Savaşa, Milliyetçiliğe, Irkçılığa Karşı: Arkadaşıma Dokunma!
Ayşe Günaysu
İlk işimiz, beyaz zemin üzerine, siyah, “dur” diyen ve
içinde Arkadaşıma Dokunma yazan bir elin bulunduğu rozetlerimizi bastırmak
oldu. Her fırsatta sepet içinde insanlara dağıtmak dışında, hepimiz
çantalarımıza, yakalarımıza taktık.
90’larda Öğrenci - Gençlik Hareketi
Erdem Aksakal
Devrin sloganları öğrencilerin liberal politikalara ve
devlet şiddetine karşı üniversitelerini sahiplenişini özetliyordu: "YÖK
kalkacak, polis gidecek. Üniversiteler bizimle özgürleşecek", "Ferman
devletin, üniversiteler bizimdir.", "Artık haraç ödemiyoruz". Hep 68 anlatıldı, 68 gösterildi. 68 gerçeklik statüsünden
çıkarıldı göz göre göre, efsane mertebesine yükseltildi. Sonra 78'lilerin
sesini duyurası geldi haklı olarak. Acının en büyüğünü belki de onlar çekmişti;
her ne kadar ateş düştüğü yerlerin tamamını yaktıysa da. Onların ateşi, onların
can havli hepimizin kabulü idi.
Bundan böyle her yıl Yılbaşı gecesi «Nar kutsaması» gerçekleştirilecek
Dünya Ermenileri Katolikosu Garegin II’nin yüksek
müsaadeleriyle teyid edilen yeni kutsama
prosedürü gereği, bundan böyle her yıl Yılbaşı gecesi saat 00.:30’da Ana
Taht Kutsal Etchmiatsin ve Ermeni Apostolik Kilisesine bağlı tüm
kiliselerde Şükran duası sonrasında «Nar
kutsaması» gerçekleştirilecektir.
Ermeni ve Rumlara Ait Gayrimenkul
Mübadeleden gelen göçmenlerin yerleştirilmesi icin
vilayetlerden bilgi istenir. Gayrimüslimlerden ne kadar gayrimenkul kalmıştır
diye. Dersim Valisi Halim su bilgiyi verir: Vilayet dahilinde mübadil ve gayri
mübadil eşhasa ait 42 bin dönüm arazi ve yalnız 50 hane mevcut olup 500 nüfus
ve 2 bin hayvan iskan ve barınabileceği arz olunur.
DUYURU : 19.-20. Yüzyıllarda Türk-Ermeni İlişkileri “Kaynaşma-Kırgınlık-Ayrılık-Yeni Arayışlar”
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, İstanbul
Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü ve İstanbul Türk
Ocakları’nın birlikte düzenledikleri 19.-20. Yüzyıllarda Türk-Ermeni İlişkileri
"Kaynaşma-Kırgınlık-Ayrılık-Yeni Arayışlar" başlıklı uluslararası
sempozyumun programı ektedir.
Kürtlerin Ermeni sorunu
KCK’nin ve genel olarak Kürt hareketinin, 2015’e girerken
Ermeniler (ve tabii Nasturiler, Asuri-Süryaniler) için söylemesi gereken şeyler
var. Kürtlerin de Ermeni sorununda bir taraf olduğunu, buna göre plan-program
yapılması gerektiğini kabul etmeli. Buna ek olarak, hâlihazırda devletle “bütün
ezilenler adına” müzakere yürüten Abdullah Öcalan’ın, Ermeni meselesini de bu
müzakerelerde en azından “geçmişle hesaplaşma” bağlamına oturtması
beklenebilir.
շնորհավոր Ամանորն ու Սուրբ Ծնունդը
Bu iktidardan hesap soracağız
MHP Genel Başkan Yardımcısı
Semih Yalçın,
"Şehitlerimizin kemiklerini sızlatmayı, onların hatırasına tecavüz
etmeyi alışkanlık haline getiren bu iktidardan hesap soracağız. AKP iktidarını
kuranları ve ona destek veren çıkar asalaklarını yüce adaletin önüne çıkaracak
ve Türk milletinden özür dileteceğiz" dedi… Erzurum'un bazı ilçe ve köylerinde
halen açılmamış toplu mezarlar bulunmaktadır. Bu mezarlarda Osmanlı Ermenileri
değil, Ermeni çetelerinin katlettiği Müslüman Türkler yatmaktadır. Zulme ve
katliama uğrayanların Ermeniler değil, Müslüman Türkler olduğu gerçeği, gerek
Türk gerekse yabancı bilim adamlarınca belgelere dayanılarak ispatlanmıştır.
Buna rağmen iktidar sözde Ermeni soykırımı iddialarının 100. yıl dönümü sayılan
2015'in Nisan'ında Türk milletinden değil de Ermeni çetelerinden özür dilemeye
hazırlanmaktadır. Daha da ötesi 1915 Tehcirine 'soykırım'deme planları
yapılmaktadır. Bunun işaretleri daha Tayyip Erdoğan Başbakan ve Ahmet Davutoğlu
da Dışişleri Bakanı iken verilmiştir.
Bölmede Kalan Olmak
Aziz Dolu Atabey
Türkiye’nin, bir zamanlar Osmanlı tebaası olan ülkelerle
-bir iki istisna dışında- bir sorunu bir sürtüşmesi bile yoktur. Sevgi ile
oluşturulan bir birlik, dostça sona ermiştir neredeyse. Savaşlar hep üçüncü
taraflarla yapılmıştır. Yani sömürgeci (müstevli, emperyalist) devletlerle… Üstelik
Osmanlı’nın kalanı olmak, -bir yerde- Osmanlı’ya giden yolu da
aydınlatmaktadır. Görme duyularında aksayan bir yan olanlar varsa; o zaman
başka tabi! Gelin şimdi rahmetli Uğur Mumcu’ya kulak verelim: “Kürt’ü, Türk’e;
Türk’ü, Kürt’e; Ermeni’yi, Türk’e; Türk’ü, Ermeni’ye; Alevî’yi, Sünnî’ye;
Sünnî’yi, Alevî’ye düşman eden, emperyalizm ve emperyalizmin Ortadoğu’daki
çıkarlarıdır. Dün öyleydi, bugün de öyle…”
Laik aydınlar niçin etkisiz?
Etyen Mahçupyan / etyen.mahcupyan@aksam.com.tr
Bakış doğruları bildiğinden fazlasıyla emin, yaklaşım ise bu
doğruları toplumun üstüne boca etmeye fazlasıyla hevesli… Hükümete, iktidara ve
genelde siyasete yapılan eleştiriler ancak yüzeysel olarak anlam ifade ediyor.
Çünkü adil bir biçimde ve meseleleri hak ettiği bağlama yerleştirerek
bakılmıyor. Gerçekliğin önemli kısmını göz ardı ederek, geri kalanını ise
parlatıp cilalayarak sunan yapay bir bilimsellik söz konusu. İkincisi önerilen
‘evrensel’ doğruların derinlikli bir analizi yapılmadığı gibi, bunlar siyaseti
ve toplumsal tercihleri dışlayan bir sahte uzmanlık ambalajıyla vazediliyor.
Sanki doğrular zaman, mekan ve insandan bağımsız olarak ‘orada’ duruyor ve
bizlere düşen de ‘hakikati’ hazmedip onu uygulamaktan ibaret. Oysa bu yaklaşım
siyasetin ölüm fermanı… Bu yaklaşım topluma ‘senin talep ve tercihlerin önemli
değil, onların ne olması gerektiğini ben bilirim’ diyor. Ne var ki Türkiye toplumu ilk kez gerçek
siyasetin eşiğinde ve bu fırsatı kendinden menkul entelektüellerin hezeyanına
malzeme yapmaya hiç niyetli gözükmüyor. Böylece sonuçta siyaset kendi hükmünü
icra eder, toplum yüzyılın en otantik dönüşümünü gerçekleştirirken, laik kesim
sol/liberal aydınları stadyuma girememiş fanatik seyirci kıvamında
‘kişiliklerini’ korumakla yetiniyorlar…
AİHM’nin ‘soykırım’ kararı değişmeyecek
Bülent Ünal
Emekli Büyükelçi Ömer Engin Lütem, İşçi Partisi Genel
Başkanı Doğu Perinçek’in AİHM Büyük Daire’de görülecek Ermeni soykırımı yalanı
davasında İsviçre’nin tekrar mahkum olacağını söyledi. Lütem “İlk kararda
olduğu gibi bir sonuç çıkarsa bu bizim tezlerimizi desteklemiş olur” dedi… Davanın
karar gerekçesinde 1915 olaylarının “soykırım” sayılması halinde, bunun
“politik” olacağını söyleyen Lütem “Eğer karar böyle çıkarsa soykırım
iddialarıyla mücadeleyi kötü etkiler. İlk kararda olduğu gibi bir sonuç çıkarsa
bizim tezlerimizi desteklemiş olur” dedi.
90'ların Hak Mücadeleleri / Kentin Direnişi: Park Otel’in 17 Katı Yıkıldı
Elif İnce
Mahallelinin açtığı davayla başlayan beş yıllık mücadele
sonucunda 1993-94’te Park Otel’in 17 katı yıkılmıştı. Yüzlerce hukuksuz inşaat
arasında bu çapta bir yıkımın tek örneği oldu. Yargı kararlarına rağmen
durdurulamayan inşaat haberlerinin sıradanlaştığı şu günlerde, 20 sene önce
İstanbul Gümüşsuyu’ndaki Park Otel’in 17 katının yıkılış hikayesi ibret
niteliğinde.
90'ların Hak Mücadeleleri/ Elif İnce Park Otel'den CVK Park Bosphorus'a
Mimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı Sami Yılmaztürk Park
otelin yerine CVK Park Bosphorus’un yapılmasının yargı kararlarına rağmen
durdurulamayış sürecini anlatıyor. Beş sene süren bir mücadele sonucunda
1993-94 senelerinde 17 katı yıkılan Park Otel bir süre otopark olarak
kullanıldı, yıllarca atıl kaldı. Park Otel’in içinde yer aldığı parseller, ‘80
darbesinin eseri kanun’ olarak anılan, imar kararlarının merkezi idarelerce
alınmasına imkan veren ‘Turizmi Teşvik Kanunu’na dayanılarak Temmuz 1984’de
‘Turizm Merkezi’ ilan edilmişti. Park Otel ve Gökkafes gibi onlarca gökdelen
inşaatı bu kanun sayesinde yapıldı.
Samatya'da Maritsa Küçük ve Roboski için ortak anma
Hrant Kasparyan / Demokrat Haber
Roboskili aile yakınları ile Maritsa Küçük’ün ailesinin
katıldığı anma etkinliklerinde adalet talebi yinelendi. İstanbul Samatya’da bir
dizi yaşlı Ermeni kadına yapılan ve ağır şiddet uygulanan saldırıların birinde
hayatını kaybeden Maritsa Küçük, ölümünün ikinci yıldönümünde yapılan tören ve
etkinliklerle anıldı.
Ermeni taziyesinin perde arkası..
“Tarihi açılım”, “2015’e ön hamle yaptı”, “Tabuları yıkan lider” vs… başlıklarıyla
yutturulmaya çalışılan yeni sinsi tezgaha daha ayrıntılı bir şekilde bakalım.
Başbakan Recep Erdoğan’ın Ermeni torunlarına sunduğu taziye mesajının ardındaki
gerçekleri daha iyi tahlil edelim. Tarih; 29 Ekim 2004. Yer; Roma.. Türkiye,
Cumhuriyet Bayramı’nı ve, Cumhuriyetin 81. yılını kutluyor. Başbakan Erdoğan
ile Dışişleri Bakanı Gül, “Avrupalı dostlarının” kuşatması altında Avrupa
Birliği Anayasası’na imza atıyor.. Kimin gölgesi ve himayesinde?.. Fotoğrafa
tekrar dikkatlice bakın; Müslümanların katledilmesi emrini veren Haçlı
seferlerinin öncüsü Papa X. Innocenzio’nun heykeli altında. Vee!.. Tarih 23
Nisan 2014; Başbakan Recep Erdoğan yine Milli bir bayramda Türk Devletinin
kuruluş temellerinin ve Milli Egemenlik ilanının yapıldığı anlamlı günde, Türk
kanı içen Ermenilerin torunlarına taziyelerini sunuyor, hem de devletin resmi
internet sitesinden.
Bütün bu olup bitenler basit birer tesadüf mü? Hayır!..
Türk kamuoyu Ermeni meselesine üzgün ama...
Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM), 1915 Olayları hakkında Türkiye çapında bir kamuoyu araştırması yaptı. Anket sonuçlarına göre, kamuoyunun kayda değer bir kısmının dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Nisan 2014 tarihinde yapılan açıklama ile somutlaşan resmi politikaya destek verdiği görülüyor... 1915’te hayatını kaybedenlerin sadece Ermeniler olmadığını belirtip, bütün kayıplar için üzüntü belirtilmesi görüşünü savunan yüzde 24’lük bir kesime ilave olarak yüzde 12’lik bir kesim 1915’te hayatlarını kaybeden Ermeniler için üzüntü belirtilip ancak özür dilenmemesi görüşünde. Soykırım iddialarının kabul edilmesi görüşünü kabul edenlerin oranıysa sadece yüzde 9; başka bir yüzde 9’luk kesimse iddianın kabul edilmeden özür dilenmesi yönünde bir adımı tercih etti. Araştırma çalışmasına katılanların yüzde 21’i ise Türkiye’nin Ermeni Soykırımı iddiaları konusunda herhangi bir adım atmaması görüşünü savundu.
İnkarın yüzyılı nasıl başladı?
100. yıla girerken... ERMENİ SOYKIRIMI 1. bölüm
Ragıp Zarakolu
Ankara Hükümeti, Batı’dan bir ülke ile ilk diplomatik
anlaşmayı da 1921 yılı Haziran’ında Fransa ile yaptı. Fransa, soykırımdan sağ
kalanları yurtlarına dönmeye çağırmış, şimdi ise onları yalnız bırakmıştı.
İngilizlerin daha sonra Ermenilere ve Yunanlılara yapacağı gibi... 99 yıl sonra
ilk kez bir Türkiye Başbakanı, 24 Nisan tarihinde resmi bir mesaj yayınlayarak
Ermeni halkından, 1915 yılında yaşamını yitirenlerin daha sonraki kuşaklarının
acılarından dolayı taziyelerini bildirdi. Bir özür söz konusu olmasa bile, en
azından ilk kez bir Türkiyeli devlet adamı, hiç olmazsa insani bir davranışta
bulunarak başsağlığı diliyordu. Ben bunu önemli bir başlangıç olarak görüyorum,
arkası gelmese bile; aynen Dêrsim Kıyımı’ndan dolayı biçimsel de olsa özür
dilemesi gibi.
Vakıflar Meclisi Azınlık Temsilcisi Seçildi
Vakıflar Meclisinin 15 üyesinden biri olan Azınlık vakıfları temsilciliği seçimi bu gün yapılı. Vakıflar Meclisinin Azınlık vakıfları temsilciliğine Doç. Dr. Toros Alcan seçildi. Surp Haç Tıbrevank Yönetim Kurlu başkanı olan Toros Alcan Cemaat vakıfları temsilciliğini de yürütecek.
Sayın Toros Alcan'ı kutluyor, başarılar diliyoruz. HYETERT
Sayın Toros Alcan'ı kutluyor, başarılar diliyoruz. HYETERT
Müslüman Ermenilerden Cumhurbaşkanı'na çağrı
Türkiye'de yaşayan ve İslamiyet'i seçmiş Ermenilerin
kurduğu platform 1915 olayları öncesinde Cumhurbaşkanına açık bir mektup yazdı.
Müslüman Ermenilerden Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a Çağrı: Bizler
Osmanlı Devletinin son dönemlerinde ırkçı İttihatçıların zalimane uygulamaları
sebebiyle çok büyük acılar çekmiş Ermeni halkının torunlarıyız. Çok azımız bu
topraklarda kalabilmiş, büyük çoğunluğumuz ise ata topraklarının dışında büyük
sıkıntılar çekerek hayatını sürdürebilmeyi başarmıştır. Günümüzde Türkiye'de
azınlık olan Ermeni toplumunun içinde de din seçimimiz nedeniyle daha da
azınlık olan biz Müslüman doğmuş veya sonradan Müslüman olmuş Ermeniler olarak
bundan 2 yıl kadar önce bir araya gelerek Müslüman Ermeniler Platformunu kurmuş
bulunmaktayız. (En önemli eksiğimiz de tamamlandı. Son modaya uygun olarak ismini değiştirmeden Müslüman olanların ve de neden Müslüman Ermeni olmasın diyenlerin katılımı ile büyüyecekleri kesin. HYETERT)


.jpg)







.jpg)




