Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu
Sempozyumun açılışında konuşan Ateşyan, konumu itibarıyla siyasetten uzak kalması gerekli olan patriklik makamının, Türk-Ermeni ilişkileri söz konusu olduğunda iyi niyetle yaklaştığını ve esas konumuna ters düşmeden, yapıcı telkinlerde bulunmayı bir görev addettiğini söyledi. Ateşyan, cemaatlerinin, Ermeni milletine aidiyeti, Hristiyanlık inancı ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı gibi üç kutsal değerinin bulunduğunu söyledi. Türkiye Ermenileri Patrikvekili Başepiskopos Ateşyan:
"Ermeni sorununun uluslararası platformlarda iskambil kağıdı destesindeki
joker olarak kullanılmasına bir son verilmesinin zamanı gelmiştir"
"Özellikle parlamentoların asli görevleri olan yasamayı bir yana bırakıp,
yargıçlık, hele hele uzmanı olmadıkları tarih konusunda kararlar oluşturma
mekanları haline gelmelerini anlamak mümkün değildir."dedi. (! HYETERT)
Kriptolar Ve Türkiye Dönmeleri
Kripto: Siyasi
inancını, kimliğini ve ırkını saklayan kimseye verilen isimdir. Mehmet Şevket
Eygi’nin konuyla alakalı yazısı: Türkiye Dönmeleri: Dıştan Müslüman görünürler
ama asıl kimlikleri Yahudiliğin bir sekti olan Sabataycılıktır.
PAKRADUNİLER: 2600 senelik mazileri vardır. Asıl
kimlikleri Yahudiliktir. Sonradan Ermeni olmuşlardır. Şu anda bir kısmı Sünnî
Müslüman, bir kısmı Alevî, bir kısmı Türk, bir kısmı Kürt görünüyorlar. Bir
Pakraduninin kuyuya attığı taşı bir milyon Müslüman çıkartamaz. (Biraz da
gülelim. HYETERT)
Ahçik Türküsü ve Hikayesi
Ümit Kayaçelebi
Ahçik türküsü savaşa,
ayrımcılığa, düşmanlığa karşı aşkın direnişidir. Aşkın, iki aşığın birbirine
duyduğu sevginin doruklarından dökülen sözler ve nağmeler her duyanı
ürpertirken her seferinde, Harputluların yüreğindeki yaranın tekrar tekrar
kanamasına yol açar. Çünkü bu yara o kadar taze ki kabuk bağlayarak kapanması
için en az bir kaç nesil daha geçmesi gerekiyor...
Iwardo ve Hazax Süryanilerin, Kobanê Kürtlerin Stalingrad’ıdır
Araştırmacı-Yazar H̱anna Beth-Şawoce, 1915 yılında Ermeni
ve Süryanilere, günümüzde Kürtlere yönelen soykırımcıların aynı zihniyete sahip
olduklarını, ancak ummadıkları direnişlerle karşılaştıklarını; ‘Iwardo ve
Hazax’ın Süryanilerin, Kobanê’nin de Kürtlerin Stalingrad’ı olduğunu söylüyor. Aynı zamanda
“Nsibin Yayınevi”nin kurucusu olan ve Stockholm Södertörn Yüksek Okulu’na bağlı
3 bini aşkın kitap ve binlerce belgenin bulunduğu ‘Süryani Kitaplığı’nın
sorumluluğunu da yürüten Şawoce ile ‘Iwardo ve Hazax direnişlerini konuştuk.
'Ermeni tarihine de sahip çıkacağız'
Remzi Solmaz -Muradiye
Van’ın Muradiye ilçesinde bulunan, tarihi Ermeni yapıları
hakkında bilgi toplayan Muradiye Belediyesi Turizm Komisyonu, Saint Stefanos
Kilisesi ve Saint Stefanos Manastırının da olduğu Dêr bölgesinde incelemelerde
bulundu… Komisyon üyelerinden Mehmet Kuşçu, “Yıllarca Kürt halkının kimliği,
kültürü ve dili inkâr edildiği gibi Ermeni kimliği de inkâr edilmeye devam
ediyor. Kürt halkı olarak kendi kimliğimize, tarihimize nasıl sahip çıkıyorsak,
bu topraklarda yaşamış diğer halkların da tarihi, kültürü ve mirasına da sahip
çıkacağız” dedi.
Antep’te 1898-1919 Yıllarında Basılan Kitaplar
Ayfer Tuzcu Ünsal
Ermeni Harfli Türkçe Kitaplar ve Süreli Yayınlar
Bibliyografyası (1727-1968), Hasmik A. Stepanyan isimli Ermeni diplomatın
doktora tezi. Turkuaz Yayınları tarafından 2005 yılında İstanbul’da basılmış.
Bu kitapda 1898-1919 yılları arasında Antep’de basılmış yayınlar da var. Bu
yazım sadece Antep’de basılan Ermeni harfli Türkçe kitapları kapsıyor. Kısıtlı
bilgimle şunu söyleyebilirim, Osmanlı Türkçesi, Ermeni harfleriyle gayet rahat
yazılıyor, zira alfabesi bütün ünlü harfleri kapsıyor. Antep’deki İlk matbaa, Merkezi Türkiye Kolej’inde
faaliyete geçmiş; ikincisi ise, 1910 yılında Avedis Hanzetyan, Toros Bülbülyan,
Horen Varjabedyan, Agop Kahbeciyan ve Nazar Kıvıryan tarafından işletmeye
açılmıştır. Matbaanın isminin Havadis olduğunu bu kitaptan öğrenmiş oldum. Göreceksiniz, kitapların çoğu dini kitap niteliğini
taşıyor.
Karadenizlinin Noel öküzü Kızılbaş’ın ahırında bağlı iken
Haydar Karataş
Ah keşke, ortak yeni yıllar kutlasak. Öküzleri süslesek,
Karakoncoloslar zillerini yeniden taksa, Kızılbaşların Kahlo Gağan’ı apak
sakalı ile etrafında dönse. Yanında köçeki bir Laz’a uğrasa, oradan çıkıp
Ermeni’ye gitse, Türk’ten aldığı kuru üzümleri, elmaları Kürt’e verse; Kürt’ten
aldığını Süryani’nin kapısına götürse... İşte o vakit şu şehir şenlikten,
gülmekten ve de dans etmekten bayılmaz mı? O olmadan gözü yaşlıdır
yılbaşlarımızın.
Eğitim Atölyesi: 1915’te ne olmuştu?
Tarih: 10 Ocak; Saat:16.00 - 18.00
Etkinlik Kategorisi: Eğitim Atölyesi
Etkinlik Etiketleri: 24 Nisan 1915, Ermeni Soykırımı,
Soykırım
Organizatör DurDe Platformu. Website: www.durde.org
Mekan: Leyla Teras, İstiklal Caddesi, Mis Sokak, No 6,
Beyoğlu (4. kat), İstanbul, Türkiye
Ermeni soykırımı’nın 100’üncü yılında 1915’te gerçekleşen
olayların arka planını ele alan bir eğitim atölyesi. Toplantılarımız ilgi duyan
herkese açıktır.
Sunum: Atilla Dirim
Atalarının izinde Muşlu bir Ermeni; 100 yıl sonra Van'dan Beyrut'a yürüyecek
İngiliz Kraliyet Flarmoni Orkestrası'nın Şefi de olan
Vartan Melkonian, Sokırım'ın 100'üncü yılında kızıyla birlikte atalarının
anısına 1000 km yürüyecek. İngiliz Kraliyet Flarmoni Orkestrası'nın Şefi Vartan
Melkonian, Muşlu bir Ermeni. 1915 soykırımında ailesi yaşamını yitirdi.
Beyrut'ta yetimhanede büyüdü. Soykırım'dan 100 yıl sonra, kızıyla birlikte
atalarının anısına Van'dan Beyrut'a kadar 1000 kilometrelik bir yürüyüş
yapacak. Melkonian'ın bir mesajı var: "Ruhumuza acı çektirecek şey
tarihimizin gerçeklerinin inkarıdır."
Askeri kırdıran, Ermeni'yi kırdıran
Engin Ardıç
Çok kişi Sarıkamış'ta şehit olan on binlerce askerimizi
"Ruslar'ın öldürdüğünü" sanır. Hayır, onları öldüren Enver'dir. Eksi otuz derecede hiçbir
akla ve mantığa sığmayan o saldırı emrini veren Enver. "Olacak iş değil
paşam" diyen Hasan İzzet'i yürütüp yerine her dediğine eyvallah diyen
Hafız Hakkı'yı getiren Enver... Çünkü bu aklı veren de Enver'in kurmay başkanı
(aynı zamanda bütün Osmanlı ordusunun da genelkurmay başkanı) bir Alman'dı,
Bronsart von Schellendorff... Evet ya, Türk genelkurmayını bir Alman
yönetiyordu.
İşte 1.5 milyon dolara mal olacak o kilise
Başbakan Davutoğlu, Dolmabahçe'de azınlık cemaatlerinin
temsilcileriyle yaptığı toplantıda müjdeyi verdi, Türkiye'nin ilk kilisesi
Yeşilköy'e yapılacak. Projesi tamamlanan Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi, 1.5
milyon dolara mal olacak. Önceki gün Dolmabahçe'deki çalışma ofisinde Türkiye'de
yaşayan gayrimüslim cemaat temsilcileriyle yemek yiyen Başbakan Ahmet
Davutoğlu, Süryaniler için Yeşilköy'de yapılması planlanan kiliseye destek
vereceklerini söyledi. Böylece 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti
tarihinde ilk kez bir kilise sıfırdan yapılmış olacak. Süryaniler için
yapılacak kilisenin adresi Bakırköy ilçesi sınırları içindeki Yeşilköy olacak.
Haliç'te Noel'e Özel Hıristiyan Töreni
Atilla Tuna
Haliç'te Noel'e özel Hıristiyan töreni İstanbul, 6
Ocak’ta ‘suların kutsandığı’ İsa’nın vaftiz edildiği o kadim zamanı anan şanslı
bir şehir. Yılda yalnız bir kez gerçekleşen ‘haç çıkarma töreni’ Noel zamanının
bu kente özel bir ritüeli. Jülyen takvimine göre, İstanbul için 25 Aralık’ın
çok özel bir önemi var. Dünyada kayıtlara geçmiş ilk Noel kutlaması İmparator
Konstantin’in fermanıyla, 336’da İstanbul’da yapıldı. Bu nedenle İstanbul, Noel
kutlamalarının doğduğu şehir olarak da kabul edilir.
Güney Kıbrıs’ta 3 bin 500 civarında Ermeni var
Güney Kıbrıs’taki Ermeni toplumunun sayısının bugün 3 bin
500 civarında olduğu ve Ermenilerin; Lefkoşa’nın Rum kesimi, Limasol ve
Larnaka’da yaşamlarını sürdürmekte oldukları haber verildi.Fileleftheros
gazetesinde yer alan haberde, Beşparmak Dağları’nın bulunduğu bölgedeki “Agios
Makarios Manastırı”nın Kıbrıs’taki tek Ermeni Manastırı olduğu da belirtildi.
Ayhan Aktar: ‘Askeri kırdıran Enver Paşa’: 100. yılında Sarıkamış’ı anmak
Bundan tam 100 yıl önce, Sarıkamış’ta bir insanlık dramı
yaşandı. Her yıl olduğu gibi, bu yıl da Sarıkamış felaketi yine bir
‘kahramanlık destanı’ veya ‘vatan savunması’ lakırdılarıyla ve militarist bir
üslupla anılacaktır. Geçen yıl, Erzurum Valisi Ahmet Altıparmak Sarıkamış’ta
şunları söylüyordu: “Türkü, Arabı, Kürdü, Çerkesi her kesimden insanın tek bir
amacı vardı, buraya gelerek düşmana karşı bu toprakları korumaktı… bu
topraklarda mücadele edenlerin tek amacı Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğüne
kasteden düşmanlardan kurtarmaktı… Bayrak inmesin, ezan dinmesin diye verilen
bu mücadeleyi dinlerken tüylerimiz diken diken oluyor… Hafızası olmayan bir
milletin geleceği olamaz.” Sn. Vali’ye ders vermek bize düşmez ama, bazı
noktaların altını çizmek gerekiyor: 1. Sarıkamış harekâtı, kesinlikle bir savunma savaşı
değildir. Son derece amatörce hazırlanmış, bir saldırı harekâtıdır. Enver Paşa
ve yanındaki aklı evveller, Rus ordusunu çevirerek imha etmeyi planlıyorlardı.
Ermeni Toplumunun Varoluş Mücadelesinde Ermeni Etıbba Cemiyeti ve Tarman Dergisi
Ermeni yazılı kültürü, Ermeni tabipler, sağlık kurumları
ve sağlık hizmetleriyle ilgili çalışmaları yanında biyografi ve şehir
incelemeleri bazında kapsamlı mikro tarih araştırmalarıyla tanıdığımız Arsen
Yarman, bu kez kurucularının pek çoğu dönemin İstanbul’unun kendi alanlarındaki
en parlak hekimleri olan unutulmuş bir Ermeni sağlık kurumu Ermeni Etıbba
Cemiyeti’ni gün ışığına çıkararak okuyucularıyla paylaştı. Arsen Yarman, Ermeni Etıbba Cemiyeti (1912-1922), faaliyetleri
ve yayın organı Tarman dergisinin sahifelerine odaklanarak Ermeni Halkının en
çalkantılı, ve fırtınalı yıllarının
varoluş ve ayakta kalma mücadelesine ışık tutmaktadır.
Aydın Akyüz yazdı: 100 yıl geçse de...
Sarıkamış'ta 90 bin askerin donarak ölmesi üzerine anma
etkinlikleri devam ediyor. Aydın Akyüz, Sarıkamış ve Çanakkale savaşlarının
kahramanlaştırılmasıyla, 2015'te 100. yılına giren Ermeni soykırımını üzerinin
örtülmesinin amaçlandığını kaydetti. Akyüz yazısında "Ne Sarıkamış
faciasından kahramanlık destanı çıkarma, ne de Çanakkale'den vatan/yurt
savunması çıkarma çabası, bu halkların Ermeni soykırımıyla yüzleşmesini engelleyemeyecektir"
dedi.
Cumhuriyet tarihinde kilise yaptıran tek hükümet: AKP
AKP İslam âleminin Mevlid Kandili’ni kutladığı bir günde
Yahudi ve Hıristiyanların dini temsilcileriyle buluşan Başbakan Ahmet
Davutoğlu, kilise yapma sözü verdi. Bu durum Türk-İslam tarihinde bir ilk olma
özelliği taşıyor… AKP hükümeti iktidara geldiği ilk günden bu yana
azınlıklıklara hak verme konusunda Türk-İslam tarihinde benzeri olmayan adımlar
attı. (Bu da Ak partinin garip kaderi, ne bizim laikçi, dini toplum karşıtı aslanlara
yaranabiliyor, ne de aşırı dinci Müslümanlara. HYETERT)
Almanya'dan, sözde Ermeni soykırımı için destek
40 bin Ermeni'nin yaşadığı Almanya, sözde soykırım
iddialarına destek için düğmeye bastı. Almanya'da, 1915 olaylarını 'soykırım'
olarak nitelendiren tüm çalışmalara finansal destek sağlandığı belirlendi. Başbakanlık, 1915 olaylarının yüzüncü yılında, sözde
Ermeni soykırımı iddialarına karşı özel bir çalışma yaparken, Almanya'nın
Ermeni iddialarına destek sağlamak için katkı sağladığı girişimlerle
karşılaştı. Ermeni nüfusun 40 binlerde olduğu, bunun da dağınık ve etkisiz
kaldığı Almanya'da, 1915 olaylarını "soykırım" olarak nitelendirilen
tüm çalışmaların finanse edildiği ve desteklendiği tespit edildi. Bu durum
"soykırım" kelimesinin çıkış yeri olan Almanya'nın Türkiye'yi de
"soykırımcı" damgasına ortak etme ve bu şekilde Almanya'daki Türk
toplumunu baskı altına alarak asimilasyona imkan sağlama arayışı olarak
değerlendirildi.
Adı üstünde azınlık kalmış!
Yazgülü Aldoğan / yaldogan@posta.com.tr
Günlerdir yazıp duruyorum, yeni bir icat çıkardılar,
‘Müslüman olmayanlarla dost olmayın, siz de Müslümanlıktan çıkarsınız’ diye;
nasıl bir nefret söylemi, nasıl bir düşmanlık, anlatılır gibi değil.
Kendilerinden olmayana düşmanlar zaten, kendi dinlerinden olmayana da
düşmanlar! Ve tam bunun yanlışlığını anlatmaya çalışırken pek sayın Başbakan
Davutoğlu azınlık cemaatlerinin temsilcileriyle buluşup konuşuyor. Ne demesini
beklersiniz? “Kendinizi kötü hissetmenizi anlıyorum, size karşı düşmanlık
tehdit boyutlarına ulaştı.
ՈՒՐ~ ԵՆ ,ՄԵՐ ՍՈՒՐԲ ԵԿԵՂԵՑՒՈՅ ԱՒԱՆԴՈՒԹԻՒՆՆԵՐՈՒ ՊԱՇՏՊԱՆՆԵՐԸ:
Վերջերս , ընկերային լրատուական միջոցներու կողմէ Facebook ի
էջերուն մէջ տեղադրուած է, տեսաելիզ մը որ, կը պատկերացնէ,Պոլսոյ Օրթագիւղ թաղամասի Հայոց Սուրբ Աստուածածին եկեղեցւոյ Սուրբ խորանի
առջեւ"Կանանց Դասավվուֆ" երգչախումբի ընկերակցութեամբ Թուրք Սուֆի կրօնականներու
''Շէպ-ի Արուս"ի, աղօթքի եւ պարի ելոյթը:Այս ելոյթը կը վայելէր,Թուրքիոյ Հայոց
Պատրիարքական Ընդհանուր Փոխանորդի բարձր հանդիսապետութիւնը: Ըստ իս,այս ելոյթը Հայաստանեայց
եկեղեցւոյ անյարիր է եւ կարելի չէ բացատրել միջ-ժողովրդական , միջ-մշակոյթային փոխյարաբերութիւնով,միջ
-կրօնական երկխօսութիւնով եւ նաեւ կրօններու մերձերցման միտող նախաձեռնութիւներով:
Vakıflı Ermeni Köyü
Musa Dağı'na sırtını, Akdeniz'e yüzünü dönen, serin, bol
oksijenli, kendine has özellikleri olan Vakıflı Köyü, 35 hane ve 160 kişilik
nüfusa sahiptir. Hatay'ın Samandağ ilçesine bağlı köyün ilçeye olan uzaklığı 3
kilometredir. Türkiye'nin, bütün nüfusu Ermenilerden oluşan tek köyüdür. Homojen bir yapı içinde tarihteki serüvenini devam
ettiren köyde, gelenekler de yüzyıllardır bozulmadan süregelmektedir. Her yıl
Ağustos ayının ikinci Pazar'ı kutlanan ve Hıristiyan alemince kutsal kabul edilen
Meryem Ana Yortusu, dinsel bir şölen olmanın yanı sıra farklı din ve mezhepleri
bir araya getiren, kaynaştıran bir zemine de ev sahipliği yapar.
Ermeni Diasporası Atatürke’ de İftira Atmıştı
Artık tarihi yüzüncü yıllar ve seçim dönemine girmiş
bulunuyoruz. Bundan sonra kalemimizi bu üç konu; yani Çanakkale Muharebelinin
ve Ermeni Zorunlu Göç (Tehcir) olaylarının 100ncü yıl dönümleri ve Cumhuriyet
Tarihimizin dönüm noktası olabilecek Genel Seçim konuları hakkında kullanmak
adeta bir mecburiyet halini aldı. Bu gün sizlerin dikkatini toplamak
istediğiniz ve kamuoyunca pek az bilinen bir başka gerçeği gündeme getirmek
istiyoruz. (Daha başlıkta bile imla hatası var, bırak içeriği. HYETERT)
Bir asırlık adalet halen uykuda ve halen tehdit var Ermeni halklarına
Bir yüzyıl geçti aradan adalet arıyor Ermeniler sadece
yaşamak istiyor atalarının Kurban edildiği topraklarda. Sarılacak bir
akrabaları olmasa da aynı toprağa gömülmek yetiyordur özlemlerine kavuşmaya.
Bir yüzyıl geçti aradan iki hatta 3 nesil Türk oldular zorla dayatmayla ve
katliamlarla. Yetmedi mi ödenen bedel artık Ermeni olmak gerekmiyor mu en
azından bir gün yada bir Pazar? Herkes biliyor yaptığını ama yaptıklarının
yanlış olduğunu kabullenmek istemiyor işte. Kim yanlışını kabullenmek ister bu
halk ve sistemde her halde bunun derdinde. Yazının Devamı: http://blog.radikal.com.tr/turkiye-gundemi/bir-asirlik-adalet-halen-uykuda-ve-halen-tehdit-var-ermeni-halklarina-84758
Meclis, lobi için atağa geçecek
Nevin Bilgin
2015, 1915 olaylarının 100. Yıl dönemi olması sebebiyle
Ermeni lobisinin Ermeni Soykırım iddiları ve lobilerini arttıracağı bir dönem
olacak.1915 olaylarının 100.yılı olması nedeniyle Meclis ve Dışişleri Bakanlığı
alarma geçti. Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Meclis’teki dış komisyonların
başkanlarıyla bir araya geldi. Toplantıya AB Uyum ve Dışişleri Komisyonu
başkanları, Türkiye AB karma Parlamento Komisyonu başkanı ile uluslararası
parlamenter asamblelerin Türkiye delegasyon başkanları katıldı. Soykırım
iddialarının 100.yılı olması nedeniyle dünyanın pek çok ülkesinde Ermeni
lobisinin başlatacağı atakları karşı Türkiye kapsamlı bir eylem planı yürütecek.
Yıllardır saklanarak yaşadılar!
Bakın onların akrabaları kim... Çok şaşıracaksınız!
İttihat Terakki’nin liderlerinden olan Talat Paşa’nın en
yakın akrabaları Pınarbaşı köyünde
çiftçilik yapıyor. Ermeni tehcirini bilmiyorlar, Paşa suikasta uğradığı için
hep saklanarak yaşadılar. Osmanlı’nın son döneminde İttihat Terakki Fırkası’nın üç
paşasından biri olan ve sadrazamlık da yapan Talat Paşa’nın yakın akrabaları Tekirdağ’ın Ergene İlçesi’ne bağlı
Pınarbaşı Köyü’nde mütevazı bir köy yaşamı sürüyor. Talat Paşa’dan kendilerine
sadece kostaklı saat ve birkaç siyah-beyaz fotoğraf miras kalan Altay ailesinin
fertleri, çiftçilik ve hayvancılık yaparak geçimlerini sağlıyor.
Sarıkamış’ta savaşan Ermeni askerler ve esaret mektupları
Taner Akçam
1922 yılında Paris’te Ermenice bir kitap yayımlanır;
kitabın adı Acı Çekenlerin Sesi (Tsayn Darabelots), yazarı B. Donabedian’dır.
Aslında Donabedian’ın kitaba yazdığı önsözde söylediği gibi, kitabın tek bir
yazarı yoktur. Yüzlerce farklı kişi tarafından yazılmış mektupların biraraya
toplanmasından oluşmuştur. Mektupların hemen hepsi, soykırımdan kurtulmuş veya
kurtulup kurtulamadıkları henüz daha belli olmayan Ermeniler tarafından
1916-1919 yılları arasında yazılmıştır. Her bir mektup, yaşananların sıcağı sıcağına
anlatılmasından ibarettir. Birincil el tanıklar, daha olayların içinde iken,
ümitsizce akraba, eş ve dost aramakta, onlara başlarından geçenleri tüm
detayları ile aktarmakta ve yardım istemektedirler...Eğer bugün Sarıkamış’ta
savaşanları saygıyla anacaksak, bunu o dönemde şehit düşen Hıristiyan, Müslüman
tüm askerler, tüm Osmanlı vatandaşları adına yapmamız gerekiyor. Tabii ki
Sarıkamış’ta can veren Rus askerlerini de unutmamak lazım.
Yazının Devamı: http://www.taraf.com.tr/yazarlar/sarikamista-savasan-ermeni-askerler-ve-esaret-mektuplari/
A Century of Silence / A family survives the Armenian genocide and its long aftermath.
The church of Sourp Giragos, in old Diyarbakir, fell into
ruins after 1915. A few years ago, the town rebuilt it. “Our grandparents,” the
mayor said, “committed wrongs, but we, their grandchildren, will not repeat
them.”
Davutoğlu'ndan Süryanilere kilise vaadi
Sedat Yiğit / Demokrat Haber
Gayrimüslimlerin ruhani temsilcileriyle bir araya gelen
Davutoğlu, İstanbul’da yeni bir Süryani Kilisesi inşa edileceğini kararlaştırdı. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun gayrimüslim toplumların
ruhani temsilcileriyle yaptığı toplantıda, Cumhuriyet tarihinde bir ilk
gerçekleştirilerek Yeşilköy’de yeni bir kilise yapılmasının kararlaştırıldığı
açıklandı.
Արամ Ա. Կաթողիկոսի Հայոց Ցեղասպանութեան 100ամեակին Նուիրուած Կոնդակը
2015 տարին հարիւրամեակն է Հայոց Ցեղասպանութեան: Հետեւաբար,
իր խոր-քով ու իմաստով, իր նպատակով ու պատգամով տարբեր թուական մը պէտք է դառնայ
2015 տարին իւրաքանչիւր հայու ու ողջ հայութեան կեանքին մէջ: Հայ ժողովուրդի հաւաքական յիշողութեան մէջ իր անջնջելի դրոշմն
է ձգած Հայոց Ցեղասպանութիւնը: Աշխարհի վրայ չկայ հայ, որուն արեան հետ չէ թրծուած
ու կեանքին հետ չէ շաղախուած Հայոց Ցեղասպանութիւնը: Աշխարհի վրայ չկայ հայ, որուն
ընտանիքը ենթարկուած չըլլայ ցեղասպանութեան, տարագրումի, հայրենազրկումի կամ սփիւռքացումի:
Diyarbakır Hava Alanı Benim
ABD'de yaşayan Ermeni Sudjian, Diyarbakır Havaalanının
arazisinin kendisinin olduğunu iddia ederek dava açtı. ABD’de yaşayan Ermeni Sudjian, Diyarbakır Havaalanı’nın
arazisinin ailesinden kaldığı iddiasıyla dava açtı. Yargıtay, davacının hak
sahibi olmadığına hükmeden mahkemenin zaman aşımı kararını eksik inceleme
gerekçesiyle bozdu. Sudjian davası diaspora Ermenileri için örnek olabilir.
1915, er Sevag ile anılacak...
Burcu Karakaş İstanbul
Tehcir kararının alındığı 1915’in yüzüncü yılında
İstanbul’da yapılacak etkinlikler er Balıkçı’nın anılmasıyla başlayacak…. İttihat
Terakki’nin aldığı tehcir kararı üzerine 24 Nisan 1915’te İstanbul’da
aralarında mebusların, gazetecilerin, doktorların, sanatçıların olduğu Ermeni
aydınları tutuklanmış, pek çoğu Ankara’nın Çankırı ve Ayaş İlçesi’ne
sürülmüştü. Bu tarih, Ermeniler tarafından ‘büyük felaket’in başlangıcı olarak tanımlanıyor. 24 Nisan’ın 100.
yıldönümünde ABD’de kar amacı gütmeyen kurum “Project 2015” ile Türkiye’de
insan hakları platformu “DurDe”, 22-24 Nisan 2015 tarihleri arasında, bir dizi
etkinlik için kolları sıvadı.
MHP'li Vural'dan 'kilise' çıkışı
Hasan Bölükbaş
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun gayrimüslim azınlık
cemaatlerinin temsilcileriyle yaptığı toplantı sonrasında Cumhuriyet tarihinde
ilk kez yeni bir kilise yapılması kararı alındığı yönündeki çıkan haberler
hatırlatılan Vural, böyle bir ihtiyacın nereden kaynaklandığını bilemediğini
belirterek şöyle devam etti: "Ama zaten Adalet ve Kalkınma Partisi
döneminde apartman kiliseleri oldukça artmıştır. Misyonerlik çalışmaları da
oldukça artmıştır. Dolayısıyla Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde anlaşılan o
ki, kilise ihtiyacı artmış olacak ki, bir ihtiyaçtan dolayı bunu açma durumuna
geldiler. Doğrusu zaten birçok kiliseler ihya ediliyor. Ama bunun bir
ihtiyaçtan mı, yoksa siyasi bir amaç için mi gerçekleştiriyorlar bilemiyorum.
Eğer bir ihtiyaç söz konusu ise, siyasi amaç ise bunun hangi siyasi amaçla
gerçekleştirildiğini öğrenmemiz gerekiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi
zannederim yeni seçim döneminde, bir kilise açmayı seçim vaadi olarak göstermiş
olabilir. Kendi takdirleridir. Söyleyecek bir şeyimiz yok."
Davutoğlu'ndan flaş karar: Yeşilköy'e yeni kilise
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun gayrimüslim azınlık cemaatlerinin temsilcileriyle yaptığı toplantıda, Cumhuriyet tarihinde bir ilk gerçekleştirilerek Yeşilköy'de yeni bir kilise yapılmasının kararlaştırıldığı öğrenildi...Tek tek söz alan dini azınlık temsilcileri, 10 yılda Türkiye'de azınlıklara bakışın değiştiğini anlatarak, daha önceki dönemlerde yaşanan olumsuzluklardan örnekler verdi.
Papaz ya da ruhban sınıfından birisinin azınlık okullarında ders vermesine izin verilmemesi, bu kişilere pasaport verilmemesi, verildiğinde de en fazla 6 ay süreyle verilmesi, kiliselerin sinema ya da farklı amaçlara kullanılması gibi yaşananlar anlatıldı.
Sait Çetinoğlu: Türkiye “Sol” Hareketlerindeki Milliyetçi Virüs
“Acı gerçek,…
‘bizi yükselten’ yalandan daha yararlıdır” (V.İ.Lenin)
Bu yazı Türkiye sol hareketinin tahlilinden ziyade,
yazının seyri içinde Türkiye sol’una (Türk “solu” demek daha doğru olur) ve
zaaflarına değinilmekle birlikte,
Türkiye sol hareketinin bir parçası olan fakat unutulan yada unutturulan
bu coğrafyanın kadim halklarının sol hareketlerine özelliklede Ermeni devrimci
hareketine odaklanmıştır. Amacımız bu coğrafyadaki Sosyalist Hareketlerin TKP
öncesine denk gelen tarihine değinerek unutulan sosyalist önderlerini
hatırlatmaktır.
‘I’ll squeeze those Armenians like lemons’
By Garen Kazanc
It was one of those receptions that had taken months to
organize. The tables were fitted with fancy decor topped with bouquets of
tulips picked from all parts of the country. The hall was unlike most other
halls in the city; elaborately embellished with handmade ornaments, it had the
capacity to dazzle one’s eye. Throughout the night, couples mingled, announcers
made long speeches, and others danced. It was the place to be. The reception took place in Istanbul and was hosted and
organized by a local Armenian church. The leading figures of Istanbul’s
Armenian community were present. Among those invited were various government
dignitaries, including Ismet Inonu, then president of the Republic of Turkey.
Inonu was accompanied by his wife, who was impressed by the decorations and the
preparation that went into the event. “My goodness, such beautiful decorations!” she said
gleefully. “Where do they come up with the money to finance all this wonderful
decor?”
“Don’t ponder about that too much,” Inonu replied
sternly. “Pretty soon, I’m going to squeeze them like lemons so hard that
they’ll run dry.”
Geoffrey Robertson puts the case against Turkey for 1915 Armenian genocide
On April 24, 1915, the day before the Anzacs landed at
Gallipoli, the Turkish government in Constantinople rounded up hundreds of Turkish
Armenian artists, intellectuals, academics, priests and community leaders and
killed most of them. At the time there were 15 million Turkish Muslims and
about two million Christian Arm¬enians in Turkey (or Anatolia as it was then).
The Armenians were better educated and wealthier than most Turks and because of
that were envied and hated, so much so that the government instituted a program
of ethnic cleansing. The Turks had had practice runs before. Between 1894 and
1896, 200,000 Armenians were massacred by soldiers and armed mobs.(Nobel laureate Orhan Pamuk barely escaped jail for discussing the Armenian genocide.)
Yeni bir dinamiğin eşiğinde
Etyen Mahçupyan / etyen.mahcupyan@aksam.com.tr
Seçimler siyasi partilere kendilerini topluma yeniden
anlatma fırsatı verirken, aslında kendini değiştirme imkanı da sunar. 2015
seçimleri bir dönemin sonunu ifade edecek. AKP’yi devirme zemininde ortaya
konulan söylem ve eylemlerin ‘siyaset’ olmaktan çıktığına ve AKP ile birlikte
daha epeyce uzun bir zaman yaşanacağı gerçeğine adapte olunduğuna tanık
olacağız. Söz konusu kayma muhakkak ki iktidar partisini de etkileyecek. Daha
rahatlamış, özgüveni derinlik kazanmış, ‘öteki’ ile ilişki kurmaya daha istekli
ve yetenekli bir AKP ile karşılaşacağız.
Gayrimüslim Ruhani Liderleri Ağırlayan Başbakan A. Davutoğlu, “Türkiye Toprakları ile Musevi İnancı Arasında da Bağ Kurdu”
Başbakan: İslamofobi’ye getirilecek eleştirel yaklaşımın
aslında yalnız Müslümanlara yönelik ayrımcılığa değil tüm dini kimliklere
yapılan ayrımcılığa karşı ses yükseltmek anlamına geleceğini belirtti… Anadolu
topraklarının hem Hristiyan geleneğinin hem de İslam geleneğinin çok sembolik
merkezlerini barındırdığını söyleyen Davutoğlu, şunları ekledi:‘Hele
ŞanlıUrfa’ya giderseniz, ŞanlıUrfa Hazreti İbrahim’le birlikte bütün etrafındaki
İbrahimi geleneğin doğduğu ve orada hala her bir köşesinde kendi izini
bıraktığı bir peygamberler şehridir. Ülkemizin neresine giderseniz gidin bu
anlamda bu birlikteliği görürsünüz ve bu birlikteliğin getirdiği o manevi
havayı hissedersiniz. Dolayısıyla ben bu sofrayı İbrahimi sofra olarak
nitelendiriyorum’ . VOA muhabiri, Hilmi Hacaloğlu‘na göre Başbakan bu
beyanları ile; “Türkiye topraklarıyla Musevi inancı arasında da bağ kurmuş
oldu”.
Հայր Թաթուլի նոր տարուան պատգամը
Մեր դարաւոր Եկեղեցւոյ
եւ Ժողովուրդի պատմութեան մէջ բազում թուականներ
յաջորդած են իրարու՝ ուրախ թէ տխուր: Մեր ժողովուրդի
զաւակները միշտ ալ գիտցած են մշակոյթի պահպանման ճամբով արժեւորել ամէն նոր թուական: Կը մաղթեմ եւ կ՝աղօթեմ,որ
2015 թուականը մեզի համար դառնայ արժէքներու գիտակցութեան տառի մը՝ միութեամբ,միաբանութեամբ
ու խաղաղութեամբ.
First Armenian Float Wins Presidential Award
By Keri Kaligian
PASEDENA, Calif. (A.W.)— The first Armenian American Rose
Float Association (AARFA) won the 2015 New Year’s Day Tournament of Roses’
President’s Award for most effective floral use and presentation for their
“Cradle of Civilization” float. The float was featured in the 126th Rose Parade
along with other floats from around the area. The theme of the parade was
“inspiring stories” to pay tribute to the people of the community who “loved
unconditionally, persevered courageously, endured patiently and accomplished
much on behalf of others.”
2015’te Batı-Erdoğan ilişkilerinde iki muhtemel yol -1-
Ümit Özdağ / uozdag61@gmail.com
Cumhurbaşkanı
Erdoğan, cumhurbaşkanlığı makamına geçtikten sonra parti içindeki gerilimleri
de göz önünde tutarak, dışarıda ABD ve AB ile içeride cemaat ve büyük sermaye
grupları ile eş zamanlı olarak çatışarak, iktidarını sürdürmesinin mümkün
olmadığını düşünebilir. Bu noktada ABD ve AB’nin kendisine yönelik
politikalarını yumuşatmak amacı ile bazı stratejik adımlar atabilir… ABD,
Ermeni sözde soykırımı iddialarının kabul edilmesini talep etmektedir. V.
Nuland’dan önce görev yapan P. Gordon’ın öncelikli dosyasının bu olduğu
bilinmektedir. (Hürriyet,16 Şubat 2014, Tolga Tanış, Türkiye Ne Verecek?) 2015
Nisan’ı yaklaşırken, Türkiye Cumhuriyeti’nin Ermeni propaganda ve saldırılarına
karşı mücadele etmek için hiçbir hazırlığı yoktur. Çünkü bu aşamada Ermeni
tezleri ile mücadele etmek değil, Ermenistan ve Ermeni diasporasını tatmin
edecek bir çözümün fikri alt yapısının hazırlanması ön plana çıkıyor
görünmektedir. Davutoğlu’nun 2013’te Ermenistan ziyareti sırasında tehciri “gayriinsani”
diyerek eleştirmesi, 15 Nisan 2014’te Başbakan Erdoğan’ın yayınladığı
bildiride tehcir için gayriinsani nitelemesini kullanması, bir taviz
politikasının girişini oluşturuyor olabilir.
Ahmet Davutoğlu, azınlık cemaatlerinin temsilcileriyle bir araya geldi
Başbakan Ahmet Davutoğlu, azınlık cemaatleri
temsilcileriyle buluşmasında, "Bütün dünyaya, hangi türden olursa olsun
ötekileştirme ve zulme karşı ortak sesimizi duyurmak lazım" mesajını
verdi. Başbakan Ahmet Davutoğlu, İstanbul'da gayrimüslim azınlık cemaatlerinin
temsilcileriyle yemekte bir araya geldi. Dolmabahçe Başbakanlık Ofisi'nde
basına kapalı gerçekleşen yemek, yaklaşık 3,5 saat sürdü. Yemeğe, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Rum
Ortodoks Patrik Vekili Peter Stefanos, Türkiye Keldani Katolik Cemaati Ruhani
Reisi Francois Yakan, Süryani Ortodoks Kilisesi İstanbul ve Ankara Metropoliti
Yusuf Çetin, Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Prof. Mehmet Paçacı, Türkiye
Süryani Katolik Patrik Vekili Yusuf Sağ, Ermeni Katolik Başpiskoposu Levan
Zekiyan, Türkiye Musevileri Hahambaşı İsak Haleva ve Ermeni Patrik Vekili Aram
Ateşyan katıldı.
Եկեղեցի՞, թէ՞ Մզկիթ
Պոլսոյ Պատրիարքական
Ընդհանուր Փոխանորդ
Սոյն բաց նամակին
վերնագիրը, առաջին հայեացքով, վստահաբար խորթ թուի ընթերցողին: Այս գրութեան պատճառը
առաւել եւս խորթ է: Վերջերս ընկերային լրատուամիջոցներուն՝ facebook-ի
https://www.facebook.com/video.php?v=1461390254100019&set=vb.100006871744964&type=2&theater
Նշեմ, որ Facebook-ի վրայ տեղադրուած այս տեսերիզը աւելի ամբողջական պատկերացում կու
տայ ընթերցողին:) եւ youtube-ի (https://www.youtube.com/watch?v=NlwxCWdxlHg
https://www.youtube.com/watch?v=gO6VXWFHvDU) վրայ տեղադրուած է Պոլսոյ Օրթագիւղ թաղամասի
հայոց Սուրբ Աստուածածին եկեղեցւոյ խորանին առջեւ, «Կանանց Դասավվուվ» երգչախումբին
ընկերակցութեամբ, «Շէպ-ի-Արուս»ի թուրք սուֆի Տերվիշ կրօնականներու ելոյթին տեսերիզը
(հատուածաբար):
1937-38 Dersim Katliamında Ermeniler-Kazım Gündoğan
Biz, “Dersim
ve Dersim’in Kayıp Kızları” kapsamındaki çalışmamızı genişletirken yalnız
1937-1938′in değil, 1915′in de mağdurları olan Ermenilerden yetim kalan,
Alevileşen, Müslümanlaşan ve her biri ötekinden çileli yaşam süren
insanlarımızın yaşam öykülerini topladık. Esas olarak onların öykülerini
paylaşacağız. Burada
tarihsel arka plana değinmek isterdik, ancak sınırlı zaman içinde mümkün
olmayacak. Şunu söyleyebiliriz ki, çalışmamıza konu olan Dersim Ermenileri
bugünlere ulaşan etnik grupların en eskisidirler. Dersimi kapsayan yukarı Fırat
havzasında Urartu devletinin yıkılış aşamasından beri varlığı belirgin olan
Ermeniler en az 2.600 yıllık geçmişe sahiptir.
Yunan tarihçiler soykırım yasasını reddetti
Yunanistan Parlamentosu’nun kabul ettiği sözde Ermeni
soykırımının inkarını suç sayan yasaya 152 Yunan tarihçi bildiriyle karşı
çıktı. Meclisten geçen yasanın 2. maddesine itiraz eden tarihçiler, ‘Bu, fikir
özgürlüğüne aykırı” dedi. Talat Paşa Komitesi 9 Ocak’ta, Yunanistan hükümetinin
çıkardığı “soykırım” suçunu inkarı suç
kabul eden yasayı çiğnemek üzere Atina gidiyor. Yunanistan’ın önde gelen
152 tarihçi ve akademisyeni, 9 Eylül 2014 günü Yunan Parlamentosu’nda kabul
edilen “Irkçılıkla mücadele” yasanın 2’nci maddesinin geri çekilmesini talep
eden bir bildiri yayınladı.
Ermenistan, Avrasya Ekonomik Birliği'nde
Rusya, Belarus ve Kazakistan'ın oluşturduğu Avrasya
Ekonomik Birliği'ne, Ermenistan da 2 Ocak'ta resmen üye oldu. Şu anda dört eski
Sovyet cumhuriyetinden oluşan ekonomik birliğe, 2015 yılı içinde Kırgızistan'ın
da katılması bekleniyor.
İsveç’te ‘Ermeni Soykırımı’nı reddetmek suç değil
Abdullah
Gürgün
İsveç
Mahkemesi Yargıcı Linda Mohlin, ‘Ermeni soykırımını reddetmek suç değil’ dedi.
Karar İsveç’te yayın yapan Türk yayın organlarının soykırımı reddeden
haberlerinin şikayet edilmesi üzerine alındı…Bir halk grubu tarafından rahatsız
edici ya da doğrudan yanıltıcı olarak anlaşılan ifadeler için bile ceza
gerektiren bölgenin sınırlarını ihlal edinceye dek geniş bir alan vardır.
Hükümet Adalet Müfettişi bunlardan hareketle yazılarda -şikayetçinin anlattığı
şekliyle- halk grubuna karşı kışkırtma suçu olmadığı görüşüne varmıştır. İçerik
başka herhangi bir basın yayın suçu da içerdiği de düşünülemez. Bu nedenle ön
kovuşturma başlatılmayacaktır. (Şikayetçinin anlattığına bakmak gerekmez mi?
HYETERT)
Zorlu bir dönemde ekonomik birlik
Moskova Ekonomi Okulu'ndan ticaret politikası profesörü Aleksey Portanski, “Durum cesaret verici değil. Entegrasyonun bu evresinde olumlu kazanımlar olması gerek... Son dönemde, Rusya'nın partnerleriyle ilişkisinde zorluklar görüyoruz. Belarus ile ürünlerin geçişi, Kazakistan ile Rusya'ya elektrik ve kömür gönderimi konusunda tartışmalar söz konusu“ şeklinde konuşuyor. Ayrıca Kırgızistan ve Ermenistan'ın da katılımıyla, birliğin gayri safi yurt içi hâsılasının yüzde 80 kadarını, Rusya oluşturacak ve bu da entegrasyonun ana yükünü taşımasına neden olacak. Portanski, “Bu hâlihazırda Belarus'a yapılan mali yardımlar ve sürekli tavizlerde görülüyor. Bunu, Kırgızistan ve Ermenistan'a yönelik tavizler izleyecek. Birliğe her yeni katılım Moskova için masraf anlamına gelecek“ diyor.
Bir zamanlar Yahudi Ermeni Rum milletvekilleri vardı
Muzaffer Ayhan Kara yazdı:
Bir zamanlar Yahudi Ermeni Rum milletvekilleri vardı
Cumhuriyet tarihi boyunca Yahudi, Ermeni ve Rum
yurttaşlarımızdan kimler milletvekili olmuştu? Atatürk ve İnönü döneminin, yani
CHP tek parti döneminin azınlıklara politik arenada oldukça önem verdikleri
görülüyor. Çok partili dönemde de 1950-1960 arasında CHP ve DP’nin yine
listelerinde azınlık milletvekili adaylarına yer verdiklerini ve bunların bir
kısmının da seçilerek TBMM’ye girdiğini görüyoruz. Zaman zaman basında yer alan haberlerden derlediğim
listeye bakıyorum, kimler gelmiş, kimler geçmiş… Bu arada belirtmeliyim ki,
İsrail devletinin kurulduğu 1948’i izleyen yıllarda ve 6-7 Eylül olayları
sonrası olsun, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında olsun Yahudi, Ermeni ve
Rum cemaatinden epeyce bir yurttaş İsrail’e, Yunanistan’a, başta Fransa ve ABD
olmak üzere yabancı ülkelere göçtü.
İHH/Bülent Yıldırım: “Yahudiler, 1950’lere kadar bizim arşivlere ellerini kollarını sallaya sallaya giriyorlarmış”…
Anadolu Ajansı haberine göre Bülent Yıldırım,
İHH tarafından Gaziantep’te düzenlenen “Kudüs ve Etekleri” konulu
“konferansta”, 1950’li yıllara kadar Osmanlıca yazılı evrakların
kütüphanelerden çalındığını tespit ettiklerini iddia etti. Kütüphanedeki
evrakların Avrupa’ya götürüldüğünü ve Yahudilerce kullanıldığını öne süren Yıldırım,
nefret körükleme söylemini bir kez daha sergiledi.
Başbakan Davutoğlu Gayrimüslimlerle Yeni Yıl Yemeğinde
Başbakan
Davutoğlu Dolmabahçe Sarayı'nda bugün Hristiyan ve Musevi temsilcileriyle bir
araya gelecek. Yemeğin Mevlit Kandili'yle aynı güne denk gelmesi dikkat çekti.Başbakan
Ahmet Davutoğlu 2015'e sürpriz yaparak girdi. Davutoğlu, programda olmayan bir
yemekle Dolmabahçe Sarayı'nda bugün Hristiyan ve Musevi azınlık temsilcileri
ile yeni yıl yemeğinde bir araya gelecek. Yemeğin Mevlit Kandili'yle aynı güne
denk gelmesi dikkat çekti. Yemeğe, Fener
Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye Ermenileri Patrikliği Ruhani Meclis Başkanı
Aram Ateşyan ile Türkiye Musevileri Hahambaşısı İsak Haleva da katılacak.
2015 Önemli Olaylara ve Gelişmelere Gebe
Ercan Kanar / ercankanar@hotmail.com
2015 Nisan’ı Ermeni soykırımının 100. yılı. Her türden
milliyetçiler, ırkçılar yine salyalarını akıtacaklar. “İsyan vardı veya
düşmanla işbirliği yaptılar veya onlar katlettiler veya karşılıklı oldu” gibi
utanmazca yalanlarını süslemeye çalışacaklar. Ama artık dünya alem biliyor ki
mızrak çuvala sığmıyor. Soykırım kavramı ilk kez Polonya’lı hukukçu Raphael
Lemkin tarafından 1943 yılında Yahudi’lere yönelik holocaust uygulamasının daha
önceki imha ve katliamlardan farklılığını sergilemek amacıyla oluşturulmuş ve ilk
kez yine Lemkin tarafından kitabında kullanmıştır. Kavram Yunanca “genos” (ırk,
aşiret, kabile) ile Latince “Cide” (öldürmek) sözcüğünün birleşiminden
oluşmuştur. Soykırım suçu 1948 tarihli “BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve
Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme” ile tanımlanmıştır.
Artık Avrasya Ekonomik Birliği var
Rusya, Belarus ve Kazakistan’ın kurduğu, Ermenistan ve
Kırgızistan’ın da dahil olacağı Avrasya Ekonomik Birliği, oluşumunu tamamladı.
Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 40’a yakın ülke de Avrasya Ekonomik Birliği
ile serbest ticaret anlaşması imzalamak istiyor. Hedef: Siyasal birliktelik. Eski Sovyet ülkelerinde mal, hizmet ve paranın serbest
dolaşımını öngören Avrasya Ekonomik Birliği bugünden itibaren aktif hale
geliyor. Birliğin derinleşmesi yönünde atılacak adımlar 3-10 yıllık süreler
içinde tamamlanacak. Rusya, Belarus ve Kazakistan’ın oluşturduğu yapıya
Ermenistan ve Kırgızistan da dahil olacak.Serj Sarkisyan’ın Yeni Yıl kutlama mesajı
Ermenistan cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Ermenistan
devlet televizyonundan yaptığı konuşmayla yurttaşların yeni yılını kutladı.
Cumhurbaşkanı şunları söyledi: «Sevgili yurttalar! Geçen yılda seyrimize devam ettik, inşa etmeye devam
ettik, toplum ve devlet olarak yenilenmeye ve gelişmeye devam ettik. 2014 yılı dünyada
meydana gelen fırtınalı olaylarla dikkat çektik. Ne yazık ki bu fırtınalar
henüz tamamıyla sakinleşmemiştir. Sadece bir yıl önce olayların bu hızda
gelişeceğini ve ne kadar olumsuz sonuçları olabileceğini belki de çok az kişi
tasavvur etmekteydi.
Batı Ermenicesi - Doğu Ermenicesi
Bedo Gesaratsi
"Doğu Ermenileri" ve "Batı
Ermenileri" gibi etiketler kullanmaktan mümkün olduğunca kaçınmaya
çalışsam da, ne yazık ki bu metnin ele almaya çalışacağı konu sebebiyle buna
mecbur olacağım. Buna benzer etiketler kullandığınızda, ironik bir şekilde
"AYRILIK" yaratmaya da mahkum edilirsiniz. Halbuki varlığını
gezegenimizin neresinde sürdürmeye çalışıyor olursa olsun, sadece tek bir
Ermeni Milleti vardır ve dili de Ermenice'dir ; farklı lehçeler, şiveler ve
ağızlar gibi zenginliklerimiz ise bu gerçeği değiştirmez ; aksine pekiştirir.
Ermeni Lobisi, 2015'te Obama'ya Baskıyı Artıracak
ABD'de 2015 yılında özellikle Türkiye'yi yakından
ilgilendiren bir konu da 1915 olaylarının 100. yıl dönümü olması sebebiyle
ABD'deki Ermeni lobisinin Türkiye aleyhtarı faaliyetlerini ve Obama yönetimi
ile Kongre üzerindeki baskılarını artırması ihtimali. Ermeni lobisinin, 2015'in
1915 olaylarının 100. yıl dönümü olmasını fırsat bilerek Obama'ya 24 Nisan
açıklamasında "soykırım" sözcüğünü kullanması için her türlü baskıyı
uygulaması, bunun yanında da Kongre'de Ermeni tezlerini destekleyen tasarıların
gündeme getirilmesine yönelik çabalarına hız vermesi yüksek olasılık.
Türk Yahudileri: Yıl Bitti Biz de Bittik! Ama Neden?
Mois Gabay aslında kibarca “Türk Yahudileri gidiyor!”
haykırışını duyurmak istedi. “Okulumuz mezunlarının [UÖML] bu sene yüzde 10’u, cemaat
genelinde de lise mezunlarının yüzde 37’si bu yıl eğitimine yurtdışındaki
üniversitelerde devam etmeyi seçti”
gözleminden çıkan sonuç kaygısını dile getiren bu yazı yurt dışında
medyalarda da aktarıldı. Yaklaşık bir asırdır erimekte olan Azınlıklar
nüfusunda Rumlardan sonra nesli tükenmekte olan ikinci gayrimüslim toplum
Yahudiler mi? Şalom’da, başka bir
deyişle Cemaat ileri gelenlerince tescilli bu yazının yayınlanmış olması belli
bir “SON” a yaklaşmış olmanın kaygısının resmi ilanı. Bir anlamda son 12 yıllık
“Politik İslamcılık” ideolojisi yörüngesinde Türk Yahudilerinin “Yaşama Alanı”
daraldıkça daraltıldı.
Noel Bayramı ve Yeni Yıl Kutlaması
Kemal Bülbül
“Yılbaşı” dedim de kimilerinde bir “Yılbaşı”
düşmanlığıdır gidiyor! Neymiş “Gavurların bayramıymış!” Bilindiği gibi
“Yılbaşı” Hıristiyanlar tarafından miladi takvime göre İsa Mesih’in “Doğum
günü” olarak kabul edilir. “Doğum günü” kavramı Hıristiyani bir kavramdır.
İslam Aleminde doğum günü kutlaması yapılmaz. Ama sormak gerek; bu “Kutlu doğum
haftası” neyin nesi? Görüldü ki “Doğum Günü” nedeniyle yapılan kutlama, anma,
hatırlama vb. programlar etkili oluyor o zaman “Biz de Kutlu Doğum Haftası yapalım!”
dediler. Egemen tekçi ve Türk/İslamcı anlayış nedeniyle Türkiye’de yaşayan
Hıristiyan canlarımız Noel Bayramlarını bile özgürce, gönüllerince
kutlayamıyorlar! Kiliselerde kutlama ve ayin yapıyorlar ama Avrupa’daki gibi
sokakta, meydanlarda kutlama yapamıyorlar. Biz Alevilerde İsa Mesih ve Meryem
Ana çok değer bulur ve kutsallarımızdandır.
3 bin 300 Suriyeli Ermeni Ermenistan vatandaşı oldu
Ermenistan Diaspora Bakanı Hranuş Hakobyan, 2014 yılında 3
bin 300 Suriyeli Ermeni’nin Ermenistan vatandaşı olduğunu açıkladı. Yıl Sonu
Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Diaspora Bakanı Hakobyan, Diaspora
Ermenileri Entegrasyonu Programı hakkında bilgi verdi ve 2014 yılının Ocak-Ekim
ayları arasında 3 bin 300 Suriyeli Ermeni’nin vatandaşlık aldığını belirtti.
The Armenian genocide Seeing through fire / Untangling the hatred between Turks and Armenians
There Was and There Was Not. By Meline Toumani.
Metropolitan Books; 304 pages; $28. Buy from Amazon.com
Annıversaries have become the party theme of our time,
especially over the past year, as the world was reminded of the start of the
first world war. At least two further historic moments will be marked in 2015.
One is the battle of Waterloo, which on June 18th will be accompanied by
triumphal chest-beating (at least in Britain). Elsewhere, the centenary of the
Armenian genocide is likely to arouse rage as well as recrimination.
Yılbaşı Hristiyan Geleneği İlanı
Afyonkarahisar'da çeşitli sivil toplum kuruluşları,
kentin bazı noktalarındaki açık hava reklam alanlarına astırdığı ilanlarda,
Yılbaşı kutlamanın Hristiyanlara ilişkin bir gelenek olduğu ve Müslümanların
kutlamasının hata olduğuna dikkati çekti. Afyonkarahisar'da aralarında İnsan Hak ve Hürriyetleri
İnsani Yardım Vakfı (İHH), Ensar Vakfı, Anadolu Gençlik Derneği ile Ülkü
Ocakları'nın da yer aldığı bir grup Sivil Toplum Kuruluşu, yılbaşını kutlamanın
Hristiyan geleneği olduğuna dikkati çekmek amacıyla açık hava reklam alanlarına
ilan verdi. Yılbaşı süslemeleri ve Noel Baba figürlerinin kullanıldığı ilanda,
Hz. Ömer'in 'Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz
tartılmadan önce kendi amellerinizi tartınız' sözüyle Noel Baba'nın ağzından
'Biz Müslüman değiliz de kutluyoruz. ya siz sebep bizim bayramımızı
kutluyorsunuz?' ifadelerine yer verildi.
Ergen; "Yeni yıla ibadet ederek girelim"
Sarayönü Müftüsü Hüseyin Ergen, Son
yüzyılda batıdan ve Avrupa ülkelerinden dinimizde yeri olmayan bazı uygulamalar
ne yazık ki ülkemizde de yerleşmeye başladı. Yılbaşı kutlamaları adı altında
yapılan dinimize aykırı davranışlar, yılbaşı piyangosu ve ikramiyesi adı
altında bilet satışları, içki, kumar, özel yemekler vs. birçok yanlış davranış
sanki normalmiş gibi karşılanmaya başlandı. Bankaların faiz uygulamalarını
televizyon ve bilbord reklamlarıyla artık yadırgamaz olduk. Halbuki Müslüman'ın asla gayrimüslim
toplumlara benzememesi gerekir. (Bak
sen işe, bizimkiler de farklı olmak istemiyoruz diyor. HYETERT)
90'ların Hak Mücadeleleri/ Barış için 1 Milyon İmza Yağdı
Esra Koç
Ülkede her gün kan dökülüyor, bir savaş yaşanıyor ama
savaşa savaş demek suç sayılıyordu. Barış İçin 1 Milyon İmza Girişimi böyle bir
ortamda doğdu. Doksanlı yılların karanlığı içinde faili meçhul
cinayetler, gözaltında kayıplar olanca hızıyla sürerken ''teröristlere''
yataklık iddiası ile köyler boşaltılıyor, insanlar çoluk çocuk yaşlı genç
yurtlarından edilerek Anadolu’nun dört bir tarafına gönderilerek dillerini bile
konuşamadıkları yerlerde yaşamaya zorlanıyordu.
"Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu” düzenleniyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi, Türk Ocakları İstanbul Şubesi ve İstanbul Üniversitesi
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü’nün işbirliği ile, “19-20. Yüzyıllarda
Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu” düzenleniyor... Sempozyumun açılış programı, 5 Ocak 2015 Pazartesi günü, İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans Salonu’nda saat 09.30’da başlayacak.
Ամենայն Հայոց Կաթողիկոսի Կոնդակը Հայոց Ցեղասպանութեան 100րդ Տարելիցի Առիթով
Դեկտեմբերի 28ին Մայր
Աթոռ Սուրբ Էջմիածնում եւ Հայաստանեայց Առաքելական Ս. եկեղեցու բոլոր եկեղեցիներում
Ս. պատարագի ընթացքում հրապարակուեց Հայոց Ցեղասպանութեան 100ամեայ տարելիցի առիթով
Գարեգին Բ. ծայրագոյն պատրիարք եւ Ամենայն Հայոց կաթողիկոսի Սրբատառ կոն-դակը:
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 1915 olaylarıyla ilgili olarak Ermeni tezlerine karşı insani hassasiyetlerle çok yönlü çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Neşe Sarıdoğan
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Ermeni iddialarının üçüncü
ülkelerle ilişkilerimizi rehin almasına izin verilmemesi için, ilkeli tutumumuz
muhataplarımıza sürekli olarak aktarılmakta, 1915 olayları konusunda adil bir
hafızaya ulaşılması gerektiği vurgulanmaktadır” …“Gayemiz, gerek Ermeni
tarafını, gerek konuyu layıkıyla değerlendirmeyen/değerlendirmeyi tercih
etmeyen üçüncü tarafları sağduyu ve hakkaniyet zeminine çekmektir dedi.
Year in Review and New Year and Christmas Schedule of Services
Western Diocese of
the Armenian Church of North America
Each year is a new journey in our God-given lives. Each journey becomes meaningful when we enrich our spirituality with the love of God and become the living message of peace in the life of the world. We live in a world where turmoil and suffering increases everyday. Thus, we ought to counterbalance by living a prayerful life and reaching out to all people in sharing our God-given gifts especially with those who are deprived of love, care and friendship.
90'ların Hak Mücadeleleri / Başka Bir Medya Mümkün Dediler...
Nadire Mater
90'lı yılların baskıcı medya ortamında nefes alma
alanları açan girişimler de oldu... Sokak Dergisi, Özgür Gündem, Pazartesi,
Evrensel, Agos, Açık Radyo ve bianet bunlardan bazılarıydı. Başbakan- cumhurbaşkanı Turgut Özal iki buçuk gazete
yeter, diyordu. Durum Özal’ın bile hayallerini zorlayacak yere geldi. Ne zaman
‘’mühim’’ bir şey oldu, basın aralarındaki seviyesi sorunlu inanılmaz kavgaları
derhal bir yana bıraktı, tek bir ses oldu.












































