Etiketler

1915 ile ilgili ICTJ Raporu

Değerli Okurlar,
2003 yılında büyük elçi, yazar, milliyetçiliği tartışmasız rahmetli Gündüz Aktan önerisi ile Türk Ermeni Uzlaşma Komisyonu TARC (Turkish Armenian Reconciliation Commission) tarafından ABD’de Geçiş Hukuku Uluslararası Merkezine ICTJ  (International Center for Transitional Justice) hazırlatılan Soykırım sözleşmesinin XX. yüzyılın başında vuku bulan olaylara uygulanabilirliği konulu raporu konunun güncelliği ve konu ile ilgili çok önemli bir hukuki belge olması nedeniyle tekrar yayımlıyoruz. Raporda sözleşmenin geriye doğru uygulanamayacağı ancak uygulanabilseydi 1915 katliamının soykırım olduğunu belirtiyor.

İsrail Cumhurbaşkanı Rivlin: Ermeni halkı modern toplu cinayetin ilk kurbanıdır

İsrail'den flaş '1915' çıkışı. İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin, 1915 yılı olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili olarak, "Ermeni halkı modern toplu cinayetin ilk kurbanıdır" dedi.Cumhurbaşkanlığı Rezidansı'nda bir tören düzenleyen Rivlin, "Biz belli bir ülkeyi suçlamaya çalışmıyor, katliamın kurbanları ve korkunç sonuçları ile kendimizi özdeşleştirmeye çalışıyoruz" ifadesini kullandı.

1915 SURYANİ VE ERMENİ SOYKIRIMI 1-2-3

Gabar Çiyan / info@tigrishaber.com
Asuri (Suryani-Kidani) ve Ermeni soykırımı üzerinden tam 100 yıl geçti. İttihat ve Terakki hükümetinin, soykırımın planlanması ve uygulanmasındaki rolü biliniyor. Pan nasyonalistlerin planı, ülkede tek ırk, tek inanış ve tek dilin mutlak hakimiyetini sağlamaktı. İktidarı ele geçildikten sonra, dünyadaki savaş, içteki çok kültürlüğü ortadan kaldırmak için fırsat doğurmuştu. Müttefik olduğu Almanya sesiz kaldı. Değişik planlarla kıyım, göçertilme ve talan devreye girmiş oldu. 1.5 milyon insan öldü. Bazı Kürt aşiretleri, kişisel ve aşiretsel çıkarları için iktidarın kirli oyununa alet olduklarını unutulmamalı.

1915'e dair kişisel hikâyem

Rasim Ozan Kütahyalı
Fakat "1915'te bir soykırım yaşanmıştır" diye iddia eden hiçbir eser okumamama rağmen, "Biz Türk tarafını tutan" eserlerde de esasen başka şeyler olduğunu hissetmeye başlamıştım. Çoğu zaman bu meseleye ilişkin yazılanlar "Hiçbir şey olmadı"dan başlıyor, "Katliamlar karşılıklı oldu" çizgisine doğru geliyor, son olarak da "Evet oldu, bunlar yapıldı ama olmak zorundaydı" noktasında nihayetleniyordu. İşte bu noktada beynim ve kalbim bu tezleri sorgulamaya başladı. Bir Türk olarak "Evet, katliam yaptık ama haklıydık" diye özetlenebilecek görüşe onay vermem düpedüz alçaklık ve ahlaksızlık olurdu...Yarın bu öyküye devam edeceğim...

Türk Hackerler Ermenistan Resmi Sitelerini Çökertti

Turkhackteam, Ermenistan'a ait bazı resmi internet sitelerine siber saldırıda bulundu… "Siber saldırı yapan grubun yaptığı yazılı açıklamasında şu ifadeler yer aldı: "Sözde Ermeni soykırım iddiaları devam ettiği sürece siber saldırılara devam edeceğiz. Soykırımı kabul ettiğini beyan eden başta Almanya ve Avusturya olmak üzere; soykırımı kabul edecek diğer devlet sitelerine olan siber saldırılarımız artarak devam edecektir"

Aram Ateşyan kimdir

Ermeni Patrik Genel Vekili Başpiskoposu Aram Ateşyan kimdir? Aram Ateşyan, vaftiz adı Artin Ateş, 1 Ocak 1954’te Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde doğdu. Silvanlı Manug Aziz ile Liceli Verkine’nin altı çocuğundan sonuncusu olan Ateşyan, Diyarbakır’ın dillere destan Surp Giragos Kilisesi’nde, yörenin efsaneleşen papazı Der Arsen (Movsesyan) tarafından vaftiz edildi.

Behçet’in İçinde Yaşayan Aram

100LEŞME / Vecdi Erbay
Aram Haçikyan, korkunun mutsuz ettiği Ermenilerden sadece biri. Tehcirden, soykırımdan, yurtsuzluktan kurtulmuş olsa da, korkunun mutsuz ettiği bir ruhla, Behçet Şayan adıyla yaşadı yıllarca. “Bir yandan Fresno’daydık, bir yandan hiçbir yerde. Ölüm içimizden birini yakalamadığı, biz de onu gömüp orada yattığını bilmediğimiz sürece nasıl herhangi bir yere ait olabilirdik ki?” Bu satırların yazarı William Saroyan, Bitlis’ten Amerika’ya göç etmiş, Kaliforniya eyaletinin Fresno kasabasına yerleşmiş Ermeni bir ailenin orada doğan ilk çocuğudur.
(Aram Haçikyan)

Soykırımını tanımayan Obama’nın kararına karikatür protestosu

Amerikan basınında ABD başkanı Barack Obama’nın Ermeni Soykırımını tanımama sonrasında eleştirel karikatürler yer aldı. Glendale News-Press’ te yayımlanan Bert Ring’in karikatüründe Barack Obama ve Papa Franciscus yer almakta. Obama, Papa ve Kongre üyesi Adam Schiff’in Ermeni Soykırımını tanımasından rahatsızlığını ifade etmekte.

Ermeni meselesi üzerine yedi tez

Ahmet Hakan
TEZ BİR : Emperyalistler " soykırım " diye tutturuyorsa... En büyük " emperyalist " ABD, neden " soykırım " sözcüğünü kullanmak yerine olayı ince bel ve gerdan kırışlarıyla geçiştirmeye çalışıyor ? Niye " soykırım " demiyor ?*
TEZ İKİ : Ermeni çetelerinin saldırısı söz konusu olduysa ve bütün sorun bundan çıktıysa... Bütün bir Ermeni toplumunu tehcire tabi tutup Ermeni kırımına yol açmak da neyin nesi ?
Çetelerin günahı, neden günahsız Ermenilerden çıkarıldı?*
TEZ ÜÇ : Biz neden tehcire ve kırıma yol açan İttihatçıları dede bellemek yerine... Ermenileri koruyup kollayan Vali Reşit Bey'leri, " Allah'tan korkarım " diyen Vali Mehmet Celal Bey'leri, " Dinime uymaz " diyen Mutasarrıf Faik Ali Bey'leri kendimize dede bellemiyoruz ki ? Neden " Bizim asıl dedelerimiz bunlardır " diye haykırmıyoruz ki ?

Gerçek 15. Kardinal XV. Grigor Petros Agagianian 1958 ve 1963’te papalık için aday olmuştu.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Ermeni halkının çeşitliliğinin bir göstergesi de Vatikan tarafından resmen tanınmış olan bir Ermeni Katolik Kilisesi’sinin varlığıdır. Ermeni Katolik geleneğinin en ünlü din adamlarından biri de, Roma Katolik Kilisesi’nde Kardinalliğe kadar yükselmiş olan Grigor Agagianian’dır (Krikor Aghajanian).

Gerçek 14. Ağrı (Ararat) Dağı Ermeni halkının ulusal simgesidir.

Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yılı anısına 100 Yıl, 100 Gerçek


Bütün Ermenilerin duygu olarak üzerinde birleştiği, bir bakışta tanınan birkaç ulusal simge vardır ve Ağrı (Ararat) Dağı bunların en başında yer alanlardan biridir. Bu, en azından, Rusya’nın Kafkaslarda ilerleyerek bölgenin bu yüksek dağını (dağın iki tepesinden 5.137 metreye ulaşan daha yüksek olanı) ülkenin resmi topoğrafyasının bir parçası kıldığı tarihten bu yana, yani son iki yüzyıldır böyledir.

Müslümanlaştırılmış bir Ermeni'nin kimlik arayışı

Beril Eski
Selim Akdaş henüz 24 yaşında. Batman'ın Sason ilçesinde bir Kürt olarak doğup büyümüş. Selim, 16 yaşında Ermeni olduğunu öğrenmiş… Selim'in kimlik arayışında bugünkü durağı Ermenistan olmuş. Son yedi aydır Ermenistan'da yaşıyor, burada Ermenice öğreniyor ve Ermeni kimliğini daha yakından tanımaya çalışıyor… Selim ailesinin korktuğunu, Sason'da kalabilmek için ailesinin Müslüman olduğunu ve Ermeniliklerini gizlediğini söylüyor. Peki 1915'i yaşamış, köylerinden edilmiş, kızlarını vermek ve Müslüman olmak zorunda bırakılan bir aile. Neden kalmakta ısrar ediyorlar? Selim'in yanıtı "Topraklarından vazgeçmek istemedikleri için" oluyor. "Sen onları anlayabiliyor musun?" diye soruyorum. "Ermenistan'a geldikten sonra anlayabiliyorum" diyor, "Buradaki akrabalarımı gördükten sonra, onlarla konuştukça daha iyi anlıyorum. Benimle konuştuklarında ağlıyorlar..."

85 Yaşındaki Ermeni Eşini Çok Özlüyor

 Ermenilerin Diyarbakır'ı terk etmesi sırasında, Bayzar Alata ile kentte kalmayı tercih eden ve 65 yıl sonra resmi nikah kıydığı eşini ise 2 ay sonra kaybeden Sarkiz Eken, "65 yıl beraber yaşadık. Hayat arkadaşımdı. Onu çok özledim" dedi. 140 yıl önce yapılan sayıma göre, 8 bin civarında Ermeni’nin yaşadığı Diyarbakır’da, 1915 olaylarından sonra birçok Ermeni ya hayatını kaybetti, ya da kenti terk etti.

Ermeni soykırımıyla ilgili Dan Bilzerian'dan şaşırtan yorum!

ABD'li ünlü poker oyuncusu Dan Bilzerian, sözde ermeni soykırımına ilişkin olarak şaşırtan bir yorum yaptı.Bilzerian ''Bugün Ermeni Soykırımı'nın 100. yıldönümü. Türk devleti 1.500.000 Ermeni'yi katletti, Bilzerian ailesinin de yarısını. Bugün hala, bu soykırımı kabul etmiyorlar. Bu, Alman holocaustunu engelleyebilecek bir farkındalık yaratabilirdi. Bundan dolayı Türklerden nefret etmiyorum çünkü sorumlu olanların hiçbiri hayatta bile değil, fakat tarih kendini tekrar edebilir, bu yüzden Türk hükümeti bunun gerçekleştiğini kabul etmeli. Bunu söylemişken, etnik köken, din, ya da nerede doğduğundan gurur duymaya inanmıyorum, çünkü bunlar kontrol edebileceğin şeyler değil. Bir insan olarak kendinden, başardığın şeylerden, başkaları için yaptıklarından, ve hayatındaki engelleri nasıl aştığından gurur duymalısınız. Şüphe etmeden kendisi olmak için özgürlüğü takdir ve takip eden tüm insanlara, askerlere ve gazilere.'' dedi.

Yes, the Slaughter of the Armenians Was Genocide

The Turkish government may not want to admit it, but the murder and removal of millions of Armenians was genocide.
Genocide is not the murder of people but the murder of a people.
In his first publication using the term he had coined, the lawyer Raphael Lemkin explained, “The practice of extermination of nations and ethnic groups as carried out by the invaders [the Nazis] is called by the author ‘genocide,’ a term deriving from the Greek word genos (tribe, race) and the Latin cide (by way of analogy, see homicide, fratricide).

Hortlak Hikayesi, "Üstün Biz" ve Ada

100LEŞME
Yıldız Tar, Tuğçe Erçetin ve Özgür Kaymak 100. yılında Ermeni soykırımı için yazdılar. Yıldız Tar Elazığ'da definecilerin ne aradığını anlattı, Tuğçe Erçetin ve Özgür Kaymak ise akedemik araştırmalarına nasıl karar verdiklerini...

Obama’ya açık mektup: Çok büyük ayıp ettiniz!

Taner Akçam
24 Nisan’da soykırım kelimesini kullanmayarak, sadece Ermenileri hayal kırıklığına uğratmadınız, bu topraklara demokrasinin ve insan haklarına saygının egemen olmasını isteyen Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Türkiye insanına da çok büyük ayıp ettiniz. Ama sorun aslında daha derinlerde; ortadaki bilerek oynadığınız bir komedi var ve ben bir Türk olarak bu komediden utanıyorum. Her yıl 24 Nisan beyanlarınızın biz Türklerle alay etmek anlamına geldiğini biliyorsunuz değil mi? “Düşüncelerimi değiştirmedim”, diyerek 1915’in soykırım olduğunu söylüyorsunuz. Sonra da bu kelimeyi kullanmayarak Türk hükümet yetkililerini sevindiriyorsunuz. Bunun bir tuhaflık, bir oyun olduğunun siz de farkındasınız değil mi? Ben kendi adıma bu devletin başında “istersen anama küfret ama soykırım kelimesini kullanma” diyen birtakım tuhaf yaratıkların bulunmasından utanıyorum.

Prof. Ayhan Aktar: Hem tehcir, hem soykırım

Prof. Dr. Ayhan Aktar, 1915'te yaşananların soykırım mı, tehcir mi olduğuna yönelik tartışmalarla ilgili, "Bunları kesin hatlarla birbirinden ayırmak aslında zor. Bana kalırsa Bursa, Eskişehir ve Adapazarı’nda tehcir oldu. Yani insanlar vagonlara dolduruldu ve doğdukları yerleri terk etmeye zorlandı. Ancak aynı şeyi Erzurum, Muş ve Diyarbakır için söyleyemem. Orada soykırım oldu. Evlerinden çıkıp, kafileler halinde yola düzüldüler, ondan sonra Diyarbakır Valisi Dr. Reşit Bey’in örgütlediği Ramanlı Aşireti’nin mensupları ve yerel unsurlar tarafından katledildiler. Dolayısıyla Batı’da olanla Doğu’da olan aynı şey değildir" dedi. 1915 tarihinde Ermenilerin isyan ettiği iddialarıyla ilgili, "20. yüzyılın ilk ‘psikolojik operasyonu’ belki de ‘Ermeniler isyan ediyor’ palavrasıdır" diyen Aktar, Taraf gazetesinden Tunca Öğreten'e şöyle konuştu;

Menavorig'in Son Opereti: SONSUZ YAS...

Sait Çetinoğlu
Sürekli Onu savunmasız bırakan koşullarla karşı karşıya kaldığı, elim  olayların arka arkaya gelip kenetlenmiş  sıkı bir zincir şeklinde oluşan bir yaşam sürecinde, Sürekli Menavorig/kimsesiz Gomidas Vartabed'in ızdırap eşliğindeki yaşamını[i] üç yetimlik dönemine ayırabiliriz: Biyolojik Yetimlik; annesini ve babasını kaybettiği dönem. Ruhani yetimlik Gatoğigos IV. Kevork ve Ermeni Ulusunun babası Gatoğigos Khirimyan Hayrig'in ölümü. Ebedi yetimlik, Soykırım, sinesinde eridiği Ermeni Ulusunun ölümü.

Ermeni Soykırımı Konferansı Boğaziçi Üniversitesi’nde yapıldı

Michigan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Profesör Doktor Fatma Müge Göçek, yüzyıl önce soykırıma giden süreçteki algıyı anlattı. Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Profesör Doktor Ayhan Aktar da ‘ortak acı’ vurgusunun 1918’den beri süregeldiğini söyledi. Utrecht Üniversitesi Öğretim Görevlisi Profesör Doktor Uğur Ümit Üngör, ‘Türkiye’de azınlık olarak yaşamak istemezdim’ dedi. Tarih vakfı başkanı ve Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doçent Doktor Bülent Bilmez, devlet kademelerinde inkar politikasının her zaman olduğunu ancak tartışmaların giderek seviyesizleştiğini söyledi.