Melih
Altınok melih.altinok@tg.com.tr
Tarih,
insan olma serüvenimizin ara rejimleri soykırımlarla dolu. Bu kavramın
“tanınması” elbette daha eskilere dayansa da yüzlerce yıllık medeniyet tarihi
düşünülünce “tanımının” yapılması henüz yeni sayılır... İçinde bulunduğumuz
politik atmosfere bir bakın. Allah korusun olası bir iç çatışma ortamında bence
pekâlâ soykırım kapsamına girecek suçların hedefindekilerin ayrıcı özelliği
sizce BM tanımındaki gibi etnik, dinsel ya da ırksal nitelikleri mi olur yoksa
“düşünceleri” mi? “Hedefte”
daha ziyade Türkler, Kürtler, Ermeniler, Müslümanlar, gayri Müslimler... mi
olur? Yoksa bu aidiyetler açısından heterojen bir yapıda olup “AK Partililer,
CHP’liler, BDP’liler, ikinci cumhuriyetçiler, liberaller, kentli laik eltiler,
taşralı muhafazakârlar, havuza haşemayla girenler, üryan gezenler, şu gazetenin
okurları, bu twitter celebritisinin takipçileri, o kanalın izleyicileri” olarak
nitelendirilenler mi?