Murat Paker / Bilgi Üniversitesi, Klinik Psikoloji Yüksek
Lisans Programı Direktörü
Murat Paker’le Kürtlerin, Alevilerin ve soykırım kurbanı
Ermenilerin maruz kaldıkları sosyal travmalarla ilgili konuştuk…1915 Osmanlı
Devletinin çöküş ve Türkiye Cumhuriyetinin çıkış, kuruluş dönemine denk
geliyor. Anadolu’nun Türkleştirilmesi, homojenize edilmesi, farklılıklardan
arındırılması bütün bunların yaşandığı süreçte yaşanıyor. Osmanlı’dan kalan
Anadolu topraklarında 1. Dünya Savaşı öncesinde Hristiyan nüfusun oranı
sanıyorum %20-25. Sonrasında Rumların ve Ermenilerin “temizlenmesiyle” birlikte
çok ciddi bir homojenizasyon var. Osmanlı İmparatorluğu son yüz yılında çok
hızlı bir şekilde büzülüp bir sürü toprak, servet, nüfus, itibar kaybediyor. Bu
ağır bir yıkım ve Osmanlı elitinin geldiği nokta “Biz yok olacağız” yani “bu
savaş son şansımız, son fırsatımız” çünkü “Batı karşısında sürekli
yeniliyoruz”. Niye oluyor bütün bunlar; çünkü bu “hainler, yani bizim tebaamız saydığımız temel olarak
Hristiyanlar, gayrı müslimler” Batılılarla işbirliği yaparak bizi hep
“arkamızdan hançerliyorlar”. Dolayısıyla kurtulmamız için homojen bir ulus
devlete doğru gitmemiz lazım...Türk-Kürt meselesi de bir hal yoluna girerse o zaman bu yeni bir Türkiye demektir. Daha esnek, daha olgun, daha demokratik bir Türkiye demektir. O zaman 1915’le, Ermeni soykırımıyla halleşmek, yüzleşmek, onunla temas etmek, onu sindirebilmek de daha mümkün, daha kolay hale gelecektir.