Etiketler

Asimder'den Şili Alt Meclisi'ne Tepki

Uluslararası Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Genel Başkanı Göksel Gülbey, Şili Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliğine mektup yazarak, 1 ile 2 Nisan tarihlerinde Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan toprağı Karabağ bölgesindeki çatışmalarından dolayı Azerbaycan’ı kınayan Şili Alt Meclisi’ne tepki gösterdi. (Alt Meclis eminim bizim faşistlerden çok korkmuştur. HYETERT)

Başımıza bir de sınır tanımayan tarihçiler çıktı!

Ragıp Zarakolu / 1@1.com
Sınır Tanımayan Doktorlar ve Sınır Tanımayan Gazetecilerden sonra, şimdi bir de Sınır Tanımayan Tarihçiler çıktı başımıza!...  Resmi tarih yıllardır, münazara kulübü gibi tartışmayı 15’in ne olup olmadığına kilitliyor da, Ermeni halkının nasıl buharlaştığını, bunun nasıl yapıldığını anlatmaya yanaşmıyor. Sunumu sırasında asabi bir Türk diplomatın “tacizine” uğrayan Baskın Oran, İskenderyan ile birlikte son derece aklı başında, soğukkanlı ve örnek bir sunum yaptı. Ermeni soykırımı hâlâ T.C.nin bir milli güvenlik konusu, iken, Allah aşkına hangi diplomat başka bir görüşü savunabilir. Ermeni-Türk diyaloğu konusunda T.C.nin ciddi bir niyeti var ise, güven yaratıcı ilk adım, MGK’nin bir uzvu olan ASİMKK’nin kaldırılması ve TCK’den 301 ve 302. Maddelerin kaldırılması olacaktır.

65. Hükümet programı TBMM Genel Kurulu'nda

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, 65. hükümet programını TBMM Genel Kurulu'nda okudu…  Yıldırım şöyle konuştu: “Bu bağlamda, geleneksel irfan merkezleri ve Alevi vatandaşlarımız dahil olmak üzere farklı öğretilerin ihtiyaçlarının karşılanmasına destek olacağız. Bu amaca yönelik üniversitelerdeki araştırma ve uygulama merkezlerinin sayısını artıracağız. Kanaat önderleri ile diyalog içinde demokratik uzlaşı temelinde gerekli adımları atacağız. Roman vatandaşlarımızın sorunlarının çözümüne katlı sağlayacak strateji ve eylem planını hayata geçireceğiz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan gayrimüslim azınlıkların ihtiyaçlarına dönük olarak bütün hukuki ve fiili tedbirleri almaya devam edeceğiz.”

Մուշեղ Արք. Մարտիրոսեան Առաջնորդ Վերընտրուեցաւ

ԼԱ ՔՐԵՍԵՆԹԱ.- Միացեալ Նահանգներու Արեւմտեան թեմի Ազգային երեսփոխանական ժողովը Ուրբաթ եւ Շաբաթ, Մայիս 20-21ին, նախագահութեամբ առաջնորդ Մուշեղ արք. Մարտիրոսեանի, գումարեց իր 44րդ նստաշրջանը՝ օրակարգի վրայ ունենալով նաեւ թեմակալ առաջնորդի, Կրօնական ժողովի եւ Ազգ. վարչութեան կազմերու ընտրութիւնը։ Ժողովը քննարկեց առաջնորդին եւ երկու գործադիր մարմիններուն անցեալ մէկ տարուան աշխատանքը ու նախապատրաստեց յառաջիկայ տարուան աշխատանքի նախագիծը։

Ermeni ünlü boksörden Karabağ'a ziyaret

Ermeni ünlü baksör WBA, WBC ve IBF eski Dünya şampiyonu Vick (Vakhtang) Darchinyan bu günler’de Artsakh'ta (Dağlık Karabağ) bulunuyor. 20 yıl sonra ilk kez Karabağ’ı ziyaret ettiğini dile getiren Darchinyan “Cumhurbaşkanı Bako Sahakyan ile görüştüm.Görüşmeler çok sıcak bir ortamda gerçekleşti. Çok teşekkür ediyorum dedi.

Hrant Dink Davası'nda Kamu Görevlileri Yeniden Hakim Karşısında

Elif Akgül
Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin görülen davaya devam edildi. Davada aralarında Engin Dinç, Celalettin Cerrah, Ramazan Akyürek'in de olduğu kamu görevlileri de yargılanıyor. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin görülen dava, Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda bulunan 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanıklardan Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer, Ercan Demir ve Yasin Hayal katıldı.

Ermenistan satranççıları Bakü Olimpiyatları'na katılacak

Bakü'de düzenlenecek 42. Satranç Olimpiyatları için geri sayım başladı. Uluslararası Satranç Federasyonu (FIDE) Başkanı Kirsan İlyujminov Trend Haber Ajansı'na yaptığı açılamada, Ermenistan Milli Satranç Takımı'nın da Bakü Olimpiyatları'na katılacağını bildirdi. Konunun Ermenistan ziyareti zamanı görüşüldüğünü ifade eden İlyujminov, Bakü'nün Satranç Olimpiyatları'na hazır olduğunu vurguladı.

Ermenistan Vatandaşlığına Geçen Suriyeli Ermeniler

Ermenistan, geçen yıl 3 bin 156 Suriyeli Ermeninin vatandaşlığa kabul edildiğini açıkladı. Ermenistan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkanı Vigen Sarkisyan, parlamentonun Mali-Kredi, Bütçe İşleri ile Devlet ve Hukuk İşleri daimi komisyonlarının ortak oturumunda yaptığı konuşmada, 2015'te Ermenistan vatandaşlığına geçenlerin sayısıyla ilgili rapor sundu. Sarkisyan, geçen yıl 10 bin 468 kişinin Ermenistan vatandaşlığına alındığını, bunlardan 3 bin 156'sının Suriyeli Ermeni olduğunu belirtti.

İngiltere'de Hristiyanlar azınlık durumuna düştü

St. Mary Katolik Üniversitesi'nin hazırladığı rapora göre, İngiltere ve Galler'de herhangi bir dine mensup olmadığını söyleyenlerin oranı Hristiyanlarınkini geçti.Üniversitenin 1983 ile 2014 yılları arasındaki 30 yıllık dönemde gerçekleştirilen İngiliz Toplumsal Tutumları anketlerinin analizine dayanarak hazırladığı rapor, kendisini herhangi bir dine mensup görmeyenlerin İngiltere ve Galler'deki oranının 2011'de yüzde 25 iken 2014'te yüzde 48,5'e çıktığını ortaya koydu. (Bizim aslanların ne kadar ilerde olduğu anlaşılıyor(!) HYETERT)

Ermeni okulunu ‘kiralama’ tartışması

Arif Balkan- İstanbul
Bakırköy’deki Dzınunt Surp Asdvadzadzni Ermeni Kilisesi ve Mektebi Vakfı’na ait eski Dadyan Okulu’nun olduğu bina, geçtiğimiz gün kiraya verilmek üzere ilana çıkarıldı.

“Anadolu Rumları: Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Millet Sistemini Yeniden Düşünmek”

Yazar Ayşe Ozil ile söyleşi.
28 Mayıs Cumartesi, 14:00
Galeri Birzamanlar (Nostalji Kültür Kitabevi üst katı) Teyyareci Fehmi Sokak 12/C Pangaltı - Şişli - İstanbul

Talep olursa kilise de açarız

Aralarında Konyaaltı Atatürk Stadı ve Cemevi'nin de olduğu 33 projenin de vatandaş talepleri doğrultusunda hayata geçtiğini ifade eden Böcek, "İlçemizde 20 binin üzerinde Rus vatandaşımız yaşıyor. Biz Türküyle, Kürdüyle, Alevisiyle hep bir aradayız. Bütün renkler burada var. Herkesi seviyoruz. O düşünceyle Cami'den Cem Evi'ne, Cem Evi'nden de kilise talebi olursa onu da yapacağız" dedi.

AGİT Parlamenterler Meclisi özel temsilcisi: Dağlık Karabağ sorununu barışçı yolla çözmekten başka alternatif yok

AGİT Parlamenterler Meclisi Güney Kafkasya özel temsilcisi Christien Vigenin, başkan Sarkisyan’ı geçtiğimiz hafta Viyana’da Dağlık Karabağ sorununun barışçı çözümü yönünde gerçekleştirilen önemli adım vesilesiyle kutladı, kalıcı barışa ulaşmak için büyük çaba gösterilmesi gerektiğini ifade etti. Vigenin AGİT PM’nin bu konuda rolünün barışın tesisine yönelik çabalarda gördüğünü ifade ederek ″AGİT PM için Dağlık Karabağ sorununu barışçı yolla çözmekten başka alternatif olmadığını yeniden teyit ediyorum ve AGİT PM, AGİT Minsk Grubu eş başkanlarının faaliyetlerini tamamıyla desteklemektedir″dedi.

Times: AB Türkiye'nin Üyelik Süreci Saçmalığını Bitirmeli

"Türkiye'nin uzun süredir devam eden AB'ye üye olma süreci, 2010 yılında (İngiltere Başbakanı) David Cameron tarafından büyük bir hevesle destekleniyordu... Artık bu giderek daha tehlikeli hale gelen pozisyonu değiştirmenin zamanı geldi.6 yıl önce o dönemler Başbakan, şimdiyse Cumhurbaşkanı olan Erdoğan iyi bir seçenek gibi gözüküyordu. Geleneksel olarak istikrarsızlığa yol açan orduyu dizginlemişti. Kürtlerle konuşmaya hazırdı. Sunduğu ılımlı gözüken siyasi İslam, Orta Doğu'daki reform yanlıları tarafından çekici bulunuyordu. Ancak o yıllardan bugüne Erdoğan, Batı'nın güvenini sistematik biçimde eritti… Türkiye'nin üyeliğe uygun olmayan bir ülke olarak ilan edilmesi gerek. Ancak bu adım, Ankara'yla NATO çatısı altında önemli bir müttefik olarak işbirliğine gidilmesinin önüne de geçmemeli. (AB havucunun ortadan kakması en çok bizim aleyhimizde olur. HYETERT)

Alman Parlamentosu koyu taassubun esiri

Alman Federal Meclisi’nin Lepsius’un kitap ve yayınlarını bugün hâlâ sözde Ermeni soykırımı iddiasını kanıtlayan temel kaynak olarak göstermesi, Alman yasama organının koyu bir taassubun ve Türkiye’ye karşı derin bir tutsağı olduğunu gösteriyor... II. Dünya Savaşı sonrasında Alman siyasetçileri ustalıklı bir manevrayla Yahudi soykırımının tüm sorumluğunu Nazilere yıkarak Alman milletini sorumluluktan uzak tutmaya da, bu iğrenç suçun ağır yükünü Alman kolektif hafızasından silemediler. Suçluluk algısı, Alman toplumunda güncelliğini yitirmeyen utanç duygusuna ve derin psikolojik etkilere yol açmıştı. İşte bu nedenle, Avrupa bütünleşme sürecinde tarihi bir rol oynamak ve dünya politikasında ekonomik gücüyle orantılı bir güç merkezine dönüşmek isteyen Almanya, suçunu paylaşacak tarihi ortaklık aramakta ve vicdanını temizlemek için Ermeni soykırımını desteleyerek Türk milletinin tarihini haksız ve asılsız iddialarla kirletmeye çalışmaktadır.(Sağcı gazeteler aşırı sağcıları bile aratıyor. Şimdi çamur Almanlara atılacak.  HYETERT)

Büyük İzmir Soygunu

Talât Ulusoy:
9 Eylül 1922. “Yunan denize dökülür”, İzmir “kurtulur”.. Denize dökülen Yunan değil, kuşaklar boyu burada yaşamış İzmirli Hıristiyanlardır. “Kurtuluş”un üstünden dört gün geçer, İzmir yanmaya başlar. 18 Eylül’e varasıya günler boyu yanar güzelim şehir. Bu “Büyük Yangın” Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmez (1), ama 9 Eylül günü “kurtuluş” ile başlayan “Büyük İzmir Soygunu” pek bir ateşli(!) tartışılır…(2) 11 Eylül günü, yani henüz ilâhlar İzmir’i alevlere atmadan, Burdur milletvekili İsmail Suphi ve arkadaşları, “kurtarılmış yerler için önlemler alınması” için bir önerge verir. Dört maddelik önergenin son maddesinde; “Terkedilmiş mallar ve düşmandan alınan ganimetlere Hazine adına el konularak sahip çıkılması; kurtarılan illerimizde maliye ve idare işlerinin kurulması ve düzenlenmesiyle, normal durumun hızla geri getirilmesi” istenir. Buradan anlaşılıyor ki “ganimet” toplama yarışı, yani soygun yangından önce başlamış!

Ermenistan Türkiye Sinema Platformu Film Destek Fonu

Ermenistan Türkiye Sinema Platformu (ETSP), iki ülkeden, her iki ülkenin diasporolarından kısa filmcileri ve belgeselcileri ortak yapıma uygun projeleriyle ETSP Proje Geliştirme Atölyesine başvurmaya çağırıyor. İki günlük atölye çalışması eğitimler, birebir toplantılar ve proje sunumlarını içeriyor. Atölye için seçilecek 10 kısa film ve belgesel projesi uluslararası jüri tarafından değerlendirilecek. Atölye sonunda jürinin kararıyla seçilen bir proje 7,500 € para ödülü kazanacak.

Millet-i mahkumeden, ‘Yerli ve Milli’ye: ‘Yok hükmünde’kiler

Mithat Fabian Sözmen
Bu, “Yok hükmünde” olma hali, 2016 Nisan’ında Aras Yayıncılık sayesinde kitaplaştı. ‘Yok Hükmünde’ kitabı, toplam nüfusu Türkiye’de artık ancak yüz binle ifade edilen “Müslüman olmayan cemaatlerin tüzel kişilik ve temsil sorunu”na odaklanıyor. Kitap, bugünkünden nispeten daha farklı bir siyasal atmosferin hakim olduğu 2012-2014 arasında düzenlenen bir dizi konferansta yapılan konuşma ve sunulan tebliğlerden mütevellit, bir başvuru kaynağı olarak kurgulanmış. Tarih itibariyle kitabın bazı yazarlarında rastlanan ümitvar ton bugün kaybolmuş olabilir. Tabii, o gün aynı siyasi iktidardan umutlu olabilmenin naifliği de ayrıca sorgulanabilir. Ancak her halükarda değişmeyen şey, Türkiye’de gayrimüslim cemaatlerin, hukuken tanınan hiçbir hakkının olmadığı gerçeğidir...”

"Yanlış politikalar Türkiye'yi izole edebilir"

Alman Meclisi'ndeki Türkiye kökenli milletvekilleri izlenecek yanlış politikaların Türkiye'yi AB ve demokratik değerlerden kopararak dünyadan izole edebileceği uyarısında bulundu. Türkiye ve Almanya siyasetini yakından takip eden farklı siyasi partilerden milletvekilleri, Başbakan Merkel'in Türkiye ziyareti kapsamında iki ülke ilişkilerini değerlendirdi.

Türkiye AB'yle ipleri koparırsa ne olur?

Elçin Poyrazlar
Düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu'nun (GMF) Ankara Ofisi Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı, "Türkiye'nin AB üyelik perspektifi zaten oldukça zayıflamış durumda. Özellikle son haftalarda bu ilişki aday ülkeyle Birlik arasındaki bir ilişkiden konu bazındaki ilişkiye döndü. Dolayısıyla Türkiye AB sürecinden tamamen vazgeçerse bunun etkileri 5 yıl önce henüz üyelik perspektifi güçlüyken olacağından çok daha zayıf olacaktır". Ünlühisarcıklı yine de AB'nin Türkiye için ekonomik bir çıpa olduğunu ve bunun ortadan kalkmasının ülke riskini artıracağını düşünüyor… Siyaset, Ekonomi, Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETA) Dış Politika Araştırmaları Direktörü Ufuk Ulutaş ise Ankara'da bunu ortadan kaldıracak bir siyasi irade olmadığını söylüyor… Anlaşmanın rafa kalkması durumunda Ankara ile Brüksel arasındaki ilişkilerin ve ekonomik işbirliğinin de sona ereceğini düşünmediğini belirten Ulutaş'a göre, Avrupa anlaşma olmadan yine büyük bir mülteci akınıyla karşı karşıya kalabilir. Ulutaş "Avrupa'nın kısmen durduğunu düşündüğü göçmen meselesi yeniden gündeme oturur. Ciddi anlamda mülteci akını yeniden başlar" diyor… TÜSİAD'ın Brüksel Temsilcisi Bahadır Kaleağası ise Ulutaş'ın aksine Türkiye'nin ekonomik, sosyal, siyasi gelişimi ve geleceğinin AB sürecine bağlı olduğu görüşünde…

Avrupa'daki Türkler sözde Ermeni soykırımı önergesine karşı büyük mitinge hazırlanıyor

Alman Parlamentosu sözde Ermeni soykırımını tanıyan önergeyi 2 Haziran'da görüşecek. Avrupa'daki Türkler de önergeye karşı ayağa kalktı. 28 Mayıs'ta binlerce üyesi bulunan çatı örgütü ve derneklerin yapacağı mitinge Diyanet İşleri Türk İslam Birliği de katılacak. Birliğin bünyesinde 896 dernek bulunuyor.

Cinayette Sorumluluğu Olan Kamu Görevlilerinin Yargılanması Devam Ediyor

Dink cinayetinde kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin dava yarın görülmeye devam ediyor. Duruşmanın üç gün sürmesi bekleniyor. Dink cinayetinde aralarında Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç, İstanbul Emniyeti eski Müdürü Celalettin Cerrah, Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanları Ramazan Akyürek, Sabri Uzun, Ahmet İlhan Güler, Trabzon Emniyeti Eski Müdürü Reşat Altay’ın bulunduğu davaya yarın (24 Mayıs) itibariyle devam edilecek.

Ermeni cemaati başkanı Expo 2016’yı gezdi

Ermeni Cemaati Başkanı Bedros Şirinoğlu, “çiçek ve Çocuk” temasıyla 23 Nisan’da kapılarını açan Expo 2016 Antalya’ya hayran kaldı. 112 hektarlık alanı gezen ve 100.7 metrelik Turkcell EXPO Kulesi’nden çevreyi seyreden Şirinoğlu, “Muhteşem” yorumunu yaptı. (Herhalde VADİP başkanı demek istiyorlar. HYETERT)

Avrupa’nın Unutulan Soykırımları

Yıllardan 1883, aylardan Mayıs’tır… Tam tarihi 12 Mayıs 1883…. Almanya bayrağı bugün Namibya adını verdikleri Güneybatı Afrika kıyılarında dalgalanmaya başlar. Herero ve Nama adlı yerli halklar direnişe geçince öfkelenen Almanya bir imha savaşı başlatır. Sonuç her bakımdan korkunçtur. İnşa edilen toplama kamplarındaki zavallı yerliler sistematik olarak zorla çalıştırılmış ve aç bırakılmak suretiyle ölüme mahkûm edilmiştir. İşin dikkate değer yanı şudur ki, korkunç toplama kamplarını yöneten asker ve bürokratlar ve onlara ilham kaynağı olan ırk teorileri yaklaşık yarım asır sonra bu defa Naziliğin oluşumunda da can alıcı bir rol oynayacaktır. (Bu da ikinci klasik yöntem. Siz de Kızılderilileri öldürdünüz. Aslında siz de yaptınız biz de yaptık ne olmuş yani tavrı. HYETERT)

Prof. Dr. Faruk Şen uyardı: Almanya, ülkede yaşayan 3 milyon Türk'ü ve Türkiye'yi karşısına alıyor

Federal Almanya Meclisi’nin 2 Haziran 2016 tarihli gündeminde bulunan “Ermeni soykırımı” konusundaki önergeyle ilgili olarak Türk Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) Prof. Dr. Faruk Şen, "Bu karar çıkmamalı" dedi. Prof. Dr. Faruk Şen uyardı: Almanya, ülkede yaşayan 3 milyon Türk'ü ve Türkiye'yi karşısına alıyor. (Yine klasik tavır, haklılık iddiası yok, tehdit ve şantaj var. HYETERT)

11 yılda Almanya’da neler değişti

Ahmet Külahçı
Federal Meclis Başkanı’nın aklına nedense daha önce ‘soykırım’ demek gelmemişti. Hep ‘sürgün’ ve ‘toplu kıyım’ sözcüklerini kullanmıştı. Gauck da, Ermeni soykırımından bahseden ilk Alman cumhurbaşkanıydı. Acaba son 11 yılda Almanya’da neler değişti de ‘massaker’ (kıyım) birden ‘völkermord’ (soykırım) oluverdi?

AK Parti'den bir ilk: Gayrimüslim yönetici

Ahmet Davutoğlu'nun görevden el çektirilip, yerine Binali Yıldırım'ın getirildiği AK Parti olağanüstü kongresinde partinin MKYK'sı da önemli ölçüde değişti. 50 kişilik AK Parti MKYK'sının yaklaşık yarısı değişti. Yıldırım dönemi AK Parti MKYK'sına giren yeni isimlerden biri özellikle dikkat çekti. Partinin politikalarını belirleyen kurul olan MKYK'ya, Ermeni kökenli Markar Esayan da alındı. (Hayırlı olsun. HYETERT)

Independent yazarı: Dünya İnsani Zirvesi mi, ikiyüzlüler toplantısı mı?

İngiltere'de yayınlanan Independent gazetesinin yazarlarından Ian Birrell, bugün İstanbul'da başlayan Birinci Dünya İnsani Zirvesi'nin geniş katılıma karşın sonuç alınamayan yeni bir toplantıdan öteye geçemeyeceğini yazıyor: "Dört yıl önce Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-moon, insani krizlerin çözümünde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini görüşmek üzere dev bir zirve düzenleneceğini söylemişti. "O günden bugüne kadar 153 ülkeden 23 binin üzerinde kişiye danışıldığı belirtiliyor. "Şimdiyse kokteyl kanepeleri hazırlandı, en nadide şaraplar seçildi ve podyumlar kuruldu. "6 binin üzerinde siyasi, yarım kuruluşu yöneticisi ve iş adamı Türkiye'de düzenlenen dev toplantıya katılıyor. 'Sırtlar sıvazlanacak'. "Bugün İstanbul'da başlayacak olan Birinci Dünya İnsani Zirvesi'nden somut sonuç bekleyenlerin sayısı az.

Tarihçilerin Ermeni Meselesiyle İmtihanı

Mehmet Karasu
Toplumsal sorunlar, sorunları belgelere indirgeme alışkanlığı terk edilmeden, diğer bir deyişle belgeler üzerinde yer almayan yanlarıyla da ele alınmaksızın kalıcı çözüme dönüşemez… Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmi tezi yetkililerce ne zaman dillendirilse “arşivleri açalım ve meseleyi tarihçilere bırakalım” tarzı söylemler refleksif bir üslupla ifade ediliyor. Tarihçilerin Ermeni meselesiyle imtihanı nezdinde, Ermeni meselesinin neden sadece tarihçilere bırakılmaması gerektiğini birkaç argümanla temellendirmek istiyorum... Tarihçiler kendi müktesebatları ölçüsünde Ermeni meselesinin çözümü noktasında akışı değiştirici katkılarda bulunabilirler. Ancak bu meseleye yüklenmiş ve bir şekilde çözümlenmemiş hayli yoğun duygu kitlelerinin varlığı, çözüm için tek adres gösterilen tarihçilere, bir ölçüde, zulüm olarak değerlendirilmelidir. Zira sırtlarına yüklenmiş bu sıklet, tarihçilerin hareket kabiliyetini sınırlayarak onları bu büyük sorumluluğun altında bilfiil ezmektedir.

Haksızlığa uğramış yüzyıllık gayrimüslim dini kurumlar ve buna karşı mücadele eden iki kadın: Luiz Bakar, Ester Zonana


Rober Koptaş ve Bülent Usta’nın editörlüğünü yaptığı “Yok Hükmünde” adlı kitap Aras Yayınları’ndan çıktı. Müslüman olmayan cemaatlerin tüzel kişiliklerinin tanınmamasına ve temsilde yaşadıkları sorunlara odaklanan kitabın tanıtımı yapıldı. “Yok Hükmünde Müslüman Olmayan Cemaatlerin Tüzel Kişilik ve Temsil Sorunu”, başlığıyla 2012-2014 yılları arasında düzenlenen konferanslarda sunulan tebliğ ve yapılan konuşmaları bir araya getiren kitapta Av. Rita Ender, Av. Ester Zonana, Av. Yuda Reyna ve Av. Yakup Barokas gibi akademisyen ve hukukçuların tebliğlerini içeriyor.

Ermeni Soykırımı: Yüzleşmeme değil yüzsüzleşme!

Özlem Galip
İnsan hakları hukukçusu Robertson, Talat Paşa'yı "Osmanlı'nın Hitler'i" olarak tanımlamıştı. Hitler aksini iddia etmezdi sanırım! Zira Hitler de 1931 yılında, Polonya işgali öncesinde generallerine Yahudilere karşı sert ve acımasız olmalarını söylüyor ve ekliyordu: "Bugün Ermenileri kim hatırlıyor?" “Yeryüzünün dört bir yanına “savrulmuş” Ermeni ulusunun tarihinde çok önemli bir kara gündür, 24 Nisan. Üç-beş Ermeni yan yana gelmeye görsün, alırlar ellerine pankartları, dökülürler sokaklara hemen. Nedir bütün bunların sebebi, niçin yollara düşer bu insanlar 24 Nisan’da?”

Mahşerin Üç Atlısı

(Milliyetçilik-Ulusçuluk-Yurtseverlik)
Milliyetçilik bize bugün “iki seçenek” dayatıyor: Bu “seçenek” dayatmalara direnemezsek ya yaşamımızı bir “içgüdüye” teslim edeceğiz ya da yalnızca başkalarını değil bizi de tahrip edecek bir “şiddet dilinin” içine taşınacağız. Milliyetçiliğin bize sunduğu bu iki seçeneği de yadsımak; Türklüğü, “aşırı gelişmiş bir milli kültür bilgisi”nin “tasallutundan” kurtararak, “adaletin-vicdanın ve politikanın” diline taşıyıp “barış içinde yeniden kurmak” artık “yükümlülüğümüzdür” diyorum. Eğer “demokratik bir Türklüğün” yapılandırılması amacımızsa eğer hiç zaman yitirmeden “Ne mutlu Türküm” ile “Ne mutlu Ermeni’yim” sloganlarını birleştirecek bir “toplumsal barışı” kurmak zorundayız.

Russia’s Humanitarian Response to the Armenian Genocide

By Asya Darbinyan  / The Armenian Weekly Magazine
’The front page of the June 30, 1916 issue of the Parisian newspaper “Excelsior” carried an illustration of a Russian soldier on horseback with a refugee child in his arms. The picture was captioned, “The Symbol of Protection of the Armenians by Russians.”1 The words “Russia” and “humanitarianism” are rarely coupled in the historical literature on the 20th century. This essay, however, emphasizes the importance of exploring imperial Russia’s reaction to the Armenian Genocide and the refugee crisis on the Caucasus battlefront of World War I. It shows how the recognition of an emergency situation transformed political and public reaction into action, and how the Russian imperial government during the Great War and the Armenian Genocide—as well as a number of non-governmental organizations established in the Russian Empire—provided humanitarian assistance to hundreds of thousands of Armenian refugees in need. It also plumbs the motivations for humanitarian assistance and the Russian context of humanitarianism.

Erdoğan'ın Lozan sözleri tartışıldı

Prof. Dr. Çağrı Erhan (Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü): Cumhurbaşkanı çok doğru söylüyor. Lozan’ın güncellenmesinden kastının Türkiye’deki yasa ve uygulamaların Lozan’da belirlenen azınlık tanımına uygun hale getirilmesi olduğunu düşünüyorum. Çünkü maalesef azınlıkların bir takım hakları devlet tarafından ihlal ediliyordu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz: Lozan yeniden yazılamaz. Cumhurbaşkanı’nın bunu kastettiğini düşünmüyorum. Biz de parti olarak vatandaşlarımızın her türlü eşit hakka sahip olmasını destekleriz. MHP milletvekili ve eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu: Azınlık statüsü Türkiye’ye özgü, Batılıların koydukları bir hüküm. İlla bir şey yapacaklarsa azınlık statüsünü kaldırsınlar.(Halaçoğlu’ndan başka  ne beklenir. İstediği eşit vatandaşlık değil, azınlık haklarından da mahrum etmek. HYETERT)

Ahıskalılar Ermeni Komşuları İle Buluştu..

Bir çok kimsenin aralarına nifak sokup, düşman ilan ettiği Ahıskalılar Türk sınırı Posof'un öte tarafından bulunan Ermeni komşularıyla bir araya gelip, yıllar sonra da olsa bir birbirlerini tanıyıp, eski dostluklarını yenilediler.. Gürcistan'ın güneyindeki Ahıska Bölgesi'nden 14 Kasım 1944'te Orta Asya'ya sürgün edilen ve günümüzde Kırgızistan'da yaşayan bir grup Ahıska Türkü, ata topraklarındaki köylerini ziyaret etti… Yaşlılar refakatçılarıyla birlikte doğdukları köyleri ziyaret ederek, Gürcü ve Ermeni kökenli eski köylüleriyle hasret giderdi.

Washington’da Ermeni şarapları degüstasyonu büyük kabul gördü

19 Mayıs’ta Ermenistan’ın Washington Büyükelçiliğinde «Winyards of Armenia» kuruluşunun çabalarıyla 8 Ermeni şarap üreticisi firma katılımıyla Ermeni şarapları degüstasyonu gerçekleştirildi. The Keush, Highland Cellars, Old Bridge, Van Ardi, Voskeni, Karas, Trinity ve Kataro gibi Ermeni şarap markalarının temsil edildiği etkinlik büyük kabul gördü.

Şu Özür Dileme Meselesinde Son Bir Açıklama!

Sinan Çiftyürek
Önce 15.04.2016 tarihli ve “Ermeni Soykırımının 100. Yıl Dönümü Ve Kürt Siyaseti!” başlıklı yazım Newroz Gazetesinde “Özür Dileriz” başlığıyla yayınlanmıştı. Yazıya sosyal medyadan gelen kimi tepkiler üzerine ardından “Kürtler adına özür dilemeye itiraz edenler bazı soruları yanıtlamak durumundalar!” başlığıyla kısa ve esas soru soran bir yazı yazdım. Bu yıl aynı yazıyı yeniden yayınladım. Hem sayfamdaki yazının altına epeyce yorum yapıldı hem de yazım üzerine Abdurrahman Önen arkadaşın “Kürtler Adına Ermenilerden Özür Dileme Fantezisi” başlıklı yayınlanan yazısının altına epey not düşüldü.

Almanya kendisine suç ortağı yaratıyor

Dr. Şükrü M. Elekdağ
20. yüzyılın en büyük soykırımını yapan Almanya kendine suç ortağı arıyor ve dost Türk milletini suçlayarak kendi kirli tarihini aklamak istiyor. Alman devlet politikasının hedefi: Türklerin Ermenilere soykırım yaptığını dünyaya kabul ettirmek... Almanya’nın bu tutumu, birbirlerini besleyen şu dört nedenden kaynaklanıyor:
1) Suçluluk duygusu altında ezilen Almanya’nın kendine bir suç ortağı bularak yükünü hafifletmek istemesi.
2) Protestan Kilisesinin Türklere duyduğu tarihsel husumet.
3)  Türkiye’ye AB yolunu sonsuza dek kapatmak.
4)Almanya’daki Türk toplumunun Türklük onurunu kırma yoluyla asimilasyonunu kolaylaştırmak. 
(Bu da Türk inkarcılığının öncülerinden, Ermeni düşmanı eski bir diplomatın fikri. HYETERT)

A Century of Violence: Revisiting the Armenian Genocide


By Walter Kalaidjian
For a Century, the Armenian genocide has remained an indelible black mark on the ledger of modernity. The systematic murder of over one million Armenians perpetrated by Ottoman Turkish authorities during World War I bequeathed a legacy of trauma whose delayed recognition has unfolded only gradually. In the classic formula of post-traumatic stress disorder (PTSD), the shock of an initiating event inaugurates but fails to contain or resolve all of its repercussions. The trauma of genocide stretches out over time to possess victims, bystanders, and perpetrators through a pattern of latency and repetition.

Medeniyetin Ölçüsü Nedir?

H. Hümeyra Şahin
Toplumsal yaşantı adabına ne kadar uyulduğu, metroda, otobüste, müşteri ilişkilerinde nasıl bir muameleye tabi olduğunuz şehrin, ülkenin medeniyet seviyesine dair ipuçları verir… Bireyin ihtiyaçlarını değil, sistemin ya da ekonomik çarkın ihtiyaçlarını gözeterek ‘eleman’ yetiştiren bir eğitim sisteminden, ‘medeni insan’ yetiştirmek zordur… Gerçekten ne yazık ki, pek çok üniversite diploma büroları olarak çalışıyor. Bilgi öğrenciler tarafından bir malumat olarak algılanıyor. Oysa yeni bir bilgi bir zihne girdiğinde insanı dönüştürmüyor, insan hayatında bir tesir oluşturmuyorsa, malumattan öte geçemez. 19.yy’ın ulus-devlet merkezli eğitim anlayışına dayanan tek tip ‘makbul vatandaş’ yetiştiren sistemin, 21.yy’da bireysel farklılıkları ayırt edebilen ve bu çeşitliliğe uygun içerik sunabilen bir sisteme dönüşmesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gençlerle Buluştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Rum Cemaati mensubu bir gencin, "Yeni anayasada azınlıklarla ilgili nasıl yenilikler olacak?" sorusu üzerine sözlerine şöyle devam etti: "Başbakanlığım döneminden bahsediyorum. Azınlıkların vakıf mallarına el konulmuştu. Biz iktidarımız döneminde bütün bu malları kendilerine iade etmeye başladık. Göreve başladığımda 2,5 milyar civarındaydı. Burada Rum, Ermeni vakıfları hepsi kendi varlıklarını alıyordu. Hala yasal süreci devam edenlerin olduğunu da biliyorum. Onlar da iade edilecek. Şu anda bunları biz anayasal teminat altına alarak yaptık. Bir defa şunu bütün samimiyetimle ifade ermek isterim. Bu ülkede azınlıkların hukukunu Lozan geçmişte belirlemiştir. Lozan'ın daha da güncelleştirilmesi ve ülkemizde ben hangi haklara sahipsem azınlıkların da aynı haklara sahip olması lazım. Şu an Meclis'te azınlıklardan olup milletvekili olan arkadaşlarımız var. Bugün milletvekilidir, yarın belki bunlardan bakanlar çıkabilir. Çıkmayacak diye bir şey asla söz konusu değil. Şu anda bu aşama kat edildiğine göre yarın onlar da olacaktır. Şunu bilmenizi isterim. Azınlıklar ülkemizde bizim eşit vatandaşımızdır. Bundan taviz vermek söz konusu değil." (Lozan'ın azınlıkları potansiyel iç düşman olarak değil, eşit vatandaşlar olarak gören bir bakışla yeniden yorumlaması önemli yanlışların düzeltilmesini sağlayacaktır. HYETERT)

Kürt ve Türk edebiyatında Ermeniler

Özlem Galip
Ermeniler, 1915’te, yaşadığımız topraklar üzerinde bir soykırıma uğradı. Milyonlarca Ermeni, artlarında mülkleriyle birlikte hikayelerini de bırakarak “ortadan kayboldu.” Peki bu durum, coğrafyanın diğer büyük halkları Türkler ve Kürtlerin edebiyatına nasıl yansıdı? Öncelikle Türk edebiyatı... Akademisyen ve gazeteci Murat Belge’nin de dediği gibi, sol eğilimli olarak tanınan yazarlarda bile, yalnız Ermenilere değil Osmanlı uyruğundan bütün azınlık unsurlara karşı düşmanlık güven bir tavra sık rastlanır. Ömer Seyfettin, kaleme aldığı “Ashab-ı Kehfimiz” adlı hikayesinde tehcir döneminde bir Ermeni gencini anlatır. Gencin Ermeni milliyetçisi özelliklerini öne çıkaran Seyfettin, 1915’te Ermenilere yapılanları meşrulaştırmaya girişir. Akabinde çıkan Halide Edip Adıvar, Tarık Buğra, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Hikmet Ilgaz gibi yazarların edebi eserlerinde de gayrimüslim düşmanlığı göze çarparken Ermeni katliamlarını haklı çıkaran bir duruş sergilenir. Kitaplarına tek tük serpiştirdikleri “iyi Ermeni karakterlerde” ana tema olarak öne çıkan, yine Ermeni karşıtlığıdır aslında.

Almanya - Türkiye‘Soykırım oylaması sonrasında Almanya-Türkiye ilişkilerinde değişiklik olmayacak'

Sol Parti Federal Milletvekili Sevim Dağdelen Sputnik'in konuya ilişkin sorularını yanıtladı… Alman parlamenterlerin bu kez Türkiye‘nin baskı politikasına boyun eğmeyecekleri kanaatindeyim. Hem 1915 olayları ‘soykırım' olarak nitelendirilecek, hem de Alman İmparatorlugu'nun suç ortaklığı kabul edilecek. Bu anlamda Türkiye'nin geçmiş ile yüzleşmesi, inkar politikalarına son vermesi bakımından bu önergeyi önemsiyorum. 2 Haziran'daki oylama aynı zamanda Türkiye'deki Ermenilerle Türklerin barışması, bir araya gelmeleri ve kardeşlik ortamının doğmasına zemin hazırlaması bakımından da önemli bir adım olacak. Türkiye'nin yapamadığını Almanya gerçekleştirmiş olacak… Türk-Alman ilişkilerinde köklü bir değişiklik olmayacağını ve herhangi bir gerilim yaşanmayacağını düşünüyorum.

Almanya'nın 'Ermeni Soykırımı' önergesi hazır

1915 olaylarının ‘Ermeni Soykırımı' olarak tanınmasına ilişkin önerge 2 Haziran'da Alman Almanya Federal Meclisi'nde oylanacak. Tasarıda ilk kez 'Ermeni soykırımı' ifadesine net bir şekilde yer verilirken, dönemin Alman İmparatorluğu'nun da sorumluluğu olduğu belirtiliyor... Tasarının başlığı '101 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermenilere ve diğer Hristiyan azınlıklara uygulanan soykırımın hatırlanması ve anılması' olarak yer alıyor. Metnin giriş kısmında, Federal Meclis'in, Ermeni ve diğer Hristiyan azınlıklara uygulanan tehcir ve katliamlarda ölen kurbanların anısı önünde eğildiği belirtiliyor. Bu dönemde diğer Hristiyan toplulukların da özellik Asuriler, Süryaniler ve Keldanilerin sürgün ve katliamlardan etkilendikleri kaydediliyor… Tasarıda, yaşananlardan Jön Türk hükümeti sorumlu tutuluyor ve "Dönemin Jön Türk Hükümeti'nin talimatıyla bir milyonu aşkın Ermeni'nin sistematik tehcir ve kıyımı 24 Nisan 1915 tarihinde Osmanlı Konstantinopolis'inde başladı" ifadesine yer veriliyor.

Catholicos of All Armenians Ratifies the Re-election of the Diocesan Primate H.E. Abp. Hovnan Derderian for the Third Term of his Primacy

On May 6, 2016, the Diocesan Primate obtained the Vote of Confidence during the 89th Annual Diocesan Assembly with an overwhelming majority. With the letter dated May 18, 2016, His Holiness Karekin II, Supreme Patriarch and Catholicos of All Armenians ratified the re-election of the Diocesan Primate His Eminence Archbishop Hovnan Derderian for the third term of his Primacy.

Başkent Erivan’da «Mavi Cami» Sergi-Yarışması devam ediyor

İran İslam Cumhuriyeti (İİC) Erivan Büyükelçiliği Kültür Merkezi, Erivan Terlemezyan Devlet Güzel Sanatlar Kolejinde «Mavi Cami» başlıklı bir sergi-yarışma düzenledi. NEWS.am muhabirine açıklamada bulunan İİC Büyükelçilik Kültür ataşesi Majid Meşki, benzeri etkinliklerin en iyi kültürel değişim araçlarından biri olduğunu ifade ederek, amacın İran ve Ermenistan arasında kültürel diyalog tesisi olduğunu ifade etti.

Emin Torosyan: İran’da «Urartu Mirası» başlılı sergi gerçekleştirildi

Erivan Belediyesi Kültür Bölümü Başkanı Emin Torosyan, şunları kaydetti: ″Şiraz kentine ziyarette bulunduk, geçtiğimiz yıl  Erivan’da düzenlenen Persepolis sergisine yanıt sergi gerçekleşti. «Urartu Mirası» başlıklı Urartu medeniyeti sergilendi. Bir dizi kentle işbirliği yönünde mutabakatlar sağlandı ″.

Avrupa Parlamentosunda Ermeni Soykırımına ilişkin panel yapılacak

31 Mayıs’ta Avrupa Parlamentosunda Ermeni Soykırımına ilişkin bir panel gerçekleştirilecek. Avrupa Ermeni Kuruluşları Federasyonunun verdiği bilgiye göre, «Ermeni Soykırımı, Kültürel Mirasın Tanınması ve Restorasyonu, Hukuki ve Siyasi alanlar» başlığını taşıyan panel Avrupa Parlamentosu üyesi Charles Tannock tarafından organize edilmekte.

Osmanlı Neden Binlerce Maymunu İdam Etti?

Yavuz zamanında başlayan Kuzey Afrika’daki fetihlerle beraber daha önce istanbul’da pek rastlanmayan maymunların sayısı hızla artıyor… III. Murat’ın favori din adamı Molla Abdülkerim Efendi adında bir zat. son derece tutucu bir Müslüman, gayrimüslimlerden hiç hazzetmiyor. Daha sonra sultan onu Rumeli kazaskeri yapacak. Molla, gayrimüslimlere o dönem aşağılayıcı sayılan kırmızı ve siyah giyinme zorunluluğu getirecek, bir gecede Yahudi mezarlığına korsan cami dikecek.Tüm öykü  bu dini bütün mollanın Fatih Camii’nde verdiği bir cuma vaazıyla başlıyor, molla, ateşli bir konuşmayla ‘’kadınların bu maymunları fena işlerde kullandığını’’ anlatıyor. Cuma çıkışı kızgın kalabalık önde bizim molla, Azapkapı ve Galata’daki maymun satıcılarını basıyor. Tarihçiler o günü ‘’İstanbul’da dalında maymun sallanmayan tek bir ağaç kalmadı’’ diye anlatır. (:) HYETERT) 

Dünya İnsani Zirvesi Pazartesi Başlıyor

Ban Ki-moon'un girişimi çerçevesinde tarihte ilk defa düzenlenecek olan Dünya İnsani Zirvesi 23-24 Mayıs 2016 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilecek. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un girişimi çerçevesinde tarihte ilk defa düzenlenecek olan Dünya İnsani Zirvesi 23-24 Mayıs 2016 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilecek. 

Uluslararası insan hakları kuruluşları Formula 1’in Azerbaycan’da yapılmasına karşı

Başta Rights Watch, PEN International olmak üzere birçok uluslararası insan hakları kuruluşu Formula 1 Dunya şampiyonasının Azerbaycan’da düzenleneceğine karşı olduklarını belirtti. “Spor haklar için” (Spor for Rigts) koalisyon çatısında birleşen Formula 1’in yönetimini, hapse atılan aktivistlerin tahliye etmesi üzere Azerbaycan makamlarına baskı yapmaya çağırıyor. Human Rights’in Watch bölgesel direktörü Jane Buchanan “Formula 1’in yönetimi için Azerbaycan’da insan haklarına ilişkin durumunun iyileştirmesi amacıyla Azerbaycan yönetimine baskı yapma imkanı var” diye konuştu.

Sosyal demokrasinin sefaleti

Yücel Özdemir   / @ozdemir_y / yucel@evrensel.de
Avrupa’da sosyal demokrat parti ve akımların bir süredir içine girdiği ‘kriz’ derinleşerek sürüyor. Halbuki; bugün yerlerde sürünen sosyal demokratlar için 1970’ler ‘altın yıllar’dı… Sosyal demokrasinin çöktüğü, muhafazakarların gücünü korumaya çalıştığı kıta Avrupa’sında iki akımın yükseliş içinde olduğu görülüyor. Birincisi: sağ popülist, milliyetçi, dinci akımlar. İkincisi: ilerici, sol sosyal demokrat, ekoloji çizgideki parti ve hareketler. Bugüne kadar ‘merkez’ diye tabir edilen klasik burjuva partilerinin dışında görülen bu akımların yükselişi ülkeden ülkeye farklılıklar gösteriyor. Ekonomik krizin etkili olduğu Güney Avrupa ülkelerinde sol sosyal demokratlar, diğer bölümlerde sağ-popülistler güç kazanıyor. Gelişmeler, ‘yaşlı’ sosyal demokrat partilerin yarattıkları derin tahribat nedeniyle kısa sürede sola kayıp yeniden güç kazanması, asıl seçmeni olan işçi sınıfına ve emekçilere ulaşıp güven vermesinin zor olduğunu gösteriyor. Bu nedenle sefaletten kurtuluş kolay olmayacak.

21 Mayıs 1864: Çerkeslerin kara günü

1862-1864 arasındaki kanlı Rus-Çerkes savaşlarından sonra Rus ordularının Mzımta nehri civarında nihai zaferi kazandığı 21 Mayıs 1864 günü bu kanlı süreci sembolize eden tarih olarak Çerkeslerin yüreğine ve beynine nakşedildi… Çerkesler egemen etnik grup olan Türklerle iyi geçiniyordu ama diğer gruplarla ilişkileri ya Türklerin çizdiği şekilde ilerliyordu ya da güçler dengesine göre şekilleniyordu. Örneğin 1880’lerde Rumların yoğun bulunduğu Ordu-Samsun hattında Gürcülerle birlikte Rumlara karşı konumlandırıldılar. Buralarda hatta Erzurum, Sivas gibi bölgelerde Gürcü kıyafetiyle eylem yapan Abazalar vardı. Maraş bölgesindeki kadim Ermeni yerleşimi Zeytun, merkezi devletin yönlendirdiği Çerkes gruplarca sarmalanmaya çalışıldı. Yine önemli bir Ermeni nüfusu barındıran Doğu Anadolu’da, Kürtlerle birlikte Ermenileri taciz ettiler. Ürdün ve Lübnan’da, merkeze boyun eğmeyen Dürziler ve Bedeviler gibi grupları ezmek için Çerkesler kullanıldı. Bu görevleri öyle iyi yerine getirdiler ki, ileriki yıllarda Ürdün’de yönetici sınıflara dahil olmayı başardılar. (Ne yazık ki resmi tarih Çerkezlerin gelmesiyle birlikte Ermenilerin neler yaşadıklarını nasıl zulümler gördüğünü görmezden gelir. HYETERT)

Dr. Kasım Ertaş: Diyarbakır Birlik ve Beraberliğin Kalesidir

Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ve Sanatları Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Kasım Ertaş, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Diyarbakır'da yaşayan Ermenilerle yaptığı bilimsel çalışmayı kitap haline getirdi. Diyarbakır'da düzenlenen kitap fuarına katılan Ertaş, Cihan Haber Ajansı'na konuştu…19. yüzyılda Diyarbakır'da Müslümanların dışında Ortodoks Ermeni, Katolik Ermeni, Süryani Kadim, Katolik Süryani, Keldani, Ortodoks Rum, Katolik Rum, Protestan, Yahudi, Yezidi ve Kıpti olmak üzere 11 dini grup, cemaat bulunmaktaydı." şeklinde konuştu. Çalışmasında Ermenilerin, daha önce hakimiyeti altında yaşadıkları hiçbir devlette, Osmanlı'da sahip oldukları itibara sahip olamadıklarının ortaya çıktığını dile getiren Ertaş, Ermenilerin de bunu karşılıksız bırakmadığını, devletin iktisadi, idari, sosyal ve kültürel hayatında çok önemli görevler üstlendiğinin belgelerle ortaya koyduğunu vurguladı. Ertaş, tarihi belgeleri incelerken Osmanlı-Rus savaşından sonra yaraların sarılması ve askerlerin ihtiyaçlarının karşılanması için Ermeniler tarafından Osmanlı ordusuna ciddi bağışlar yapıldığına dair bilgiler elde ettiğini belirterek, "Bir diğer önemli bilimsel tespit ise II. Abdülhamid döneminde yapılan Diyarbekir Hamidiye Sanayi Mektebi'nin inşaatının sponsorluğunun Ermenilerin üstlenmesidir." ifadelerini kullandı.

Berlin-Ankara Hattında ‘Soykırım’ Gerginliği

Değer Akal, Berlin'den aktarıyor.
Türk ve Alman dışişleri bakanlarının başkanlığında yapılması öngörülen Stratejik Diyalog Toplantısı için Berlin Ankara’dan iki buçuk aydır yanıt bekliyor. Alman İçişleri Bakanlığı Müsteşarı’nın Türkiye’ye ziyareti ise ertelendi. Türkiye’nin, AB ve Almanya ile işbirliğinden beklediklerine somut karşılık bulamaması nedeniyle duyduğu hayal kırıklığı, Almanya’nın ise Türkiye’deki iç siyasi gelişmeler, düşünce ve ifade özgürlüğü ihlalleri ile Alman gazetecilere yönelik uygulamalardan duyduğu rahatsızlık, ilişkilerde ilerleme sağlanmasını engelliyor. 2 Haziran’da Federal Meclis’te oylanacak olan 1915 Ermeni tehcirinde yaşananları soykırım olarak tanıyan karar tasarısı, iki ülke arasında ipleri daha da gerecek gibi görünüyor.

Lusavoriç Çocuk Korosu Konseri

11 Haziran Cumartesi, 19:00
İstanbul'da Surp Vortvots Vorodman Kilisesi
Համերգ՝ Լուսաւորիչ Մանկանց Երգչախումբի Խմբաւար՝ Արէտ ՊՕԶԹԱՇ Lusavoriç Çocuk Korosu Konseri Şef: Aret BOZTAŞ Giriş Ücretsizdir. Ս. Որդւոց Որոտման Եկեղեցի Մեսրոպ Մութաֆեան Մշակոյթի Կեդրոն 11 ՅՈՒՆԻՍ.
            



Ermeni diasporası Türkiye'nin de ortağı olduğu dev projeye engel olmaya çalıştı

Azerbaycan Demiryolları Kurumu Başkanı Cavid Gurbanov yaptığı açıklamada, Ermeni diyasporasının Türkiye'yi Gürcistan ve Azerbaycan üzerinden Orta Asya'ya bağlayacak Bakü-Tiflis-Kars (BTK) Demiryolu Projesi'ne engel olmaya çalıştığını bildirdi… Projenin Gürcistan kısmında 183 km'lik demiryolunun neredeyse tamamlanmak üzere olduğunu ifade eden yetkili, Gürcistan kısmının 2016 yılında tamamlanacağını bildirdi.Cumhurbaşkanı Edoğan Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun açılışı için tarih verdi. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu, inşasına 2007 yılında Gürcistan, Türkiye ve Azerbaycan arasında yapılan uluslararası anlaşma ile başlandı. (Maksat çamur atmak, nasıl engel olacakmış diaspora bu açılışı belli projeye. HYETERT)

Medvedev ve Sarkisyan Yerevan’da görüştü

20 Mayıs’ta Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) hükümetler arası kuruluna katılmak üzere Ermenistan’a gelen Rusya Başbakanı Dmitriy Medvedev’i kabul etti. Medvedev’in Nisyan ayı başında yaptığı ziyaretin Azerbaycan tarafından 1994-1995 yıllarında imzalanan ateşkes anlaşmaları ihlal ettiği bir dönemde gerçekleştirildiğini hatırlatan Sarkisyan, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu eşbaşkan ülkeleri Dışişleri Bakanları ile bir araya geldiği Viyana’da bu durumu atlatma yönlerini ele aldıklarını bildirdi.

'Türkiye'nin Rusya'daki boşluğunu İran, Ermenistan ve Abhazya dolduruyor'

Konstantin Chalabov
Rusya Federal Anti-Tekel Servisi Başkanı İgor Artemyev, Türk ürünlerine getirilen yasağın ardından Ermenistan, İran ve Abhazya'nın Rus pazarındaki boşluğu çok iyi şekilde doldurduğunu söyledi. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Artemyev, Rusya Tarım Ürünleri Denetim Ajansı'nın (Rosselhoznadzor) Türk sebze ve meyvesine yönelik yeni kısıtlamalar getirmesinin fiyat artışına yol açmayacağını belirtti.