AA muhabirine konuşan Büyükelçi Ünal, Kanada Ermeni
cemaatinden Başrahip Megrih Parikyan, eski Halep Başpiskoposu Suren Kataroyan
ile Kanada Ermenileri Ulusal Konseyi'nden bir grubun, yanlarına Kanada-Ermenistan
Parlamento Dostluk Grubu Üyesi Milletvekili Harold Albrecht ve Helene
Lavardiere'yi de alarak Federal Parlamento binasında basın toplantısı
düzenlediklerini söyledi. Toplantı sırasında beyan edilmemesine rağmen, Horizon
Weekly'de yayımlanan haberde, Suriye'nin Deyrizor kentindeki bir Ermeni
kilisesine saldıran IŞİD militanlarının, bunu Türkiye'den yardım alarak
yaptıklarına ilişkin ifadeler bulunduğunu anlatan Büyükelçi Ünal, şunları
kaydetti:"Haberde adı geçen milletvekilleriyle derhal temasa geçip,
ülkemizin IŞİD teröründen mağdur olan ülkelerden olduğunu ve Türkiye'nin IŞİD'e
yardım etmesinin söz konusu dahi olamayacağını anlattık. Milletvekili Harold
Albrecht, kendisinin bu şekilde bir açıklaması olmadığını söyledi. Diplomasi
camiasında etkili olan Embassy isimli gazetede yayımlanan detaylı bir beyanatla
söz konusu yayını yalanladı. Horizon Weekly ise ne bizim ne de Harold
Albrecht'in açıklama taleplerine cevap verdi."
1915 soykırımı, Ermenileri kim temsil edebilir?
1915 soykırımına ilişkin Türkiye'den talepleri konusunda Ermenileri kimin temsil edebileceğini belirlemek gerekiyor: Ermenistan Cumhuriyeti mi, hukuksal bir kişiliği olmayan Ermeni diasporası mı, yoksa Ermenistan ve diasporada bulunan soykırımın kurbanlarının torunları mı?...Bir devletin erga omnes, yani uluslararası hukuk düzeninin tüm kişilerine karşı uyulması gereken bir yükümlülüğü ihlal etmesi halinde durum değişir. Bir devlet bir soykırımın kendisine yasal, aşikar, dini ya da etnik bir şekilde bağlı mağdurlarını koruma hakkına sahiptir. Bu bağ Ermenistan için mevcuttur. Mağdurlar Osmanlı Ermenileriydi, yani Ermenice konuşan, yazan, Ermeni okulları, kültürü, kiliseleri, manastırları, evleri ve binaları olan insanlardı...Ermenistan 1915'te işlenen suçun mağdurlarına etnik, dini, dilsel ve kültürel etkin bir bağla bağlıdır. Üstelik soykırım kurbanlarının mirasçılarının pek çoğu Ermeni vatandaşıdır. Dolayısıyla Uluslararası hukuk komisyonu taslağının 42 ve 48. maddelerine göre Ermenistan dava ehliyeti için gerekli niteliklere sahiptir. Bu hukuki süreç ancak resmi bir makam tarafından başlatılabilir, yani Ermenistan devleti tarafından.
Ermeniler ve liberaller
Hadi Uluengin -
Taraf
Başta Etyen Mahçupyan ve Markar Esayan olmak üzere Hay
aidiyetten bazı aydınlar iktidara hâlâ prim vermeye devam eden diğer özgürlükçü
kesim içinde yer alıyorlar. Üstelik Mahçupyan kendisine önerilen başbakanlık
danışmanlığını da kabul etti…Burada konuya pragmatik bakmak zorunda olduğum
için de, bana göre çok iyi yaptı…Tamam da, bu çelişki bazılarının yaptığı gibi
“adama bak, Ermeni olmasına rağmen hükümeti ve Erdoğan’ı destekliyor” türünden
bir suçlamaya asla ve asla hak kazandırmaz. Başka bir deyişle, AKP’ye yakın
duran Hay kökenli entelektüelleri şimdi de sözüm ona “siyaseten doğrucu” ve
zahiren “pro-Ermeni” bir yaklaşımla; yani o kökeni referans alarak kınamaya
kalkışmak ucuz ve basit demagojinin dik âlâsı olmaktan öteye gitmez ve gidemez.
Gidemez, çünkü kendisine muhalif Kürtleri hain anlamındaki “çaş” kelimesiyle
tanımlayan bir PKK’yı hatırlatacak biçimde, yukarıdaki aydınların da
“Ermeniliğe ihanet ettiği” çağrışımını yaratmak ne liberallikle, ne
özgürlükçülükle, ne de demokratlıkla bağdaşır. (İzin verin de hiç olmazsa hainlerimize -hamiliğimizi bırakıp vasiliğimize
soyunan- sosyalist, liberal akademisyen
ve yazarlar değil Ermeni halkı karar versin. HYETERT)
Hesap Sormadığımız Her Soykırım, Bir Sonrakinin Ayak Sesleridir
Zeynep Tozduman
Öncelikle ülkemde yaşatılan Ermeni- Süryani- Rum- Ezidi ve
Kızılbaş soykırımlarından başlayarak, tüm dünyada soykırım yaşayan halklara ve
inançlara yapılan insanlık suçlarını kınadığımı bir kez daha deklere etmek
istiyorum.... Dünya bu gün Radikal İslami ve Etno-dinsel soykırımları ciddi
ciddi sorgulamaya başlamış gibi görünüyor. Radikal İslam şeriatına inanan İŞİD,
yine Sünni İslam inancına sahip Kürt halkını vurunca ancak, radikal İslam
sorgulanmaya başladı. Bu sorgulamayı
İŞİD’in son olarak Kobane'de uyguladığı vahşete karşı direnen Kürt halkına
yardım etmek için dünya ezilen ve soykırım yaşayan halkların desteğinde de
görüyoruz. Bu gün Kobane'de, dört parçadaki Kürtler ve Kızılbaşlar başta olmak
üzere (1915'de ataları özellikle Kürtler ve Türkler tarafından katledilen)
Ermeni, Süryani, Ezidilerin yanı sıra Alman, İsveç, Amerikan, Afganistan,
İsviçre, Fransa ve İngiltere'den gerilla olarak Kobane'ye gelen, milis gücü
olarak İŞİD ile savaşanlar bir çığ gibi büyümektedir.Kobane'de Kürt halkıyla
birlikte direnen dünya halklarını, bu yazımda bir kez daha selamlıyorum ama
özellikle Ermeni ve Süryani halkının gerillalarını çok daha fazla değerli
buluyorum... 1915’de soykırımı yaşayan halkların Kobane’deki Kürt halkına ilk
yardıma koşması sizce bir tesadüf müdür?
Hundreds Take Part in Groundbreaking Ceremony of the Armenian Church of Las Vegas
More than 400 people participated in the Groundbreaking
ceremony of the church building of the Armenian Church. The vision of hard
working Armenian-American community of Las Vegas was realized on November 1st
2014 with the groundbreaking ceremony for a new church in the heart of the
community.
Appalling silence over Turkey’s 1915 genocide against Armenians
By: Geoffrey Robertson
Armenians bring flowers to a Yerevan memorial marking the
genocide launched by Turkey on April 24, 2015, on the eve of the Gallipoli
landings. Source: AFP. JUST before the invasion of Pol¬and, Adolf Hitler urged his
generals to show no mercy towards its people — there would be no retribution
because “after all, who now remembers the annihilation of the Armenians?” As the centenary of the Armenian genocide approaches — it
began on April 24, 1915, the night before the Gallipoli landing, with the
rounding up and subsequent “disappearance” of intellectuals and community
leaders — remembrance of the destruction of more than half of the Armenian
people is more important than ever.
Etyen'in Cumhuriyet'i nasıl olacak
Zaman Gazetesi’nde yıllarca Türklükle Müslümanlığı
ayırmaya çalışan, artık Müslümanların Türk kimliğine ihtiyacı olmadığını dahi
anlatan Mahçupyan’ın “soykırım” iftiraları hakkındaki görüşlerini bilmeyenimiz
yok gibi. Yine de bazı söyleşi ve yazılarından rastgele seçtiğimiz şu
örneklerle hatırlatalım:18 Nisan 2010-Taraf : Eğer Türkiye dünya kamuoyu
vicdanında suçlu olmasaydı, bu yasalar parlamentolara zaten hiçbir biçimde
gelemezdi... Dünya parlamentolarındaki soykırım kararlarına Türkiye’nin
itirazının da belirli bir belkemiği bulunmuyor... On yıllar boyunca “böyle bir
şey olmadı” söylemine tutunan Türkiye, oradan “soykırım denemez” cümlesine ve nihayet
bugün “size düşmez” tavrına gelmiş gözüküyor, ama maalesef bu yeni konumun
inandırıcılığı yok, çünkü devletin yurtiçinde hiçbir gerçek yüzleşmeye hazır
olmadığı açık…(Gül, Erdoğan, Davutoğlu’nun savuna geldiği konunun tarihçilere
bırakılması konusunda) : Türkiye’nin önermiş olduğu “tarih komisyonunun” da
fazla bir inandırıcılığı yok. Konunun tarihçilere bırakılması gerektiği tezi
anlamlı değil, çünkü konu zaten doksan yıldır tarihçilere bırakılmış durumda ve
Türkiye bu bilgi birikiminin gereğini yapmıyor. Dolayısıyla Türkiye’nin asıl
istediğinin konunun tarihçilere bırakılması değil, “makbul” tarihçilere
bırakılması olduğu anlaşılıyor. Buna göre birbiriyle hiç uyuşmayacak
tarihçilerden oluşan bir komisyon kurulacak ve o komisyonda ortak bir görüşe varılamadığı
için de tarihsel gerçeğin ‘belirsiz’ olduğu savunulacak. Bunun akademik dünyada
mizahi bir vaka olarak karşılanacağını ve Türkiye’ye leke süreceği bile idrak
edilemiyor... (Hadi aslanlar siz cevap verin. HYETERT)
Rima Elkouri: Kulenin Ardında Saklanan Fil
« Hapsedip boyun eğdirebileceklerini zannediyorlar.
Yapamayacaklar.» Bu kelimeler, 1 Ocak 2014 tarihinden beri hapis yatan,
Türkiye’nin ünlü Ermeni entelektüellerinden Sevan Nişanyan’ın yazdığı bir
mektuptan alıntı. Siyasi tutuklu olarak görülen yazarla dayanışmak için yakın
zamanda İstanbul’da düzenlenen gecede, bu mektubu kendinden emin bir şekilde
okuyan, 14 yaşındaki oğlu Tavit oldu.
Marx'ta hayat yok!
Sevan Nışanyan
Aristokrasi ile feodalizm apayrı iki kavram. Marx (ve
genelde 1848 devrimcileri) ikisini kasıtlı olarak karıştırır. Aristokrasi:
merkezi elitin irsi bir zümrenin elinde olması. Türkiye'de bunun zerresi
görülmedi. Feodalizm: taşrada merkezi devletten nispeten bağımsız yerel
beylerin hüküm sürmesi. Osmanlı devletinin zayıfladığı dönemde, taşrada by
default böyle unsurlar ortaya çıktı. Kürt, Arap, Arnavut vb. bölgeleri dışında
pek organize bir yapıya kavuşamadılar. Tanzimatla başlayan ve Cumhuriyetle
devam eden süreçte devlet teşkilatı güçlendirilince silinip gittiler. Silinmeleri
iyi mi oldu, kötü mü oldu, emin olamıyorum.
Osmanlı Romanında Gayrimüslim Kadınlar
XIX. yüzyıl sonlarında Batılı kadınlar, Osmanlı hayatının
her an rastlanan bir parçası değildirler. Bu yüzden aşk ve şehvet konularında
onların yerini sık sık Osmanlı gayrimüslim kadınlar alır. Bunlar Osmanlı
romanına örnek bir aşk öznesi olmaktan çok, Batı ahlaki çöküntüsünün uzantısı,
şehvet nesneleri olarak sokulmuşlardır. Özel durumlarda (Ahmet Mithat
Efendi’nin Henüz Onyedi Yaşında’ sında olduğu gibi), genç bir Rum kızıyla genç
bir Müslüman erkek arasında temiz bir aşk doğunca da, bunun önüne dini engeller
çıkar.
The Many Truths Of The Middle East
HaroutEkmanian, a Syrian-Armenian journalist, will be the guest of the USC Institute of Armenian Studies at a lunchtime conversation to be held on Wednesday, November 12, 2014, at 12 pm at the Tutor Campus Center (TCC) 450 Forum, on campus. Entitled “The Many Truths of the Middle East,”Harout will speak about the difficult task facing anyone studying the modern Middle East, at any time, and especially now, as violence rages across borders and among communities who have forged bonds and lived together in the same state for decades or centuries. USC Professor Sandy Tolan, a journalist who teaches at the USC Annenberg School for Communication and Journalism, will be guiding the discussion.
Mehmet Eymür: MİT'ten Hiram Abas ile Alaattin Çakıcı Ermenileri öldürdü!
Arzu
Yıldız
MİT''in
faili meçhul davasına gönderdiği Eymür'ün ifadesi… ASALA'ya yönelik" MİT
operasyonlarından söz ederken teşkilatın Alaattin Çakıcı ile temas kurduğunu
belirten Eymür, bu ilişkiyi "Gerek
Ermeni-ASALA faaliyetleri sırasında, gerekse PKK faaliyetleri ile ilgili yurt
dışı çalışmalarda ihtiyacımız vardı. Normal adamlara yaptırmak mümkün değil.
Vurucu kırıcı adamlara ihtiyacımız var" sözleriyle gerekçelendiriyor… Hiram
Abas'ın Alaattin Çakıcı ile birlikte "Beyrut'ta Ermenileri
öldürdüğünü" de aktarıyor. Eymür, ifadesinin bu bölümünde Çakıcı için,
"Atina’da Agop Agopyan’ı bu öldürdü ve Beyrut’ta Hiram Bey ile Ermenileri
öldürmüş" diyor… Daveti üzerine gittiği Semra Özal'ın, "kızı Zeynep
Özal'ın etrafı Ermeni dolu bir davulcuya kapılmasından" yakındığını
"Acaba Ermenilerle bir tertip içine mi giriyoruz" diye sorduğunu ve istihbarat istediğini" aktaran Mehmet
Eymür, daha sonra "Kızınızı çekmeniz lazım bu muhitten" yolunda görüş
ilettiğini anlatıyor.
Azınlıkların TEOG beklentisi
Hazırlayan: Nuran Çakmakçı
Ermeniler kendi dillerinde din sınavı, Rumlar ise
muafiyet istiyor. 1 okul hariç Museviler yine muaf tutulacak… Ermeni ve Rum okulları ise bakanlığa TEOG din
kültürü sınavları için farklı önerilerde bulundu. 8’inci sınıf öğrenci sayısı
200 olan Ermeni okullarının önerisi, din sınavının ya Ermenice yapılması ya da
kendi öğretmenlerinin okulda yaptığı sınavlardan birinin TEOG puanı olarak
hesaplanması. 8’inci sınıf toplam öğrenci sayısı 16-18 arasında değişen Rum
okulları ise din dersinden muafiyet isterken, öğrencilerinin puan olarak
olumsuz etkilenmemesini, tam puan verilmesini öneriyor. Rum okulları ayrıca
matematik ile fen ve teknoloji derslerini de Rumca işlediği için öğrencilerinin
bu derslerden de muaf olmasını istiyor ancak bu konuda çok umutlu değiller. Bu
yıl için öncelikleri öğrencilerinin din kültürü sınavından muaf olması ve puan
kaybı yaşamaması.
Armenians and Armenian Photographers in the Ottoman Empire
Curator’s Choice #16: Julia Grimes From The Getty Research
Institute
Julia Grimes, research assistant at the Getty Research
Institute, introduces a fascinating selection of images from the Pierre de
Gigord Collection detailing Armenian life in the 19th-century Ottoman Empire,
many from the studio of Armenian photographers Pascal Sebah and the Abdullah
Frères. Benefiting from the continued generosity of French
photograph collector Pierre de Gigord, the Getty Research Institute (GRI) has
assembled an extensive collection of images documenting the 19th-century
Ottoman Empire, specifically the area which we know now as Turkey.
1915-22 yılları arasında New York Times gazetesinde yayınlanan haberlerin derlemesi III-IV-V
Ermeni Kadınlar
Açık Artırmayla Satılıyor - 29 Eylül 1915
Bernstorff Şimdi de Kabahati Ermenilere Buluyor - 28
Eylül 1915
Ermenilere Yapılan Korkunç Muamele Doğrulandı - 27 Eylül
1915
Misyon Heyeti Çağrı Yapıyor - 25 Eylül 1915
Ermenistan Yok Olma Tehdidi Altında - 25 Eylül 1915
500.000 Ermeni’nin Yok Edildiği Bildiriliyor - 23 Eylül
1915
Bryce Ermenistan’a Yardım Etmemizi İstiyor - 21 Eylül 1915
Misyonlar Heyetine Türklerin Yaptığı Vahşet Aktarıldı -
17 Eylül 1915
Ermenistan Can Veriyor - 17 Eylül 1915
Morgenthau’a Cevap Olarak Ermenileri Astılar - 16 Eylül
1915
Patrikliğin Resmi Sitesi Hizmete Girdi
Türkiye Ermenileri Patrikliği’nin resmi haberlerini
yayınlamak için kullanılan www.lraper.org sayfası, son zamanlarda teknik
sorunlar nedeniyle güncellenmesi imkânsız hale gelmişti. Bu nedenle, Patrik
Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan’ın talimatı ile yeni bir web sitesi
hazırlama çalışmaları başladı. Uzun süren çalışmalar neticesinde Patriklik
Makamı’nın güncel yeni internet sayfası www.turkiyeermenileripatrikligi.org
hazırlandı.
Turkishny tarafından yayımlanan Menendez, Rum ve Ermeni Lobilerini Hayal Kırıklığına Uğrattı başlıklı haber gerçeği yansıtmıyor
Aşağıda ilettiğiniz makalelerden New Jersey Senatörü Robert
Bob Menendez'in (Demokrat) geçtiğimiz Salı günü ABD'de yapılan senato ara seçimlerini kaybettiğine
dair haber, gerçek dışıdır. Zira Robert Menendez 2014 seçimlerinde seçime dahi katılmamış,
son 2012 seçimlerinde New Jersey'den senatör seçilmiş olup 2018 yılına kadar NJ senetörüdür. http://hyetert.blogspot.com.tr/2014/11/menendez-rum-ve-ermeni-lobilerini-hayal.html
Ermeni Soykırımına ilişkin Danimarka arşivlerinden görgü tanığı kayıtları: Digin Versjin
İzleyen metin Danimarkalı misyoner kuruluşu Kadın
Misyoner Çalışanlar (Kvindelige Missions Arbejdere; KMA) (2) arşivinde
Danimarka dilinde bulunan Uygulama Defterindeki el yazması kayıtlardır. Tatbik Defteri hepsi I. Dünya
Savaşı ve Ermeni Soykırımı esnasında veya hemen sonra, Danimarkalı KMA’nın
Anadolu-Osmanlı İmparatorluğunda Mezre’deki (Mamüret-ül Aziz, Elâzığ) misyoneri
Karen Marie Petersen’in yazıya döktüğü, olaylardan sağ kurtulan diğer kimi
itirafların kayıtlarını içermektedir; el yazması örneğin imzalı mektuplar ve
kartpostallarla bir bütünlüğe kavuşmaktadır. Bu kayıtların çoğu burada
yayımlanacaktır.
ՕՐԷՆՔ, ԵԿԵՂԵՑԻ ԵՒ ՄԵՆՔ
Կասկած չկայ մեր մտքին
մէջ որ Մխիթար Գօշի մօտեցումը արդար արտայայտութիւնն է իր կրօնաւորական կեանքին, որուն
ակունքն է Աստուածաշունչը: Նման հայեցակէտ կը տիրապետէր նաեւ հին եբրայական իրաւաբանական
կեանքին մէջ, ուր դատաւորները կը կոչուէին «Աստուծոյ մարդիկ» տիտղոսով: Ահաւասիկ ելլելով
այս սկզբունքէն, Մխիթար Գօշ կ'ուզէ որ դատաւորները ըլլան մաքուր անձնաւորութիւններ,
օժտուած մտաւոր եւ բարոյական բարձր յատկութիւններով. «պարտ է դատաւորին հմուտ լինել
եւ քաջուսումն, եւ հանճարեղ, եւ գիտուն Սուրբ գրոց եւ ամենայն մարդկային իրաց: Զի անսխալ
զդատաստանն առնիցէ: Պիտոյ է եւ կատարեալ գոլ հասակաւն, եւ ուշիմ, մտաւոր եւ զգաստ,
զի մի' յոչ իմանալոյ ի հարկէ սխալանս գործիցէ » (նախդ. Գլ. Ե. Էջ 26):






