Etiketler

Prof. Taner Akçam: 1915'te Ermeni ayaklanmaları olduğu iddiası yalan

Kağan Sezgin
Türkiye kamuoyu “Soykırım mı, değil mi” tartışması yaparken ezberler tekrarlandı ve “Soykırım değil” pozisyonu alanların önde gelen argümanlarından biri yine “Ermeni ayaklanması” oldu. ABD’deki Clark Üniversitesi’nde öğretim üyesi Prof. Dr. Taner Akçam bu “bilgi”yi sorguluyor ve “Sistemli ve düzenli bir Ermeni ayaklanması daha sonra icat edildi. Böyle bir şey var olsaydı, belgeleri olurdu” diyor.

Ben kendimi kandıramıyorum

Rasim Ozan Kütahyalı
Sonuç-merkezli, bir amaç kutsal olarak kabul edildiğinde o amacı hayata geçirmek için yapılabilecek her şeyi mubah gören iğrenç zihniyetti esas katliamları ve soykırımları yapabilen.  Bu ahlaksız ve vicdansız zihniyet 1915 konjonktüründe İttihatçılık olarak karşımıza çıkmıştı. Talat adlı, insanları nüfus mühendisliği projelerinin basit birer parçası olarak görebilen bir adamda somutlaşarak karşımıza çıkmıştı. Evet, ben kendi hikâyemi aktardım. Artık kendimi kandıramıyorum. 1915'te bu topraklarda bir büyük facia, bir soykırım yaşandı. Bir insanlık suçu işlendi. Bu suç karşısında söylenecek her "Ama..." artık midemi bulandırıyor.

Kamp Armen 23,5 Nisan* olur mu?

Ceren Sözeri / cerensozeri@gmail.com
Bu hafta sonu Kamp Armen’e ya da bilinen adıyla Tuzla Ermeni Yetimhanesi’ne son ziyaret gerçekleştirildi. Kampta büyüyenler burada son kez bir araya geldiler. Rivayet o ki çok yakın zamanda bu yemyeşil cennet bahçe yeni villalar yapılmak üzere yok edilecek. Bilinen adı yetimhane çünkü Anadolu’dan getirilen ve Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi’nin alt katına yerleştirilen çocuklar için yapılmış. Kendileri ‘çocuk evi’ demeyi tercih ediyor. 1962 yılında Tuzla’daki bu araziyi satın alıp kilise adına tescil ettirmişler. Gedikpaşa’da kalan çocuklar Tuzlalı Hasan Kalfa’nın önderliğinde sırtlarında çimento taşıyarak, fidanlar dikerek bu kampı elleriyle inşa etmişler. "Gayrimüslim vakıfların mülk edinemeyeceği" gerekçesiyle 1979'da Vakıflar Genel Müdürlüğü Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı'nın elindeki tapunun iptal edilmesini ve eski sahibine geri verilmesini istemiş. Parası ödenen, bin bir emekle yapılan kamp hiçbir bedel ödenmeden ellerinden alınmış.

Hrant Dink davası ertelendi

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetine ilişkin davanın 5'inci duruşması görüldü. Duruşma 3 Eylül'e ertelendi. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in katledilmesine ilişkin yürütülen davanın 5'inci duruşması İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya sanıklar katılmazken, Dink ailesi avukatları duruşmada hazır bulundu.

Ermeni meselesinde Türklerin 'ekser' kanaati budur

Ahmet Turan Alkan 
1915’te Anadolu Ermenilerinin başına gelenler hakkında, ortalama muhafazakâr, Türk, Müslümanların ne düşündüğünü gösteren, oldukça temsil edici nitelikle bazı tepki mektupları aldım. Bu tepkilerin sebebi, geçen hafta Zaman’da yayımlanan ‘Resmî Karmanyola’ başlıklı yazımdaki ana fikirdi. Bu ana fikri kısaca özetleyeyim: ‘Soykırım’ tartışmalarını bir tarafa bırakalım; tehcire tabi tutulan Ermeni nüfusunun mallarına ne oldu? Devlet arşivciliğimiz ve araştırmacı tarihçiliğimiz ‘soykırım’ gibi tartışmalı bir kavramın mahiyetini aydınlatamayabilir fakat Ermeni Emvâl-i metrûkesi hakkında kuşaktan kuşağa aktarılan söylentileri kesin ve belge diliyle cevaplayabilmeliydik en azından... “Tarihî gerçeklerle millî menfaatler çatıştığında ekseriyeti itibariyle milletimiz nerede durur, meseleye nasıl bakar?” sorusuna ortalama bir cevap veriyor bu üç mektup. Hakikate hürmet, insaf ve daha önemlisi bir metni okuyup doğru anlamak, artık çoğunluğun değil, ‘azlığın’ meziyetidir ve bu durum hepimizi derinden endişelendirmelidir.

İranlı yazarın gözünden Ermeni tehciri

Rengin Arslan
İran'da kısa öykünün ustalarından biri olarak bilinen Muhammed Ali Cemalzade 1916 yılında Bağdat'tan İstanbul'a gidiyordu. Daha sonra Avrupa'ya geçecekti. Cemalzade yolculuğu sırasında Ermeni tehcirine tanıklık etti… Cemalzade ise şunları söylüyordu: 'Jandarmaların yaklaşık 400 kişilik yürüyen cesetlerden oluşan bu grubun dinlenmelerine izin verdikleri bu yere vardığımızda öğleden sonraydı. Adamlar ve kadınlar bulabildikleri eski çaput ve kağıtlardan ayaklarına iplerle bağlayarak ayakkabı yapmaya çalışmıştı. Ayakları kundağa sarılmış yeni doğmuş bir bebek kadar kocaman olmuşlardı. Erkekler ve kadınlar açlıklarını gidermek için kök veya kuru ot bulabilmek umuduyla çöl kumunu eşeliyordu. Bir kadın bana doğru geldi ve hercai erkeklerin ilgisini engellemek için saçları kazınmış 18 ve 19 yaşlarındaki iki kızını gösterdi. Bana Fransızca, bu ikisinin açlıktan ölmek üzere olan kızları olduğunu söyledi ve avucundaki iki elması uzatıp kızlarının ölmemesi yiyecek bir şeyler vermemi istedi. Çok utandım ve bizim azığımız da bitmek üzere olduğu için onlara ne verebiliyorsam verdim. Elmasları kendisine saklamasını söyledim.

Gerçek 20. Ermeni panteonunda yer alan tanrıların adlarını bugün de duyabilirsiniz.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Pagan Ermenilerin panteonunda hem yerel tanrı ve tanrıçalar, hem de komşu kültürlerden alınıp benimsenmiş olanlar yer alıyordu. Tahmin edileceği gibi, güneş ve ay, dağlar ve nehirler gibi doğal fenomenlere tapınmanın yanı sıra, güzellik ve akıl gibi daha soyut kavramlar da tanrısallaştırılmıştı. Eski Ermenilerin tapındığı tanrılar arasında bir de yazı tanrısı, yani Tir (Batı Ermenice söylenişinde Dir) vardı. Bir yazı tanrısının varlığı, Ermenilerin, alfabelerinin yaratıldığı 5. yüzyıldan önce de – ve Hıristiyanlığın benimsenmesinden yüz yıl sonra – yazılı bir kültüre sahip oldukları savını destekliyor.

Gerçek 19. Ermeni alfabesi İ.S. 405 yılında yaratıldı.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Ermeni kimliğinin en önemli unsurlarından biri de Ermeni dilidir. Ancak Ermenicenin kökeni hâlâ kesin olarak belirlenebilmiş değil. Bu, birçok eski dil için de geçerli. 19. yüzyılda başlayan bu konudaki ciddi bilimsel araştırmalar, Ermeniceyi, Hint-Avrupa dil ailesinin bir üyesi, ancak bu aile içinde kendine özgü ayrı bir dal olarak belirlemiştir. Dolayısıyla bugün Ermeniceye yakın akraba olan bir dil bulunmuyor; ancak İspanyolca ve Portekizce, ya da Rusça ve Lehçe ile uzak bir dil akrabalığı düşünülebilir.

Gerçek 18. Türkiye’nin bugünkü ekonomisi kısmen el konulmuş Ermeni mallarına dayanıyor.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Ermeni Soykırımı denilince akla ilk önce geniş çaplı toplu katliamlar gelir. Bu katliamlara ek olarak tehcir, ölüm yürüyüşleri ve genel anlamda ulusal kayba ilişkin anlatılar, Ermeni halkının kolektif belleğine ve bilincine kazınmış durumdadır.Oysa öykünün, son yıllarda giderek daha fazla gün ışığına çıkmakta olan bir de öbür yanı var. Ermenilerin geride bıraktıklarına ne oldu? Ailelerin evleri, bütünüyle köyler, masalar ve sandalyeler, tarlalar ve meyva bahçeleri, kitaplar ve giysiler, onlara ne oldu?

Gerçek 17. Ani, bin bir kiliseler kenti olarak bilinirdi.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek

Ermenistan’ın tarihinde on iki başkent vardır. Bu kadar çok sayıda yönetim merkezinin bulunmasında, Ermeni devletinin istikrarsız varlık koşullarının yanı sıra, bir dizi istila ve fetih rol oynamıştır. Ama bu aynı zamanda, her defasında krallıklar, prenslikler ve en sonunda da cumhuriyetler kurma konusunda sergilenen enerji ve girişilen çabaların da bir göstergesidir. Ermenistan’ın bütün başkentleri arasında, o dönemin en ünlü şehirlerinden biri olan Ani’nin çok özel bir yeri vardır.

Gerçek 16. Hindistan’da Ermeni mirasının geçmişi 16. yüzyıla uzanır.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Ermenistan’da İ.Ö. birinci yüzyılda bir Hint kolonisinin varlığına ilişkin kanıtlara rastlıyoruz. Hindistan’a kadar ilerleyen Büyük İskender ya da Pers hükümdarlarının emrinde görev yapan Ermeniler de en eski Ermeni-Hindistan bağlantısına işaret eden kaynaklardan birini oluşturuyor. İ.S. 8 yüzyılda, Hindistan’ın güneybatı kıyısına ticaret yapmak üzere yerleşen ve buradaki Hıristiyan nüfusun artmasına katkıda bulunan Tomas Cana adlı bir Ermeni’nin varlığı da biliniyor. Ancak Ermenilerin Hindistan’la ilişkisi daha somut bir şekilde 16. ve 17. yüzyıllarda ticaret yollarını Pers ülkesinden doğuya doğru genişleten Ermeni tüccarlar aracılığıyla kurulmuş.

Ermeni Geçmişlerini Öğrenen Türkler'in Sayısı Artıyor

Hoşgörünün giderek daha çok hakim olduğu bir ortamda ailelerinde Ermeniler olduğunu öğrenen Türkler’in sayısının arttığı görülüyor. 1900’lü yılların başında toplu göçe zorlanan binlerce Ermeni, İslam dinini kabul ederek diğer Ermeniler’in kaderini paylaşmaktan kurtulmuştu. Bazı Türk ailelerse Ermeni çocukları çatılarının altına alıp yetiştirmişti. Şimdi bu ailelerin sesi giderek daha çok duyuluyor.

‘İçimizdeki Ermeni’ ve kelimelerin tılsımlı gücü

Esra Yalazan / aesrayalazan /-@t24.com.tr
Üç kuşaktan otuz beş edebiyatçının bir şekilde içimizde yaşamayı sürdüren Ermenileri anlattığı yazıların buluştuğu ‘İçimizdeki Ermeni (1915-2015)’ başlıklı kitapta, şiirler, hikayeler, anlatılar, anılar, yakın zamanda yayınlanan romandan alıntılar ve görüşler yer alıyor. Projenin koordinatörü Yiğit Bener, “İnsana dair olanı dile getirmek, görünür kılmak, hissettirmek, düşündürtmek, belleğe işlemek açısından en güçlü kozlara sahip uğraşlardan birinin edebiyat olduğu bilinci var” diyor.

Ermeniler, Kürtlerden Özür Dilesin

İbrahim Halil Baran
Herkesin, Kürdistan’ı da içine alan ve siyasal gayesi olan bir tarih tezi vardır ama Kürtler’in yoktur. Üstelik son dönemde derin bir hümanizm zehirlemesi de yaşıyorlar; çünkü devletsizdirler. Devlet, içinde vicdan olmayan ortak aklı ifade ederken onlar özne bilinci olmayan bir milletin bireyleri olarak duygularına dayanıyorlar ve bu duyguyu yaygın bir kanaat haline getiriyorlar. Bu zehirlenme, hafızasızlığı tetiklediği için de ne geçmişte olup biteni hatırlıyorlar ne de söyledikleri şeylerin gelecekte onları nasıl etkileyebileceğini hesaplayabiliyorlar. Ermeni soykırımı konusunda yaşadığımız şey tam da bu. Kürtler, işlemedikleri bir suç için özür dileyip duruyor ve siyasal bir öngörüsüzlüğe kapılıp başkasının borcu için, alacaklılara ve haciz memurlarına kendi ev adreslerini tasdik ettiriyorlar. Ermeni soykırımı meselesinde hem Türkler’in suçuna kefil olmuşlar, hem hiç gereği yokken bu suça kendilerini ortak etmişler hem de Ermeniler’in avukatlığına soyunmuşlardır. Böylece özür dileyen de tazminata mahkûm olacak olan da yine kendileri olmuştur. Buna itiraz edilmelidir. (Buyurun, bu da başka bir Kürt HYETERT)

Sırpuhi Markaryan Kimdi?

1909'da Ermenice yazılmış bir mektup, önce Osmanlı Türkçesine çevrilir, sonra "Tanin" gazetesine yollanır. Mektubun alıcısı: Halide Edip, yazarı Sırpuhi Markaryan. Sırpuhi Markaryan. Mektubunda gerçek adını kullandıysa, çevirmen adının ve soyadının harflerini doğru çevirdiyse, matbaada bir baskı hatası olmadıysa adı bu. Sırpuhi Markaryan. 1909′un Mayıs ayında, Kadıköy’de, o yıllarda ilk kocasının adını kullanan Halide Salih’e (Halide Edip) bir mektup yazdı. Markaryan’ın mektubunu bitirmesi dört gün sürdü. Sonra bir çevirmen buldu. Ermenice yazdığı için metni Osmanlı Türkçesine tercüme ettirdi, Tanin gazetesine yolladı. Hepsi bu. Sırpuhi Markaryan hakkında bildiklerim 26 Mayıs 1909’da Tanin’de yayınlanan mektubuyla sınırlı.*

'Başbakanın açıklamaları Ermeni lobisine destek vermekte'

 Kerim Eflatun
Türkiye Kamu Çalışanları Konfederasyonu (Kamu-Sen) Elazığ İl Temsilcisi Kerim Eflatun 1915 Ermeni olaylarına ilişkin Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı açıklamaya tepki gösterdi. Eflatun yaptığı açıklamada, ”Başbakan’ın 1915 Ermeni olaylarına ilişkin tarihi ve bilimsel gerçekleri hiçe sayarak yaptığı ve Türk tarihine kara bir leke olarak geçecek olan açıklamasında, tehcirin insanlık dışı bir uygulama olduğuna dair vurgu yapılmıştır. Birinci Dünya Savaşı esnasında iki toplumun birbirini katletmemesi için gerçekleştirilen zorunlu yer değiştirme uygulamasını insanlık dışı olarak nitelemek; tarihi, geçmişin şartlarını göz ardı ederek bugünün penceresinden değerlendiren, bilim dışı bir yaklaşımdır.” dedi.

Ermeni Soykırımı 'nı tanıyan ülkeler – Liste

Meltem Özçelik
1915 olaylarını 'Ermeni Soykırımı' olarak tanıyan ülkeler Independent tarafından basınla paylaşıldı. Dünya haritası üzerinde yapılan görsellerle birlikte desteklenen haberde Ermeni Soykırımı 'nı tanıyan ülkeler yer aldı.

Tarsus, Erzurum ve Leman Hala

100LEŞME
Barış Dağlı, Tayfun Benol ve Uğur Şahin 100. yılında Ermeni soykırımı için yazdılar. Tarsus'tan, Erzurum'dan iki anı ve Leman Hala'nın hikayesi...

1915 ile ilgili ICTJ Raporu

Değerli Okurlar,
2003 yılında büyük elçi, yazar, milliyetçiliği tartışmasız rahmetli Gündüz Aktan önerisi ile Türk Ermeni Uzlaşma Komisyonu TARC (Turkish Armenian Reconciliation Commission) tarafından ABD’de Geçiş Hukuku Uluslararası Merkezine ICTJ  (International Center for Transitional Justice) hazırlatılan Soykırım sözleşmesinin XX. yüzyılın başında vuku bulan olaylara uygulanabilirliği konulu raporu konunun güncelliği ve konu ile ilgili çok önemli bir hukuki belge olması nedeniyle tekrar yayımlıyoruz. Raporda sözleşmenin geriye doğru uygulanamayacağı ancak uygulanabilseydi 1915 katliamının soykırım olduğunu belirtiyor.

İsrail Cumhurbaşkanı Rivlin: Ermeni halkı modern toplu cinayetin ilk kurbanıdır

İsrail'den flaş '1915' çıkışı. İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin, 1915 yılı olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili olarak, "Ermeni halkı modern toplu cinayetin ilk kurbanıdır" dedi.Cumhurbaşkanlığı Rezidansı'nda bir tören düzenleyen Rivlin, "Biz belli bir ülkeyi suçlamaya çalışmıyor, katliamın kurbanları ve korkunç sonuçları ile kendimizi özdeşleştirmeye çalışıyoruz" ifadesini kullandı.