyada tanık olunan büyük ilgi
artışının farkına varmadılar. (Dünyada tarihçilerinin karar verdiğim bir soykırım
örneği yoktur. HYETERT)
Kirli kardeşlik
Bülent Erandaç
1938'lerden sonraki "Pes eden, boyun büken"
Türkiye'yi geri getirmek isterler. Ankara'nın Berlin'e, Londra'ya,
Washington'a, Paris'e boyun eğmesini isterler. NATO'daki ortaklığımıza ihanet
ediyorlar… Hep beraber düşünelim. Ne oldu da aniden Hitler'in torunlarının
Almanya'sı "Soykırım kanununu" çıkarıverdiler? Bunların Haçlı kafası
değişmez. Bunlar, İstanbul'u fethetmemizi hala içlerine sindiremezler. Bugün
yürüttükleri tüm hayâsızca akınların senaryosunda İstanbul'un intikamını almak
yatar. Türkler tarihte 16 Devlet kurdu. Bunların hiçbiri dıştan yıkılmadı. Hep
içeriden yıkıldı. Bütün kaleler içerden yıkılır... Kadim topraklarda kurduğumuz
devletleri tarih boyunca "içerdeki hainler/kuklalar" yıkmıştır. Bizi
düşmanlarımız yenmemiştir tarih boyunca. Haçlı Zihniyeti'ne beynini satmış
uşaklar, hainler yıkımda kullanılmıştır.(Bak sen bütün dünyanın derdi İstanbul’muş.
Bu kafaya kalsa hükümetin hemen başta NATO olmak üzere BM ve de AB’den tamamen
çekilmesi lazım. Malum bunların çoğu Haçlı ve kirli kardeş. HYETERT
İncil ve Tevrat üzerine yemin eden astsubaylar kimlerdi?
Aydınlık gazetesi yazarı Oktay Yıldırım, Kaynak
Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı “Astsubay hakkında her şey”de astsubaylarla
ilgili çarpıcı bilgilere yer verdi… Kitabında Osmanlı İmparatorluğu’ndaki
gayrimüslim astsubaylara da değinen Yıldırım, Tevrat ve İncil üzerine yemin
eden astsubayların isimlerini açıkladı. 1911 yılında Küçük Zabit ve Küçük Zabit
İptidai Mektepleri Hakkında Nizamname ile ilgili okulların yönetmenliğinin
değiştirildiğini hatırlatan Yıldırım, “ Bu okullarda azınlıklardan da öğrenci
olduğu için yemin töreni bayrak üzerine konulmuş, silah, Kur'an, Tevrat ve
İncil üzerine el konularak yapılıyordu. Bu azınlıklar gerek küçük zabit ve
gerek ihtiyat zabiti olarak görev almıştır” ifadelerine yer verdi…
Sahte Ortodoks Türk Kilisesi ve geçmişi…
Attila Tuygan
Bütün bu, gayrimüslimleri yok etmek üzere
gerçekleştirilen katliam ve tehcirlere uzanan süreçte, önce ittihatçılar, sonra
da kemalist milliyetçiler, biraz da uygar dünyanın daha fazla dikkatini çekmemek
amacıyla, birtakım yöntemler geliştirmişlerdi. Hıristiyan mal/mülklerini her
fırsatta müsadere etme; gayrimüslimleri çifte vergi ödemeye zorlama; 15 ila 65
yaş arası tüm hıristiyan erkeklerini ağır askerî hizmete alma; müslümanları
hıristiyan dükkanlarından alışveriş etmemeye zorlama; mahkemelere müslümanlar
lehine karar vermeyi telkin etme; ülkeyi terk edene kadar usanmadan tehdit
mektupları gönderme; bir bahane uydurarak tutuklama; her düzeydeki hıristiyan okullarında türkçe kullanılmasının
zorunlu kılma; gümrük işlemlerinde zorluklar çıkartma; zorunlu çalışma dayatma;
artık ülkede bulunmayan, yurtdışına kaçmış ya da tehcir sırasında ölmüş olan
hıristiyanlara ait tüm mal ve mülklere el koyma ve hak aramaya çalışanlarının
ya da mirasçılarının tüm itirazlarını reddetme bunlardan bazılarıydı.
Alman Parlamentosu ve Ermeni tehciri
Alman Parlamentosu'nun aldığı kısaca “1915 olayları bir
soykırımdır” kararı, başka hiçbir devletin aynı yönde aldığı karara benzemez.
Bu gerçeği, içimiz kan ağlasa da bütün çıplaklığıyla görmeye ve ona göre
davranmaya mecburuz. Kaldı ki; Almanlar bu olayda kendilerinin de suçlu
olduğunu aynı karar metninde açıkça kabul ettiler. Bu kararı Hristiyan
kültürünün “günah çıkar, rahatla” geleneği çerçevesinde anlamak da mümkündür… Maalesef
bizim kendimizi savunma kültürümüzde “tencere dibin kara, senin ki benden kara”
paradigması hâkimdir. Alman Parlamentosu'nun kararına karşı “Ama siz de
Yahudilere soykırım uyguladınız” demek, aslında suçlamayı kabul etmektir… Selçuklular
zamanından beri Ermenilerle Türkler bir arada yaşamıştır. Kanıtları ortada
duran gayrimenkul varlıklarına bakılırsa, Ermenilerin “Kişi Başına Milli
Geliri” aynı yörede yaşayan Türklerin gelirinin en az üç katı, serveti de on
katıdır.
Ermeni vatandaşlardan Almanya'ya tepki
Kastamonu’da ikamet eden Ermeni vatandaşlar, Almanya’nın
1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak niteleyen tasarıyı kabul etmesine tepki
gösterdi. Ermeniler, Almanya’nın yaptığının edepsizlik olduğunu belirterek,
Türklerin kendilerine herhangi bir soykırım uygulamadığını ifade ettiler. (Vallahi de billahi de haklılar, bu
Ermenilere soykırım uygulanmamış, baksanıza sapasağlam ayaktalar. Haberi yapanları kutluyorum (!) HYETERT)
Bir ‘sütü bozuk’ konuşuyor: Tutsak akıl, özgür akıl!
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, başta Cem Özdemir olmak üzere
Alman Parlamentosu’nda 1915 soykırım kararına evet diyen Türk milletvekillerine
sütü bozuklar, kanı bozuklar diyor. Düpedüz ırkçılık yapıyor. Nefret suçu işliyor. Şiddetle protesto ediyorum. Ve böylesine iğrenç bir ‘nefret söylemi’nin hedefi haline
getirilen Almanya’daki Türk parlamenterleriyle dayanışmak için
konuşuyorum. Demokrasiyi bir hayat tarzı olarak benimsemek isteyen bir
toplum, başta kendi geçmişini didik didik etmeli; ama bizim tarihimiz o derece
tahrif edilmiştir ki, Atatürk’ün 1915’e dair şu sözleri dahi sansürlenmiştir:
Alçaklık! Demokrasiyi bir hayat tarzı olarak benimsemek isteyen bir
toplum, başta kendi geçmişini didik didik etmeli; ama bizim tarihimiz o derece
tahrif edilmiştir ki, Atatürk’ün 1915’e dair şu sözleri dahi sansürlenmiştir:
Alçaklık!











