Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe karşı Avrupa Komisyonu (European
Commission against Racism and Intolerance, ECRI) 7 Haziran’da Azerbaycan’a
ilişkin yeni raporunu yayımladı… Raporda ″Siyasal liderler, dini kurumlar ve
haber araçlarında Ermenilere yönelik nefret tohumları eken dil kullanımı devam
etmektedir. Bu retoriği duyarak bir bütün Azerbaycan nesli yetişmiştir.
Ermenistan’la uzlaşıya yönelik süreçlerde yer alan aktivistler tartışmalı suçlamalarla
hürriyeti bağlayıcı cezalara çarptırılmış ve Taliş’lilere yönelik de nefret
dili kullanıldığı endişeleri bulunmaktadır. ECRI kamu görevlilerinin Ermenilere
yönelik nefret tahrikinden uzak durmalarının temini, çoğulcu ve bağımsız sivil
toplumun gelişimi için eşdeğer koşullar yaratılması için yönetime çağrıda
bulunmaktadır.
Ermeni çocuklar uluslararası sergi-festivalde 14 madalya kazandılar
Ermenistan bu yıl Polonya’da yapılan 10. Uluslararası
Çocuk ve Ergenler Modern Tekstil Sanatı Sergi Festivaline ilk kez katıldı. 14
ülkenin (Ermenistan, Rusya, Bulgaristan, Hırvatistan, Küba, Büyük Britanya,
İrlanda, Litvanya, Letonya, Polonya, Romanya, Slovenya, Türkiye, Ukrayna) yer
aldığı festivalde yaklaşık 5500 katılımcının eserleri yer aldı.
Patrik vekili Ateşyan'dan Erdoğan'a 'soykırım' mektubu
Türkiye Ermenileri Patrik Genel Vekili Aram Ateşyan,
Almanya’nın Ermenis Soykırım Tasarısı’nı kabul etmesi üzerine Cumhurbaşkanı
Erdoğan’a bir mektup yazdı. Ateştan, mektupta tasarının kabulünü “Ermeni
Milletinin emperyalist güçler tarafından kullanılması’ olarak tanımlıyor;
kararın ‘Ermeni milletinde derin bir üzüntü yarattığını’ belirterek ‘Yüksek
Makamımıza arz ederiz” diyor. (!!!!!!!HYETERT)
Mısırlı profesör, Ermeni Soykırımı'nı inkar eden Türkiye’yi eleştirdi
Profesör Ayman Salaman, “Kendisinin gerçekleştiği soykırım
suçunu inkar ederek ve tarih ile insanlık karşısında uluslararası sorumluluktan
kaçarak büyük bir hata işleyen Türkiye nasıl Almanya Parlamentosu’nun kararını
tarihi hata olarak niteleyebilir?” şeklinde Türkiye’nin tavrını eleştirdi… Salaman
şöyle devam etti: “Ermeni Soykırımı’nın tarihi gerçek olduğu ve 1915 yılında
Osmanlı İmparatorluğu’nun Ermenilere karşı yaptıklarının 1948 tarihli BM
Soykırım Sözleşmesi’ndeki tanımlamalara göre suç olduğu için Türkiye’nin
beraatleri uluslararası hukuk açısından hükümsüzdür.”
Polonya'nın Polanov kentinde Ermeni Soykırımı anıtı açıldı
4 Haziran’da Polonya’nın Polanuv şehrine yakın bulunan
St. Ler kilisesinin avlusunda Ermeni Soykırımı 101. yıl dönümüne ithaf edilen
bir haçkar dikildi. Haçkarın açılış törenine katılan Ermenistan’ın Polonya
büyükelçisi Edgar Ghazaryan , anıtın
anma sembölü olmakla beraber, Hristiyanlık ortak değerleri olan Ermeni ve
Polonyalı halkların dostluğunun sembolü de olduğunu söyledi.
Bizim tarihimizde katliam yok mu?
Hasan Cemal
Bizim tarihimiz ‘şefkat tarihi’ymiş... ‘Merhamet
tarihi’ymiş...Erdoğan böyle buyuruyor. Peki, ama daha bir kaç yıl önce 1915’e
ilgili olarak taziye yayınlayan, üzüntü belirten kim? Üstü örtülü ‘özür’ün kıyısında
dolaşan kim? Daha 2010’da, “1938 yılında Dersim’de 50 bin kişi katledildi”
diyen kim? Bunlar, başbakanlık koltuğunda otururken senin ağzından çıkmadı mı? Şefkatli,
merhametli tarihimizde varlık vergisi yok mu? Trakya pogromu yok mu? 6-7 Eylül
yok mu? Çorum katliamı yok mu? Kahramanmaraş katliamı yok mu? Madımak katliamı yok
mu? Roboski katliamı yok mu?
Uzman: Türkiye, Ermeni Soykırımını tanırsa, 50-70 milyar dolar kazanacak
Uzman Ermeni Soykırımı sırasında öldürülen Ermenilerin
hayatları ile varlıkları İsveçre’li ve ABD’li şirketler tarafından
sigortalandığına dikkat çeken uzman “Söz konusu kişiler Türkiye vatandaşıymış,
ve Türkiye Ermeni Soykırımını tanırsa onların sigorta tazminatları Türkiye
Cumhuriyetine geçecek. 1993 yılı itibariyle 25 milyar dolara ulaşan miktar
bugün artık 50-70 milyar dolara ulaşıyor” dedi.Gabrileyan bugün Soykırım
kurbanlarının haleflerinin sadece yüzde 5’inin hayatta olduğunu belirtti.
Merkel: Türkiye'nin iddiaları makul değil
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Federal Meclis'te Ermeni
soykırımının tanınmasıyla ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sert
açıklamalarına ilk kez yanıt verdi ve Erdoğan'ı bu açıklamalarından dolayı
eleştirdi. Berlin'de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile bir araya
gelişinden sonra düzenlenen basın toplantısında konuşan Merkel, "Alman
Federal Meclisi'nin milletvekilleri, istisnasız, serbest bir biçimde seçilmiş
milletvekilleridir ve Türkiye tarafından konuyla ilgili ileri sürülen iddia ve
açıklamaları makul bulmuyorum" dedi.
İstanbul'da kabul edilen "soykırım" paneline ne diyeceksiniz?..
Ahmet
Takan / ahttakan@gmail.com
"Eyy Almanya" denmişti... "Burada bir
üst akıl var. Talimat gelmiş olmalı...""Alman ekolü, Türkiye üzerinde
bazı operasyonlar peşinde" diye efelenilmişti..."Merkel yüzüme nasıl
bakacak" diye recon kesilmişti!..Hele hele bir de o "delikanlı ol
ciğerimi ye" yok mu?..Yerseniz yoğurt cinsinden bu asılsız hönkürmelere
kulak verip, bir de inandıysanız vay halinize!..Alman Parlamentosunda 2
Haziran'da kabul edilen sözde Ermeni soykırım tasarısından sonra çadır
tiyatrosu tüm hızıyla devam ediyor..."Kasımpaşa'dan kendini bilmez
Almanlara ne biçim de diklendik. Merkel de kaçacak delik arıyordur" diye
kendi kendinizi kandırıyorsanız... Sıkı durun o zaman!..Gördüğünüz bu renkli
ilan (!) sözde soykırım tasarısının kabul edildiği gün İstanbul'da elden ele
dağıtılıyordu. Fotoğrafa bakıp da hâlâ anlayamamış olma ihtimalinize karşılık
daha açık hale getirelim;İlanın kocaman başlığı;Soykırımın İzinde Ölüm ve
Yaşam.Yüzler, sözler, izler.Ve altında kocaman bir mikrofon resmi.Panel
programı;4 Haziran 2016 Cumartesi.
İstanbul Ermeni cemaatinde Süryani oyuncu tartışması
Türkiye'de yaşayan Ermeniler arasında düzenlenen
basketbol turnuvasında Yeşilköy Takımı oyuncusu Cem Temirci'nin Süryani olması
sebebiyle organizasyonda yer alamaması tartışmalara sebep oldu. Temirci ve
takım arkadaşları, formalarını çıkararak kararı protesto etti. Turnuvanın
tertip heyeti ise konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı.
Vordan Karmir ünlü Ermeni boyası
Vordan Karmir (Böcek Kırmızısı/Porphyrohora hameli)
geleneksel Ermeni boyasının UNESCO Kültürel Miras Listesi'ne girmesi için
“SARD” Mağazalar ağı tarafından başvuru yapılacak. Mağazanın halkla ilişkiler
bölümünden yapılan açıklamada “Yakında Vordan Karmir’i kaydetme teklifi UNESCO
Ermeni Komisyonuna sunacağız” denildi. Açıkamada Avrupa üretimli en kaliteli boyaların birkaç on
yıllık garanti olurken Vordan Karmir’in renginin bin yıllar boyunca
kaybetmediğini söyleniyor. Kalın: Ermenistan kararı yasa dışı, yanlış ve zarar verici
Kalın, "Ermenistan Kararı: Yasa dışı, yanlış ve
zarar verici" başlığıyla Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi
için makale kaleme aldı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Alman Federal
Meclisinin (Bundestag) 2 Haziran Perşembe günü 1915 olaylarıyla ilgili kabul
ettiği kararla sadece hukuku ihlal etmekle kalmadığını aynı zamanda dar görüşlü
ve yanlış bir karar da verdiğini belirtti.
Erdoğan'a 'tahrikçilik' suçlaması
Alman Federal Meclisi Başkanvekili Claudia Roth,
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Alman milletvekillerine yönelik
açıklamalarını eleştirerek, Erdoğan'ın 'apaçık tahrikçilik yaptığı'
suçlamasında bulundu. Almanya Başbakanı Angela Merkel'i Erdoğan'ın
suçlamalarına karşı resmi bir protesto tavrı sergilemeye çağıran Roth,
"Başbakan net bir tavır sergilemek zorundadır. Erdoğan'ın yaptığı tüm
teamüllere aykırıdır, sineye çekilmemelidir" diye konuştu. Claudia Roth,
Erdoğan'ı Almanya'daki milyonlarca Türk üzerinden huzursuzluk çıkarmaya çalışmakla
suçladı ve "Türkiye'deki çatışmacı tarzını Almanya'ya taşıyıp, bu tür
saldırılarla burayı da kutuplaştırmaya çalışıyor" ifadesini kullandı.
Times: Türkiye AB'yi tehlikeyi atan Truva atı
"Türkiye Avrupa Birliği'ni tehlikeye sokan bir Truva
atı" başlıklı yazıda Melanie Phillips, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye
olması durumunda milyonlarca Türk göçmenin İngiltere'ye akın edeceği konusunda
kaygılara sahip İngiltere vatandaşlarını sakinleştirmek için Başbakan David
Cameron ve eski muhafazakar başbakanlardan John Major'un ifadelerine yer
veriyor… Phillips, Türkiye'den kitlesel göçün, ülke Avrupa En çok sıkıntıyı ülkemdeki Ermeni kardeşlerim çekiyor!.
Hıncal Uluç
Her yıl nisan ayında bu artık kapanması, küllenmesi
gereken yara kaşınır.. Durmadan bir ülke parlamentosunda, "Ermeni
soykırımı" diye tartışmalar yapılıp, yara şakır şakır kanatılır.. Bunun
zararını kim görür peki?. Türkiye'de yaşayan, Türk Vatandaşı Ermeni
kardeşlerim.. Yıllardır içlerindeyim. Hemen her etkinliklerine katılır, çok da
mutlu olurum.. İçleri sevgi dolu insanlar.. Bu suların bulanması, yaranın
kanatılması en çok onları üzer.. Onları sıkıntıya sokar, çünkü..Siz bir ülkede
"Azınlık" diye yaşadınız mı hiç?. Ne kadar diken üstünde olursunuz,
hiç düşündünüz mü?. Kendi vatandaşlarımızı, bizden olanları bu kadar üzme
hakkımız var mı?. Alman parlamentosunun var mı?. Dahası.. Almanya'da 60 bin Ermeni asıllı yaşıyor.
Türkiye'de Ermenistan vatandaşı, kaçak işçi durumunda 55 bin Ermeni var.. Onlar
ne olacak?.
Belediye başkanından Ermeni tasarısını kabul eden Almanya'ya ilginç protesto
Osmaniye'de Düziçi Belediye Başkanı, Ermeni tasarısını
kabul eden Almanya'yı, Alman marka makam aracının armasını siyah örtüyle
kapatarak protesto etti.(Olmadı sayın başkan yakacaktın o Alman malını. HYETERT)
İstanbul Vezneciler'de patlama: 11 ölü
İstanbul Vezneciler'de polis otobüsünü hedef alan bombalı
saldırıda 7 polis ve 4 sivilin öldüğü bildirildi. İstanbul'un Vezneciler
semtinde sabah saatlerinde meydana gelen şiddetli patlamanın ardından Vali
Vasip Şahin açıklama yaptı. Şahin, çevik kuvvet otobüsünü hedef alan ve bombalı
araçla gerçekleştirilen saldırıda 7'si polis, 4'ü sivil 11 kişinin hayatını kaybettiğini,
36 kişinin yaralandığını açıkladı. Yaralılardan 3'ünün durumunun ağır olduğu
bildirildi.
‘Büyük felaket’ mi, ‘büyük iftira’ mı?
Nuray Mert
Kurucu ‘mit’lerini sorgulayamayan, geçmişi ile
yüzleşemeyen, bu yolla kendini dönüştüremeyen her ulus devlet, kendisine
yöneltilen iddialara karşı ergen tepkileri verir. ‘Ermeni soykırımı’ meselesine
ilişkin tavrımızın hep aynı çizgide kalması ‘ergenlik’te ısrar eden bir toplum
olmamızla ilişkili olsa gerek. Tam da bu nedenle, hiçbir konuda anlaşamayan iki
siyasi gelenek, yani laik Cumhuriyetçi ekol ile, İslamcı Milliyetçilik, bu
konuda ortak tepki veriyor. “Milli bir konuda, doğal olan ortak tepki verilmesi
değil mi” denilebilir. İşte asıl sorun burada; hangi ortaklık aidiyeti söz
konusu olursa olsun, ‘aidiyet’, her konuda aynı tepkiyi vermek değildir veya
artık değildir, olmamalıdır.
Abdullah Gül'ün eski Başdanışmanı Sever: Ermenistan'la protokol imzalansaydı Almanya 'soykırım var' diyemezdi
Abdullah Gül'ün eski başdanışmanı Ahmet Sever, "Eğer
o protokoller imzalansaydı ne olacaktı” sorusuna ise şu cevabı verdi: "Ermenistan
sınırı açılacaktı, ilişkiler normalleşecekti. Ekonomi devreye girecekti.
Ekonomi siyaseti de etkilediği için iklim çok farklı olacaktı. Tarihçilerden
oluşan bir komisyon kurulacak bu olaylar konuşulacaktı. Almanya gibi ülkeler
soykırım var diyemeyecekti. Bu sürecin bozulmasına imkan vermemek için diğer
ülkeler böyle yaptırımlar uygulamayacaktı. Türkiye’nin o dönem imajı ve algısı çok
farklıydı. Türkiye’yi hayranlıkla izliyor, destek veriyorlardı."
Ermeniler Almanya’nın Kararına Nasıl Bakıyor?
Mahmut Bozarslan
Dört kardeşiyle birlikte yıllarca Müslüman olarak
yaşamını sürdüren Armen, 20’li yaşlarına geldiğinde Ermeni olduğunu öğrenmiş.
Ermeni olduğunu öğrenince şaşıran Armen, “Kendimi Kürt zannediyordum bu
Ermeni’lik nereden çıktı diye düşündüm. Bu nedenle şaşırdım. Akrabalarımı
aramaya başladım ve bazılarını İstanbul’da, bazılarını da New York’ta ve
Hollanda’da buldum. Hala görüşüyoruz, gelip gidiyorlar,” dedi. Ermeni olduğunu
öğrenince yaşamını değişen Armen önceki yıllarda Ermenice öğrenmiş. Armen,
Almanya’nın “Ermeni Soykırımı” ile ilgili yasayı kabul etmekte geç kaldığını
belirterek, “İyidir, güzeldir ama bana soracak olursan çok geç kaldılar. Bunun
daha erken olması lazımdı. Çünkü Almanya da Osmanlı’nın ortağıdır. Bu işi
birlikte yaptılar. Ama yine de iyidir sevindim, en azından geçmişiyle
yüzleşiyor. Belki ilerisi için, Türkiye için de iyi olur” dedi.
Yahudilerden Bozdağ’a yanıt: “Almanya, Türkiye’den farklı olarak, Holokost’u tanıyan bir ülke”
“Almanya Yahudilerin Holokostunu tanıyan ve
sorumluluğunu tamamen üzerine alan bir ülke olarak Türkiye’yi kendi tarihini
yanlış bir şekilde değerlendirdiği konusunda uyarabilir”. Bu açıklama Yahudi
Topluluklar Federasyonu Başkanı Aleksandr Boroda’dan geldi. Türkiye Adalet
Bakanı Bekir Bozdağ’ın Alman Meclisinin Ermeni Soykırımına ilişkin kararı
konusunda yaptığı ''Yahudileri yakacaksın fırında, sonra kalkıp Türk milletini
soykırım iftirası ile itham edeceksin. Sen dön kendi tarihine bak...''
açıklamasını yorumlayan Boroda “Geçmişte çok yanlışlar yapan Almanya, bir
soykırım hakkında susmanın bunun tekrarlanmasına yol açabileceğini anlıyor”
dedi.
Müziğin arkeologu Sema bir Ermeni bestekârı buldu
Fulya Canşen /fulyac@aol.com
Anladım ki, o öfke kusanlar okumuyorlar, anlamıyorlar.
İşte şimdi tam zamanı. Ben değil ama Sema Moritz’in yeni çıkan albümü “Bir
Beyoğlu Bestekarı Karnik Garmiryan” belki Alman Parlamentosu’nda çıkan kararın
ne işe yarayacağını daha iyi anlatır. Boyut’tan çıkan CD kitapçık, Ermeni
bestekarın 135 eserinden sadece 12 ‘sini dinleyicileriyle buluşturuyor. Sema,
diğer albümlerinde olduğu gibi bunda da adeta bir arkeolog titizliği ile
çalışmış. Bir iki taş plaktan başka hiçbir eseri kayda alınmayan Garmiryan’ın
şarkılarının nasıl icra edileceği konusunda hiçbir fikri olmayan Sema, Dieter
Moritz ile birlikte her parçayı adeta oya gibi işlemiş. Aslında Sema’nın bu
eserlere ulaşması bile bir mucize. Bestecinin Kanada’da yaşayan oğlu, babasının
bir dosya dolusu bestesini ARAS yayınevine, ARAS yayınevi de Sema’ya iletmiş.
“Kitap rafımda tam on yıl sabırla bekledi ve sanırım Karnik Garmiryan benim
kendisine ulaşmamı, şarkılarına sesimi katmamı istedi…” diyor Sema.
At Yalanı Götür Parayı
Faruk Arslan
Sözde Ermeni soykırımı iddialarının en ateşli
savunucularından olan Türkiye Ermenileri Patrik Genel Vekili Başepiskoposu Aram
Ateşyan, Türkiye’de servetine servet katmaya devam ediyor. Hemen hemen her
konuşmasında Türkler’in Ermeniler’e soykırım uyguladığı yalanını dillendiren
Ateşyan’ın geçtiğimiz günlerde İstanbul’un en lüks semtlerinden Şişli’de 1
buçuk trilyon değerinde daire satın aldığı tespit edildi. (Bu gazeteden zaten
ne beklenir? Belden aşağı vuruş uzmanları. Fırsat bulsalar hepimizi bir kaşık
suda boğarlar. Acı olan ne mi? Biz buna karışmayalım. HYETERT)
MHP’li Halaçoğlu, Ermeni açıklamasını eleştirenlere tepki gösterdi
Ermenilerden özür dileyen bir cumhurbaşkanınız varsa ve
Ermeni çetelerince katledilmiş 518 bin 301 Müslüman Türk'ten habersizse, hâlâ
beni mi suçlayacaksınız? Otomobil kaza yapmışsa, otomobilin direksiyonunda
arabayı süren mi suçlu yoksa yolcular mı? İnsanda biraz utanma duygusu olmalı
ve ne dediğini bilmeli. Allah'ın verdiği aklı da doğru şekilde kullanmalı. Bu
konuda şimdiye kadar hangi söylediğimi hükümet siyaseten kullandı, onu
sorgulamak gerekmez mi?" Halaçoğlu, "Katliam yapılmışsa katliama
uğrayanlar nereye gömüldü? Şimdi göstersinler açalım. Göz göre göre gelen bu
harekete rağmen Hükümet ne ile meşguldü? Başkanlıkla herhalde" ifadelerini
kullandı. (Bu konuyla ilgili açıklama aşağıda. HYETERT)
Kâfirler tek millettir!
Murat Bardakçı
Federal Meclis’in önünde üç renkli Ermenistan bayrakları ile
şenlik yapan Ermeniler yalnız değildiler, eğlenceye başka gruplar da iştirak
ediyordu: Sol üst köşesinde haçın yeraldığı mavi-beyaz Yunan bayrakları açmış
Yunanlılar! Apostol ile Helen’in gönlü Agop ile Takuhi’yi bu mutlu günlerinde
yalnız bırakmak istememiş ve Alman Federal Meclisi’nin kararını kutlamak için
onlar da koşa koşa gelmişlerdi! Ekranda bu manzarayı görünce, “Kâfirler tek
millettir!” sözündeki hikmeti hatırladım... Bu ifade Kur’an’da geçer, yani
âyettir; Enfal Suresi’nin 73. âyetidir, aslı “Kâfir olanlar birbirlerinin
dostlarıdır” şeklindedir ama asırlar boyunca böyle kimbilir nelerle, nasıl
dertlerle ve kahredici işbirlikleriyle karşılaşmış olduğumuz için âyet
Türkçe’de böylesine kuvvetli bir deyim hâlini almıştır. Ama âyetteki ile
deyimdeki “kâfir” arasında anlam farkı vardır. “Kâfir”, âyette tabii ki dinî
bir kavram olarak ve dinî mânâda geçmektedir; ifadedeki “kâfir” ise hem âyet
ile aynı mânâdadır, hem de mesele çıkartmak maksadıyla biraraya gelip
başkalarının başına dertler açanlar hakkında kullanılır. Alman Meclisi’nin
önünde ellerinde bayrakla şenlik yapanlar gibi...(Doğru söze ne denir? Bakış
açısı ister dini ister din dışı olsun değişmez. Ancak buna Hıristiyan
düşmanlığı dersek kabul etmezler. HYETERT)
Foreign Policy: "Türkiye, Avrupa’daki son müttefikini de kaybetti"
Dış politika dergisi "Foreign Policy", son dönemde
değişik ülkelerle sorunlar yaşayan Türkiye’nin "Avrupa’daki son
müttefikini" de kaybettiğini ileri sürdü. Alman Federal Meclisi tarafından
Ermeni Soykırımı’nın tanınmasının, Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki
sığınmacı anlaşması sebebiyle iyice zorlaştığını kaydeden dergi, “Almanya’dan,
imzalanan anlaşmaya önayak olan ülkeden, Türkiye’nin en önemli ticari
partnerinden büyükelçiyi geri çağırmak Avrupa Birliği üyeliğini isteyen Ankara
için iyi bir adım değil” diye yazdı.
Flaş hamle! Ruhani Ermenistan'a gidiyor!
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, resmi temaslarda
bulunmak üzere yakın bir zamanda Ermenistan'ı ziyaret edeceğini bildirdi.
Ruhani, başkent Tahran'da temaslarda bulunan Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard
Nalbandyan'ı kabul etti. Kabulde konuşan Ruhani, resmi temaslarda bulunmak üzere
Ermenistan'ı ziyaret edeceğini bildirdi.
ANCA Press Release
Germany’s Armenian Genocide Recognition Shines Spotlight
on President Obama’s Complicity in Erdogan’s Denial Bundestag's Historic Vote Further Isolates Turkey President Obama under a global spotlight to properly
reaffirm Armenian Genocide following historic German Bundestag vote recognizing
that crime and condemning German complicity
WASHINGTON, DC – The German Bundestag’s historic vote
earlier today officially recognizing the Armenian Genocide shines a global
spotlight on U.S. President Obama’s continued complicity in Turkey’s denial of
this still unpunished crime, reported the Armenian National Committee of
America (ANCA).
Tarih, artık sadece tarihçilere bırakılamayacak
Firdevs Robinson*
Artık görülmeli ki, Türkiye’nin ‘tarih, tarihçilere
bırakılmalı’ şeklindeki temel tezi, kimseyi ikna etmeye yetmiyor. Zaten
Almanya’da onaylanan tasarı metni dikkatle okunacak olursa, bu türden akademik
çalışmaların, hele hele Türkiye’nin resmi olarak desteklediği tarihçilerin
ortaya koyduğu tezlerin güvenirliliğinin sorgulandığı görülüyor. Tasarı
metninde 2009 yılında Türkiye ile Ermenistan arasında varılan Zürih Protokolüne
de atıfta bulunuluyor ve iki ülke tarihçileri tarafından oluşturulacak ortak
komisyonun kuruluşu teklifinin Türkiye ve Ermenistan parlamentolarında parafe
edilmediği hatırlatılıyor. Türkiye, geçen yıl 1915’in yüzüncü yıldönümünü, en
azından diplomatik alanda kolay atlattığını düşünerek rahat bir nefes almıştı.
Oysa, diplomatları, daha geniş tabloyu gözden kaçırdılar. Almanya’da ve diğer
ülkelerde 1915 hakkında akademik ve edebi dünyada tanık olunan büyük ilgi
artışının farkına varmadılar. (Dünyada tarihçilerinin karar verdiğim bir soykırım
örneği yoktur. HYETERT)
Kirli kardeşlik
Bülent Erandaç
1938'lerden sonraki "Pes eden, boyun büken"
Türkiye'yi geri getirmek isterler. Ankara'nın Berlin'e, Londra'ya,
Washington'a, Paris'e boyun eğmesini isterler. NATO'daki ortaklığımıza ihanet
ediyorlar… Hep beraber düşünelim. Ne oldu da aniden Hitler'in torunlarının
Almanya'sı "Soykırım kanununu" çıkarıverdiler? Bunların Haçlı kafası
değişmez. Bunlar, İstanbul'u fethetmemizi hala içlerine sindiremezler. Bugün
yürüttükleri tüm hayâsızca akınların senaryosunda İstanbul'un intikamını almak
yatar. Türkler tarihte 16 Devlet kurdu. Bunların hiçbiri dıştan yıkılmadı. Hep
içeriden yıkıldı. Bütün kaleler içerden yıkılır... Kadim topraklarda kurduğumuz
devletleri tarih boyunca "içerdeki hainler/kuklalar" yıkmıştır. Bizi
düşmanlarımız yenmemiştir tarih boyunca. Haçlı Zihniyeti'ne beynini satmış
uşaklar, hainler yıkımda kullanılmıştır.(Bak sen bütün dünyanın derdi İstanbul’muş.
Bu kafaya kalsa hükümetin hemen başta NATO olmak üzere BM ve de AB’den tamamen
çekilmesi lazım. Malum bunların çoğu Haçlı ve kirli kardeş. HYETERT
İncil ve Tevrat üzerine yemin eden astsubaylar kimlerdi?
Aydınlık gazetesi yazarı Oktay Yıldırım, Kaynak
Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı “Astsubay hakkında her şey”de astsubaylarla
ilgili çarpıcı bilgilere yer verdi… Kitabında Osmanlı İmparatorluğu’ndaki
gayrimüslim astsubaylara da değinen Yıldırım, Tevrat ve İncil üzerine yemin
eden astsubayların isimlerini açıkladı. 1911 yılında Küçük Zabit ve Küçük Zabit
İptidai Mektepleri Hakkında Nizamname ile ilgili okulların yönetmenliğinin
değiştirildiğini hatırlatan Yıldırım, “ Bu okullarda azınlıklardan da öğrenci
olduğu için yemin töreni bayrak üzerine konulmuş, silah, Kur'an, Tevrat ve
İncil üzerine el konularak yapılıyordu. Bu azınlıklar gerek küçük zabit ve
gerek ihtiyat zabiti olarak görev almıştır” ifadelerine yer verdi…
Sahte Ortodoks Türk Kilisesi ve geçmişi…
Attila Tuygan
Bütün bu, gayrimüslimleri yok etmek üzere
gerçekleştirilen katliam ve tehcirlere uzanan süreçte, önce ittihatçılar, sonra
da kemalist milliyetçiler, biraz da uygar dünyanın daha fazla dikkatini çekmemek
amacıyla, birtakım yöntemler geliştirmişlerdi. Hıristiyan mal/mülklerini her
fırsatta müsadere etme; gayrimüslimleri çifte vergi ödemeye zorlama; 15 ila 65
yaş arası tüm hıristiyan erkeklerini ağır askerî hizmete alma; müslümanları
hıristiyan dükkanlarından alışveriş etmemeye zorlama; mahkemelere müslümanlar
lehine karar vermeyi telkin etme; ülkeyi terk edene kadar usanmadan tehdit
mektupları gönderme; bir bahane uydurarak tutuklama; her düzeydeki hıristiyan okullarında türkçe kullanılmasının
zorunlu kılma; gümrük işlemlerinde zorluklar çıkartma; zorunlu çalışma dayatma;
artık ülkede bulunmayan, yurtdışına kaçmış ya da tehcir sırasında ölmüş olan
hıristiyanlara ait tüm mal ve mülklere el koyma ve hak aramaya çalışanlarının
ya da mirasçılarının tüm itirazlarını reddetme bunlardan bazılarıydı.
Alman Parlamentosu ve Ermeni tehciri
Alman Parlamentosu'nun aldığı kısaca “1915 olayları bir
soykırımdır” kararı, başka hiçbir devletin aynı yönde aldığı karara benzemez.
Bu gerçeği, içimiz kan ağlasa da bütün çıplaklığıyla görmeye ve ona göre
davranmaya mecburuz. Kaldı ki; Almanlar bu olayda kendilerinin de suçlu
olduğunu aynı karar metninde açıkça kabul ettiler. Bu kararı Hristiyan
kültürünün “günah çıkar, rahatla” geleneği çerçevesinde anlamak da mümkündür… Maalesef
bizim kendimizi savunma kültürümüzde “tencere dibin kara, senin ki benden kara”
paradigması hâkimdir. Alman Parlamentosu'nun kararına karşı “Ama siz de
Yahudilere soykırım uyguladınız” demek, aslında suçlamayı kabul etmektir… Selçuklular
zamanından beri Ermenilerle Türkler bir arada yaşamıştır. Kanıtları ortada
duran gayrimenkul varlıklarına bakılırsa, Ermenilerin “Kişi Başına Milli
Geliri” aynı yörede yaşayan Türklerin gelirinin en az üç katı, serveti de on
katıdır.
Ermeni vatandaşlardan Almanya'ya tepki
Kastamonu’da ikamet eden Ermeni vatandaşlar, Almanya’nın
1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak niteleyen tasarıyı kabul etmesine tepki
gösterdi. Ermeniler, Almanya’nın yaptığının edepsizlik olduğunu belirterek,
Türklerin kendilerine herhangi bir soykırım uygulamadığını ifade ettiler. (Vallahi de billahi de haklılar, bu
Ermenilere soykırım uygulanmamış, baksanıza sapasağlam ayaktalar. Haberi yapanları kutluyorum (!) HYETERT)
Bir ‘sütü bozuk’ konuşuyor: Tutsak akıl, özgür akıl!
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, başta Cem Özdemir olmak üzere
Alman Parlamentosu’nda 1915 soykırım kararına evet diyen Türk milletvekillerine
sütü bozuklar, kanı bozuklar diyor. Düpedüz ırkçılık yapıyor. Nefret suçu işliyor. Şiddetle protesto ediyorum. Ve böylesine iğrenç bir ‘nefret söylemi’nin hedefi haline
getirilen Almanya’daki Türk parlamenterleriyle dayanışmak için
konuşuyorum. Demokrasiyi bir hayat tarzı olarak benimsemek isteyen bir
toplum, başta kendi geçmişini didik didik etmeli; ama bizim tarihimiz o derece
tahrif edilmiştir ki, Atatürk’ün 1915’e dair şu sözleri dahi sansürlenmiştir:
Alçaklık! Demokrasiyi bir hayat tarzı olarak benimsemek isteyen bir
toplum, başta kendi geçmişini didik didik etmeli; ama bizim tarihimiz o derece
tahrif edilmiştir ki, Atatürk’ün 1915’e dair şu sözleri dahi sansürlenmiştir:
Alçaklık!
Patrik Bartholomeos Kapadokya’da Pazar Ayini Yönetti
Fener Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye’nin önemli inanç,
kültür, doğa ve manzara turizm merkezlerinden olan Kapadokya’da pazar ayini
yönetti. Fener Rum Patriği Bartholomeos, Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı
Mustafapaşa köyünde pazar ayini yönetti. Bartholomeos tarafından yönetilen
pazar ayinine geçtiğimiz yıllara göre katılımın az olduğu gözlendi. Ayine
İstanbul’dan ve Atina’dan yaklaşık 50 kişi katılırken, 2 saat süren ayinde
Patrik Bartholomeos tarafından şaraba bandırılan ekmek ayine katılanlara
tattırıldı.
Klasik Ermenice 2016 Olimpiyatı-Dereceye girenler belli oldu
Bugün 4 Haziran’da Ararat Diyakozluğunda II. Klasik
Ermenice Olimpiyatı ödül töreni gerçekleşti. Ararat Diyakozluğundan NEWS.am’e
verilen bilgiye göre, Klasik Ermeniceye yönelik ilgiyi artırma amaçlı yarışmada
Erivan N.190 K. Gülbenkyan Lisesinden
Kristina Muardyan birinci oldu, N.2 Liseden Aşot Mkryan ikinci, N. 182 G. Emin
Lisesi öğrencisi Arpine Muşeğyan üçüncü oldu.
"Hristiyan nüfusa çağrı: Ülkeyi terk etmeyin!"
Kürdistan bölgesinde yaşan Hristiyanlara çağrıda bulunan
Kürdistan Bölgesel Yönetimi lideri Mesut Barzani, “ülkeyi terk etmeyin” dedi. Fransa
Parlamentosu üyesi ve eski Fransız Başbakanı François Fillon ile beraberindeki
heyetini kabul eden Barzani, Kürdistan Bölgesi’ndeki Hristiyanların ülkeyi terk
edip Avrupa’ya göç etmeyi düşünmemesi gerektiğini söyledi. Barzani, “ Ya
birlikte öleceğiz ya da özgür bir şekilde birlikte yaşayacağız” dedi.
Soykırım inkârcılığının kırılması için yerli-milli hegemonyası kırılmalıdır
Ermeni soykırımı söz konusu olduğunda soykırımla beslenen
bütün keneler, soykırım yağmasından nasiplenen haydutlar, kurdukları zulüm
düzeninin bekası için inkârcılığı şiar edinenler, aralarındaki gündelik
kavgaları bir kenara bırakıp kayıtsız şartsız bir araya geliyorlar. Perinçek'in
Strasbourg'da görülen davasında Egemen Bağış, Süheyl Batum, Deniz Baykal,
Mustafa Mutlu, Bedri Baykam da devletin bekası adına hazır bulunuyordu. Evet,
soykırım duvarındaki çatlak giderek büyüyor, ancak asıl ihtiyacımız olan şeyi,
yani aşağıdan yukarıya, geniş kitlelerin soykırım gerçeğini kabul etmesi
temelinde bir yüzleşmeyi nasıl sağlayacağız?
Skandal Ermeni kararına Gökçek'ten bomba öneri!
Almanya'ya tepkiler çığ gibi büyürken, Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanı Melih Gökçek'ten gündeme bomba gibi düşecek bir öneri geldi. Başkan
Gökçek, sosyal paylaşım sitesi Twitter'da ' Türkiye de tek taraflı Ermeni
katliamı olduğunu iddia etmek, insanları kine ve düşmanlığa sevk etmek
nedeniyle suç sayılsın.'teklifinde bulundu. (Hem de ne bomba!!! HYETERT)
Erdoğan'dan Merkel'e sert eleştiriler
Cumhurbaşkanı, Almanya Başbakanı Merkel ile oylama
öncesinde görüştüğünü hatırlattı ve eleştirilerini şöyle sürdürdü: "Kendisiyle
konuştuğumuzda da bana ne diyor biliyor musunuz, şu olaydan 3-4 gün önce, diyor
ki, 'Elimden geleni yapacağım'. Senin elinden gelen parlamentoda oylamaya
katılmamak mı? Burada eğer dürüst bir davranışın olsa katılırdın, o hani bir
hanımefendi 'ret' dedi ya, ikinci 'ret' de senin oyun olurdu, ben de seni
alkışlardım. Türk parlamentosunda, parlamentoyu ilgilendiren bir oylama
olduğunda 'Siz grubunuza sahip çıkarsınız' diyen dedim siz değil misiniz? Peki,
siz grubunuza niye sahip çıkmadınız? Bunu kendisine söyledim. Dürüst değiller,
samimi değiller. Bunların aldığı bu kararın kıymeti harbiyesi yok, buradan
girer buradan çıkar, bizim için hiç önemi yok."
Soykırım yasasının uzantıları
Murat Belge
“Çocuktan al haberi” diye bir söz vardır. Şu ortamda “Burhan Kuzu’dan al haberi” diyebiliriz. Çünkü Burhan Kuzu bir şeylerin profesörü filan ama yapı olarak sıradan bir AKP taraflarından ayrılan hiçbir yanı yok. Tam bir ortalamayı temsil ediyor. O, “Alman gavuru yapacağını yaptı” diyerek ortalama AKP tepkisini uygun kelimelere döktü (aynı zamanda Saray’a da temennada bulundu) Buna, o yasa sürecinde yer alan Türklerin buraya ayak basmaması tehdidini de eklemekten geri durmadı. Böylece, 1915’te ne olduğunu araştırmaya kalkışanları bekleyen “sınırsız özgürlük”ün AKP sınırının nereden de geçtiğini gösterdi.Ermeni önergesinin amacı: Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti’ni içeriden yıkmak
Önergenin tali
amacından başlayalım. Alman Meclisi önerge ile zamanın Başbakanı Davutoğlu’nun
yürüttüğü Ermeni açılımını tekrar başlatmak istiyor. Önerge metni, 2009’da
imzalanan Zürih Protokolleri’nin Türk ve Ermeni parlamentoları tarafından
onaylanmasını ve uygulamaya konmasını istiyor. Alman Meclisi, Türkiye’nin
Azerbaycan’a ittifak sınırını kapatmasını, Ermenistan sınırını ise başta Batılı
sivil toplum kuruluşlarına ve yatırımcılara, yani ABD’ye açmasını istiyor. .. Daha
açık yazalım. Önerge ve vekiller şunu söylüyor: Türk Milleti: soykırımla
oluşturuldun! Cumhuriyetini soykırım üzerine inşa ettin!… Önergeye
yazmamışlar. Ama vekillerin konuşmaları, çözüm önerilerini ima ediyor.
Soykırımın telafisi, bütünleştirici milletin tekrar parçalarına ayrılması.
Azınlıkların siyasi statü kazanması. (Saçmalamak parayla pulla değil. Soykırım tanınınca, azınlıklara statü kazandırılacakmış
böylece de Cumhuriyet ve millet içeriden yıkılacakmış. Yağmur yağacak dedin sen
bana ördek dedin. 0,35 % oy alan Maoculuktan
faşizme geçen partinin başkan yardımcısından da bu beklenir.. HYETERT)
Almanya'daki Soykırım Tasarısının Hukuki Bağlayıcılığı Yok
Almanya'da Federal Meclis'in kabul ettiği 1915 olaylarına
ilişkin Ermeni iddialarını tanıyan kararı hükümete tavsiye niteliği taşıyor… Almanya'da
kabul edilen tasarı, 1915 olaylarının "soykırım" tanımıyla birlikte okul
kitaplarına girmesi için eyalet hükümetlerine çağrıda bulunuyor. Eyalet
hükümetlerinin eğitim müfredatlarında buna ne şekilde yer verecekleri şu
aşamada belirsizliğini koruyor… Ermenilerin "sürgüne gönderilmesi ve yok
edilmesinin", tarihin bir parçası olarak ele alınması yönünde Almanya'daki
okul ve üniversite eğitimi ile siyasal eğitimin de sömestr programlarına dahil
edilmesi gerektiği de savunulan karar metninde, sivil toplum kuruluşlarından da
Türk ve Ermeni halklarının yakınlaşması için her türlü çabayı harcaması
istendi.
Erdoğan: Hassas olmasak vatandaşımız olmayan Ermenileri göndeririz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de 100 bin'e
yakın Ermeni’nin yaşadığını belirterek "Bunların yarıya yakını bizim
vatandaşımızdır. Biz böyle bir hassasiyeti gözetmemiş olsak şu anda bizim
vatandaşımız olmayan Ermenileri niye tutalım? Avrupalıların yaptığı gibi biz de
onları Ermenistan'a göndeririz. Yaparız bunu" …"Ermeni meselesi
dünyanın her yerinde Türkiye'ye karşı elverişli bir şantaj aracı, hatta bir
sopa olarak kullanılmaya başlandı. Şimdi paralel ihanet çetesi konusunda da
benzer bir yaklaşım görüyoruz…"Buradan Almanya'ya ve tüm Avrupa'ya şu
mesajı tekrar vermek istiyorum: Ya gündemimizdeki meseleleri hakkaniyetli bir
şekilde çözüme kavuştururuz ya da Türkiye, Avrupa'nın sorunlarının önünde bir
set olmaktan çıkar, sizi dertlerinizle baş başa bırakırız, dedi.
Hollanda kararını açıkladı! 'Ermeni soykırımı' demeyecek...
BBC Türkçe'den Yusuf Özkan'ın haberine göre Hollanda
Başbakan Yardımcısı Ascher, katıldığı bir radyo programında,
"soykırım" yerine, "sorun" ifadesini kullanmaya devam
edeceklerini söyledi. Sosyal demokrat bakan, "soykırım" ifadesini
kullanmanın, bu sorunun çözümüne hiçbir katkı sağlamayacağını belirtti. Ascher'e
göre, yaşananlar, sorunun ifade şeklinden daha önemli. Başbakan Yardımcısı,
"Korkunç şeyler olmuş, binlerce insan ölmüş. bugün bile bu yaşananların
hala üzüntüye neden olduğunu görüyoruz" dedi. Ascher, "Soykırım ya da değil buna uluslararası
hukuk çerçevesinde hakimler karar vermeli" diye konuştu.
1915 sadece 1915 midir?
İhsan Çaralan /
caralan@evrensel.net
Evet, 1915 yılında, Almanya’nın müttefiki olarak 1. Dünya
Savaşı’na giren Osmanlı İmparatorluğu yönetimi tarafından gerçekleştirilen
katliamlar ve tehcir sırasında bir buçuk milyon Ermeni hayatını kaybetmiştir.
Ama o zihniyet bir halkı dini ayrı, dili ayrı, ırkı ayrı olduğu için kırıma
uğratan zihniyet 1915’te kalmamış, cumhuriyetten sonra da yaşamaya devam
etmiştir. Eğer Türkiye’yi yönetenler ve halklar, 1915’in öz eleştirisini
yapsaydı, yani 1915, 1915’te kalsaydı; 1925’lerden başlayarak bugünlere kadar
sürüp gelen Kürtlere, Alevilere, karşı girişilen zaman zaman iktidarın
sözcülerinin de dile getirdiği, insanlar sadece farklı ırk ve mezhepten
oldukları için toplu katliamlara uğrar mıydı?... “Ermeni Soykırımı” etrafındaki
tartışma, Türkiye’ye yönelik bir düşmanlık olduğu iddialarını bir yana bırakıp
bu konuda kendi öz eleştirisini yapması, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve
demokrasi mücadelesinin bir parçasıdır…Çünkü 1915 sadece 1915 değildir. 1915’in
zihniyeti bugün de yaşamaktadır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Üst Akıldan Talimat Gelmiş
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kenya'nın başkenti
Nairobi’de gazetecilerin sorularını yanıtladı, Almanya’da Ermeni Soykırımıyla
ilgili alınan kararla ilgili konuştu… “Orada
parlamento içinde yapılan tartışmaların notları henüz bana ulaşmış değil. O
notlar üzerinden bir değerlendirme yapacağız.”
“Alman Parlamentosu’nda alınan o kararın, esasen bir kıymeti harbiyesi
yok. Bizim 1915 olaylarıyla ilgili yaklaşımımız ortada. Birileri o tür bir
karar aldı diye tarihimiz değişecek değil. Farkında olmadıkları konu şu:
Türkiye gibi bir dostu kaybetme riskiyle karşı karşıyalar.”… “Burada da bir üst
akıl var. Niye mi? Düşünebiliyor musunuz, oylamada bir ret, bir çekimser oy,
bir de oylamaya katılmamış olanlar var. Almanlar için bu kadar milli bir mesele
mi bu?” “Geçen sene 1915 olaylarının 100’üncü yılıydı. Böyle bir tasarı niye
geçen sene oylanmadı da bu sene oylandı? Bunlar düşündürücü tabii!” ( !!! HYETERT)
Diyarbakır için nasıl bir gelecek ?

Martine Assénat
Paul-Valéry Montpellier III Üniversitesi’nden yardımcı
doçent Martine Assénat şehrin tarihi merkezinin önemini hatırlatıyor…Savaştan
önce Diyarbakır yeniden doğan bir şehirdi. 4 Temmuz 2015’te Unesco Dünya mirası
olarak tescillenmesi, her ne kadar çeşitli aktörler farklı projeler geliştirse
de, büyük hedeflere sahip kültür politikalarının hayata geçirilmesine yol açan
barış sürecinin mümkün kıldığı güzel bir hikayenin taçlandırılması anlamına
gelmişti. 90’lı yıllarda Sur’a göçle gelen nüfusun yığılmasından ve bunun
kentsel yapılardaki etkisinden sonra, Unesco tescili şehir ve sakinleri için
yeni bir umut yaratmıştı. Kişisel ya da kolektif girişimler bu yeniden doğuş
umuduna yavaşça hayat veriyordu. Bu durum Diyarbakır Evi ya da Sülüklü Han gibi
geleneksel yapıların restorasyonu ile yerel ve mikro-ekonomik projelerin
paylaşılması için halka açılmalarına yol açmıştı. Bu atmosfer ve kolektif
heyecan Unesco dinamiğini doğurmuş ve Sur’un tescillenmesini sağlamıştı. Bu
yüzden Sur kendisi olarak kalmalıdır.
Edirne’de Sinagog, Sevinmek az bile…
Hasan Bülent Kahraman
Edirne'deki büyük sinagog 30 yıl önce kapanmış. Sonra
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce onarılmış. 26 Mart 2015'te açıldı. Mükemmel!... Geçenlerde
gazetelerde okuduğum haberle daha da mutlu oldum. Meğer kapanırken yapılan son
düğünle evlenen Mitrahi çiftinin bir kızı olmuş. O da şimdi düğününü açılan
sinagogda düzenlemiş. Otuz yıl, iki kuşak, yepyeni bir durum. Sevinmez de ne
yaparsınız? Ama öyle değil. T24'te Karel Valansi'nin yazısından öğrenip biraz
da internette gezinince anlıyorsunuz ki, o güzel güne, ahlaksız diyeceğim
insanların kiri sıçramış. Küfür kıyamet, nefret diliyle akla hayale gelmeyecek
şeyler yazıp söylemişler, düğünün Periscope'tan canlı yayınında… Biz böyle
düşünürken Karel Valansi yazısında ortadaki nefretin vahim boyutlarını
belirtiyor. İnsanlar küfür ediyor, Yahudilere. Bu nasıl kabul edilebilir, nasıl
Savcılık, Adalet Bakanlığı bu konuya derhal, öncelikle el koymaz? Valansi,
haklı olarak 1934 Trakya olaylarını anımsatıyor.
Selimyan: Halep Ermeni mahalleleri Bundestag Tasarısı sonrasında Türk militanlarca roket atışına tutuluyor
Halep Ermeni Evangelik Toplumu toplum önderi Kd.Pastör
Harutyun Selimyan, ″Halep Ermeni mahalleleri üzerine roketli saldırılar
yoğunlaştı, kent çok gerilimli, iki gün önce Ermeni mahalleleri üzerine güçlü
bir saldırı oldu, bu sanıyorum Bundestag’ın kabul ettiği tasarının sonucuydu. 4
Ermeni hayatını kaybetti, bu bizim için büyük bir kayıptı, onlarca yaralımız da
var, bunun haricinde 7-8 bina tamamıyla tahrip oldu. Bütün bunlar Türkler
tarafından yapılan saldırılar, Türk militanların kaldığı alan Halep Nor Gyugh
mahallesine çok yakın. Bu şekilde bir kez daha Ermeni halkına zarar vermeye
çalıştılar″ dedi.
Modern dünyada Ermeni olmak nasıl mümkündür?
Furkan Çalışkan
Şunda Anlaşalım; Ortak trajedi, ortak bir zaferden daha
etkilidir. Mesela, Mohaç zaferi bizleri bir araya getiremez,
geçmişteki büyük başarı, gururumuzu okşayan aziz bir hatıra olarak kalır. Oysa
Mohaç'ın kaybedenleri yani Macarlar ulusal kimliklerini bu yenilgiye
borçludurlar… Uzun yüzyılları devletsiz geçiren milletler, etnik kimliklerini
modern dünyada muhafaza etmek için bir “öteki" seçmek zorundadırlar. Büyük
bir düşman… Ermeniler de Türkleri seçmiştir. Dağınık halde bulundukları
ülkelerde, asimile olmamak için bu düşmanı ve seçtikleri tarihi travmayı
nesiller boyu aktarırlar. Soykırım iddiası dünyanın dört bir tarafındaki
Ermenileri bir ulus kimliği içinde bir arada tutmanın tek yoludur. İşte bu
noktada, soykırımların mucitleri batılı güçlere haklılığımızı ispat çabasının
beyhude olduğunu görmemek için fazlaca saf olmak lazım. Çünkü mevzu batılılar
için Türkiye'ye karşı bir koz, Ermeniler için ise ulusal kimlik inşasıdır.
Türkiye`yi kızdıracak `soykırım` yorumu!
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Federal Parlamento
binasında bir basın toplantısı düzenledi… Demirtaş, "Bu aslında Türkiye’ye
karşı yaptırım değildir. Yüzyıldır gecikmiş bir karardır. Bugün Kürtlere de
katliam yapılıyor. Almanya yüzyıl sonra
bununla ilgili bir karar alırsa bunun bir anlamı yok. Merkel Türkiye’ye birçok
kez geldi. Ama hiçbir şey yokmuş gibi davrandı. Yarın 10 milyon mülteci gelince
ne yapacak." dedi.
Kilikya Katolikosu'ndan Merkel’e teşekkür mektubu
Kilikya Katolikosu 1. Aram, Almanya Parlamentosu
tarafından Ermeni Soykırımını tanıyan yasa tasarının kabul edilmesi için
Başbakan Angela Merkel’e teşekkür
mektubu gönderdi. Kilikya Katolikosluğu Basın Dairesinden yapılan açıklamaya
göre 1. Aram, mektubunda “Almanya, tasarıyı kabul ederek insan haklarına
bağlılığını ortaya koydu ve dünyaya geçmişe sorumlulukla bakmayı hatırlatan bir
örnek verdi” değerlendirmelerinde bulundu.
Ermeni ünlü boksör Arthur Abraham Almanya Bundestag'ın kararını değerlendirdi
Profesyonel boks orta sıklet eski dünya şampiyonu Arthur
Abraham, Almanya Federal Meclisi (Bundestag) tarafından Ermeni Soykırımı'nın
tanınmasını değerlendirdi. "Ben, boksör Arthur Abraham, 2 Haziran'da
Almanya Bundestag'ın, Ermeni Soykırımı'nı kınayan tasarının kabul ettiğinden
gurur duyuyorum. Almanya Ermenileri olarak biz, burada faaliyet gösteren
sayısız Ermeni kurum ve kuruluşlar, bireyler seviyesinde tüm Ermeniler için
önemli olan bu konuya destek vermek için yıllar boyunca her çabayı harcadık.
Zaten böyle olması da gerekiyor.
Fransız devlet bakanı: Bundestag’da Ermeni Soykırımının tanınması lehine oy kullanılmasından ötürü sevinçliyim
Bundestag’da Ermeni Soykırımının tanınması lehine oy
kullanılmasından ötürü sevinçliyim. Açıklama Fransa Avrupa İşlerinden sorumlu
Devlet bakanı Sekreteri Harlem Desir’den geldi. Desir, Fransa’nın Ermeni
Soykırımının uluslararası tanınması için mücadelesine devam edeceğini de ifade
etti.
La Stampa: Papa, Ermenistan’da Türkiye sınırına gitmez
Papa Franchisco 24-26 Haziran’da yapılması beklenen
ziyareti esnasında Ermenistan-Türkiye sınırının açılması için sembolik bir adım
atmayı arzu ediyordu. Ancak program iptal edildi. İtalyan «La Stampa»nın
verdiği haberde açıklama Roma Papalık Ermeni Koleji rektör vekili Krikor
Badichah’tan geldi. ″Program şöyleydi: Oraya gidip sınırı açmak. Ancak iptal
edildi.″ diyen Badichah, her halukarda Papa Franchisco’dan ″herşeyin
beklenebileceğini″ de sözlerine ekledi.
Germany and the Armenian genocide Name and shame
Deciding what to call a century-old Turkish atrocity
TURKEY considers the Ottoman Empire’s mass murder of well
over a million Armenians and other Christians in 1915-17 a tragedy. But
“genocide”? Armenia and many historians say it was. Turkey insists it was
not—and berates any country, from France to the Vatican, that uses the word.
Nonetheless, more than 20 countries have officially recognised the killings as
genocide. On June 2nd it was Germany’s turn, when its Bundestag passed a
resolution calling the killings “genocide” no fewer than four times.
Egyptian composer Samir Aiad has dedicated a song to the Armenian Genocide centennial.
Samir Aiad is the author of both the music and lyrics.
The composer left the following note on his Facebook
page: “Many are aware of the tragedy that befell this great nation – the
Armenians. I have heard these stories from my teacher of violin, who worked in
my school. She was Armenian, one of
those Armenians, who reached Egypt with her mother through the Syrian deserts.
Peace to the souls of all victims and shame on the people that perpetrated this
crime.”
Gayrimüslim nüfus da artsın mı?
Nuriye Akman
Haftanın sonuna geldik, hâlâ o “Nüfus plânlamasıymış,
doğum kontrolüymüş. Müslüman bir aile böyle bir anlayışta olamaz” cümlesine
takılı kaldık… Nüfus artışını desteklemek başka şey, bir süre çocuksuz yaşamak,
sonra üç değil de ikiyle veya birle kalmak isteyenleri maddi manevi kösteklemek
başka şey… Önemli bir meselemiz daha var. Anadolu’nun eski sakinlerinden olup
bugün bir avuç kalmış gayrimüslimlerin nüfusu da artsın istenir mi?
Doğurganlığı teşvik programına onlar da alınır mı? Hani İsa da Musa da bizden
ya, o bakımdan! Nüfus artış hızları Müslim tebaaya yaklaşırsa ne olacak? O
zaman da azalmalarını sağlayacak tedbirler mi gündeme gelecek? Mini mini
valimiz, ay ne olacak bizim halimiz? (Doğrusu gönüllü asimilasyonu teşvik eden entelektüellerimiz varken doğal asimilasyonun adını bile anan yok. Halbuki her nesilde yarı yarıya azalıyoruz. Kısacası nesli tükenen canlılar sırasındayız. HYETERT)










































