Oğlum, bize “Kaliser’de Ermeniler isyan etmiş” dediler.
Trabzon’da, Gümüşhane’de, Giresun’da ne kadar hapishane varsa tümünün kapılarım
açtı Osman Ağa. Söylediği tek şey vardı: “Düşün peşime! Benimle gelin! Ermenileri
buralardan temizleyeceğiz. Mallarını, mülklerini, tarlalarını sizlere dağıtacağım.”
Böylece kalabalık bir ordu gibi Kaliser’e vardık. Yakıp yıkmaya, çelik, çoluk,
genç, yaşlı, kadın, kız demeden öldürmeye başladık. Sokakta rastladıklarımızı
öldürdük; evlere, kiliselere saklananları, sığınanları gaz döküp yaktık… Hele
bir olay var ki, gözlerimin önünden hiç gitmez korkunçluğu: Yüzlerce Ermeni’yi
kiliseye doldurup, üzerlerine gaz döküp yaktık. Sırtları alev almış yanarken,
kilisenin demir parmaklı pencerelerinden ellerini bize doğru uzatarak
yalvarmaları, patlayacakmış gibi olmuş gözlerinin kocaman yuvarlaklıklarını, o
gözlerden çıkarak içime işleyen, insanlığımı delen, öldüren utanç oklarını,
vicdansızlık oklarını asla unutmam! (Topal Osman canisinin yaptıklarını
utanmadan hala inkar edenler var. HYETERT)