Tuğçe Çetin
Gezi’den sonra birçok kişiden şunu duyduk: “yıllardır
medya bize başka gösteriyormuş, biz aslında doğruları duymamış ve görmemişiz”.
Tam da öyle, peki şu an bir farkı var mı? Şu anda da sanki tek bir taraf suçlu
gibi değil mi? Hep “Asala kuklaları, Rum tohumu, Çingen hırsız, Hain Kürt,
Ermeni Dölü, fahişe kadın, dinsiz Alevi, ahlaksız eşcinsel” sorumlu olmadı mı
her olumsuzluklarda? Yine aynı. Ama şu var ki, bir yerde birileri bir şeyleri
araştırmak istemiyorsa orada kötülük vardır, orada faşizm vardır. Bize kalan
ise, yıllardır sürdürülmeye çalışan “insanlık” mücadelesi altında haksızlıkları
duymak ve görmek, elden geldikçe de ses çıkarmak. Çok sevdiğim bir dostum, o
kendini bilir, bir yürüyüşte sessizlik olduğunda “Yarın çok geç olacaaaak” diye
bağırdığında çok gülmüştük, hatta “teyzeler gibisin” bile demiştik ne yalan
söyleyeyim. İşte o dostum o gün çok haklı bir tepki vermişti aslında, hatta
belki hep beraber geç bile kalmıştık. Çünkü barış çok güzel, geldiğinde çok
mutlu olacağız, hem de hepimiz.